T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1823 KARAR NO:2025/1996 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ:09.05.2025 NUMARASI:2014/354 Esas -2025/354 Karar DAVA :Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1823 KARAR NO:2025/1996 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ:09.05.2025 NUMARASI:2014/354 Esas -2025/354 Karar DAVA :Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... Lojistik şirketi ile müvekkili arasındaki 01/02/2008 tarihli taşımacılık sözleşmesi gereğince şirkete ait malların hasarsız ve eksiksiz olarak taşıma ve alıcılarında teslim etme yükümlülüğünü üstlendiğini, buna göre ... Lojistik şirketinin alıcılarına teslim etmek üzere teslim aldığı taşıma konusu malların yüklü bulunduğu araçlarını denizyolu ile taşıtmak üzere ...işletmeleri AŞ mülkiyetinde bulunan ... gemiye yüklediğini, işbu taşımanın yapıldığı ... adlı gemide 06/02/2008 tarihinde çıkan yangın sonucu müvekkiline ait malların ziya uğradığını ve müvekkili tarafından alıcılara gönderilen taşıma konusu malların alıcılarına ulaştırılamadığını, ... ile müvekkili arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince söz konusu taşımada karayolu ile Uluslararası Eşya Taşımacılığı Konvansiyonu ile ilgili anlaşma hükümlerinini uygulanacağını, CMR hükümleri gereğince ... ve ...şirketine ait olup yangın sonucu zayi olan malların toplam bedelini yapılan masrafları ve her türlü maddi manevi zararlarından faizi ile ödenmesi...e Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesine göre taşıyıcının sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun CMR hükümlerine göre değerlendirilmesi durumunda taşıyanın sorumsuzluk hâllerinden yararlanması gerektiğini, taşıyanın sadece şahsi kusurundan sorumlu olduğunu, taşıyıcının meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı hallerde müvekkili sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... isimli... gemisinin Pendik/İstanbul- Trieste/İTALYA seferini gerçekleştirmek üzere 03/02/2008 tarihinde ... Limanından hareket ettiğini, 06/02/2008 tarihinde saat 05:30 civarında geminin varma yerine üç saatlik bir mesafe kala ana güvertede başlayan yangının 10-15 dakikalık süre içerisinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, çıkan yangından taşıyanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taşıyanın zarara sebebiyet vermeyen başlangıçtaki bir elverişsizlikten sorumlu tutulamayacağını, taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için zarar ile başlangıçtaki elverişsizlik arasında uygun illiyet bağı bulunmasının şart olduğunu, yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını, söz konusu yangının ... gemisinde bulunan yük ve yüklerden kaynaklandığını, müvekkiline ait geminin tamamının yanarak zayi olduğunu, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2. maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dâhil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, yanarak zayi olan ... gemisinin hurda olarak Trieste'de yapılan açık arttırmada 2.300.000 Euro bedelle satıldığını, seferden elde edilen navlun miktarının ise 343.310 Euro olduğunu, buna göre müvekkil şirketin ... gemisinde bulunan ve yanarak zayi olan tüm yük ve araçlar için ödemekle yükümlü tutulabileceği tazminat miktarının 2.643.310 Euro ile sınırlı olup bu miktarın tüm tazminat alacak alacaklarına alacakları oranında paylaştırılacağını, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19. maddede parça başında sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Lojistik vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, meydana gelen deniz kazası olayında müvekkilinin hasardan sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğun tamamen ...İşletmeleri AŞ'ye olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...,... isimli ,,, gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; " ... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir.İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra Mahkememizin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile ... gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun CMR Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalı donatanın sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece bekletici mesele yapılan 2008/151 E. sayılı dosya heniz kesinleşmeden mahkemece yeterli inceleme yapılamadan davanın reddine karar verildiğini, ... ile müvekkili arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince söz konusu taşımada CMR hükümlerinin uygulanacağını, CMR hükümleri gereğince ... ve ...şirketine ait olup yangın sonucu zayi olan malların toplam bedelinin yapılan masrafları ve her tülü maddi manevi zararlarından faizi ile ödenmesinden sorumlu olduğunu belirterek zayi olan malların bedelinin ödenmesi gerektiğini, taşıyanın, başlangıçtaki elverişsizlikten sorumlu olacağı hususunun TTK'nın 1019. maddesi tahtında düzenlendiğini, dava konusu gemide çıkan yangının geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden kaynaklandığını, gemide yangının çıkma sebebi kati olarak bilinmemekle birlikte şayet gemide yangına karşı kullanılacak olan tertibat gerektiği gibi çalışmış olsa idi yangın neticesinde zarar meydana gelmeyeceğini, Mahkemece dava dosyasında ayrıca rapor alınması gerekmekte iken, tek bir dosya üzerinden bilirkişi raporu düzenletilerek işbu emsal dosya kabul edilen davanın sonucunun bekletici mesele yapılmasının usule aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı ... İşletmeleri AŞ'ye ait ... isimli ... Gemisinde Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen davacıya ait emtiaların tamamının yanarak zayi olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, yurt dışına ... satış şeklinde sattığı malların tazmini talebinde bulunmuş olup, bu satış türünde yarar ve zarar henüz satıcı üzerinde olduğu için davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır.Dosya kapsamından, davacı şirkete ait malların, davalı kara taşımacısı ... Lojistik'e ait kara tıra yüklü şekilde ... Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı ... İşletmelerine ait ... gemisi ile yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hâle geldiği, davacıya ait emtianın bu şekilde hasara uğraması nedeniyle eldeki tazminat davasının, taşımacılara ve sorumluluk sigortacısına karşı açıldığı anlaşılmaktadır.Bekletici mesele yapılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile ... Ltd. Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımadaki gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... AŞ (Eski unvanı: ... İşletmeleri AŞ) aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve 2008/151 Esas, 2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide ...kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve 2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/11-624 Esas, 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle, davalı tarafın temyiz isteminin kabulüne ve davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür. Somut olayda taraflar arasında, olayların gelişimi, yargılama süreci hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalıların sorumluluğu bakımından incelemenin yeterli olup olmadığı, bekletici mesele sayılan dosya üzerinden alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermeye yeterli olup olmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilip giderilmediği ve sonuçta istinaf sebepleri kapsamında ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Mahkeme tarafından 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele sayılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 165. maddesinde bekletici sorun düzenlenmiştir. Bir davada hüküm verilebilmesi görülmekte olan başka bir davanın sonuçlanmasına bağlı ise mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemeye karar verir.HMK 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295.maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder. Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını isteyebilir." düzenlemesi, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekecektir. HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi yer almaktadır. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması da ihtimal dâhilinde olacaktır. Bu durum ise farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkını ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal sonucunu yaratacaktır.Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından 2013/6932 başvuru numarası ile 06.11.2015 tarihli kararında bu hususa ayrıntılı olarak yer verilmiştir.Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik arz edecektir. Mahkemece aynı kaza nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkelerine uygun düşmektedir. Karar sonucunun beklenilmesinde adil yargılanma ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirliliğini zedeleyecektir. Ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecektir. Emsal nitelikteki bekletici mesele sayılan dosyada verilen karar ile davalı deniz taşımacısının kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir. Anılan dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri ve karar gerekçeleri hüküm vermeye elverişli olup, eldeki dosyada kusur ve sorumluluk incelemesinin yeniden yapılmasını gerektiren bir olgu ileri sürülmediği gibi kesinleşen karara esas alınan bilirkişi raporlarında varılan sonucu etkileyecek yeni bir delil de ileri sürülmediğinden, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi erekmiştir.Davacı vekili, bekletici mesele sayılan dosyada verilen karar henüz kesinleşmeden eldeki incelemeye konu kararın verilmesinin usule aykırı olduğunu belirtmiş ise de bekletici mesele sayılan dosyanın safahatı yukarıda açıklanmış olup son kararın bozmaya uygun verildiği, Yargıtay tarafından da onandığı anlaşılmakla, ayrıca karar düzeltme aşamasının beklenmesinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla, bu istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Eldeki uyuşmazlığa konu taşıma, multimodal bir taşıma olup, eşya yüklü kara taşıma aracı, yük indirilmeksizin yani yükle birlikte ... gemisine bindirilmiş, geminin deniz yolculuğu sırasında çıkan yangında eşya ve kara taşıma aracı yanarak tamamen zayi olmuştur. Bu durumda CMR'nin 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığa konu taşıma, CMR hükümlerine tabi olup davalıların sorumluluğu, zararın meydana geldiği taşıma aşamasındaki sorumluluk kurallarına göre belirlenmelidir. Hasar, deniz taşıması aşamasında meydana geldiğinden, taşıyanların sorumluluğunun, yukarıda açıklandığı üzere, deniz ticareti hukuka göre belirlenecek olup, deniz taşıması sırasında yangının meydana gelmesinde davalı deniz taşımacısının ve donatanın herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir.Öte yandan yangının gemide meydana geldiği, meydana gelen zararın deniz taşımasında oluşması nedeniyle .......taşımacısının ve dolayısıyla onun sorumluluk sigortacısının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla, tüm davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinde yasaya ve usule aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi