11. Hukuk Dairesi 2023/2658 E. , 2024/5252 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/821 Esas, 2023/289 Karar HÜKÜM : Dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/298 E., 2020/55 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2658 E. , 2024/5252 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/821 Esas, 2023/289 Karar HÜKÜM : Dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/298 E., 2020/55 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;davacı şirketin 2013 yılında Çin firması Saund Enviromental Resources Ltd. Şti. ile ilerde ortaklık yapmak için kurulduğunu, şirketin kuruluş amacının, herhangi bir faaliyet sonucu oluşan kullanım dışı kalmış evsel, endüstriyel, tarımsal tıbbi ve ambalaj atıkları vs. tehlikeli ve tehlikesiz her türlü artık malzemenin ayrıştırılarak ekonomiye kazandırılması, teknolojik yöntemlerle elektrik enerjisi elde edilmesi olduğunu, müvekkili şirketin hisselerinin tamamının davalıya devri konusunda taraflar arasında 15.05.2015 tarihli "Hisse Devri Sözleşmesi"nin imzalandığını, 7 ay sonra davalının davacıya göndermiş olduğu Ankara 20. Noterliği 02.12.2015 tarih ve 19048 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin 4 ve 5 inci maddeleri uyarınca yapılmış olan incelemeler ve fizibilite çalışmaları sonucunda atık bertaraf konusunda yatırım yapılmasının uygun bulunmadığı gerekçesini ileri sürerek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkili şirketin iş bu haksız ve dayanaksız fesih bildirimi üzerine, davalı şirkete Kadıköy 30. Noterliği kanalıyla 08 Aralık 2016 tarihli cevap yazarak davalı firmanın yapmak zorunda olduğu fizibilite raporunun bir nüshasını gönderip nasıl bir olumsuzluk tespit ettiklerini belgelemelerini istediğini, fizibilite raporunun müvekkiline gönderilmediği gibi görüşme talebininde kabul edilmediğini, davalıya son kez gönderilen Ankara 30. Noterliğinin 14.06.2016 tarihli feshin haksız olduğunun bildirir ihtarnameye cevap verilmediğini, sözleşmenin 5/2 nci maddesinde düzenlenen fesih hakkının kullanılabilmesi için davalı tarafından öncesinde fizibilite raporu alınması gerektiğini, davalı tarafından sözleşmenin haksız feshi sebebiyle davacı şirket yetkililerinin atık bertarafı ve bu yolla enerji üretimi işine girmeden evvel 2 yıl gibi uzun bir süre emek sarf ederek ciddi bir hazırlık ve çalışma yaptığını, bu bağlamda Kadirli ilçesinde yer alan uygun arazinin yatırım amacıyla davacı şirkete tahsisi için çalışmalara başlandığını, arazinin Çinli firma yetkililerine gösterilerek onay alındığını, davacı şirketin bu amaçla yapmış olduğu başvuruların ve uygulanacak proje örneğinin Kadirli Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünde yer alan dosyada bulunduğunu, müvekkili şirkete tahsis edilecek olan 870.723,16 m2 lik bir alan olduğunu, Çin firması ile yapılan görüşmelerin, davacı şirket yetkililerine ait olan Arol İnşaat üzerinden gerçekleştirildiğini ve her iki tarafın da ortaklık konusunda iradelerini ortaya koyduktan sonra davacı şirket yetkililerince ...nin kurulduğunu, Arol İnşaat' ın Çin devlet firması olan Genertec Holding'in resmi koordinatörü olduğunu, mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere Çin firmasının söz konusu ortaklık ile birlikte Türkiye'de kendilerine yatırım alanı sağlanması neticesinde %51 ortaklık payı için asgari 10 milyon euro vermeyi kabul ettiğini, daha önce çevresinde 1900 civarında endüstriyel tesis bulunan ve 400 dönüm arazisi olan Çorlu'daki ekolojik enerjinin %51 hissesi karşılığı Çin firmasından 25 milyon euro talep ettiğini, müvekkili şirketin Kadirli bölgesinde adına tahsis edilmiş olan arazide atık bertarafı konusunda yatırım ve çalışma yapmak üzere, Kadirli Kaymakamlığı'nda yer alan proje kapsamında faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, bu aşamada devreye giren davalı şirketin davacıya Çin firması ile ortaklık kurup yabancı bir firmayı Türkiye pazarına sokmasının doğru olmayacağını bildirerek davacı şirket ile kendilerinin ortak iş yapma gayesinde olduklarını ilettiğini, davalı tarafın şirket hisselerini tümüyle satın alma talebinde bulunmadan ve sözleşme akdedilmeden evvel bölge ve tesisin kurulacağı araziyi gördüğünü, vali ve bölge bürokratları ile görüştüğünü, bu aşamadan sonra da davalının davacı şirketin hisselerinin tümünü satın almak konusunda ısrar ettiğini, sözleşmeye konulan cezai şarta ilişkin maddeyi dahi müvekkilinin kabul ettiğini, davalının sözleşmeyi kötü niyetli olarak feshettiğini, müvekkili şirketin bu süreçte Çin firması ile yapmak üzere olduğu anlaşmadan da vazgeçtiğini ve hisse devri sözleşmesi akabinde devrin gerçekleştirilmesi için aylarca davalı şirketten bir adım atmasını beklediğini, davalı şirketin, projesi ve arazisi hazır bulunan ve Türkiye için oldukça karlı bir alanda faaliyet gösterecek olan müvekkili şirketi atık bertarafı konusunda yatırım yapılmasının uygun bulunmadığı gerekçesiyle devralmaktan vazgeçtiğini, fesih şartları oluşmadığından gerçekleştirilen feshin de haksız olduğunu, müvekkili şirketin yabancı firma ile yapılacak anlaşmayı da davalı firma sebebiyle bozmuş olduğundan sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana faaliyete geçmediği gibi haksız fesih tarihinden bu yana başkaca bir yatırımcı ortak da bulamadığını, ayrıca sözleşme feshedilmeseydi davalı tarafından hisse devri neticesinde ödenecek bedelin kendisine ödenmediğinden bu yönden de zarara uğradığını, sözleşmenin imzalanmasından itibaren müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek davalı firmanın haksız ve mesnetsiz olarak tek taraflı feshettiği için fazlaya dair haklar saklı kalmak ve ileride artırılmak üzere şimdilik 200.000.00 TL' nin haksız fesih tarihi olan 02.12.2015 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazmini ile davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 15.05.2015 tarihinde imzalanan şirket hisse devir sözleşmesinin 4 üncü maddesinde, taraflar ortak mutabakat ile alıcı sıfatına haiz davalı şirket tarafından yapılacak teknik, hukuki, ticari, idari, mali ve finansal incelemeler neticesinde davacı şirketin hisselerinin satın alınabilir olup olmadığına müvekkili şirketçe karar verilmesinin hüküm altına alındığını, sözleşmenin 4/1 inci maddesi uyarınca, şayet alıcı sıfatını haiz müvekkili şirket hisselerine münhasıran kendi alacağı karar ile devralmaya karar verirse bunu satıcılara yazılı olarak bildirileceğini ve bu yazılı bildirim akabinde ise hisselere ilişkin devir işlemlerine başlanacağını, sözleşmenin 5/2 nci maddesinde ise müvekkili şirketin yapacağı teknik, hukuki, ticari, idari mali ve finansal incelemeler sonucunda müvekkili şirketin davacı şirket hisselerini satın almama yönünde karar vermesi halini düzenlediğini, sözleşmenin 5/2 nci maddesi gereğince inceleme ve fizibilite çalışmalarının müvekkili şirket tarafından yapılmasını, bu inceleme ve fizibilite çalışmaları neticesinde müvekkili şirketin yatırım yapmayı yani şirket hisselerini devralmayı uygun görmemesi durumunda sözleşmeyi feshedebileceğini kabul ettiğini, müvekkili şirket tarafından o günkü şartlar doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirket tarafından yatırım yapılması uygun bulunmadığını, bu sebeple tarafların ortak mutabakatı ile sözleşme de bahsedilen haklar uyarınca müvekkili şirket tarafından bahse konu sözleşme 02.12.2015 tarihinde Ankara 20. Noterliği'nden keşide edilen 19048 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile feshedildiğini, tacir olan davacı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesi gereğince ticaretine dair bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu, davacı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olmasının ileri sürülmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, fesih halinde herhangi bir zarar ziyan vb talepte bulunamayacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca şirketin satın alınabilir olup olmadığına karar verme yetkisinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelere cevap verilerek bu durumun bildirildiğini, davacının Çinli firma ile yapmış olduğu görüşmelerin de müvekkili şirket yüzünden sonlandırmış olduğu iddiasının da kabul edilmediğini, müvekkili şirketin Çin firması ile ortaklık kurup yabancı bir firmayı Türkiye pazarına sokulmasının doğru olmayacağını bildirdiğini ve davacının bu sebeple Çin firması ile anlaşma yapmaktan vazgeçtiğine dair iddiasının aksine müvekkili şirketin Çinli firma ile ortaklık kurulmaması yada Çinli firmanın Türkiye pazarına sokulmamasına ilişkin herhangi bir beyanda veya çabada bulunmadığını, Çinli firma ile davacının akdetmeyi planladığı sözleşmenin akdedilip akdedilmemesine ilişkin karar davacıya ait olduğu gibi davacının iddia ettiği şekilde işin karlı olduğu bir durumda da halen Çin veya herhangi bir ülkeden bir firmayla bu işi yapmasının önünde de bir engel bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporuna ve toplanan tüm delillere göre, 2013 yılında kurulan davacı şirketin taraflar arasındaki görüşme ve yazışmalar neticesinde 15.05.2015 tarihinde davacı şirketin hisselerinin tamamının devri için davacı ve davacının hissedarı olan ... ile bir hisse devir sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 4 ve 5 inci maddesinde davalı şirket tarafından yapılacak teknik, hukuki, ticari, idari, mali ve finansal incelemeler neticesinde davacı şirketin hisselerinin satın alınabilir olup olmadığına davalı şirketçe karar verileceği ve devralmaya karar vermesi halinde bunun satıcılara yazılı olarak bildirileceği, yazılı bildirim akabinde ise hisselere ilişkin devir işlemlerine başlanacağı, davalı şirketin yapacağı teknik, hukuki, ticari, idari mali ve finansal incelemeler sonucunda davacı şirketin hisselerinin tamamının alıcı tarafından satın alınabilir olmadığına karar verilmesi halinde alıcı sıfatına haiz davalı şirketin bu durumu satıcılara bildireceği ve böylesine bir durumun vukuu bulması halinde sözleşmenin hükümsüz hale geleceği ve satıcının ve davacı şirketin alıcı konumundaki davalı şirketten her ne ad altında olursa hiçbir talepte (masraf, zarar, ziyan kayıp vs) bulunmayacağının hüküm altına alındığı, sözleşmenin 5/2 nci maddesindeki açık düzenleme gereği ayrıca alıcının fizibilite raporunu davacı yana da ibraz etmesi gerektiği yönünde hiçbir sözleşmesel yükümlülük olmadığı, aksine taraflar arasında hisse devir sözleşmesindeki düzenleme gereği alıcının masraf, zarar, ziyan, kayıp vs hiçbir ödeme yapmaksızın alıcının (davalının) yapacağı teknik, hukuki, ticari, idari mali ve finansal incelemeler sonucunda davacı şirketin hisselerinin tamamının alıcı tarafından satın alınabilir olmadığına karar verilmesi halinde sözleşmenin hükümsüz hale geleceği yönündeki sözleşme hükmü gereğince davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin, müvekkili şirketi satın almak için önce 350.000,00 TL, 23 gün sonra yılbaşı gecesi teklifini 650.000,00 TL olarak yenilediğini, 2 ay sonra teklifini 1.900.000,00 TL ye çıkarmışken bu teklifleri sektörün fizibil olduğunu bilmeden yapmış olamayacağını, davalı tarafın maillerindeki bütün bu ifadelerin ve sözleşme hükmünün, fizibilitenin yaptırılmasını, olumlu veya olumsuz çıkması hallerine göre de şirketin devralınması hususunda karar verilmesi gerektiğini, davalının müvekkili firmaya gönderdiği 