T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1819 Esas KARAR NO : 2025/1744 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (... İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO : 2014/400 Esas - 2025/391 Karar TARİH: 16/05/2025 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1819 Esas KARAR NO : 2025/1744 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (... İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO : 2014/400 Esas - 2025/391 Karar TARİH: 16/05/2025 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta A.Ş Türkiye'de mukim bir sigorta şirketi olup ... Turizm Şirketi, ... Şirketi, ... ... Lojistik Şirketi, ... Lojistik Şirketi, ... Taşımacılık Şirketi, ... Uluslararası Nakliyat Şirketi ve ... Finansal Kiralama Şirketine ait araçların/cihazların sigortacısı olduğunu, söz konusu sigortalı araçlar/cihazlar Trieste'ye ulaşmak üzere davalıya ait ... gemisi ile Pendik'ten yola çıktığını, 6 Şubat 2008 tarihinde Trieste yakınlarındayken gemide meydana gelen yangın sonucu davacı müvekkilinin sigortalılarına ait tüm araçlar ve cihazlar da dâhil olmak üzere gemide bulunan bütün araçlar ve cihazlar tamamen zayi olduğunu, araçlarda meydana gelen hasarlar neticesinde müvekkili tarafından sigortalılarına, ilgili sigorta poliçeleri kapsamında toplam 1.289.250,00 TL ve 61.204,31 Euro sigorta tazminatı ödendiğini, bu ödemeler neticesinde sigortalıların haklarına kanunen halef olunduğunu, ... gemisi donatanı davalı ... ... İşletmeleri A.Ş.’nin müvekkiline karşı gemide çıkan yangın sonucu uğranılan zarardan sorumlu olduğunu beyanla toplam 1.289.250,00 TL'nin sigorta tazminatlarının ödendiği tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve toplam 61.204,31 Euro'nun ise sigorta tazminatlarının ödendiği tarihlerden itibaren işleyecek devlet bankalarının Euro mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, anapara ve faiz alacağının, BK m.83 f.3 uyarınca, fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılıklarının hüküm altına alınmasına, dava giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... İşletmeleri A. Ş.'ne ait “...” isimli ... gemisi, Pendik (İstanbul-Türkiye) / Trieste (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde Pendik Limanı'ndan hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangın 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından ileri gelen dava konusu zarardan TTK m. 1062 / II hükmü uyarınca mutlak şekilde sorumsuz olduğunu, müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi, bu durumda müvekkilinin tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. Paragrafının b) bendi uyarınca hesaplanacak meblağ ile sınırlı olduğunu, Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca müvekkili donatanın tazmin borcu 3.907.800.- Hesap Birimi (Özel Çekme Hakkı - ÖÇH / Special Drawing Rights - SDR) ile sınırlı olduğunu, olay tarihi itibarı ile Özel Çekme Hakkı kuru ile hesaplanırsa müvekkili şirketin davacı vekilinin iddia ettiği zarar dahil gemideki tüm araç ve yüklerin yanmasından ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırı, 1 SDR = 1.8761 YTL, 3.907.800.- SDR x 1.8761 = 7.331.423,58 YTL olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.maddedeki parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluğunun 100.00 TL (eski birim) ile sınırlandığını, davanın dava miktarı ve talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, TTK 1062/2’deki savunmaları kabul görmemesi halinde (kabul anlamında olmamak üzere) 1976 tarihli Londra Konvansiyonu hükümlerine göre Sınırlama Fonu tesis edilerek, hükme bağlanacak alacakların fondan tahsiline, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/05/2025 tarih ve 2014/400 Esas - 2025/391 Karar sayılı kararında;"...Dava; davalının maliki/donatanı olduğu ... isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında, davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan araçların yanarak zayi olması nedeniyle, sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK m. 1472 gereğince davalıya rücu edilmesi istemine ilişkindir.Dava