11. Hukuk Dairesi 2023/3212 E. , 2024/5447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/510 Esas, 2023/447 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/868 E., 2019/1001 K. Taraflar arasındaki asıl alacak, birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmi
**11. Hukuk Dairesi 2023/3212 E. , 2024/5447 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/510 Esas, 2023/447 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/868 E., 2019/1001 K. Taraflar arasındaki asıl alacak, birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen birleşen davanın kabulü kararına konu olan miktar 9.101,90 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin birleşen dava yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ambalaj sektöründe faaliyette bulunduğunu, davalının davacıya korona tatbik edilmiş ve ambalaj sanayinde kullanılan şeffaf OPP tedarik ettiğini, bu kapsamda korona tatbik edilmiş olması gereken OPP rulolarını Belçika'da faal müşterisi için makarna karton ambalajı işinde kullanıp ürettiği makarna karton ambalajlarını yurt dışına sevk ettiğini, ancak 2015 Ekim ayı içerisinde elinde mevcut olan OPP rulolarındaki koronanın zayıf tatbik edilmesi - korona yönünün ters olması gibi sorunlar nedeniyle davalıdan bilgi almak istemişse de bu talebinin karşılanmadığını ve tam olarak ne kadar sorunlu ürün kullanıldığının tespit edilemediğini, davalıdan bu konuda net bir yanıt alınamaması nedeniyle müvekkilinin kendi imkanlarıyla sorunlu ürünleri tasnife çalıştığını, bunun sonucunda 1 konteyner ürünün Belçikalı müşteriden iade alındığını, ayrıca Ocak 2016 yılında da müvekkilinin müşterisi olan Soubry firmasının alıcısı Heinz şirketinin de şikayetleri sonucunda müvekkilinin müşterisinin kendi alıcısına 1.252,73 Euro ve 14.318,08 Euro bedelli 2 adet credit note yollamak zorunda kaldığını, müvekkilinin müşterisi tarafından yollanan credit note'un kendisine rücu edileceği yönde ihtarda bulunulması üzerine bu durumun davalıya bildirildiğini ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, bu nedenle davalıya ihtarname gönderildiğini, müvekkili yetkililerince sorunu çözmek için Belçika'ya gidildiğini, müşteri nezdinde doğan zararın 43.000,00 Euro olarak nazara alınmasında müşteri ile mutabık kalındığını ve bu miktarın davacı alacağından düşüldüğünü, bu nedenle davacı nezdinde Soubry credit note sebebiyle 43.000,00 Euro, bir konteyner ürün iadesi sebebiyle 13.414,91 Euro, kontrol ve iyileştirme bedeli olarak 11.134,38 Euro, hukuki destek nedeniyle 5.815,00 Euro, seyahat ve işçilik nedeniyle 13.355,59 Euro olmak üzere toplam 86.719,88 Euro zarar oluştuğunu, kar kaybı da yaşadığını, bundan doğan haklarının saklı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan ticari reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 2. Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirket ile arasında ticari ilişkiden dolayı davalının müvekkiline 9.101,90 TL borcu bulunduğunu, davalının bu borcu ödememesi üzerine aleyhine Büyükçekmece 3.İcra Müdürlüğü'nün 2016/11304 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile davalının itirazının iptalini ve %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya hatalı ve ayıplı ürün sattığı iddiasının doğru olmadığını, davalının bir çok firmaya bu ürünü sattığını, ürünlerin bobinden çıkarıldıktan sonra ayıplı olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, bobinden çıkarılan ürünün davalıya aidiyetinin tespit edilemeyeceğini, bu nedenle geri alınmasının mümkün olmadığını, OPP'nin evsafa uygun olup olmadığının ve kalite kontrolünün bu ürün bobine sarılı iken yapılması gerektiğini, bunun bu ürünü kullanan tüm firmalarca bilindiğini, bobinden çıkarılıp makineden geçirilen ürünün hangi firmaya ait olduğunun tespit edilemeyeceğini, davacının başka firmalardan da aynı malzemeyi aldığını, ürüne ilişkin şikayet formunda da ürünle ilgili şikayetlerin ürün