T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2021 NUMARASI : ... Esas- ... Karar ASIL DAVADA İSTİNAF EDEN DAVACI: ... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVALILAR : 1-...... VEKİLİ : Av... :…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2021 NUMARASI : ... Esas- ... Karar ASIL DAVADA İSTİNAF EDEN DAVACI: ... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVALILAR : 1-...... VEKİLİ : Av... : 2-...... BİRLEŞEN Konya ....ATM'NİN ... E-... K. DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... İSTİNAF EDEN DAVALI: ..... VEKİLLERİ : Av... Av... ASIL DAVA : Tapu İptali ve Tescil/İstirdat BİRLEŞEN DAVA: El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 24/02/2026 YAZIM TARİHİ : 24/02/2026 Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: ASIL DAVA: Davacı vekili, davalılardan ...... A.Ş 'nin Konya İli, Meram İlçesi, ... mahalle, ... ada, 1 parsel üzerine "...... Konutları" isimli projenin yapımına başlayarak taşınmazları da satışa çıkardığını, söz konusu taşınmazda kain dava konusu olmayan ...Blok 1. Kat ... ve ... numaralı taşınmazları satın almak istediğini davalı şirket yetkililerinden ......'e ilettiğini, şirket yetkilisinin de daire satışları, pazarlıkları, ödemeler ve de tapu işlemleri hususunda dayıları diğer davalı ......'ın yetkili olduğunu, kendilerinin işleri nedeni ile sürekli şehir dışında bulunduklarını, işlemleri ...... ile yapabileceğini belirttiklerini, bunun üzerine müvekkilin, ...... ile görüşerek 14 numaralı bağımsız bölümü 21/11/2014 tarihinde, 15 numaralı bağımsız bölümü ise 26/11/2014 tarihinde tapuda üzerine kayıt ve tescil ettirerek, taşınmazları kullanmaya başladığını, taşınmazların adına tescilinden sonra müvekkilinin aynı katta bulunan dava konusu 3 daireyi de satın almak istediğini davalı şirketin yetkilisi ......'e ve ......'a ileterek, 3 daire için toplamda 230.000,00 TL üzerinden anlaştıklarını, bu bedelin 180.000,00 TL'sinin 30/01/2015 tarihinde ...... Bankasından davalı ......'a havale edildiğini, bu ödemeyi müteakip müvekkilinin taşınmazları kullanmaya başladığını, dairelerin müvekkili tarafından kullanılması nedeni ile müvekkilinin tapu devrini beklemeden 05/02/2015 tarihinde kalan 50.000,00 TL'ni de yine ...... Bankasından davalı ......'a havale ettiğini, bu satışlar akabinde müvekikli tarafından toplamda 5 daire alındığından davalı şirket yetkilisi ......'ün müvekkilinin iş yerine geldiğini ve kendisine teşekkür ederek iyi dileklerde bulunduklarını, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren taşınmazların müvekkili tarafından kullanılması, bu durumun şirket yetkilileri tarafından bilinmesi nedeni ile müvekkilinde hiçbir şekilde şüphe uyandırmadığını, zaman zaman davalı ...... ile görüşülerek tapu devirlerinin ne zaman yapılacağının sorulduğunu ancak, davalının çeşitli bahaneler ileri sürerek tapu işlemlerini ertelediğini, müvekkilin daha önce almış olduğu 2 adet bağımsız bölüm ile sonrasında bedelini ödeyip tapusunu alamadığı davaya konu 3 adet bağımsız bölüm birlikte kullanmaya başladığını ve bu bağımsız bölümlerde "......" adli uluslararası emlak şirketinin Konya Bayiliğini açtığını, ayrıca müvekkilinin taşınmazların bulunduğu bloğun yöneticiliğini de yaptığını, su ve telefon aboneliklerini de adına kaydettirdiğini, sonra müvekkilinin daha sonra davaya konu gayrimenkulleri ...... Şti'ne, ardından ...... Şti'ne kiraya verdiğini, müvekkilinin ...... ile iletişim problemleri yaşamaya başlayınca davalı şirket yetkilileri ile görüşerek davaya konu taşınmazların tapularının adına kayıt ve tescilini istediğini ancak, şirket yetkilisi ......'ün, ......'ın artık kendileri ile çalışmadığını ve onun yapmış olduğu işlemlerin şirketi bağlamayacağını söyleyerek telefonu kapattığını oysa ki, davalı ......'ın şirket yetkilileri tarafından yetkilendirildiği, şirket adına iş ve işlemler yaptığının ...... Konutları projesinden daire satın alan herkes tarafından bilindiği gibi, müvekkilinin önceki almış olduğu taşınmazların tüm satım iş ve işlemlerinin ...... tarafından gerçekleştirildiğini, ödemelerin de yine bu davalıya yapıldığını, bu nedenle ......'