konusu uyuşmazlıkta davacı taraf, geminin yangına karşı koyma da teknik donanımı ile gemi adamlarının Ulusal ve Uluslararası kuralları gereğince alması gereken eğitim ve yeterlilikleri açısından denize, yola ve yüke elverişli olmadığından bahisle, davalı donatanın zarardan sorumlu olması gerektiğini iddia etmektedir. Davalı vekili ise, donatanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından doğan zarardan sorumsuz olduğunu, TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden yararlanmak için geminin teknik ve idari bakımdan sahip olması gereken tüm belgelerinin mevcut olduğu, gemi adamlarınında gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduklarından donatanın sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. ... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın ... İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun oy çokluğu ile aldığı 25.10.2018 tarihli 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı ilamı ile,"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 nolu Esasını alan davada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Böylelikle bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı son bozma ilamı ile, eldeki dosyaya konu olan ... isimli ... gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının "sorumlu olmadığına" karar verilmiş olduğundan, aynı yangından kaynaklanan zararın tahsili için davalı gemi donatanı hakkında açılan işbu davanın anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davalı hakkındaki davanın REDDİNE,2- Peşin alınan 19.155,30 TL harçtan, karar harcı olan 615,40 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 18.539,90 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,3-Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesi gereğince tayin olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 2010 ve devamı yıllarda "..." yangını ile ilgili tüm dosyalarda, 2014/215 E. sayılı (eski dosya no. 2019/211, 2016/94, 2011/411, 2008/151) pilot dosyanın bekletici mesele yapılmasına ve kesinleşmesinin beklenmesine dair karar verdiğini, ancak yerel mahkeme tarafından bekletici meseleye dair ara kararından rücu edildiğine dair bir kararı mevcut olmadan ve işbu dosya kesinleşmeden taraflarına duruşma günleri tebliğ edilmeye başlandığını, bekletici mesele yapılan pilot dosya kararı henüz kesinleşmediği halde mahkeme tarafından huzurdaki davanın reddine dair hüküm tesis edildiğini, yerel mahkeme tarafından pilot dosyanın kesinleşmesi beklenmeden davanın reddine dair hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,Davalı’ya ait “...” isimli ... gemisinin 3 Şubat 2009 tarihinde 22 mürettebat ve 9 yolcusu ile Pendik, Türkiye Limanı’ndan hareket ederek Trieste, İtalya Limanı’na varmak üzere sefere başladığını, “...”'in aralarında bir kısım tehlikeli yük taşıyan taşıtlar da bulunan toplam 202 adet taşıt taşıdığını, geminin seferini tamamlamasına yaklaşık olarak 3 saat kala belirlenemeyen bir sebepten dolayı yangın çıktığını, geminin kendi imkanları ile müdahale edilemeyen yangının geminin diğer güvertelerine sıçradığını ve gemiye yüklü tüm emtia ve taşıtların yanarak zayi olduğunu, Olay sırasında etkisini gösteren çeşitli elverişsizlikler, aksaklıklar, arızalar ve yanlış uygulamaların geminin kendi imkânları ile yangına müdahale edememesine ve 3-4 gün boyunca kesintisiz olarak yanmasına sebep olduğunu, bu doğrultuda Donatan gemisinin büyük çevre facialarına yol açmasını engellemek umuduyla bir 3. şahıs yabancı şirket ile anlaştığını ve bu şirket tarafından gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda yangının kontrol altına alınarak tamamen söndürüldüğünü, söndürme çalışmalarının tamamlanmasını müteakip, gemide yaşananları ortaya çıkarmak amacıyla Venedik Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde idari tahkikat başlatıldığını ve Uluslararası ... Örgütü’nde olay hakkında soruşturma / araştırma komitesi kurulduğunu, bu idari birim ve komitenin hemen olay sonrasında gemi üzerinde inceleme gerçekleştirme fırsatı bulduğunu ve tanzim ettikleri raporlar ile fevkalade