bobinden çıkarılmadan iletilmesi gerektiğinin bildirildiğini, davacının ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin teslim sırasında kalite kontrolleri yapılarak hata ve ayıpları tespit etmediğini, yasal süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü ayıp veya hatanın sadece iyi yapışmamadan kaynaklandığının söylenemeyeceğini, kullanılan tutkal, işçilik gibi etkenlerin de etkili olacağını, ürünün iki yüzeyi bulunduğunu, bir yüzeyinin kaygan olup yazıya elverişsiz olduğunu, diğer yüzeyinin mürekkep ve tutkal sürülerek yazı yazmaya elverişli yapılan kısım olduğunu, davacının bu yüzeyleri hatalı kullandığını, ters yüzeyleri kullandığını, davacının iddia ettiği gibi afaki ve dayanaksız bir zarar miktarının da kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının konu ettiği ürünlerin ayıplı olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, bu ayıplı mallar nedeniyle müvekkilinin zarar ettiğini, davacının alacağı likit olmadığından ispatı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının da reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından ambalajlama aşamasında kullanılmak üzere "oriyente polipropilen dayanaklı ve berrak film" olarak bilinen, yapışkan özellikli ve uygulamada OPP olarak anılan belirli miktar şeffaf ruloyu davalıdan satın aldığı, bunların davacı tarafından üretimi yapılan makarna kutularında kullanıldığı ve 1.180.090 adet kutu imalatının gerçekleştirilerek ihraç edildiği, incelenen gümrük beyannameleri kapsamında 1 konteyner olan 338.700 adet kutunun davacı tarafından dava dışı firmadan iade alınarak tamir işlemi yapıldıktan sonra tekrar ilgili firmaya gönderildiği, iadeye konu edildiği ifade edilen ve davacı uhdesinde bulunan 43 adet makarna kutusu üzerinde kimi kutularda OPP malzemenin (şeffaf kısmın) kutudan ayrılmasındaki ... problemin koronanın ters yüzeyde olmasından kaynaklandığı, OPP rulolarının imalatından sonraki 6 ay içerisinde korona özelliğini koruduğu, sonraki süreçte ise bu özelliğin azaldığı, bu minvalde satım tarihinin 2015 yılı olması itibariyle OPP rulolarındaki korona zayıflamasının üretimden kaynaklanıp kaynaklanmadığının açıkça tespit edilemeyeceği, ayıbın üretim kaynaklı olup olmadığı tespit edilememekle, oluştuğu iddia edilen zararla illiyet bağının kurulamadığı, ters korona uygulamasına yönelik beyan açısından da 6 aylık kısa bir süre içerisinde korona özelliği zayıfladığından davacının üretimde kullanılacak koronaları basiretli bir tacir gibi davranarak ve sektör uygulamasında kabul edildiği üzere gerekli test işlemine tabi tuttuktan sonra korona yüzeyini mutlaka kontrol etmek suretiyle üretim aşamasında kullanması gerektiği halde bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, asıl dava yönünden aradan geçen zaman zarfı içerisinde OPP rulolarındaki yapışkan özelliğinin kaybolmuş olması nedeniyle üretimi yapılan makarna kutularıyla oluşan zarar arasındaki illiyet bağı somut şekilde tam olarak tespit edilmediğinden bununla birlikte davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 222 nci ve devamı maddeleri uyarınca satım konusu malzemeyi gerekli kontrol işlemine tabi tutup süresi dahilinde varsa ayıp ihbarı bildiriminde bulunmadığından dolayı zarar tazmini isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen dosyada ise tarafların tacir olmakla yapılan inceleme neticesinde her iki yanın ticari defter ve kayıtlarındaki borç - alacak bedelleri birbiriyle örtüştüğünden ve takibe konu cari hesap kaydı ticari defterler nazarında tevsik edilmiş olduğundan dava konusu edilen asıl alacak bedeli üzerinden itirazın iptaline hükmedilmesi gerektiği, cari hesap dayanağı fatura alacağı kapsamında kabul edilen miktar likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2016/11304 Esas sayılı dosyasına vaki itirazının dava konusu edilen asıl alacak bedeli üzerinden iptaliyle takibin 9.101,90 TL üzerinden, işbu bedele takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, takip öncesi işletilen faize dair iptale yönelik harçlandırma yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan 1.820,38 TL icra inkar tazminatının birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıya 27.10.2015 ve 25.01.2016 tarihlerinde yazılı şekilde ayıbın ihbar edildiğini, ihbarın mal tesliminden 6 ay geçmeden yapıldığını, zarar ile gizli ayıp arasındaki illiyet bağının da son derece açık olduğunu, müvekkili şirketin, dava dışı ürün sattığı yurtdışındaki müşterine somut olay sebebiyle 43.000,00 Euro tazminat ödediği, gümrük evrakından yurt dışına gönderilen makarna kutularından 338.700 adedinin iade edildiği, ürünlerin kontrol ve tamir edildiği, keza konteynerla yurtdışındaki müşteriye tekrar gönderildiği, davacı müvekkili ile yurtdışındaki müşterisinin bu mal alım satımından sonra ortaya çıkan ayıplı mallar dolayısıyla birçok görüşme geçekleştirdiği, bu süreçte hukuki destek almak zorunda kaldığının belli olduğunu, mahkeme dayanağı bilirkişi raporunun en önemli hatasının davanın münhasıran ayıplı mal bedeline hasredilmesi olduğunu, oysa ki taleplerini 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin 5 inci fıkrasına ile 112 nci maddesine göre müspet zararının giderilmesi olduğunu, gümrük beyannamelerinden görüldüğü üzere, toplam 1.180.090 adet makarna kutusunun dava dışı müşterisi N.V. Etabl Joseph Soubry S.A.'ya gönderildiği, gönderilen bu makarna kutularından 338.700 adedinin davacıya iade edildiği, iade edilen 338.700 adet makarna kutusunun (kimi yeniden yapılıp kimi tamir edilerek) bir konteynerle yine yurtdışındaki aynı müşteri firmaya gönderildiğinin sabit olduğunu, şayet ortada ayıplı mal yoksa neden 338.700 adet makarna kutusu Türkiye'de bulunan davacıya iade edildiğini, taraflar arasındaki mail yazışmalarından gizli ayıbın varlığının teyit edildiğini, davalı şirketten satın alınan OPP malzeme 1.180.090 adet makarna kutusunda kullanıldığını, bu kutuların 338.700 adedi iade edildiğini, ifade edilen bu miktar kutular tamir edildikten sonra bir kısmı atılmış ve yerine yenileri basılarak miktar 338.700'e tamamlanmak suretiyle, gümrük mevzuatı sebebiyle aynı miktar malın 3 ay içinde geri gitmemesi cezai müeyyide olacağından geri gönderildiğini, bu nedenle 338.700 adet makarna kutusunun veya makarna kutusunda kullanılan OPP malzeme bedelinin iadesi talebi olmadığını, bilakis makarna kutularında kullanılan OPP malzemenin ayıplı olması sebebiyle 3.şahıs şirketin davacıya yansıttığı zararın ve buna bağlı feri zararın tahsili istemi bulunduğunu, e-mail yazışmalarının davalıdan satın alınmış OPP koronaların tamamına ilişkin olduğunu, davalının sattığı ayıplı ürünlerin tamamı davacı deposunda olsaydı bile üretim tarihinden 6 aydan fazla (2 yıl) geçtiğinden bunların ayıplı olup olmadıkları tespit edilemeyeceğini, bu sebeple ayıpli malların tamamının davacı şirket nezdinde bulunmamasının bir eksiklik olarak mütalaa edilmesinin doğru olmadığını, 1 milyon 180 bin makarna kutusunun üretildiği bir süreçte, her bir makarna kutusunun teker teker kontrol edilmesinin afaki soyut bir düşünce tarzı olup, fiiliyatta imkânsız olduğunu, davacının müşterisi kutulara makarna dolumu yapılırken, kutuların OPP pencerelerinin yapışkanlarının tutmaması ve makarnanın yerle dökülmesi ile anlaşıldığını, teknik inceleme yeterli olmadığını, davalı şirketten alınan OPP malzemenin tamamının kontrol edilmesinin anlamı; otomasyon sistemine bağlı otomatik makinelerdeki korona rulolarının bu üretim sürecinden teker teker manuel olarak el ile alınarak, insan gücüyle her birinin korona kalemi ile çizilmesi demek olduğunu, bunun da üretim sürecini tamamen durduracağını, ayrıca çizilmiş OPP malzemeli makarna kutusunun müşteriye gönderilmesinin ve üretimde kullanılması mümkün olmadığını, bu sebeple koronanın makarna kutusunu yapışıp yapışmadığının üretim sürecinde tek tek elle muayenesinin