02.12.2015 tarihli ihtarnamede "hisse devir sözleşmesinin 4 ve 5 inci maddeleri uyarınca yapılmış olan incelemeler ve fizibilite çalışmaları sonucunda atık bertaraf konusunda yatırım yapmasının uygun bulunmadığını bildirdiğini, ihtarnamedeki bu ifadeden davalı tarafın yetkili bir firmaya fizibilite çalışmaları yaptırdığını ve ortaya çıkan fizibilite raporunun da olumsuz olduğunun anlaşılacağını, fakat mahkemeye sundukları dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında fizibilite yaptırmadıklarını, zaten fizibilite yaptırmaya da mecbur olmadıklarını, bilirkişi raporundaki "fizibilite yaptırılmamıştır" ifadesinden sonra mahkemeye verdikleri dilekçelerinde ise "mahkeme isterse fizibilite yaptırabileceklerini" yazdıklarını ancak son duruşmada ise fizibilite yaptırmış olduklarını ve bu raporu davacıya göndermek zorunda olmadıklarınını ifade ettiklerini, fizibilite raporu konusunda davalının çelişkili beyanlarının bulunduğunu, davalının sözleşmenin 4/4 üncü maddesinde yazılı olan "devir için 4/2 nci maddesinde yazılanlarla sınırlı olmamak üzere taraflar devir için zorunlu ve gerekli olan sair tüm işlemleri de iyi niyetle derhal ve en kısa zamanda yerine getireceklerdir" hükmüne riayet etmeyip 7 ay kadar beklediğini ve mahkemenin de bu keyfiliği görmezden geldiğini, sözleşmeni 5/2 nci maddesinin sözleşmenin 4/1 ve 4/4 üncü maddelerini ortadan kaldırmayacağını, sözleşmenin 4/1 inci maddesinde şirketin alıcı tarafından incelenmesinin vurgulandığını, kuruluş sermayesi ile hayata geçirilen tek kişilik personeli olmayan, alacağı borcu bulunmayan banka kredisi kullanmayan bir tane dahi fatura kesmemiş olan ve tüm belgeleri mizanıyla birlikte alıcıya verilmiş olan bir şirketin incelenmesinin mali müşavirlere göre birkaç saat veya bir iki gün olduğunu, buna rağmen davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde 200 gün sonra bekleyip karar vermesinin ve mahkemenin bu durumu dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu, "sözleşmenin 4/1 inci maddesindeki "şirketi inceledikten sonra satın alınabilir olduğuna karar verirse bunu satıcıya bildiriecektir" cümlesinden satın alınamaz olduğuna karar verirse bunu satıcıya bildirmeyecektir anlamının çıkarılamayacağını, ayrıca davalının bölgede yaptığı incelemenin neler olduğunu ve bölgenin neden yatırıma uygun bulunmadığını da davalının açıklamak zorunda olduğunu, davacı tarafın böyle bir beyanı olmadığı halde mahkemenin kendisini taraf yerine koyarak gerekçeli kararın 3 üncü sayfasının 4 üncü satırında "haksız fesih tarihinden bu yana başka bir yatırımcı ortak da bulamadığı" şeklinde ibareye yer verdiğini, müvekkili şirketin böyle bir beyanı bulunmadığı gibi müvekkilinin de ortak arayışı içinde bulunmadığını, davalıya keyfi olarak sözleşmeyi feshi hakkının tanınmadığını, sözleşmeye göre fesih hakkının kullanılabilmesi için iki şartın varlığının arandığını, birincisinin devir alınacak şirketin inceleme sonucu kusurlu bulunması, ikincisinin ise yaptırılacak olan fizibilite çalışmaları sonucunda fizibilite raporunun olumsuz çıkması hali olduğunu, olayda iki koşulun da gerçekleşmediğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davalı şirket tarafından fizibilite raporunun sunulmamış olduğu, projenin fizıbil olup olmadığı hususunun değerlendirilemediğinin belirtildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete keşide edilen Ankara 20. Noterliği'nin 02.12.2015 tarihli ihtarname ile 15.05.2015 tarihinde akdedilen Hisse Devir Sözleşmesinin 4 ve 5 inci maddeleri uyarınca yapılmış olan incelemeler ve fizibilite çalışmaları sonucunda atık bertaraf konusunda yatırım yapılmasının uygun bulunmadığı, söz konusu sözleşmenin hükümsüz kaldığının bildirildiği, davacı tarafından ise davalıya keşide edilen Bakırköy 