önemli hususlara dikkat çektiklerini, bu raporların yanı sıra gerek yük gerek gemi ilgilileri ve bunları temsilen sigortacılar, hem özel ekspertiz şirketleri hem de mahkeme eliyle atanan bilirkişiler aracılığıyla gemi üzerinde incelemelerde bulunulduğunu, kendi görüş ve bulgularını içeren raporları sunduklarını, bu sonraki incelemelerden mahkemece atanan bilirkişilerce gerçekleştirilen incelemelerin olayın vukuundan aylar sonra gemi Türkiye’ye getirildiğindeki bir kesitte gemide ve fotoğraflar üzerinde gerçekleştirilmiş çalışmaların ürünü olsa dahi bazı önemli bulgular içerdiğini, böylece vücuda gelen raporlar bütünü ele alındığında, olaya ilişkin olarak sadece bir noktada birleşildiği sonucu çıktığını, gemide gerçekleştirilen incelemeler sırasında gemide bulunan tüm emtia ve taşıtlar kül halinde olduğundan ve gemi tekne ve güvertesi de ciddi hasar gördüğünden, yangının sebebini belirlemenin mümkün olmadığını, bu itibarla mevcut aşamada yangının çıkış sebebinin bir kenara bırakılması ve yangının çıkış anı ile mürettebatın gemiyi terk anı arasında yaşanan olaylar üzerine yoğunlaşılması gerektiğini, bu bağlamda delil listesinde bildirilen olayın yaşayan şahitleri mürettebat mensupları ve yolculara (şoförler) ait ifadelerde yer alan bilgiler ile kurulan çeşitli komisyonlar, özel ekspertiz şirketleri ve başka mahkemelerce atanan bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporlarda yer alan bulgular, uluslararası ve yerel mevzuat kuralları ve ... teamülleri ışığında değerlendirilerek işbu davaya konu zararın sebep unsurunu teşkil eden geminin kendi imkanları ile yangına müdahale edememiş olması, müdahalesinin yetersiz olması ve bunun sonucunda yangının büyüyerek güvertenin diğer alanlarına sıçramasının altında yatan nedenlerin öncelikle ortaya konması gerektiğini, tüm bu hususların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen red kararının kaldırılarak ve yeniden değerlendirme yapılarak davamızın kabulüle dair hüküm kurulması gerektiğini, “...” isimli ... gemisinin denize, yola ve yüke elverişli olmadığını, TTK 1019. maddesi ile taşıyana gemisinin denize, yüke ve yola elverişliliğini sağlamak konusunda bir asli borç yüklendiğini, “...” gemisinin çok çeşitli yönlerde tespit edilen elverişsizlik, arıza, yetersizlik ve eksiklikler sebepleriyle denize, yola ve yüke elverişsiz kabul edilebileceğini, Geminin yangın söndürme sisteminin hiç çalışmadığını veya istenilen düzeyde su püskürtemediğini, gemide genel yangın alarmı verilmesi üzerine mürettebatın toplanma mahallinde toplandığını, burada yağcı ve usta gemicinin yangın koruma elbiselerini giydiğini ve ellerine yangın hortum nozullarını alarak ana güverteye ilerlediklerini, burada su püskürterek yangına müdahale etmek istediklerini, ancak hortum şişmesine rağmen nozuldan duman dışında bir şey gelmediğini, bu durumun hem usta gemici hem de yağcı tarafından teyit edildiğini, bunun da yangın söndürme sebebinin çeşitli sebeplerle çalışmadığını veya istenilen miktarda su püskürtemediğini gösterdiğini dolayısıyla ... kurallarına ve IMO regülâsyonlarına açık aykırılıklar bulunduğunu, geminin denize, yola ve yüke elverişsiz olduğu sonucuna varılabileceğini, bu hususun bilirkişilerce de incelenmesi gerektiğini, ancak tüm bu hususların mahkemece değerlendirilmediğini, Bu durumun yanı sıra, böyle bir sabit yangın söndürme sisteminin araç güvertelerinde güverte yüksekliği 2,5 metreyi geçmeyen yerlerin m² başına en az ortalama dakikada 3,5 litre su püskürtecek bir merkezi yağmurlama sistemi ile, güverte yüksekliği bu değeri geçen yerlerde en az m² başına dakikada 5.1 litre su püskürtme yağmurlama sistemi ile donatılması gerektiğini, ancak kontrol istasyonundan sistemi bizzat çalıştıran 2. kaptanın gerekli tüm valflerin açılması ve işlemlerin yapılmasına rağmen sistemin hiç çalışmadığını not ettiğini, bu durumu da Kaptan’a bildirdiğini, sabit yangın söndürme sisteminin yangın pompasının devrede olmasına rağmen çalışmadığını 3. mühendisin de ifade ettiğini, dolayısıyla, asgari koşullarda m² başına 3,5 – 5,1 litre arasında su püskürtmesi gereken