ın yapmış olduğu iş ve işlemlerin şirketi bağlayacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalılar tarafından müvekkiline satışı yapılan ancak tapu devri gerçekleştirilmeyen Konya İli, Meram İlçesi, ... mahalle. ... ada, 1 parselde kain ...Blok, 1. Kat, 9 nolu, 12 nolu ve 16 numaralı bağımsız bölümdeki davalılardan ...... A.ş adına kayıtlı tapuların iptali ile müvekkili adına tapuda kayıt ve tesciline, tapu iptal ve tescil talepleri kabul edilmediği takdirde, müvekkili tarafından ödenen daire bedellerinin dava tarihi itibari ile belirlenecek rayiç bedellerinin tespiti ile ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...... A.Ş. vekili, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak, müvekkilinin davacı ile ne vekâleten ne de temsilen girişmiş olduğu hiçbir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, davacının dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak müvekkili ile hiçbir sözleşme ilişkisi olmamasına rağmen, iddia ettiğine göre gerçek sözleşeni ...... olmasına rağmen, ......'a karşı açtığı davayı aynı zamanda müvekkiline karşı da ikame ettiğini, oysa müvekkilinin davacı ile dava konusu taşınmazların satımı hususunda hiçbir anlaşmasının bulunmadığını, müvekkilinin ...... adlı şahsa dava konusu taşınmazların satımı konusunda verdiği vekaletnamenin bulunmadığını, müvekkilinin daha önce, ......'a Antalya ... Noterliği'nin 13.11.2014 tarih ve ...... yevmiye numaralı vekaletnamenin dava konusu olmayan taşınmazlara ilişkin verildiğini, söz konusu vekaletnamenin dava konusu taşınmazlarla ilgisi olmadığını, davacının dava konusu taşınmazlarda işgalci konumunda olduğunu, hiçbir meşru hakka dayanmaksızın, müvekkiline ait anılan taşınmazları bizzat kullandığını ve/veya kiraya verdiğini ikrar ettiğini, hiçbir meşru hakka dayanmaksızın taşınmazları kullandığını, davacı tarafça sunulan, mülkiyeti devir borcu doğuracak bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının eldeki dava ile müvekkiline ait taşınmazın mülkiyetinin kendi adına tescili talep etme yetkisinin evleviyetle bulunmadığını, bilindiği üzere, taşınmaz mülkiyeti devir borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliğinin resmi şekilde yapılmasına bağlı olduğunu, davacının, müvekkilimden taşınmaz bedelini de talep edemeyeceğini, davacının iddiasına göre ...... adlı şahsa, davaya konu taşınmazların bedeli olmak üzere 230.000 TL bedel ödediğini belirttiğini ancak, ...... adlı şahsın, anılan taşınmazların davacıya satışı hususunda, müvekkili tarafından yetkilendirilmediğini, şayet ......'a bir bedel ödendi ise ve bu bedelin iadesi gerekiyorsa iade sorumlusunun ......'ın kendisi olduğunu, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ödendiği iddia edilen paranın iadesi talebinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin maliki olduğu Konya İli, Meram İlçesi, ... mahalle, ... Ada ... Parsel numarası üzerinde bulunan ...blok, 9 ,12 , 16 numaralı bağımsız bölüm numaralı taşınmazlarının davalı şirket tarafından müvekkilinin bilgisizi olmaksızın haksız şekilde işgal edildiğini, söz konusu taşınmazlarla ilgili olarak, müvekkili aleyhine tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel iadesi şeklinde bir davanın davalı tarafından ikame edildiğini, anılan davanın haksız olduğunu, el atmanın önlenmesi davasının mülkiyet hakkına dayalı bir dava olup, TMK'nın .m.683/f.2 hükmünde de anlaşıldığı üzere, malikin malına haksız yere el atan şahsa karşı, haksız el atmanın önlenmesini talep edilebileceğini, davalı tarafça mülkiyet iddiası ile bir dava açılmış ise de, bu davanın haksız olduğunu, davalının müvekkiline ait taşınmazları işgal ettiğini açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasında ikrar ettiğini ancak, kullanımının bir hakka dayandığını ileri