T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/48 Esas KARAR NO : 2025/1556 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/668 Esas- 2022/623 Karar TARİH: 25/10/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/48 Esas KARAR NO : 2025/1556 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/668 Esas- 2022/623 Karar TARİH: 25/10/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin, davalı bankanın müşterisi olduğu ve müvekkilinin banka hesaplarının;..., ...,..., IBAN numaralı hesaplar olduğunu, davalı bankanın belirtilen banka hesaplarını kullanıma kapattığını, davalı bankanın Nişantaşı Şubesinden 07.09.2021 tarihli bir yazının posta yoluyla tebliğ alındığını ve müvekkiline ait banka hesaplarının kapatıldığının öğrenildiğini, davalı bankanın, herhangi bir makul sebep göstermeksizin ve herhangi bir süre ihtaratında bulunmaksızın müvekkilinin banka hesaplarını birden kullanıma kapattığını, müvekkilinin, internet bankacılığı dahil olmak üzere hesaplarını kullanamamakta olduğunu, dava konusu banka hesaplarının kullanıma açılması için arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, ancak bir anlaşma sağlanamadığı için bu davayı açma ihtiyacının hasıl olduğunu, davalı bankanın, kâr etme amacıyla kurulmuş bir anonim ortaklık olduğunu, ticari hayatın doğal gereği olarak, bir anonim ortaklığın kar ettiği bir müşterisiyle ilişkisini sonlandırmasının beklenemez olduğunu, bankaların iki ana gelir kalemi bulunmakta olduğunu, bunların mevduat ve kredi hesapları olduğunu, somut olayda davacı müvekkilinin, davalı banka nezdinde ciddi miktarların bulunduğu mevduat ve kredi hesaplarına sahip olduğunu, davalı bankanın karlı bir müşterisi olan müvekkilinin internet bankacılığının kapatılmasının, ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı bankanın, kötü niyetli olarak müvekkilinin hesaplarını kullanıma kapatarak müvekkilini zarara uğrattığını, örnek olarak, davacı müvekkilinin müşterilerinin dava konusu hesapları bilmekte ve ödemeler yapmakta olduğunu ancak müvekkilinin hesaplarının kapalı olması sebebiyle, ödeme akışının bozulduğunu ve müvekkilinin zarara uğradığını, davalı bankanın işlemi sebebiyle, müvekkili şirketin ticari itibarının ciddi şekilde zarara uğradığını, davalı tarafın işleminin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesi çerçevesinde dürüstlük kuralına aykırılık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. maddesi çerçevesinde haksız fiil sorumluluğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesi 2. fıkrası uyarınca haklı bir sebep olmaksızın hizmetten kaçınma sorumluluğunu doğurmakta olduğunu, davacı bankanın, müvekkilinin ticari itibarına zarar vermesi sebebiyle 10.000,00 TL manevi tazminat ve dava konusu hesaplara ait internet bankacılığının açılmasını talep etmekte olduklarını beyanla davalı banka tarafından kapatılan dava konusu hesaplara ait internet bankacılığının yeniden kullanıma açılmasına, davalı taraftan 10.000 TL manevi tazminat alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davacı arasında akdedilen Ticari Bankacılık Hizmet Sözleşmesi'nin; 6., Özgür Bankacılık İle İlgili Hükümler Genel Hükümler başlığı altında düzenlenen 6.1.3 maddesinde; “Banka, Müşterinin, Banka nezdindeki hesabının kapanması, verilen hizmetlerin 1 yıl süre ile hiç kullanılmaması, Müşterinin bu Sözleşme’deki hükümlere ve taahhütlere aykırı davranması, Müşteri hakkında yasal takip başlatılması, Müşterinin Banka’ya olan muaccel borçlarını ödememesi veya haklı sebeplerin varlığı halinde Müşterinin/Özgür Bankacılık Kullanıcısı’nın şifresini iptal edebilir ve Müşterinin bu hizmetten yararlanmasına son verebilir.” hükmünün bulunduğunu, davacı ile ilgili 24.08.2021 tarihinde müvekkili banka Levent Şubesine yazı iletildiğini, söz konusu yazıda davacı hakkında özel evrakta sahtecilik, dolandırıcılık suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bir soruşturma yürütüldüğü ve suça konu olduğu belirtilen Swift mesajlarının Levent Polis Merkezi amirliğine gönderilmesinin talep edildiğini, 01.09.2021 tarihinde ise, bir işlem dışındaki diğer işlemlerin müvekkili banka kayıtlarında yer almadığını ifade eden yazının ilgili makama gönderildiğini, müvekkili bankaca, 5549 sayılı “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanun” ve bağlı mevzuatı kapsamında inceleme yapıldığını ve bahsedilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya konu suç duyurusunda da yer alan hususlar arasında belirtilen “…İran vatandaşı ..., ile yabancı firmalar ... .... Ltd. …”ye ait işlemlerin biri hariç gerçek olmaması, işlemlerin şahıs ve firmalarınca başkası nam ve hesabına yapılması ancak bu kişiler adına herhangi bir yetki belgesi ya da vekaletin bulunmaması hususları da dikkate