bir sistemin hiç çalışamadığını ya da asgari çalışma koşullarını sağlayamadığını, bu bakımdan sabit yangın söndürme sistemi çalışmayan veya asgari koşulları sağlayamayan geminin denize, yola ve yüke elverişsiz sayılabileceğini, bu yönüyle de yangın sisteminin ... kuralları ve IMO regülâsyonlarına aykırılıklar taşıdığını,Yangın pompalarının ve acil durum yangın pompasının çalışmadığını ve / veya çalışsalar dahi kurallar gereği sağlaması gereken asgari yeterlilikte su pompalayamadığını, bunun da geminin elektrik kaynağının kesilmiş ve çökmüş olmasına bağladıklarını, ancak yangının sabaha karşı 05:40 gibi başladığını, mürettebat ve yolcular gemiyi terk ettiğinde saatin yaklaşık 06:30 olduğunu, havanın halen ağarmadığını, nitekim mürettebatın ifadelerinin de bu yönde olduğunu, dolayısıyla yangının başladığı andan itibaren makinenin köprü üstünden durdurulduğu saat 06:15, dizel makinaların da ikaz vererek devre dışı kalması ve bunun akabinde acil durum jeneratörünün çalışmaması anına kadar gemide elektrik ve aydınlatma olduğunu, bunun en bariz belirtisinin yaşam mahallindeki hareketlilik olduğunu, bunun yanı sıra Elektrik Zabitinin köprüsüstünden, bilgisayardan (Seamar PC), yangın pompası ve sprinkler pompasının devrede olduğunu gördüğünü, dolayısıyla bir an için bile elektrik kaynaklarınn çökmüş olduğu varsayılsa bile bu ana kadar, 3. Mühendis ve Elektrik Zabitinin teyit ettiği gibi, yangın pompaları ve sprinkler pompasının çalışmakta olduğunu, bu bakımdan daha sonraki bir kesitte gündeme gelmiş olabilecek elektrik arızalarının, sistemin çökmesi iddiaları ile yangın söndürme sistemlerinin çalışmamış olması arasında illiyet olmadığını, yangın pompaları belirli bir zaman kesitine dek çalışmış olsalar da ne yangın söndürme sistemi ne de sabit yangın söndürme sisteminden bir damla dahi su gelmediğini, bunun da yangın pompalarındaki arıza, eksiklik, bakımsızlıktan kaynaklandığını, Acil durum dizel jeneratörünün arızalı, eksik olduğunu ve çalışmadığını, çarkçıbaşının köprü üstünü terk ederken acil durum jeneratörünün alevler içinde olduğunu beyan ettiğini, fakat bunun son derece mesnetsiz bir iddia olduğunu, acil durum jeneratörü dairesinin bir kontrol istasyonu olduğunu, bu bakımdan da, ... kuralları gereğince A.60 sınıfı saç kullanılarak inşaa edilmesi gerektiği, bu tip sacın özelliğinin 60 dakikaya kadar alev veya duman geçirmeyeceği, bir başka deyişle çıplak elin 60 dakika süre boyunca bu saç kullanılarak inşa edilen ısıtılan perdeye değse bile zarar görmeyeceği olduğunu, ancak ne var ki gemide yangın başladığını, geminin kıç tarafını sardığını, yaşam mahalline tırmanmaya başladığını, bunun olmasının en az 15 dakika sürdüğünü, mürettebat ve yolcuların ise yaklaşık olarak 45 dakika içinde gemiyi terk etiklerini, bu bakımdan A.60 saç ile inşaa edilen bir alanın yaklaşık 30 dakika içinde alevler almasının ya ...’a açık aykırılık sebebiyle geminin elverişsizliğini ortaya koyduğunu ya da çarkçıbaşının ifadesinin gerçek olmadığını gösterdiğini, Dizel makinelerin birbirlerine paralel olduğunu, gemide yük artınca bunların kendiliğinden devreye gireceğini, acil durum jeneratörünün de acil durumlarda kendiliğinden devreye gireceğini, nitekim delil listesinde de bildirilen alarm kontrol paneli kayıt cihazı çıktısından da saat 6:19’da dizellerin arıza ikazı verdiğini, bundan hemen 10 saniye sonra da acil durum jeneratörün arıza ikazı verdiği ve bu sebeple de kendiliğinden devreye giremediğinin anlaşıldığını, ancak tüm bu hususlar konusunda yerel mahkeme tarafından bir inceleme yapılmadan/ yaptırılmadan verilen red kararının hatalı olduğunu, Elektrik kablolarının yanmış olmasının elverişsizliği gösterebileceğini, daha sonra mürettebattan bazı kişilerin köprüüstünden yangın pompalarını ve acil durum jeneratörü ile pompasını çalıştımaya giriştiklerini, ancak bu çabanın sonuçsuz kalmasının köprü üstü ile makine dairesi, köprü üstü ile acil durum jeneraötü arasındaki ve acil durum jeneratörü ile makina dairesi arasındaki elektrik kablolarının yanmış olmasına bağladıklarını, ne var ki kabloların alev almaz bir