İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, halka açık ...'in bağlı ortağı......... AŞ'nin ve dolaylı olarak ...'in sermayesinin-malvarlığının, örtülü kazanç aktarımı fiilini teşkil eden işlemler yoluyla davalılara para aktarıldığını, ... tarafından, davalı şirketlerden temin edilmiş gibi gösterilen, ancak …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/315 KARAR NO: 2026/518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2025 NUMARASI: 2023/382 Esas - 2025/819 Karar DAVA: Alacak (Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/06/2023 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, halka açık ...'in bağlı ortağı......... AŞ'nin ve dolaylı olarak ...'in sermayesinin-malvarlığının, örtülü kazanç aktarımı fiilini teşkil eden işlemler yoluyla davalılara para aktarıldığını, ... tarafından, davalı şirketlerden temin edilmiş gibi gösterilen, ancak gerçekte mevcut olmayan mal ve hizmetlere karşılık, davalılar lehine çek keşide edilmesi, ...'in davalı şirketlerden olan alacaklarını tahsil etmemesi, ... tarafından davalı şirketlere borç verilmesi gibi işlemler yoluyla...'in malvarlığının 6362 sayılı SPKan.'ın 21 ve 110/(c) hükümlerine aykırı olarak örtülü kazanç aktarımı teşkil eden işlemler yoluyla azaltıldığını, bu işlemlerin örtülü kazanç aktarımı yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve SPKan. 94/1 gereğince aktarılan malvarlığının davalılar tarafından ....'e iadesinin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.791.362,44-TL ve 480.000 USD'nin davalılardan tahsili ile ... ve bağlı ortağı ..... AŞ'ye iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı iflas halinde ... ...... AŞ iflas masa vekili, müvekkilinin zarar uğratılması nedeniyle açılmış ceza ve hukuk davalarının takip ettiklerini, .... ve diğer davalı ....'ün dosyaya konu yöntemlerin aynısıyla müvekkilini...'in çekine avalist yaparak 2014 yılında 8.000.000-TL (20.000.000-USD) borçlandırdığını, ...... ...'in ve müvekkilinin iştirak olmasından ve...... adı ile halka açılmasından dolayı bu işe danışmanlık yaparak işin içinde olan ....ten 25.000.000-TL alacağı olduğunu, bu çekten dolayı müvekkiline haciz uygulandığını, böylece paravan kişi olan çekteki son ciranta ...... üzerinden ......'in aslında ...'ten olan alacağını müvekkilinin ve ......'nun iştiraklerinden almaya çalıştığını, anılan tarihlerde Ankara 1. ATM'den çeki durdurmak üzere 450.000-TL teminat karşılığında tedbir alınmasına rağmen müvekkili şirketin müdürü .....'in bu teminatı yatırmadığını ve bilerek hacze devam edilmesini sağladığını, böylece haciz sonucunda ....'ye 2014 yılında 1.800.000-TL ödenmesine sebep olduğunu, daha sonra şirketin battığını söyleyerek müvekkili şirketin aynısı olan ...AŞ'yi kurduğunu, şirketin tüm sözleşmelerini know how'ını, çalışanlarını, sermayesini ..a devrettiğini, bu nedenlerle asıl sorumlunun ..... ve ... olduğunu, diğer davalı şirketlerin faaliyet halinde olmayan içi boşaltılmış şirketler olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, SPK denetleme raporu sonrasında, Kurul Karar Organı tarafından, 23/05/2016 tarih ve 17/577 sayılı toplantıda, örtülü kazanç aktarımı yapıldığının tespitine karar verildiği ve ilgililere tebliğ yapıldığı, davacı SPK için dava açma süresinin bu tarih itibariyle başlayacağı, davanın 07/06/2023 tarihinde açıldığı, davanın SPKan.'ın 94/2. maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu gerekçesiyle, davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davanın 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olmadığını, SPKan. 94. maddedeki atfın 92. maddedeki tespit davaları için öngörülen sürelerle ilgisi bulunmadığını, 30/12/2014 tarihli toplantıda 3 ay içinde 21/4'e göre iadenin yapılmasını teminen gerekli işlemlerin yapılmasının istenilmesine karar verildiğini, SPKan.'ın 92/1,(b) iptal, butlan ve yokluk tespitinde uygulanan bir hüküm olduğunu; mahkeme tarafından yanlış yorumlanan SPKan 94/2'deki atıf, 92'de yer alan birtakım tedbirlerin (imza yetkisinin kaldırılması, yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması vs.) örtülü kazanç aktarımı işlemlerinde de uygulanabilmesine olanak tanıma amacını taşıdığını; doktrinde de halka açık ortaklıkların malvarlığının korunması noktasında Kurul’un açabileceği davaların SPKan. 92 ve 94 hükümlerinde ayrı ayrı düzenlendiğini, SPKan 92'de düzenlenen davaların ihraççıların işlemleriyle ilgili genel nitelik taşıdığı, SPKan. 94'te ise örtülü kazanç aktarımına özgü ayrı bir dava türü düzenlendiğini, SPKan. 94'teki iade istemli dava yetkisinin SPKan. 21/4 hükmüyle bir arada yorumlanması gerektiğini, SPKan. 