30. Noterliğinin 08.08.2015 tarihli ihtarnamesi ile fesih sebebi olarak ihtarnamede gerekçe olarak gösterilen sözleşmenin 5 inci maddesinde fizibilite raporunun olumsuz olmasının arandığını bildirdiği, sözleşmenin 5/2 nci maddesinde fizibilite çalışmaları sonucunda düzenlenen raporun olumsuz çıkması halinde bu durumun davacıya bildirileceğine dair hüküm gözetildiğinde davalının atık bertarafı konusunda yatırım yapılması hususunda fizibilite raporu alması gerektiği gibi bunun doğal sonucu olarak da alınan bu raporun sonucu davacı tarafa bildirileceği, davalı şirketin fesih ihtarnamesinde hisse devir sözleşmesinin feshi sebebi olarak bildirdiği fizibilite çalışmalarının sonucunun gerçekten de olumlu mu olumsuz çıktığının değerlendirilebilmesi, dolayısıyla hisse devir sözleşmesinin bu sebeple feshinin haklı mı haksız mı olduğunun tespiti için, bu yönde alınmış bir raporun eldeki dava kapsamında mahkemeye sunulması gerektiği,yargılama sırasında davalı vekili tarafından 29.01.2020 tarihli karar celsesindeki iki ayrı fizibilite raporunun hazırlandığını, ancak sözleşmede müvekkiline fizibilite raporlarının davacı şirkete gönderilmesi şeklinde bir yükümlülük yüklenmediğini bildirdiği, davalı şirkete yazılan müzekkere ile söz konusu fizibilite raporunun sunulması istenildiği, davalı tarafından 2015 yılı Ekim ayına ait Aşağıbozkuyu Ara Depolama Tesisi Fizibilite Raporuna ait Atık Yönetimi ve Çevre Daşınmanı Osman Boy tarafından düzenlenen 13.11.2015 tarihli "Atık Sektörü Endüstriyel Atık Piyasası Doğu Akdeniz (Adana-Antep-Hatay-Maraş-Mersin-Osmaniye- Niğde-Kayseri-Kilis) Değerlendirme raporunu ibraz ettiği, anılan rapor kapsamında atık bertarafı konusunda yatırım yapılmasının olumsuz bulunduğu, buna göre davalının hisse devir sözleşmesinin feshinin sözleşmenin 5/2 nci maddesi gereği haklı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesi yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ve davalı tarafından delil olarak dayanılmayan ve istinaf aşamasında sunulan fizibilite raporuna, istinaf aşamasında delil olarak sunulmasına muvafakat etmediklerini beyan etmelerine rağmen anılan raporun kabul edilerek karar verilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf incelemesi sonucu davalı yararına nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle yalnızca vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında davacı şirketin hisselerinin tamamının devrini öngören 15.05.2015 tarihli hisse devir sözleşmesinin davalı tarafından feshinin haksız olup olmadığı, sözleşmenin feshinin belirli bir süreye bağlanıp bağlanmadığı, davalı tarafından sözleşmenin feshedilebilmesi için fizibilite raporu alınarak davacıya gönderilmesinin gerekip gerekmediği, davacının zarara uğrayıp uğramadığı, varsa zararın miktarı konularında toplanmaktadır. Dava, taraflar arasında davacı anonim şirketin tüm hisselerinin davalı şirket tarafından devralınmasına ilişkin hisse devir sözleşmesinin davalı şirketçe haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 4 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava, taraflar arasında davacı anonim şirketin tüm hisselerinin davalı şirket tarafından devralınmasına ilişkin hisse devir sözleşmesinin davalı şirketçe haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan maddi zararın tazmini istemli olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ün 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında: "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesine yer verilmiş olup davanın tümüyle reddine karar verilmiş olduğu, karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasına göre davalı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin ve katılma yoluyla temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.