sürdüğünü, davalı taraf haksız bir şekilde müvekkilinin taşınmazlarına el attığını, davalını haksız el attığı taşınmazlara, el atmasının önlenmesi ile aynı zamanda taşınmazları haksız yere kullandığı süreye ilişkin olarak ecrimisil talep ettiklerini ileri sürerek, Konya İli, Meram İlçesi, ... mahalle, ... Ada ... Parsel numarası üzerinde bulunan ...blok 9, 12,16 numaralı bağımsız bölümlere davalı tarafından haksız el atmanm önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ecrimisil bedeli olarak şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile ecrimisil talebini 82.083,00 TL'ne yükselterek davalıdan tahsilini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacının dilekçesinde Konya İli, Meram ilçesi, ... mahalle, ... ada, 1 parselde kain ...blok 9,12,16 numaralı bağımsız bölümler açısından haksız el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinde bulunduğunu ancak, hangi tarihten itibaren ecri misil talep ettiğini dilekçesinde belirtmediğini ayrıca, dava dilekçesinin ilk sayfasında harca esas değer olarak 40.000,00 TL belirlediğini ancak, netice-i talep kısmında ise 10.000,00 TL ecrimisil talebinde bulunduğunu, bu taleplerinin ne kadarının hangi daire için olduğunu açıklamadığını, davacı talepleri zamanaşımına uğradığından davanın reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazların bedelinin davacı şirket yetkililerinin dayısı olan ve şirketi temsilen hareket eden ......'a ödendiğini, ancak müvekkili şirkete tapu devri yapılmadığını, ......'ın davacı şirket ad ve hesabına hareket eden bir kimse olup, müvekkili tarafından satın alınan ve adına tescili sağlanan dava dışı ... ve ... numaralı taşınmazların satın alınmasından tapu devrine kadar tüm işlemlerin bu şahıs tarafından yapıldığını, davacının her ne kadar taşınmazları müvekkilinin kullandığından haberdar olmadığını iddia etmiş ise de bu hususun mesnetsiz olduğunu zira, taşınmazların bulunduğu "...... konutları" isimli projenin davacı şirket tarafından yapıldığını ve bu projede de davacı şirketi temsilen ......'ın yetkilendirildiğini, davacı şirket yetkililerinin müvekkilinin satın alarak iş yeri olarak kullandığı taşınmaza gelerek iyi dileklerini iletmesinin, davacı ......'ın yapmış olduğu işlemi onadığının, müvekkilinin kullanımının davacı şirket yetkilileri tarafından bilindiğinin bir göstergesi olduğunu ayrıca, dava konusu taşınmazlara ilişkin elektrik, su telefon aboneliklerin müvekkili adına olup, bu hususun bile müvekkilinin taşınmazları " haklı bir sebeple " iktisap ettiğinin göstergesi olduğunu, müvekkilinin taşınmazları mülkiyet hakkına dayalı olarak tasarruf ettiğinden, haksız bir iktisaptan söz edilemeyeceğinden el atmanın önlenmesi taleplerinin reddi gerektiğini, ecrimisil, kötüniyetli haksız zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak kullanması nedeni ile hak sahibine ödemek zorunda olduğu bir tür tazminat olduğunu, bu talep için haksız ve kötü niyetin olmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin söz konusu taşınmazları kullanımında haksız olmadığı gibi kötüniyetli de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada davacı taraf, davalılar tarafından satışı yapılan ancak tapu devri gerçekleştirilmeyen Konya İli, Meram İlçesi, ... mahalle. ... ada, 1 parselde kain ...Blok 1. Kat 9 nolu, 12 nolu ve 16 numaralı bağımsız bölümdeki taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile kendilerine tescilin, aksi durumda ise söz konusu taşınmazlar nedeniyle davalıya ödenen daire bedellerinin rayiç bedellerinin tespiti ile ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep ettiği, davalı ......'