T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2308 Esas KARAR NO : 2025/1564 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/782 Esas- 2023/521 Karar TARİH: 26/09/2023 DAVA: Maden Ruhsatının Devri ve Tescili KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulm…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2308 Esas KARAR NO : 2025/1564 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/782 Esas- 2023/521 Karar TARİH: 26/09/2023 DAVA: Maden Ruhsatının Devri ve Tescili KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma ile davalının Kocaeli İli, Gebze İlçesi sınırlarında bulunan IR ... sicil numaralı, 2A grubu, davalı adına olan maden ruhsatının davacıya toplamda 17.000.000,00 TL bedel ile devredilmesi konusunda anlaşmış olduklarını ve taraflar arasında 07.07.2022 tarihli devir sözleşmesinin akdedildiğini, 07.07.2022 tarihli ruhsat devir sözleşmesinin 4. maddesinde; 199,53 hektarlık maden ruhsat sahasında yer alan ... ... Mad. San. Ve Tic. A.Ş.'nin bulunduğu koordinatlara ait alana dair hakların ... 'e ait olacağının kararlaştırıldığını, 07.07.2022 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde; devir işlemlerinin iş bu sözleşmenin imzası ile başlayacağı ve en kısa sürede bitirileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 6. maddesinde taraflardan birinin vazgeçmesi halinde karşı tarafa 7.500.000,00 TL ödemekle mükellef olduğunun düzenlenmediğini, iş bu bedel yönünden her türlü talep haklarının saklı olduğunu, sözleşmenin akdinden sonra, ruhsat devir işlemlerinin yapılması için davalı ile irtibat kurulmak istendiğinde, davalının devir işlemlerini yapmaktan vazgeçtiğini beyan ettiğini ve sözleşmeden doğan ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine davalıya Ankara 30. Noterliği'nin 18.07.2022 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve sözleşmesel yükümlülüğünü 2 gün içinde yerine getirmesinin ihtaren bildirildiğini, davalı iş bu ihtarnameye de kayıtsız kalmış olup temerrüde düştüğünü beyanla fazlaya ilişkin her türlü talep, ıslah, dava gibi yasal hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulüne, taraflar arasında akdedilen 07.07.2022 tarihli sözleşme gereğince Kocaeli İli, Gebze İlçesi sınırlarındaki IR ... sicil numaralı 2A grubu ruhsatın davacı firmaya devrine ve ... nezdinde davacı adına tesciline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının maliki devlet olan, 2A grubu IR ... sicil numaralı maden arazisinin işleyeni konumunda olduğunu, ayrıca bu arazide alt kiracının da bulunduğunu, davalının işletme ruhsatına sahip olduğu arazide alt kiracısının mevcut olduğunu, söz konusu taşınmazın Maden Dairesi'nden davalı tarafından kiralandığını, sözleşmenin temelinde olan şeyin Maden Dairesi'nin ruhsat devrine ve mevcut hakların başkasına temlikine muvafakat etmesi olduğunu, akdin iltihaki yani katılımcı bir akit olduğunu, devir sözleşmesinde peşinat olarak ruhsatın devredildiği gün 2.000.000,00 TL ödeme yapılmasına hükmedildiğini ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını, bu nedenle davacı tarafın maddi anlamda somut bir zarara uğramadığını, davalının sözleşmeden cayma sebebinin keyfi olmadığını, yerine getirilmesini engelleyen zorlayıcı sebebin bu sözleşmeden önce kurulmuş olan alt kira sözleşmesiyle kurulduğunu, alt kiracıların sözleşmenin yapılmasına herhangi bir muvafakatlerinin olmadığını, muvafakat olmaksızın yapılan sözleşmenin geçerli olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 26/09/2023 tarih 2022/782 Esas- 2023/521 Karar sayılı kararında;"Dava, taraflar arasında yapılan 07/07/2022 tarihli sözleşmenin geçerli olup olmadığı, geçerli ise maden ruhsatının davacıya devri ve tescil şartlarının bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir. ....3213 sayılı Maden Kanunu'nun 5. maddesinde; "(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/6 md.) Madenler üzerinde tesis olunan ilk müracaat (takaddüm), arama ruhsatı, buluculuk, görünür rezerv geliştirme ve işletme ruhsatı haklarının hiçbiri hisselere bölünemez. Her biri bir bütün hâlinde muameleye tabi tutulur. (Değişik fıkra: 4/2/2015-6592/3 md.) Maden ruhsatları, görünür rezerv geliştirme hakkı ve buluculuk hakkı devredilebilir. Devir yapılmadan önce arama ve işletme ruhsatlarının devredildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınır. Devir Bakanlık onayı ile gerçekleşir.(1) Durum maden siciline şerh edilir. Devir muamelesi maden siciline şerh edilmesi ile tamam olur." denilmektedir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 6. maddesinde; " Maden hakları, medeni hakları kullanmaya ehil T.C. vatandaşlarına, (…)(3) Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş tüzelkişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir.Maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir. Devlet memurları, diğer kamu görevlileri, Genel Müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatında çalışan yevmiyeli ve mukaveleli personel, arama, (...) ve işletme ruhsatı alamaz. Maden arama veya işletme hakkını haiz iken memur olanlar memuriyete geçişlerinden itibaren 6 ay zarfında bu haklarını devretmeye mecburdurlar. 3 üncü fıkradaki yasaklamaya tabi olup miras yoluyla kendisine maden ruhsatı intikal eden mirasçı, durumundaki mani hal ortadan kalkmadığı takdirde 5 inci maddenin 4 üncü fıkrası hükmü uygulanır. " denilmektedir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Daire'sinin 2021/1496 Esas 2021/1741 Karar sayılı ilamında; "...Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde; maden ruhsatı devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekil şartına tabi tutulduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin maden ruhsatı devrine ilişkin ön sözleşme niteliğinde sayılacak olması nedeniyle geçerli addedilebilmesi için resmi şekilde yapılmış olmasının gerektiği, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekil şartı yerine adi yazılı şekilde yapıldığı, bu nedenle başından itibaren geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme uyarınca tarafların ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayalı olarak talep edebilecekleri, somut olayda davacı Mustafa'nın tescil talebinin bulunduğu sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade talebinin bulunmadığı bununla birlikte davacı ... Limited Şirketinin sözleşmede taraf olmadığı görülmekle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD'nin 2015/13004 Esas ve 2017/4105 Karar, 19. HD'nin 2009/7841 Esas ve 2010/5060 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.)...(Bknz. Erzurum BAM 3. Hukuk Dairesi' nin 15.02.2019 tarih ve 2019/18 Esas 2019/195 Karar sayılı Kararı)..." denilerek maden ruhsatının devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi bir şekilde yapılması gerektiği, adi şekilde yapılması halinde geçersiz olduğu ifade edilmiştir.Yüksek Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/13004 Esas 2017/4105 Karar sayılı ilamında; "...Bu haliyle, taraflar arasında imzalanan ve adi şekilde yapılmış olan sözleşme yukarıda belirtilen Maden Kanunu'nun 38. maddesine ve 1970 günlü Y.İ.B.K'na uygun olmadığından geçersizdir. Cezai şartın istenebilmesi için geçerli bir sözleşmenin bulunması gerekir. Şu durumda, davacının geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olan cezai şart bedeli isteğinin reddi gerekir. Anılan yön gözetilmeksizin yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde cezai şart bedeline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir..." denilerek maden ruhsatının devri için yapılan sözleşmelerinin adi şekilde yapılması halinde geçersiz olduğu ifade edilmiştir.Yüksek Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 06/07/1970 tarih 1967/7 Esas 1970/6 Karar sayılı içtihatı birleştirme kararı gereğince noter huzurunda yapılan maden ruhsatlarının devri vaadlerinin geçersiz olduğuna dair içtihatı birleştirme kararı verilmiştir.Maden hakkı bir başkasına geçerken kural olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün memuru huzurunda resmi hukuki işlem ve maden siciline tescille olur. Ancak bunun istisnası ise miras, icra yolu ya da mahkeme kararıdır. Maden Kanunu'nun 5. maddesinde de maden haklarının devri özel bir şekle bağlanmış, yine Yönetmeliğin 25. maddesinde de genel müdürlük huzurunda yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu bakımdan resmi şekle tabi tutulduğu ortadadır. Maden hakkının devri iki safha ile yapılmaktadır. Önce Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nde yetkili memur huzurunda maden hakkının devri borcunu doğuran satım, bağışlama ve trampa gibi borçlandırıcı işlemin yapılması ile bunun yetkili memur huzurunda imzalanmasını oluşturan ilk safha, ikinci safha da yetkili memurun devir işlemini maden siciline tescil etmesiyle olmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta maden hakları devrine dair yapılan sözleşmenin 07/07/2022 tarihli sözleşme olduğu, adi yazılı şekilde yapıldığı, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere maden ruhsatının devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekil şartına tabi tutulduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Maden Kanunu'nda ön görülen şekilde yapılmadığı, Yüksek Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 06/07/1970 tarih 1967/7 Esas 1970/6 Karar sayılı içtihatı birleştirme kararı gereğince maden hakkının devrinin taahhütünün bile noterde yapılmasının geçerli olarak kabul edilmediği, bu nedenle taraflar arasında yapılan sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu anlaşıldığından geçersiz sözleşmeye dayanarak tarafların sözleşme edimlerini yerine getirmesini isteyemeyeceği sabit olduğundan davacının maden ruhsatının devri ve tesciline yönelik davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile ''Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/782 E. 2023/521 K. Sayılı dosyadan 26.09.2023 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiğini, işbu kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından yanılgılı değerlendirme yapıldığını ve ilgisiz düzenleme ve kararlara yer verildiğini;İş bu davaya konu maden ruhsatının devrinin, yürürlükteki hiç bir yasal düzenlemede resmi şekil şartına tabi tutulmadığını, hali hazırda yürürlükte bulunan 04.06.1985 tarihli 3213 sayılı Maden Kanunu ve 11.12.2022 tarihli 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nde maden ruhsatının devrinin resmi şekle tabi olduğuna dair hiç bir yasal düzenleme olmadığını, maden hakları devir sözleşmesinin, ne Maden Kanununda ne de Maden Yönetmeliğinde tanımlanmadığını, kanun koyucunun, maden ruhsatının devrini resmi şekle bağlayan bir düzenleme öngörmediğini, yasa ile düzenlenmeyen resmi şekil şartının, yorum ile genişletilerek var sayılamayacağını, Yerel mahkemenin kararında belirttiği Maden Kanunu'nun 5. maddesindeki düzenlemede, Maden Yönetmeliğinin 25. maddesinde, maden ruhsat devir sözleşmesinin resmi şekilde yapılacağına dair bir hükmün yer almadığını, bunun yanı sıra Yerel mahkemenin, büyük bir yanılgı ile bu 2 düzenlemede maden haklarının devrinin özel bir şekle bağlandığını ifade etiğini;Bu iki düzenlemede de Yerel mahkemenin bahsettiğinden maden haklarının devrinin özel şekle tabi olduğuna dair düzenleme olmadığını, Maden Kanunu 5. madde ile Yönetmeliğin 79. maddesinde Maden Ruhsatının Devir işlemlerinin tamamlanma sürecine yer verildiğini, bu yasal düzenlemelerde maden ruhsatının devrine ilişkin sözleşmeler hakkında bir geçerlilik şartı düzenlenmediğini, bilakis devrine karar verilen ruhsatın devir işlemlerinin ne şekilde tamamlanacağının düzenlendiğini, devre ilişkin sözleşmelerin sözleşme serbesti ilkesi gereğince düzenlenebildiğini, bu sözleşmenin infazının ise ... nezdinde taraflarca birlikte yapılacağını, zaten davanın konusunun da davalının sözleşme ile devredeceği kararlaştırılan maden ruhsatının devrine ilişkin tamamlayıcı işlemleri hiç bir yasal gerekçeye dayanmadan gerçekleştirmemiş olması olduğunu, ... ve Bakanlık onayı/şerhinin, maden ruhsat devri işlemlerinde bir kontrol mekanizması ve tamamlayıcı işlem olarak düzenlendiğini, tamamlayıcı unsurun resmi memur önünde tapılan "Devir ve Tescil" işlemi olduğunu, sözleşme serbestisi içinde yapılan dava konusu "Devir Sözleşmesi"nin tamamlayıcı unsur''a dair tarafların birbirlerine karşı taahhütlerini içeren bir mutabakat olduğunu, ihtilafın konusuna bu yönden bakılarak çözüme ulaştırılması gerekirken, Yerel Mahkemenin "Sözleşmenin geçersiz olduğuna dair gerekçesi"nin hukuka aykırı olduğunu, çünkü davanın konusunun, hukuka aykırı olmayan bir sözleşme kapsamında, davalı tarafın yükümlülüğü olan resmi devir işlemini ikmal etmek için taahhüdünü ihlal etmesi nedenine dayandığını;Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşme özgürlüğü' nü düzenleyen 26. madde düzenlemesi "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." ve TBK 12. Madde düzenlemesi "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir..." kapsamında aksi yasaklanmayan her sözleşmenin tarafların iradesi ile şekle tabi olmayarak düzenlenebildiğini, asıl kuralın sözleşme serbestisi olduğunu, aksinin ancak ve ancak açık yasal düzenleme ile kısıtlanabileceğini, Maden Kanunu'nun 5. maddesi ile maden ruhsatının devrinin resmi şekle bağlanmadığını, bilakis taraflarca yapılacak devir sözleşmesinin bakanlık onayı ve maden siciline şerh ile işlemin tamamlanacağının ifade edildiğini, ancak, taraflar arasında düzenlenen devir sözleşmesinin geçerliliğinin, resmi memur önünde yapılma zorunluluğuna bağlı olmadığını, işlemin tamamlayıcı unsurunun geçerlilik şartı gibi yorumlanamayacağını, genişletilemeyeceğini;Hatta ve hatta 11.12.2022 tarihli 32040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği' nin 79/1. maddesinde açıkça Bakanlık Onayının ve Maden Siciline Şerh İşleminin tamamlayıcı işlemler olduğunun düzenlendiğini, yani davalının, sözleşmesel edimini yerine getirmek için ihtarname ile yapılan çağrı doğrultusunda işlem yapmak ile mükellef olduğunu, davalının sözleşmesel borcunu yerine getirme borcundan, bakanlıkça onay verilip verilmeyeceği belirli bile değil iken, sözleşme geçersiz iddiası ile kurtulamaması gerektiğini, ki tüm bunların yanı sıra yıllardır maden işi ile iştigal eden basiretli tacir olan davalının neden müvekkili firma ile 07.07.2022 tarihli sözleşmeyi akdettiği sorusunun bu durumda davacıya sorulması gerektiğini; Yerel mahkeme kararının dayandırıldığı; Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 06.07.1970 Tarih 1967/7 E. 1970/6 K. Sayılı kararının, karar tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın hali hazırda mülga olması sebebi ile günümüzde uygulanabilirliliği olmadığını, çünkü işbu kararın ... sayılı ve yürürlükten kaldırılmış olan Maden Kanunu'nun 39. maddesinde açıkça düzenlenen "arama ruhsatının devri" düzenlemesine ve bu maddedeki resmi şekil şartına ilişkin olduğunu, ancak davaya konu ruhsat arama ruhsatı olmadığı gibi 6309 sayılı Maden Kanunu ve 39. maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, 6309 sayılı Mülga Kanun'un 39 maddesinde açıkça maden arama ruhsatının yani sadece maden arama ruhsatının devrinin resmi memur önünde imzalanması açıkça düzenlendiğinden, 1970 tarihli bu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da Mülga 39. maddedeki açık düzenlemeye atıf yapıldığından, maden ruhsatı arama devir vaadi sözleşmesi hakkında verilen bu kararın huzurdaki davada emsal ya da yol gösterici kabul edilmesinin mümkün olmadığını;Huzurdaki davaya konu devri istenen ruhsatın, "işletme ruhsatı" olduğunu ve yürürlükteki maden kanununda işletme ruhsatının devri sözleşmesinin, resmi şekil şartına bağlanmadığını, işbu dava ile ilgili bulunmayan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı mesnet gösterilerek haklı davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca Yerel Mahkeme kararında yer verilen Yargıtay ilamlarının da, huzurdaki dava ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını, BAM kararlarının ise Yargıtay denetiminden geçmediğini;Maden ruhsat devir sözleşmesinin yasaca resmi şekil şartına bağlanmadığını, sözleşme serbestisi ilkesi ile akdedilebilir bir sözleşme olmadığını, bu sözleşmeye ...'in izin vermesinin, sözleşmenin şartı olmadığını, devralan ve devredenin ... nezdinde "Devir işlemi için tarafların başvuruda bulunması" yeterli olup bu durumun geçerlilik şartı olmadığını, taraflar arasındaki 07.07.2022 tarihli sözleşmenin, geçerli ve tarafları bağlayan bir sözleşme olduğunu;Sözleşmenin ifasını, davalının edim borcunu engelleyici zorlayıcı sebep ve yahut kesin hükümsüzlük olmadığını, sözleşme gereğince davalının yükümlendiği devir sorumluluğunu yerine getirmek adına davalının önünde hiç bir zorlayıcı sebep olmadığını, nitekim davalının yasal davete rağmen bile ...'e başvurmadığını, hiçbir işlem başlatmadığını, davalı ...' e devir talebi ile sözleşme ile başvurduğu ve bu talebi reddedilmiş gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, kaldı ki uzun yıllardır geçimini maden ruhsatları üzerinden sağlayan davalının tüm prosedürü bilmeme ihtimalinin de olmadığını; Taraflar arasındaki 07.07.2022 tarihli sözleşme hukuki ve geçerli olup davalının edim yükümlülüğünden kurtulmak maksadı ile öne sürdüğü bahanelerin hukuki yaklaşımdan uzak olduğunu, ayrıca, devir konusu maden sahası Rödovans sözleşmesi ile müvekkili firma tarafından işletilmesine rağmen davalının, müvekkili firmanın faaliyetlerini engellemek ve bu maden ruhsatını 3. kişilere devretmek için çok sayıda işlem yaptığını, iyiniyetli olmadığını, davalının, kendi iradesi ile akdederek maden ruhsatını devir yükümlülüğünü üstlendiği sözleşme gereğini TMK md. 2 düzenlemesine ve sözleşme ile bağlılık ilkelerine aykırı şekilde ihlal ettiğini, ahde vefa ilkesi gereğince davalı sözleşme ile yükümlendiği devir borcunu yerine getirmeyerek müvekkili firmayı zarara uğrattığını, ahde vefa ilkesi gereğince sözleşmenin yapıldığı andaki gibi aynen uygulanması gerektiğini; Sözleşmenin akdinden sonra, ruhsat devir işlemlerinin yapılması için davalı ile irtibat kurulmak istendiğinde davalının devir işlemlerini yapmaktan vazgeçtiğini beyan ettiğini ve sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine kendileri tarafından davalıya Ankara 30. Noterliği' nin 18.07.2022 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve sözleşmesel yükümlülüğünü 2 gün içinde yerine getirmesinin ihtaren bildirildiğini, işbu ihtarname davalıya 18.07.2022 tarihinde UETS hesabına tebliğ edildiğini ve okunduğunu, halihazırda devrin gerçekleşmediğinin kendileri tarafından da bilindiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranarak devirden vazgeçmesi üzerine, devrin sözleşmede anlaşıldığı üzere yapılabilmesi için huzurdaki davanın ikame edildiğini;Ayrıca bilirkişi heyetindeki ...ile müvekkili firmanın husumeti olduğunu, bilirkişi heyetinde bulunan ...'nin (Fen Uzmanı);Gebze 3. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2022/1 D. İş sayılı dosyasına sunulan 13.02.2022 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen heyette yer aldığını, bu bilirkişi raporunda ise Maden Sahasında İşletme Sahası dışındaki ilgisiz alanda tespit yapılarak işletme faaliyetinin bulunmadığı yönünde rapor tanzim edildiğini, bu hususta müvekkili adına Bilirkişiler Bölge Kurulu' na ve Gebze Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunulduğunu, bu tespit raporundaki fahiş hatanın ise Gebze 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/239 E. sayılı yargılamasında alınan bilirkişi raporları ile giderildiğini, bu sebepler ile Yerel Mahkeme tarafından yaptırılan ve bilirkişi raporunun müvekkili ile husumeti bulunan bilirkişinin de heyette bulunması sebebi ile dikkate alınmasının mümkün olmadığını beyanla Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/782 E., 2023/521 K. sayılı dosyasından 26.09.2023 tarihli karar ile davanın reddine yönelik verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında akdedilen maden ruhsatının devrine ilişkin sözleşme uyarınca, ruhsatın davacıya devrine ve devrin Maden Siciline tescil edilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Taraflar arasında akdedilen 07/07/2022 tarihli sözleşme ile; davalıya ait Kocaeli İli, Gebze İlçesi sınırlarındaki IR ... sicil nolu, 2A grubu maden ruhsatının, 17.000.000 TL bedel mukabilinde davacıya devri konusunda anlaşma sağlandığı, davacı tarafça, davalıya gönderilen 18/07/2022 tarihli noter ihtarnamesi ile; sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, devir işlemlerinin yapılabilmesi için davalı tarafından ...'e başvuru yapmadığından bahisle, yükümlülüklerinin 2 gün içerisinde yerine getirilmesinin ihtar edildiği ve ardından iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.3213 Sayılı Maden Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca; madenler