maddeden imal edildiğini, gemi içerisinde kablo yolları ve kablo borularından geçirilerek korunduğunu, ayrıca ... kuralları ve IMO regülasyonları çerçevesinde ana pano ve acil durum panolarına bağlı hiçbir elektrik kablosunun yaşam mahalli içinde açık alandan geçmediğini, Makine dairesi havalandırma sisteminin ana emiş vantilatörü bacanın güverte üzerinde konumlandırıldığı yerin son derece hatalı olduğunu, makine dairesi ortamına temiz hava sağlayan havalandırma sistemi ana emiş vantilatör fanı bacasının üst güverte ile ana güverte arasındaki araç rampasının hemen 1 metre üstüne yerleştirildiğini, böylelikle rampa imalatında uygunsuz madde tercih edilmesinin rampanın ısınınca yoğun bir duman vermesine, burada ortaya çıkan yoğun dumanın da makina dairesi havalandırma sistemi ana emiş vantilatör fanı bacası tarafından çekilerek makina dairesine dolmasına yol açtığını, makine dairesine dolan yoğun dumanın bir süre sonra ana makine ve dizellerin ortamdan yeterli oksijeni çekememesine ve silindirlerde yanma oluşmamasına sebep olduğunu, sonuç olarak geminin ana makinası ve dizel jeneratörlerinin devre dışı kalmasıyla geminin elektrik kaynağının sekteye uğradığını ve bunun da elektrikli yangın pompalarının fonksiyonunu etkilediğini, Yaşam mahallinin tekne üzerinde konumlandırılmasının da ayrıca incelenmesi gerektiğini, gemi yaşam mahallinin teknenin tam kıç tarafında değil teknenin biraz daha ilerisine yerleştirildiğini, yaşam mahalinin arkasında kalan güvertenin yük güvertesi olarak ayrılmasının bu bölümde başlayacak şiddetli yangınların mürettebatın yaşamının odaklandığı yaşam mahallini ve burada bulunan yangınla mücadelenin yönetildiği üsleri, köprü üstünü, makine dairesini ve toplanma mahallerini sınırladığını ve yangınla mücadeleyi elverişsiz kıldığını, nitekim davaya konu ihtilafta da olduğu gibi yangının yaşam mahalli etrafına sirayet etmesi halinde mürettebat için son derece sakıncalı durumların ortaya çıktığını, Gemide bulunan alarm sistemi sensörleri ve dedektörlerinin yetersiz olduğunu, geminin yangınla mücadele sisteminin etkinliğini azalttığını, bu sistem ve sensörler hakkında daha detaylı incelemelerde bulunulabilmesi amacıyla delil listesinde bu konu ile ilgil olarak belirtilen belgelerin mahkeme tarafından davalı yandan celbinin gerektiğini, Gemide yangın maskesi, oksijen tüpü ve acil durum nefes alma cihazının bulunmadığını, yangının başlaması üzerine öncelikle yangın mahalline gönderilen ne usta gemicinin ne de güverte lostromosunun maske taktıklarını, tüp aldıklarını veya yanlarına acil durum nefes alma cihazını aldıklarından bahsetmediklerini, ayrıca toplanma mahallerinde toplanan mürettebat üyelerinden görev yeri makine dairesi olan 3. mühendis ile 4. mühendis ve yangın timinde bulunan usta gemici ile yağcıdan hiç kimsenin yine ne yangın maskesi, ne oksijen tüpü ne de yanlarına acil durum nefes alma cihazı aldıklarından bahsetmediklerini, önce köprü üstünden yangın yerine koşan daha sonra dumana dayanamayıp yukarı üst güverte koridorunda koşan 2. kaptanın tüm bunları maskesiz, tüpsüz ve cihazsız olarak yaptığını, bu sebeplerle de gemide bu ekipmanın bulunmadığını, bulunsa dahi yeterli olmadığı sonucunun ortaya çıktığını, Can kurtarma araçlarının yetersiz olduğunu, gemi üzerinde konumlandırılmalarının hatalı olduğunu ve bunlara ulaşımın acil durumlarda kapandığını, geminin sadece bir can filikası bulunduğunu, onun da sancak kıç tarafta bulunan serbest düşmeli can filikasından ibaret olduğunu, buna ek olarak 2 adet can salının da geminin kıç tarafına istiflendiğini, davaya konu olayda meydana geldiği gibi yangın yaşam mahallinin kıç tarafına sirayet edip bu alana yayıldığı andan itibaren geminin tek can filikasına ulaşımın kapandığını, oysa ... kuralları ve sair uluslararası mevzuat tahtında gemi can filikasına ulaşımın açık ve geminin her iki tarafından sağlanabilir olması gerektiğini, ancak geminin kıç tarafını yangının tamamen kaplaması neticesinde ne burada bulunan can salına ne de can filikasına ulaşımın mümkün kılınmadığını, dolayısıyla mürettebat ve yolcuların insiyatif alarak