21/4 hükmünde örtülü kazanç aktarımı oluştuktan sonraki iade isteminin düzenlendiğini ve Kurulca verilen 3 aylık süre içinde iade gerçekleşmezse 94. madde çerçevesinde iade istemli dava açılabileceğinin açıkça ifade edildiğini; Kurul'a ihbar edilen haksız fiilin mevcut olup olmadığı (fiilin ve failin Kurulumuzca öğrenilmesi), Kurul uzmanlarınca yapılan denetim sonucunda ortaya çıktığından ve Kurul Karar Organı’nın 23/05/2016 tarihli kararıyla karara bağlandığından, 07/06/2023 tarihinde açılan ek davamız gerek kısa zamanaşımı gerek işlemden itibaren hesaplanacak 10 yıllık uzun zamanaşımı süresi dolmadan, süresi içinde açıldığını; İstanbul 20. ATM'nin 2020/100 esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, sonrasında saklı tutulan kısım için açılmış İstanbul 6. ATM'nin 2023/303 esas sayılı dosyasında da davanın kabulüne karar verildiğini; İstanbul 15. ATM'nin 2020/756 esas sayılı dosyasındaki kabul kararının İstanbul BAM 12. HD'nin 2022/509 E. sayılı ilamıyla doğru bulunduğu, aynı şekilde İstanbul 15. ATM'nin 2021/796 esas sayılı dosyasında da kabul kararı verildiğini, İstanbul BAM 12. HD'nin 2024/1978 esas sayılı ilamında kararın kaldırılmasına karar verildiğini; SPK 92 uygulama alanı bulsa dahi davada hak düşürücü süre dolmadığından davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; davanın ek dava olduğunu, kısmi davanın ise Kurul Karar Organı’nın 23/05/2016 tarihli 17/577 sayılı kararı doğrultusunda 30/01/2017 tarihinde açıldığını, kısmi davanın, örtülü kazanç işlemlerinin Kurulca tespitinden itibaren 3 aylık süre içinde açılmamış olsa da örtülü kazanca konu fiillerin vuku bulduğu tarihten itibaren 3 yıl geçmeden açıldığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı iddiasına konu bedelin şirkete iadesi istemine ilişkindir. SPKan.'ın 21. maddesinde, halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmalarının yasak olduğu, kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde ise halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep edeceği, kendilerine kazanç aktarımı yapılan tarafların Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 94. maddesinde ise; Kurul'un, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının ortaklara duyurulmasını istemeye ve Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı Kurum tarafından 21/08/2015 tarihinde ... AŞ, ... AŞ, ........ AŞ, ... AŞ ve ... AŞ'nin 2013-2015 yılları işlemlerine ilişkin olarak denetleme raporu düzenlenmiştir. Denetleme raporu üzerine davacı Kurum Karar Organınca alınan 577/17 sayılı 23/05/2016 tarihli kararla, rapora istinaden ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, tespit edilen şirket zararının şirkete ödenmesini teminen işlem yapılması için şirketin uyarılmasına ve verilen süre içinde iadenin yapılmaması halinde iadeye ilişkin dava açılması hususunda kurumun Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine karar verildiği, karara istinaden şirket zararının ilgililerden tahsili için Kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde işlem yapılması konusunda şirkete 01/06/2016 tarihinde yazı yazıldığı ve ilgililer hakkında davacı kurumca suç duyurusunda bulunulduğu, şirketin zararının giderilmemesi üzerine örtülü kazanç aktarımına konu tutarın şirkete iadesi hususunda davalılar aleyhine İstanbul 11. ATM'nin 2017/117 esas sayılı dosyasında 06/02/2017 tarihinde kısmi dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı........ AŞ açısından davanın reddine, diğer davalılar bakımından davanın kabulü ile 147.795,74-TL'nin davalılardan alınarak ...'e ve bağlı ortaklığı... ... AŞ'ye ödenmesine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği, ilk davada saklı tutulan kısım için de davacı kurum tarafından 07/06/2023 tarihinde işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. SPKan.'ın 92. maddesi; "(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul; a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye, b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya, c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir... (2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır. (3) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 94. maddesinin 1. fıkrasında; Kurul'un, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu, 2. fıkrasında ise 92. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının bu madde bakımından da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemelere göre davacı kurum, 6362 sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde, gerekli tedbirleri almaya ve Kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir. SPKan.'ın 21/4 maddesinde, örtülü olarak aktarılan tutarın iade edilmesi için gereken sürenin SPK tarafından belirleneceği ifade edilmiş, ancak iadenin gerçekleşmemesi hâlinde Kurul’un açacağı davanın süresinden bahsedilmemiştir. Aynı Kanunun 94/1 maddesinde de Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yine Kurul’un yetkili olduğu belirtilmiş, ancak iade davası açma süresine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda Kanunun 94/2 maddesinde yapılan atıf nedeniyle, süre bakımından 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Söz konusu hükümde ise Kurul’un, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Buna göre örtülü kazanç aktarımına konu tutarın ilgili şirkete iadesi için davacı kurum tarafından açılacak dava, durumun Kurul'un yetkili karar organınca tespiti tarihinden itibaren 3 aylık süreye tabi olup, hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda Kurul'un yetkili karar organınca alınan karar tarihi 23/05/2016 olup, şirkete zararın tahsili için yazılan 01/06/2016 tarihli yazıda şirkete verilen 3 aylık süre sonrasında işlemeye başlayan 3 aylık hak düşürücü süre, işbu dava tarihi olan 07/06/2023 itibariyle dolmuştur (Aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin 2025/3513 E., 2026/753 K. sayılı ve 05/02/2026 tarihli ilamı). Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/03/2026