11. Hukuk Dairesi 2008/5616 E. , 2010/1880 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2007 tarih ve 2002/1789-2007/866 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatla…
**11. Hukuk Dairesi 2008/5616 E. , 2010/1880 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2007 tarih ve 2002/1789-2007/866 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 10.08.2002 tarihli sözleşme ile Türk Nippon Sigorta A.Ş.’nin %96’na tekabül eden hisselerini davalıdan devraldığını, hisselerin döneme ilişkin olarak düzenlenmiş bulunan sözleşmenin 19. maddesinde devir bilançosunda yer alması 3gerekirken yer almayan hususların tespiti halinde devrolunan devreden davalıya bu miktarı rücu etme hakkı bulunduğunu, anılan madde kapsamında yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda ayrılması gerekip de ayrılmayan karşılıklar, ödenmemiş faizler, muhtelif gelir iptalleri, kur farkı giderleri gibi şirket kâr-zararını dolayısıyla özvarlığını ve netice olarak da şirketin satın alma tarihi itibarıyla değerini doğrudan etkileyen tutarların (1.649.738.344.153) TL olduğunu ileri sürerek, müvekkili zararı olan (1.649.738.344.153)TL’nın hisse devir bedeli ödeme tarihi 05.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, TMSF’na ait T.Nippon Sigorta A.Ş. hisselerinin 10.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile Sümerbank A.Ş. tarafından davacıya satıldığını ve hisse devirlerinin 04.10.2001 tarihinde gerçekleştirildiğini, davacı taraf taleplerinin hisselerin devrine ilişkin sözleşmenin 19. maddesine uygun olmadığını, davacı tarafından teklifin şirketin tüm kayıt ve belgeleri üzerinde yapmış oldukları incelemeler sonucunda oluştuğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların esasen şirketin değerine olumlu veya olumsuz yönde etkilemesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkeme iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında hisse devrine ilişkin 10.08.2001 tarihli sözleşmenin imzalandığı, bundan sonra 04.10.2001 tarihinde bedelin ödendiği, bu arada davacı tarafından özel bir firmaya da denetim yaptırıldığı halde ödeme yaparken dava konusu yaptığı hususlarda herhangi bir beyanda bulunmadığı, sözleşmenin 18. maddesine göre davalıyı ibra ettiği, yaptırılan inceleme tarihi ve sonrasında yapılan ödeme tarihinden dava tarihine kadar da 1 yıldan fazla süre geçtiği, bu süreçte sessiz kalmanın hayatın olağan olmasına uygun bulunmadığı, davacı taleplerin sözleşmenin 19. maddesinde yer alan rücu hakkı kapsamında kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında imzalanmış bulunan 10.08.2002 tarihli hisse devir sözleşmesinin 2.maddesinde sözleşmenin konusunun Sümerbank A.Ş’nin sahibi bulunduğu %96,2’lik paya tekabül eden 10.000 TL nominal değerli 394.592.669,9 adet Türk Nippon Sigorta A.Ş hissesinin toplam 6.325.000.000.000 TL bedelle davacıya devri olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 19.maddesinde “Devir Bilançosunda yer alan borçlar ve yükümlülükler ile iştirakin sigortacılık faaliyetinden dolayı doğabilecek tazmin etme yükümlülükleri haricinde Devir bilançosunda genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve yasal olarak devralması gerekip de yer almayan bir borcun ortaya çıkması halinde devralanın devredene bu borcu rücu etme hakkı saklıdır” denilmiştir. Satıcı alıcıya karşı satılan şeyde zikir ve vaat ettiği vasıfların mevcut olmamasından sorumlu olduğu gibi, onun kıymetini veya maksut olan kullanmaya elverişliliğini ortadan kaldıracak veya önemli derecede azaltacak maddi veya hukuki ayıplarından da sorumludur (B.K’nun 194.mad.). Ancak yine Borçlar Kanununun 197.maddesi uyarınca satıcı alıcının alım zamanında malumu olan ayıptan mesul olmadığı gibi,satılanı kafi derecede muayene etmekle fark etmiş olacağı ayıptan da ancak bu ayıbın mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olacak ise de, taraflar bu hususları imzaladıkları sözleşme ile özel düzenlemeye tabi tutmuşlardır.Somut olayda hisselerin devralınma sürecinde Sümerbank A.Ş tarafından satışa çıkartılan Türk Nippon Sigorta A.Ş’nin tüm yönleriyle değerlendirilmesi açısından davacı tarafından iki adet “Gizlilik Taahhütnamesi” imzalandığı ve bu arada davacı tarafından özel bir denetim firmasına inceleme yaptırdığı, ancak bu denetim raporunun tarihinin hisse devir sözleşmesinden sonraki bir tarihi içerdiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 29.maddesinde devreden veya devralanın sözleşme çerçevesinde sahip oldukları haklarından, yetkilerinden veya imtiyazlarından yazılı olarak feragat edebilecekleri, tarafların sözleşme çerçevesindeki her hangi bir hakkı yetkiyi veya imtiyazı kullanma konusundaki kusurları veya gecikmelerinin bu haklardan feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, hatta sözleşme çerçevesindeki her hangi bir hakkın kısmi kullanımının bunların daha sonraki kullanımlarını engellemeyeceği veya bunlardan feragat edildiği şeklinde yorumlanmayacağı kararlaştırılmış olup, sözleşmenin bu hükmünün akit serbestisi içerisinde geçerli olması karşısında, mahkemece anılan sözleşme hükmü hiç değerlendirilmeksizin davacının ödeme yaptığı tarihte şirketin durumunu bildiği halde ödeme yapmış ve iddia ettiği hususlara ilişkin olarak hiçbir beyanda bulunmamış olmasının davalıyı sözleşmenin 18.maddesi uyarınca ibra anlamına geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.