yaşam mahallinin ön tarafından halat ile inmeye çalıştıklarını, bu esnada birçok kişinin düşerek yaralandığını, böylece mürettebat ve yolcular olarak toplam 31 kişinin yardımlaşarak son çare olarak baş üstüne gittiğini, ancak burada da can kurtarma aracı olarak sadece 6 kişilik can salı bulunduğunu, can salını denize atan mürettebatın ardından yolcular ile birlikte denize atladığını, 31 kişinin hep birlikte 6 kişilik can salına tutunarak hayatta kalmayı başarabildiklerini, ancak bu hususun da “...” gemisi can kurtarma araçlarının yeterliliği, konumu ve bunlara ulaşım bakımlarından denize, yola ve yüke elverişsiz olduğu gösterdiğini, bu hususlar incelenmeden davanın reddine dair hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Söz konusu ifadelerin “...” gemisi mürettebatının yeterli ve yangınla mücadele konusunda makul eğitime, bilgiye sahip olmadığını ortaya koyduğunu, mürettebat mensuplarının “...” gibi bir ... gemisinde çalışması makul ortalama bir gemi adamının sahip olması beklenebilecek yeterlilikte ve yangınla mücadele eğitimine sahip olmadığını, nitekim yangın sırasında başvurulan birçok verilen hatalı talimatın hem diğer gemi adamlarının hem de bizzat talimatı verenin hayatını tehlikeye attığını ve yangına geç ve yanlış müdahalesine ve yangının büyüyerek tüm gemiyi sarmasına yol açtığını, Gemide tespit edilebilecek eksilikliklerin büyük çoğunluğunin geminin inşa edilip denize indirildiği andan itibaren vaki olduğunu, bu bakımdan taşıyan tarafından gerekli özenin gösterilmesi halinde elverişsizliğin her kesitte tespit edilebileceğini, tedbirli bir donatanın gemisinde yangın çıkabileceğini öngörmesi ve gemisini çeşitli hususlardan bu rizikoya karşı denetlemesi gerektiğini, elverişsizlikler tespit edilecek olursa hiçbirinin yolculuk sırasında meydana çıkmış olmadığını, tedbirli bir donatanın yapacağı gibi sözkonusu yolculuğun başlangıcında yangın talimi yapılsaydı ve yangın söndürme sistemleri, yangın pompaları, acil durum jeneraötü ve acil durum yangın pompası test edilseydi eksiklik ve elverişsizliklerden bir kısmının önceden tespit edilebileceğini, diğerlerinin ise zaten geminin suya indiği tarihten itibaren her kesitte belirlenebilir nitelikteki elverişsizlikler olduğunu, geminin 2001 yılından bu yana denizde düzenli seyir yapmakta olduğunu, dolayısıyla donatan veya yardımcıları tarafından bu elverişsizliklerin çoktan keşfedilmesi gerektiğini, ancak gerekli özen gösterilmediğinden ve gemide yangın çıkabileceği ihtimali değerlendirilmediğinden keşfedilemediğini, “...” isimli ... gemisinde tespit edilen elverişsizlik ve eksikliklerin tespit edilmemiş olmasının gerek taşıyan gerek de taşıyanın kendi adamları tarafından gerekli özenin gösterilmemiş olmasına dayandığını, Açıklanan sebeplerle “...” isimli ... gemisinin;1.Gemi yangın söndürme sisteminin hiç çalışmaması veya gereği gibi çalışmadığı,2.Sabit yangın söndürme sisteminin hiç çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması,3.Yangın pompalarının çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması,4.Acil durum yangın pompalarının çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması,5.Acil durum dizel jeneratörünün arızalı, eksik olduğu ve çalışmadığı,6.Elektrik kablolarının yeterli derecede koruma ve izolasyona sahip olmaması nedeniyle yanmış olduğu,7.Güverte rampa imalatında tercih edilen malzemenin uygunsuz olduğu ve yangın halinde çıkardığı yoğun duman ile geminin diğer sistemlerini menfi etklilediği,8.Makine dairesi havalandırma sistemi ana emiş vantilatörü bacasının güverte üzerinde konumlandırıldığı hatalı yer dolayısıyla geminin diğer sistemlerini menfi etkilemesi,9.Yaşam mahallinin tekne üzerinde hatalı konumlandırılması sebebiyle geminin diğer sistemlerini ve müdahale şansını menfi etkilemesi,10.Gemi yangın alarm sistemi sensörleri, dedektörlerinin yetersiz, arızalı olması,11.Gemide yangın maskesi, oksijen tüpü, acil durum nefes alma cihazının hiç bulunmaması veya yeterli sayıda bulunmaması,12.Gemi can kurtarma araçlarının yeterli sayıda bulunmaması, hatalı konumlandırılması ve acil durumlarda