ın davaya herhangi bir cevap vermediği, davalı şirket ise ; dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak davacı taraf ile vekaleten veya temsilen girişilmiş hiçbir hukuki ilişkilerinin bulunmadığı, aralarında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, taşınmazlarda işgalci konumunda olduğunu, taşınmazları bizzat kullandığını ve/veya kiraya verdiğini ikrar ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada ise; adına kayıtlı olan ve maliki bulunduğu Konya İli, Meram İlçesi ... mahalle, ... Ada ... Parsel numarası üzerinde bulunan ...Blok 9-12-16 numaralı bağımsız bölüm numaralı taşınmazlarına davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı şekilde işgal edilmek suretiyle kullanıldığı belirterek; söz konusu taşınmazlara el atmanın önlenmesine, tespit edilecek ecri misil bedelinin davalıdan tahsilini talep ettiği, davalı taraf ise ; davanın reddini talep ettiğinin görüldüğü, dava konusu uyuşmazlık hususları bakımından İnşaat Mühendisi ve Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişi heyeti nezaretinde söz konusu taşınmazlarda keşfin icra edildiği, keşif sırasında tanıkların dinlendiği, akabinde de bilirkişi heyetince raporlar düzenlendiği, davacı ... A.Ş. 'nin davalı ...... A.Ş 'ne ait Konya ili Meram İlçesi, ... mahalle, ... ada, 1 parsel üzerine inşa edilen dava konusu olmayan ...Blok 1. Kat ... ve ... numaralı taşınmazları davalı ...... 'a verilen vekaletname uyarınca satın aldığı, yine davaya konu Konya İli, Meram İlçesi ... mahalle, ... Ada ... Parsel numarası üzerinde bulunan ...blok 9 -12 - 16 numaralı bağımsız bölüm numaralı taşınmazları davalı ...... ile görüşmek suretiyle satın alarak toplamda 230.000,00 TL 'yi yine ......'a ödendiği, akabinde de söz konusu taşınmazlar davacı şirket ... A.Ş. tarafından kullanılmaya başlandığı, tapuların devri sırasında davalı ...... A.Ş 'nin dava konusu taşınmazların satışından haberlerinin bulunmadığı, bununla ilgili herhangi bir anlaşma, sözleşmelerinin bulunmadığı, taşınmazların haksız şekilde işgal edildiğini, ...... ile yapılan anlaşmanın kendilerini bağlayamayacağının belirtildiği, dava konusu taşınmazların satımına ilişkin olarak ...... A.Ş tarafından davalı ......'a verilen bir vekaletnamenin bulunmadığı, dosya kapsamına alınan vekaletnamenin ise dava konusu olmayan taşınmazların satışına ilişkin olduğu, davacı ... A.Ş.'nin davalı ......'a ödediği bedelin ve bunun iadesi talebinde davalı ...... A.Ş. tarafından verilen yetki, sözleşme veya vekaletnamenin bulunmaması nedeniyle sorumlu olamayacağı, taşınmazların mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı, davalı ...... A.Ş.'nin temsilcileri/yetkilileri arasında davalı ......'ın bulunmadığının sicil kayıtlarından anlaşıldığı, ...... A.Ş.'ne ait dava konusu taşınmazlarda ... A.Ş. tarafından kullanıldığı/kiraya verildiği, bu suretle davacının taşınmazlarda haksız işgalci konumunda olduğu, haksız işgal nedeniyle uğranılan zararın bilirkişiler marifetiyle hesap edildiği, ayrıca dava konusu taşınmazların satımıyla ilgili olarak ... A.Ş. tarafından davalı ......'a 230.000 TL ödendiği, davacı ... A.Ş. yemin deliline dayandığından yemin teklif edip etmeyeceğine ilişkin süre verildiği, verilen süreye rağmen yemin deliline ilişkin ara karardan vazgeçilmesi, yemin deliline dayanılmayacağı beyanında bulunduğu anlaşılmakla; Mahkememiz'in ... Esas sayılı dosyasında; Davacının tapu iptali ve tescil davasının davalı ...... A.Ş yönünden reddine, davacının alacak davasının davalı ...... A.Ş yönünden reddine, davacının alacak davasının davalı ...... yönünden kabulü ile 230.000,00 TL'sının 05/07/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......’ dan alınarak davacıya verilmesine, B)Mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleşen, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... ESAS ... karar sayılı dava dosyasında ; Birleşen dosya davacısının davasının kabulü ile 82.083,00 TL'sının birleşen dosya dava tarihi 28/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... A.Ş 'den alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, davalının dava konusu Konya ili, Meram ilçesi, ... Ada, 1 Parselde bulunan ...Blok, 1. Kat, 9 nolu, 12 nolu ve 16 nolu dairelere el atmasının önlenmesine..." gerekçesiyle, Mahkemenin ... Esas sayılı dosyasında, davacının tapu iptali ve tescil davasının davalı ...... A.