alınarak Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in İşlemin reddi ve iş ilişkisinin sona erdirilmesi başlıklı 22. maddesi kapsamında hem davacı hem de ortağı olduğu firmalarla iş ilişkisinin sonlandırılması kararı alındığını, müvekkili bankanın, açıklanan haklı nedenlerinin varlığı sebebiyle, davacının sahibi olduğu firmalarıyla iş ilişkisinin sonlandırma kararı alındığını, müvekkili bankaca verilen karar doğrultusunda, davacı tarafa belirtilen şirketleri için, imzalamış bulunduğu sözleşmeler uyarınca, mevduat hesabının/hesaplarının kapatılacağı şeklinde yazılı bildirimde bulunulduğunu, ...’in ... hesaplarının ise, mevcutta müvekkili banka ile devam eden açık bir kredisinin bulunması nedeniyle kapatılmadığını, müvekkili bankaca, davacının hesaplarının kapatıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, halihazırda davacının şahıs hesaplarını kullanmaya devam etmekte olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih 2021/668 Esas- 2022/623 Karar sayılı kararında; "dava konusu uyuşmazlığın davalı banka tarafından davacının hesaplarının internet bankacılığına kapatılmasına yönelik işlemin bankacılık mevzuatına uygun olup olmadığı ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret olduğu anlaşılmaktadır....Davacı müşterinin imzalamış olduğu Bireysel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi’nde Bankalarının herhangi haklı bir sebep ile sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, verdiği internet hizmeti gibi diğer hizmetleri de sonlandırabileceği, dolayısıyla sözleşme fesih ve hizmet sonlandırması faaliyetlerinde bankalarının yetkili olduğu, müşterinin talebine bağlı olmadığının görüldüğü, davalı bankanın haklı herhangi bir nedenle bildirimde bulunmak sureti ile müşteri ile yapmış olduğu sözleşmeyi feshedebileceği, hesapları kapatabileceği, bankacılık ürün ve hizmetlerini sonlandırabileceği hususunun sözleşmede yer aldığı, davalı banka tarafından düzenlenen teftiş raporunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/10380 sayılı soruşturma dosyasında davacı şirket %100 ortağı olan ... hakkında dolandırıcılık iddiasının bulunduğu ve davalı banka tarafından düzenlenen teftiş raporunda suça konu olduğu belirtilen 4 adet SWIFT takip işlemi, 3 adet dekont ve 1 adet serbest döviz transfer bilgilerine ait ekran görüntülerinden, sadece 50.000,00 EUR tutarlı ... firmasından ...’e gönderim işleminin bankalarının kayıtlarında bulunduğu, diğer 3 hesap hareketlerinin bankalarının kayıtlarında bulunmadığından dolayı işlem görüntülerinin gerçek dışı ve sahte olduğunun anlaşıldığının rapor edildiği, davalı bankanın hem kendi kurumsal güvenirlilik kimliği korumak için hem de şüpheli işlem belgelerinin bulunması ile iddia konusu işlemlerden dolayı 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanun kapsamında Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğinin "İşlemin reddi ve iş ilişkisinin sona erdirilmesi" başlıklı 22. maddesi kapsamında davalı banka tarafından hakkında dolandırıcılık iddiası bulunulan ...’in ve %100 ortağı olduğu davacı şirket ile grup şirketlerinin hesaplarını kapatabileceği, kullanılan bankacılık ürünlerinin kullandırımının sonlandırılabileceği, bu kapsamda internet bankacılığının da sonlandırılabileceği, bu durumun sözleşmenin 9.2 maddesi kapsamında haklı neden teşkil ettiği Mahkememizce kabul edilmiş ve düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamındaki delillerle uyumlu ve hukuki denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmıştır.Davacının manevi tazminat talebi yönünde yapılan değerlendirmede ise, bilindiği gibi manevi tazminat yaşanan olaydan dolayı kişilerin kişilik haklarına ve olaydan duyduğu elem ve ızdırabın bir nebze olsun dindirmek için karşı taraftan bir miktar ödence karşılığı istenen paradan ibaret olduğu, ayrıca manevi tazminat için mağdurun kişilik haklarına yönelmiş bir saldırının olması şartlardan birisi olduğu, somut olayda davacı şirketin hesaplarının internet bankacılığına kapatılması nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelendiği ve bununla ilgili olarak elem ve ızdırap duyduğuna ilişkin dosya kapsamına göre delil elde edilemediğinden şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davada, müvekkili şirkete ait davalı banka nezdinde bulunan banka hesaplarının haksız ve kötüniyetli olarak kapatılması sebebiyle hesapların kullanıma açılması ve müvekkili şirkete 10.000 TL manevi tazminat ödenmesinin talep edildiğini, Mahkemece, hesap kapama işleminin hukuka uygun olduğu ve manevi tazminatın unsurlarının oluşmaması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, işbu sebeple, işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma ihtiyacı hasıl olduğunu;Davalı bankanın, herhangi bir makul sebep göstermeksizin ve