bunlara ulaşımın mümkün olmaması,13.Gemi mürettebatının yeterli olmaması ve makul derecede yangınla mücadele eğitimine sahip olmaması, yönlerinden “...” isimli ... gemisi denize, yola ve yük elverişsizliği bakımından incelenmesi gerektiğini, donatanın meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, tüm bu hususlar incelenmeden davanın reddine dair hüküm tesis edildiğini, Taşıyanın yüke özen yükümlülüğüne aykırı davranışından ötürü meydana gelen yük ziyaından dolayı ve gemi adamının ticari kusurundan doğan zararlardan sorumlu olduğunu, TTK m.1061 uyarınca taşıyanın emteaların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve özenin göstermekle yükümlü olduğunu, dolayısıyla taşıyanın Pendik / Türkiye Limanı’ndan konişmentolarda da belirtildiği gibi sağlam ve iyi vaziyette aldığı malları, yangın tehlikesinden korumak için gerekli tedbirleri alması ve yangın rizikosunun gerçekleşmesi ihtimaline karşı gemisindeki yangın söndürme sistemlerinin çalışır durumda olmasını temin etmesi gerektiğini, bu bakımdan gemide yangın çıkması halinde dahi taşıyanın yangını söndürme ve yükte meydana gelebilecek zararın önlenmesinin yüke özen gösterme yükümlülüğünün bir gereği olduğunu, Taşıyan / donatanın mutlak sorumsuzluk hallerinden yararlanamayacağını, nitekim zararın meydana gelmesinde taşıyanın şahsi kusuru olduğu sonucuna varılabileceğini, donatanın bulunduğu hallerde yangından kaynaklanan zararlardan dolayı mutlak sorumsuzluk savunmasından yararlanamayacağını, olayın özeti irdelendiğinde ortaya birtakım kaçınılmaz sonuçlar çıktığını, bunların hepsinin gemi adamlarından ziyade taşıyanın şahsi kusuruna işaret ettiğini, taşıyan / donatanın yangın sonucu yük ziyaından doğan zararın tamamından sınırsız surette sorumlu olduğunu, mevcut ihtilafta yangının çıkış sebebinin belirlenemediğini, ancak yangın sonrasında yaşananlar gözönüne alındığında zarara aslında yangının kontrol altına alınanaması ve büyüyerek diğer alanlara da sıçramasının engellenememesinin sebep olduğunu, dolayısıyla yangın söndrüme araçlarının yetersizliği veya çalışmaması, mürettebatın yangını zamanında tespit etmesine rağmen yangına geç müdahale etmesi, yangınla mücadele araçlarını çalıştıramaması ve yangına hiç müdahale edememesi, yanlış uygulama ve yönteme başvurması yangının büyüyerek geminin diğer kesimlerine sıçramasına ve zararın doğmasına yol açtığını, tüm bu sebeplerin gemi yangın müdahale araçlarının yetersizliği, çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması, mürettebat tarafından gemi yangın müdahale planının bilinmemesi, gemi yangınla mücadele araçlarının nasıl çalıştırılacağının ve / veya arızalarının nasıl giderileceğinin bilinmemesine dayandığını, bu yönüyle zararın meydana gelmesine donatanın ve kendi adamlarının geminin yeterli yangın söndürme araçları ile donatmamış olması, gemiyi yangınla mücadele etmek konusunda yeterli ve eğitilmiş mürettebat ile donatmamış olması, mürettebata bu konularda gerekli eğitimi sağlamaması ve etkin biçimde mürettebatın denetlenmemesinin de önemli bir rol oynadığını, Dolayısıyla yukarıda açıklanan sebeplerle;1.Gemi yangın söndürme sisteminin yetersiz olması, hiç çalışmaması veya gereği gibi çalışmadığı,2.Sabit yangın söndürme sisteminin hiç çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması,3.Yangın pompalarının çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması,4.Acil durum yangın pompalarının çalışmaması veya gereği gibi çalışmaması,5.Acil durum dizel jeneratörünün arızalı, eksik olduğu ve çalışmadığı,6.Elektrik kablolarının yeterli derecede koruma ve izolasyona sahip olmaması nedeniyle yanmış olduğu,7.Güverte rampa imalatında tercih edilen malzemenin uygunsuz olduğu ve yangın halinde çıkardığı yoğun duman ile geminin diğer sistemlerini menfi etklilediği,8.Makine dairesi havalandırma sistemi ana emiş vantilatörü bacasının güverte üzerinde konumlandırıldığı hatalı yer dolayısıyla geminin diğer sistemlerini menfi etkilemesi,9.Yaşam mahallinin tekne üzerinde hatalı konumlandırılması sebebiyle geminin diğer sistemlerini ve müdahale şansını menfi