Ş yönünden reddine, davacının alacak davasının davalı ...... A.Ş yönünden reddine, davacının alacak davasının davalı ...... yönünden kabulü ile 230.000,00 TL'nın 05/07/2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......’ dan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya davacısının davasının kabulü ile, 82.083,00 TL'sının birleşen dosya dava tarihi 28/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... A.Ş 'den alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, davalının dava konusu Konya ili, Meram ilçesi, ... ada, 1 parselde bulunan ...Blok, 1. Kat, 9 nolu, 12 nolu ve 16 nolu dairelere el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin ikame etmiş olduğu davada terditli olarak talepte bulunduğunu ancak, mahkemenin sanki hiç terdi talebi yokmuş gibi değerlendirme içerisine girerek eldeki davayı taraflar arasında yetki, sözleşme ve vekaletname bulunmadığından bahisle reddettiğini oysa, TBK'da önce yetkili temsilciden bahsedildiğini, buna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı takdirde 42. madde muvacehesinde bilgi ve belge başlangıçta var olmakla birlikte daha sonra usulüne uygun bir biçimde belgeye dayalı yetkinin kaldırılmasının usulüne uygun bir şekilde ilgililere bildirilmemesi halindeki hukuki duruma ilişkin değerlendirme yapıldığını, en nihayetinde de başlangıçta veya sonradan geri alınmış hiç bir bilgi ve belge olmaksızın tarafların vakıa nedeni ile üstlendikleri rol, izledikleri yol ve bunun sonucundaki tutum ve davranışlarındaki hukuki mükellefiyeti düzenleyen 46. ve 47. madde kanuna derc edildiğini, mahkemece sadece resmi yetki, sözleşme ve vekaletname incelemesinin yapılmasının tekmil dosya kapsamı, deliller ve TBK’nın genel hükümleri çerçevesindeki düzenlemelere de aykırı olduğunu, her ne kadar mahkemece ...... tarafından yetki, sözleşme veya vekaletname bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, ......'ın şirketi temsilen iş ve işlemler yaptığını ve yapmış olduğu işlemlerin şirket yetkilileri tarafından da onandığını, temsilcinin hukuki statüsünün dahi kararda tartışılmadığını, şirket yetkililerinin işleme onay vermesine ise, hiç değinilmediğini, bu hali ile kararın hatalı olup kaldırılması gerektiğini, ...ın diğer davalı şirket adına hareket ettiğini, projedeki tüm satışların ...... tarafından gerçekleştirildiğinin tanık beyanları ile de ispat edildiğini, dinlenen tanıkların tamamının, ...ın ...... adına iş ve işlemler yaptığını ve yapmış olduğu iş ve işlemlerden ......’ın haberdar olduğunu ve rıza gösterdiğini dile getirdiğini, mahkemece şirketin yapılan işlemlere onay verdiği hususunun dikkate alınmadığını, birleşen dava yönünden ise, müvekkilinin taşınmazlarda “ mülkiyet hakkına “ dayalı olarak tasarruf ettiğini, dava konusu taşınmazların bedelinin, davacı şirket yetkililerinin dayısı olan ve şirketi temsilen hareket eden ...... ödendiğini ancak, müvekkili şirkete tapu devri yapılmadığını, ......'ın davacı şirket ad ve hesabına hareket eden bir kimse olup, müvekkili tarafından satın alınan ve adına tescili sağlanan dava dışı ... ve ... numaralı taşınmazların satın alınmasından tapu devrine kadar tüm işlemlerin, ...... tarafından yapıldığını, davacı şirket temsilcisi, ...... ile müvekkilinin, dava konusu taşınmazların satımı için anlaştığını,, taşınmaz bedellerinin ödendiğini, davacı şirketin hem yapılan işlemi hem de müvekkillin taşınmazı kullanmasını onayladığını, şirket yetkilisinin “hayırlı olsun” ziyaretine gelmesi, işlemi onayladığının ve kullanımdan haberdar olduğunun bir göstergesi olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu taşınmazların kullanılmasına şirketin bir itirazının da olmadığını ayrıca, dava konusu taşınmazlara ilişkin elektrik, su telefon aboneliklerinin müvekkili adına olup, bu hususun bile müvekkilin taşınmazları “ haklı bir sebeple “ iktisap ettiğinin göstergesi