üzerinde tesis olunan ilk müracaat (takaddüm), arama ruhsatı, buluculuk, görünür rezerv geliştirme ve işletme ruhsatı haklarının hiçbiri hisselere bölünemez. Her biri bir bütün hâlinde muameleye tabi tutulur. Maden ruhsatları, görünür rezerv geliştirme hakkı ve buluculuk hakkı devredilebilir. Devir yapılmadan önce arama ve işletme ruhsatlarının devredildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınır. Devir Bakanlık onayı ile gerçekleşir. Durum maden siciline şerh edilir. Devir muamelesi maden siciline şerh edilmesi ile tamam olur. Aynı Kanun'un 13. maddesinin 9 ve 10. fıkralarında, maden işletme ruhsat devri başvurusunun ne şekilde yapılacağı ve bu taleplerin hangi şartların sağlanması halinde değerlendirmeye alınacağı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.Maden Yönetmeliği'nin "Ruhsat Devri" başlıklı 79. maddesinin 1. fıkrasında; "Maden ruhsatları talep halinde, hukuki bir sakınca bulunmadığı takdirde, Kanunun 6 ncı maddesindeki maden haklarını kullanma ile ilgili şartları taşıyan gerçek veya tüzel kişilere devredilebilir. Devir; Bakanlık onayının alınması, tüm teknik belgelerin sunulması, mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve devrin maden siciline şerh edilmesi ile tamamlanır. Buluculuk hakkı ve görünür rezerv geliştirme hakkı sahibi, bu hakları ruhsat ile birlikte veya münhasıran devredebilir." hükmü ve 3. fıkrasında; "ruhsatı devralacak kişinin; devralacağı ruhsata ait Kanundan doğan bütün hak ve vecibelerini, ruhsata uygulanmış yaptırımlar ile yükümlülükleri kabul ettiğini; ruhsat sahibinin de ruhsatını bütün hak ve vecibeleri ile devretmek isteğini belirten Ek 19'da yer alan örnek dilekçe ve Genel Müdürlükçe istenilen belgeler ile müracaat etmeleri gerekir." düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/835 Esas, 2025/59 Karar sayılı ve 07/01/2025 tarihli ilamında; "....Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye ve özellikle resmi şekil şartına uygun olmayan maden ruhsatı devrine ilişkin sözleşmenin ve dolayısıyla sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin hükmün geçersiz olmasına, taraflar arasında düzenlenen ikinci sözleşmenin de ruhsat devir işleminin gerçekleşmesine bağlı olduğunun ve davacının zararını ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde açıklanan gerekçe ile, taraflar arasında adi yazılı şekilde yapılmış olan devir sözleşmesinin şeklen geçersiz olduğu ve taraflarca bu sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir hak talep edilemeyeceği kabul edilmiştir.Yapılan bu açıklamalardan sonra yeniden somut olaya dönüldüğünde; her ne kadar davacı tarafça, maden ruhsatının devri için, taraflar arasında herhangi bir şekle tabi olmaksızın yapılacak sözleşmenin kurucu işlem, Bakanlık tarafından onay verilmesi ile devrin maden siciline tescil edilmesinin ise tamamlayıcı işlem niteliğinde olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme uyarınca devrin gerçekleştirilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, bu iddianın aksine, yönetmelik ekinde yer alan, taraflarca imzalanmış ve Yönetmeliğin 79. maddesinde açıklanan açık irade beyanlarını içerir dilekçenin Genel Müdürlüğe sunulmasının kurucu nitelikteki işlem, Bakanlık onayının alınması, tüm teknik belgelerin sunulması, mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve devrin maden siciline şerh edilmesinin ise tamamlayıcı işlem niteliğinde olduğu, dolayısıyla taraflar arasında adi yazılı şekilde yapılmış sözleşmenin geçerli bir kurucu işlem niteliğinde olmadığı, bu sözleşme ile davalının veya tarafların Genel Müdürlüğe yapacağı devir talebinin dikkate alınmayacağı, devir sözleşmesinin yönetmelikte açıklanan şekilde yapılması gerektiği, bu sözleşmeye dayanarak davacının, davalı adına kayıtlı maden ruhsatının kendisine devrini talep edemeyeceği, bu minvalde Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ile, Mahkemece verilen karara herhangi bir etkisi olmayan ve dava konusu madenin koordinatlarını gösterir raporu düzenleyen bilirkişi ile davacı arasında husumet bulunduğuna dair istinaf sebebi haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.