Hukuk Genel Kurulu 2025/555 E. , 2026/252 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2070 E., 2024/300 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.02.2023 tarihli ve 2021/16455 Esas, 2023/1600 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalılar vekili tarafında…
Hukuk Genel Kurulu 2025/555 E. , 2026/252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2070 E., 2024/300 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.02.2023 tarihli ve 2021/16455 Esas, 2023/1600 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: A. Ön Sorun Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, davacı tarafından rücuen tahsili amacıyla icra takibine konu edilen toplam değerin 184.667,01 TL, 6100 sayılı Kanun'un 362/1-a ve ek madde 1 hükümlerine göre direnme kararının verildiği 31.02.2024 tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının ise 378.290,00 TL olduğu gözetildiğinde, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kalıp kalmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. B.Gerekçe 1. 5235 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında, “…Bölge adliye mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve başlayacakları tarih, Resmî Gazetede ilân edilir” düzenlemesine yer verilmiş ve 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek bölge adliye mahkemeleri 20.07.2016 tarihi itibariyle fiili olarak göreve başlamıştır. 2. 6100 sayılı Kanun'un 3 61... . maddelerinde temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 362/1-(a) maddesi uyarınca “Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamaz. 3. 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1 ile aynı Kanun’un 362/1-(a) maddesinde öngörülen parasal sınır her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmektedir. Anılan Ek Madde 1'in 2. fıkrasında ise 6100 sayılı Kanun'un 341, 3 62... . maddelerindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı hükme bağlanmıştır. 4. Belirtilmelidir ki; bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, bölge adliye mahkemesinin Özel Dairenin bozma kararına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağı noktasında duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda 7550 sayılı Kanun ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişikliğin uygulanma imkanı da bulunmamaktadır (HGK'nın 25.06.2025 tarihli ve 2025/9-356 Esas, 2025/386 Karar ; 25.06.2025 tarihli ve 2025/12-221 Esas, 2025/387 Karar sayılı kararları). 5. Bundan başka kesinlik sınırı kamu düzenine ilişkin olup sınırın belirlenmesinde dava konusu alacağın değeri dikkate alınır. Başka bir anlatımla alacak davalarında istinaf ve temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın aslı yani asıl talep nazara alınır; faiz, icra tazminatı, ihtarname, delil tespiti ve yargılama gideri gibi giderler hesaba katılmaz (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, Cilt II, s. 1342). 6. Bu aşamada direnme kararının dayanağını oluşturan itirazın iptali davası ve icra inkâr tazminatına değinilmesi gerekmektedir. 7. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbidir. 8. 2004 sayılı Kanun’un 67. maddesinin 1. fıkrasına göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptali davası açabilir. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilir. Kanunda öngörülen tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır. 9. İcra inkâr tazminatı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek ya da bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icrada borcunu inkâr etmesini önlemek amacıyla Kanun'a konulmuştur. İcra inkâr tazminatı için müstakil ayrı bir dava açılamaz. Ayrıca açılan itirazın iptali davasında talep edilen icra inkâr tazminatı için harç ödenmemiş olması da talebin geçersizliğini gerektirmez [Nihat Yavuz, Uygulamada ve Öğretide İtirazın İptali ve Tahsil ( Eda) Davası, Ankara 2007, s. 228 vd.]. 10. İcra inkâr tazminatı hüküm altına alınan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. İcra inkâr tazminatı Borçlar Hukuku anlamında bir tazminat olmayıp borçlunun ödeme emrine haksız yere itiraz etmesini önlemek için konulmuş bir müeyyidedir (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2017, s. 112). Bu nedenledir ki Kanun'da oran ile ilgili olarak üst sınır da öngörülmemiştir (Hukuk Genel Kurulunun 28.06.2022 tarihli ve 2020/10-635 Esas, 2022/1046 Karar sayılı kararı). İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız olması yanında aynı zamanda kötüniyetle yapılmış olması da gerekmektedir. 11. Somut olayda, takip ve davaya konu edilen değerin 184.667,01 TL, 6100 sayılı Kanun'un 362/1-a ve ek madde 1 hükümlerine göre direnme kararının verildiği 31.02.2024 tarihi itibariyle geçerli olan temyiz kesinlik sınırının ise 378.290,00 TL olduğu gözetildiğinde, uyuşmazlık konusu miktar temyiz edilebilirlik sınırının altında olduğundan anılan karara karşı temyiz yoluna gidilmesi miktar itibariyle mümkün değildir. 12. Hâl böyle olunca davacı vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin miktar itibari ile reddine karar verilmelidir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.