gerektiği gerekçesinin tamamen soyut ve afaki bir düşünceden ibaret olduğunu, koronanın 2 yıllık süre sonunda özelliğini kaybetmiş olması sebebiyle sağlıklı bir inceleme yapılamayacağına dair görüşün de yerinde olmadığını, çünkü dosyada mübrez e-mail yazışmalarından ve kök bilirkişi raporunun 15.sayfasından da anlaşıldığı üzere malların gizli ayıplı olduğunun açıkça ortada olduğunu, bunun da davalı yanca kabul edildiğini, ticari defterlerde dava konusu kalemlere (credit note, masraf, avukatlık ücreti, ulaşım konaklama giderleri vs) bir yorum yapılmadığını, birleşen davada ayıplı malların bedellerinin ödenmesine karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, asıl ve birleşen davada kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, asıl davaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının istinaf isteminin yerinde olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak davacının tazminat davasında müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya uygun olmakla birlikte müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, asıl davadaki kararın kaldırılarak müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacının müşterisi tarafından kendisine iade edilen 338.700 adet makarna kutusundaki eksiklik ve kusurların asıl davada davalıdan satın aldığı şeffaf OPP malzemesinin koronasının zayıf tatbik edilmiş olması ve ters tatbik edilmiş olmasından kaynaklandığını ispat edemediği, davacının iddiası iade edilen makarna kutularının şeffaf kısmının davalıdan aldığı bu malzemelerle üretildiği şeklinde olup iade edilen malların üretiminde kullanılan malzemenin davalıdan alınan OPP malzemesi olup olmadığının anlaşılamadığı gibi davacının zararının davalıdan alınan bu malzemelerin ayıplı olmasından kaynaklandığı da açıkça ortaya konulamadığı, mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesibin de yerinde olduğu, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, birleşen davada davacı- asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede davanın reddine karar verilirken asıl davada davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl dava yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin, asıl ve birleşen davada kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusu yönünden: asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin, asıl ve birleşen davada kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin, asıl davada kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu yönünde asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin asıl davada kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, asıl dava hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, birleşen dava yönünden verilen hüküm usul ve yasaya uygun olduğundan buna ilişkin hükmün aynen tekrar edilmesine, bu doğrultuda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile; birleşen dosya davalısının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2016/11304 E. sayılı dosyasına vaki itirazının dava konusu edilen asıl alacak bedeli üzerinden iptaliyle takibin 9.101,90 TL üzerinden işbu bedele takip tarihinden itibariyle avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, takip öncesi işletilen faize dair iptale yönelik harçlandırma yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan 1.820,38 TL icra inkar tazminatının birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava; satım sözleşmesine istinaden ayıplı ürün iddiası nedeniyle uğranılan zararın tazmini, birleşen dava ise itirazın iptali istemlerine yöneliktir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin 5 inci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince asıl dava bakımından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan asıl davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Asıl dava yönünden ... matbaacılık San. ve Tic. A.Ş'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.