Hukuk Genel Kurulu 2014/1242 E. , 2015/878 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/02/2013 NUMARASI : 2013/2-2013/242 Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, takibin iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı (alacaklı) vekilinin temyizi üzerine önce onanmış ise de, davalı vekilinin karar düzelt…
**Hukuk Genel Kurulu 2014/1242 E. , 2015/878 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/02/2013 NUMARASI : 2013/2-2013/242 Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, takibin iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı (alacaklı) vekilinin temyizi üzerine önce onanmış ise de, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile bu kez Özel Dairece esastan bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını davalı (alacaklı) vekili temyize getirmiştir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında uyuşmazlığın esasının incelenmesinden önce, mahkemenin bozulan ilk kararının “davanın kabulüne, takibin iptaline, tazminata gerek olmadığına”, direnme olarak adlandırılan kararının ise “davanın kabulüne” şeklinde olduğu dikkate alındığında, yerel mahkemece usulüne uygun direnme kararı oluşturulup oluşturulmadığı hususu ön sorun olarak incelenmiştir. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nun 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.