herhangi bir süre ihtratında bulunmaksızın müvekkilinin banka hesaplarını kullanıma kapattığını, müvekkilinin, internet bankacılığı dahil olmak üzere hesaplarını kullanamadığını, davacı müvekkilinin, davalı banka nezdinde ciddi miktarların bulunduğu mevduat ve kredi hesaplarına sahip olan banka yönünden karlı bir müşteri olduğunu, amacı kâr elde etmek olan bir bankanın kendisi için karlı olan bir müşterisiyle ilişkisini sonlandırmasının, ticari hayatın teamüllerine aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin müşterilerinin, dava konusu hesapları bildiğini ve ödemeler yaptığını, ancak müvekkilinin hesaplarının kapalı olması sebebiyle, ödeme akışının bozulduğunu ve müvekkilinin zarara uğradığını, en önemlisinin, davalı bankanın işlemi sebebiyle, müvekkili şirketin ticari itibarı ciddi şekilde zarara uğradığını;Mahkemenin gerekçeli kararında, dava aşamasında alınan bilirkişi raporuna atıfta bulunarak hesap kapama işleminin hukuka uygun olduğunu belirttiğini, ancak, söz konusu bilirkişi raporuna itibar edilmemesi ve yeni bir rapor veya ek rapor alınması gerektiğini, dava dosyasında mevcut bilirkişi raporunda, müvekkili şirket yetkilisi hakkında yapılan bir suç duyurusunun, davalı banka yönünden haklı sebep kabul edildiğini, ancak söz konusu soruşturma dosyası halen soruşturma aşamasında olup bir karar verilmediğini, burada, soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini;Dosyada mevcut bilirkişi raporunda, haklı sebebin varlığı için kabul edilen diğer hususun ise davalı banka bünyesinde alınmış müfettiş raporu olduğunu, ancak söz konusu müfettiş raporu, bankanın bir iç raporu olup banka tarafından hazırlandığını ve davanın açılış tarihinden sonra hazırlandığını, bu sebeplerle, söz konusu müfettiş raporuna ve açık olan bir soruşturma dosyasına dayanarak hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilmemesi gerekirken bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/668 E. 2022/623 K. ve 2510.2022 tarihli kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının, davalı banka nezdindeki hesapları üzerinden internet bankacılığının kullanılmasına yönelik blokenin kaldırılması ve konulan bloke nedeniyle uğranıldığı iddia olunan manevi zararın tazmini taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı banka tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmek ve süre verilmeksizin banka hesaplarının kullanıma kapatıldığını, yapılan başvuruya rağmen hesapların internet bankacılığı kullanımına açılmadığını, bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığını beyan ederek banka hesaplarının internet bankacılığı kullanımına açılmasını ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı banka, davacının banka hesaplarında şüpheli işlemlerin tespit edilmesi nedeniyle 5549 sayılı Kanun ve taraflar arasında imzalanan bankacılık hizmetleri sözleşmesi uyarınca, internet bankacılığının kullanımının engellendiğini, yapılan işlemde bankacılık mevzuatına aykırılık olmadığını, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı banka tarafından davacının banka hesaplarının herhangi bir gerekçe gösterilmek ve süre verilmeksizin kullanıma kapatıldığı, yapılan işlemin ticari teamüllere aykırı olduğu, davacının zarara uğradığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğu, raporun yalnızca davacı şirket yetkilisi hakkında yapılan bir suç duyurusu ve banka teftiş raporuna göre düzenlendiği, soruşturma dosyasının derdest olması ve teftiş raporunun da bankanın iç raporu olması sebebiyle haklı sebep yönünden değerlendirmeye alınamayacağına ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, sunulan deliller ve banka kayıtları üzerinde bankacı bilirkişiye inceleme yaptırılmak suretiyle rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava ve itiraz dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar tacir olup aralarında imzalanan Ticari Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 9. maddesi ile davalı bankaya, haklı herhangi bir nedenle bildirimde bulunmak suretiyle davacıya ait hesapları kapatabilme yetkisinin verildiği, davacı şirketin yetkilisi ve %100 ortağı hakkında yapılan suç duyurusu neticesinde evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından soruşturma açılması ve davalı banka teftiş raporu ile de tespit edildiği üzere, savcılık tarafından davalı bankadan sorulan swift işlemlerinin davalı banka kayıtlarında bulunmamasının, davalı banka yönünden haklı sebep teşkil ettiği, sözleşmede, hesapların internet bankacılığı kullanımına kapatılması konusunda davacıya önceden bir süre verileceğine dair bir düzenleme olmadığı, davalı banka tarafından yapılan işlemde sözleşmeye ve Bankacılık mevzuatına aykırılık bulunmadığı ve manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.