etkilemesi,10.Gemi yangın alarm sistemi sensörleri, dedektörlerinin yetersiz, arızalı olması,11.Gemide yangın maskesi, oksijen tüpü, acil durum nefes alma cihazının hiç bulunmaması veya yeterli sayıda bulunmaması, 12.Gemi can kurtarma araçlarının yeterli sayıda bulunmaması, hatalı konumlandırılması ve acil durumlarda bunlara ulaşımın mümkün olmaması,13.Gemi mürettebatının yeterli olmaması ve makul derecede yangınla mücadele eğitimine sahip olmaması, yönlerinden, “...” isimli ... gemisi başlangıçta denize, yola ve yük elverişsiz olması yönlerinden inceleme yapılması gerektiğini, yangından doğan zararlardan Donatan sınırsız olarak sorumlu olacaktır.Dosyanın incelenmek üzere bilirkişiye gönderilmesi taleplerinin yerel mahkeme tarafından değerlendirilmeden ve gerekli incelemeler yapılmadan / yaptırılmadan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalının maliki/donatanı olduğu ... isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında, davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan araçların yanarak zayi olması nedeniyle, sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK m. 1472 maddesi gereğince davalıdan rücuen tazmin edilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, davalıya ait ... isimli ... gemisinde Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen sigortalılarına ait tüm araçlar ve cihazlar da dâhil olmak üzere gemide bulunan bütün araçlar ve cihazların tamamen zayi olduğunu, ilgili sigorta poliçeleri kapsamında sigortalılarına ödeme yapıldığını, sigortalılarına ödenen hasar bedelinin TTK m. 1472 maddesi gereğince davalıdan rücuen tazmin edilmesini talep etmiştir.Mahkeme gerekçesinde belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarih ve 2021/4620 Esas -2023/1074 Karar Sayılı İlamında;".... Tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerektiği,'' gerekçesi ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, karar verildiği, dosya Yargıtay'dan döndükten sonra dosya aynı mahkemenin 2024/215 Esas sırasına kaydedilip Yargıtay 11 HD.nin bozma ilamından sonra yapılan yargılamada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle 03/07/2024 Tarih ve 2024/215 Esas - 2024/294 Karar sayılı kararı ile ; Davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarih ve 2024/5455 Esas - 2025/4965 Karar sayılı kararı ile; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, karar verildiği, dairemizce uyap sisteminden yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır.HMK m. 165/2 Maddesinde;'' bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir.Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.'' Hükmü düzenlenmiştir.Kanun koyucu, davada ortaya çıkan bir sorunun bekletici sorun sayılmasını mahkemeye, yani hakimin takdirine bırakmıştır. Bekletici sorun yapma kararının şartlarının mevcut olduğuna kanaat getiren mahkemenin, vereceği bir ara kararla bekleme kararı aldığını açıkça belirtmesi gerekmektedir. Ancak bu karar, bir ara karar niteliği taşıdığı için, mahkeme bekletici sorun yapma kararından her zaman dönebilir. Nitekim Mahkemece 13.3.2025 tarihli ara kararı ile bekletici mesele kararı ile duruşmadan çekilen dosya da yeni duruşma günü tayin ederek yargılamaya devam edilerek sözlü yargılama için taraflara süre verilip davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Somut olayda, 06.02.2008 tarihinde Pendik-İstanbul Limanı'ndan, İtalya-Trieste Limanı'na hareket eden davalıya ait ... isimli gemide Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemi ile birlikte yüklü vaziyette olan davacının sigortalılarına ait araçların/cihazların yanarak zayi olduğu, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığı mahkemece bekletici mesele yapılan dosyadan verilen karara ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarih ve 2024/5455 Esas - 2025/4965 Karar sayılı onama kararı ile de tespit edildiği, Yargıtay 11 HD. Nin ilamındaki tespitlere göre mahkemece davanın reddi yönünde hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin aksi yöndeki bütün istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.