olduğunu, müvekkilinin taşınmazları mülkiyet hakkına dayalı olarak tasarruf ettiğinden, haksız bir iktisaptan söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerekirken aksi yöndeki hükmün hatalı olduğunu, mahkemece ecrimisil talepleri yönünden kabul kararı verildiğini, oysa ecrimisilin kötüniyetli haksız zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak kullanması nedeni ile hak sahibine ödemek zorunda olduğu bir tür tazminat olduğunu, müvekkilinin kullanımı haksız olmadığı gibi, kötüniyetli de olmadığını, bedelini ödemiş olduğu taşınmazları kullanmasının müvekkilin en doğal hakkı olduğunu, haricen yapılan gayrimenkul satışlarında taşınmazı satın alanın ödediği bedel kendisine iade edilene kadar taşınmaz üzerinde hapis hakkı kullanabileceğinden yani geri vermekten kaçınacağından satış bedelini alıncaya kadar kötüniyetli sayılamayacağı için ecrimisille de sorumlu tutulamayacağını ayrıca, dava öncesi herhangi bir şekilde müvekkiline ihtarname keşide edilmediğini, bu açıdan da davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, tapu iptali ve tescil, aksi halde, dava konusu taşınmazlar için ödenen bedellerin istirdadı, birleşen dava ise, el atmanın önlenmesi ile ecrimisil istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve açıklanan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece verilen karar asıl davada davalı ...... tarafından da istinaf edilmiş ise de, mahkemece anılan davalının istinaf isteminin süresinde yapılmadığından bahisle ek kararla reddine karar verildiği ve ek kararın anılan davalıya tebliğ edildiği ve davalı tarafından ek kararın istinaf edilmediği anlaşılmıştır. Asıl davada davacı tarafça, davalı şirketten daha önce iki adet taşınmazın, davalı şirketin diğer davalıya vermiş olduğu vekaletname ile satın alındığı, aynı yerden 3 ayrı taşınmazın daha davalı ...... tarafından taraflarına satıldığı ancak, tapusunun devredilmediği, davalı şirket yetkilisinin dava konusu taşınmazların satın alınmasında davalı ......'ın yetkili olduğunu kendilerine söylemeleri ve taşınmazlarla davalı ......'ın ilgilenmesi nedeniyle sözleşmenin davalı şirketi temsilen ......'la yapıldığı ve paranın da ......'a gönderildiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu sitede yer alan tüm diğer taşınmazlarla davalı ......'ın ilgilendiği, dava konusu taşınmazların bedeli ödendikten sonra davacı tarafından uzun süre kullanıldığı ve davalının da bu kullanıma herhangi bir itirazının bulunmadığı iddia edilmiş, davalı tarafça, asıl davada davalı ......'a dava konusu taşınmazların devri konusunda herhangi bir vekaletname ya da yetki verilmediği, yapılan işleme bir icazetlerinin de bulunmadığı savunulmuştur. Birleşen davada ise, asıl dava ile dava konusu taşınmazların davalı tarafça işgal edildiğinin öğrenildiğini ileri sürülerek, işbu haksız işgal nedeniyle dava konusu taşınmazlara el atmanın önlenmesi ile ecrimisil bedelinin tahsili talep edilmiştir. Uyuşmazlık yönünden temsil ve tetkisiz temsilin düzenlendiği TBK'nın 40 vd. maddelerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK'nın 46. maddesinde yetkisiz temsil düzenlenmiş olup, anılan madde ''Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur..'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 47. maddesinde de ''Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 11 HD'nin 2015/7624 E-2016/7345 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Yetkisiz temsil durumunun varlığı halinde, işlemin geçerli olabilmesi temsil olunanın işleme icazet vermesine bağlıdır. Bu nedenle icazet kurucu yenilik doğuran bir işlem olarak kabul edilmelidir. İcazet temsil olunan tarafından tek taraflı ve varması gereken bir beyanla verilir ve temsilcinin veya üçüncü kişinin hakimiyet alanına girdiği andan itibaren sonuçlarını meydana getirir. İcazetin verilmesi kural olarak şekle tabi değildir. Açıkca verilebileceği gibi, zımni davranışlarla verilmesi mümkündür. İcazetin verilmesine ilişkin bir diğer sorun susmanın icazet olarak yorumlanmasının mümkün olup olmadığıdır. Susmanın kural olarak bir irade beyanı ve buna bağlı olarak da bir icazet olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Özellikle temsil olunanın yapılan hukuki işlem hakkında bilgisinin olmadığı hallerde durum böyledir. Ancak istisnai olarak temsil olunan kimseden dürüstlük kuralı uyarınca hukuki işleme itiraz etmesinin, diğer bir ifade ile söz konusu hukuki işlemi onaylamadığını bildirmesinin beklenebildiği hallerde susmanın icazet sayılabileceği kabul edilmelidir. Böylece, Borçlar Kanunu'nun 6. maddesindeki istisna burada da kıyasen uygulama alanı bulmalı ve özellikle bağışlama gibi temsil olunanın yararına yapılan sözleşmeler ile vekalet sözleşmesine ilişkin Borçlar Kanunu'nun 387. maddesinde olduğu gibi icabı reddetmemenin kabul sayılacağı durumlarda susmak yetkisiz olarak yapılmış olan hukuki işleme icazet vermek sayılmalıdır. Ancak susmanın icazet sayılabilmesi için gereken ön şart temsil olunanın yetkisiz olarak yapılmış olan işlemden haberdar olmasıdır. Zira aksi takdirde temsil olunandan söz konusu hukuki işleme itiraz etmesinin beklenilmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca, bir hukuki işlemin yetkisiz olarak yapılması durumunda, icazetin verilmiş olduğunu iddia eden kimse bu hususu kendisinin ispat etmesi gerekecektir. Öte yandan, Yargıtay HGK'nın 20/12/2017 tarih 2017/12-1149 Esas 2017/2029 Karar sayılı ilamında " .... Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449. maddesinin birinci fıkrasında ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekâle imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında ise ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu hâliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK m.450; TBK m.548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. m. 449/2; TBK. m. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK m. 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 539/II. (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir. Ticari mümessillik gibi ticari vekâlet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekâlet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. Borçlar Kanunu madde 453/ I ve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” hükmünü içermektedir. Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekâlet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez (BK. m. 453/2; TBK m. 551/2). Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK m. 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez..." hususunun belirtildiği anlaşılmıştır. Bu açıklamalar karşısında, mahkemece yukarıda ilke bazında belirtilen hususlar nazara alınarak, asıl davada davacı tarafça ileri sürülen iddiaların değerlendirilmesi, davalı ......'ın yetkili temsilci olup olmadığı, yetkisiz temsilci ise, yetkisiz temsilci olarak yaptığı iddia edilen işlemler nedeniyle davalı şirketin de sorumlu olup olmayacağı, yapılan işlemlere davalı şirket tarafından icazet verildiğinin kabul edilip edilemeyeceği, davalı ......'ın dava konusu işlemler yönünden davalı şirketin ticari mümessil ya da ticari vekili olarak hareket edip etmediği ve yine işlemlerden davalı şirketin sorumlu olup olmayacağının değerlendirilmesi ve yine bu kapsamda, davalı ......'ın dava dışı üçüncü kişilere taşınmaz satışına ilişkin olduğu iddia edilen sözleşmelerdeki tapu kayıtları da getirtilerek ve davalı ......'ın taşınmaz satışından aldığı bedelleri diğer davalı şirkete ödeyip ödemediği hususu da davalı şirket defter ve kayıtları ile davalı şirkete ait banka hesaplarından incelenmek sureti ile neticesine göre asıl ve birleşen dava yönünden hüküm tesisi cihetine gidilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan toplam 8.539,70 TL istinaf karar harcının talep halinde asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/02/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır ...