T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1905 - 2025/2268 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1905 KARAR NO : 2025/2268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/119 E. - 2023/277 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi, Marka Hükümsüzlüğü, Ticaret Unvanının Te…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1905 - 2025/2268 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1905 KARAR NO : 2025/2268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/119 E. - 2023/277 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi, Marka Hükümsüzlüğü, Ticaret Unvanının Terkini Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2023 tarih ve 2022/119 E. - 2023/277 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ana faaliyeti gayrimenkul ve gayrimenkul işletmeciliği olan müvekkili şirketin kurulduğu günden bugüne 12 alışveriş ve 5 ofis merkezi ile 2 konut projesini tamamlayarak faaliyete geçirdiğini, Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul projelerine imza atmış olan ve ENR’nin (Engineering News Record) 2018 yılında yayınladığı 250 En Büyük Uluslararası Müteahhitler Listesi'nde dünyanın en büyük 36., Avrupa’nın ise 9. inşaat şirketi olarak gösterilen müvekkili şirketin, ülke genelinde yaygın olarak bilinen projelerinin ön sırasında da alışveriş merkezi projelerinin geldiğini, "..." markasının, müvekkiline ait tanınmış bir marka olduğunu, müvekkili şirketin 18 yıldır aralıksız olarak kullandığı "..." ibaresi için TÜRKPATENT nezdinde tescille korunan 31 adet markasının bulunduğunu ve müvekkilinin her birinin ana unsuru ... olan bu markalardan bir seri oluşturduğunu, müvekkilinin İstanbul, Ankara, Adana ve İzmir gibi yurdumuzun dört büyük şehrinde ... markası altında işletmekte olduğu alışveriş merkezlerinde her yıl binlerce tüketiciye, yüzlerce çalışanı ile hizmet verdiğini, bu anlamda müvekkili şirketin yalnız ana faaliyet konusu olan gayrimenkul sektöründe değil, perakende sektöründe de büyük bir istihdam sağladığını, müvekkilinin ... markası altında sunmuş olduğu ürün ve hizmetlere duyulan itibar ve güvenin en önemli nedenlerinden birinin de belirtilen ürün ve hizmetlerinin müvekkili ... Gayrimenkul tarafından sunulduğunun ve ... markasının müvekkili ... Gayrimenkule ait bir marka olduğunun bilinmesi bulunduğunu, ... markasının, müvekkili ile özdeşleşmiş tanınmış bir marka olduğunu ve bu markanın farklı ürün ve hizmet sınıflarında dahi tescil ve kullanımına izin verilmemesinin gerektiğini, müvekkilinin ... markası üzerinde 2006 yılından gelen üstün ve öncelikli bir hakka sahip olduğunu, davalının “...” ibaresini ürün ve hizmetlerinin tanıtıcı adı olarak kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalının internet sitesindeki görüntülerden de görüleceği üzere ... ibaresini, inşa ettiği gayrimenkul projelerinin ismi ve gayrimenkule ilişkin hizmetlerle ilgili olarak bir marka gibi kullandığını, bu suretle müvekkilinin tescille korunan haklarına tecavüz ettiğini, davalının resmi internet sitesinden alınan görüntülerin, davalının müvekkilininin ... markasını, bu markaların tescilli olduğu sınıflarda ve müvekkili gibi gayrimenkul projelerinde nasıl kullandığını ve bu suretle müvekkili markasından nasıl haksız yere istifade ettiğini açıkça gösterdiğini, her ne kadar davalı bu yöndeki kullanımlarını ticaret unvanı ile ilişkilendirmek isteyecekse de davalının ... ibaresini ticaret unvanından çok daha farklı ve bunu aşan bir biçimde tıpkı, tescilli bir marka gibi kullandığını ve kullanma niyeti ile hareket ettiğini, davalının ticaret unvanında müvekkilinin ... markasını kullanmasının da marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ... ibaresinin davalının ticaret unvanının ana unsuru olarak kullanımına izin verilmesi halinde, davalının ... ibaresini bir marka gibi kullanmaya devam edeceğini ve müvekkilinin marka tescili ile kendisine sağlanan haklara zarar vereceğini, davalıya ait 2020/02329 sayılı “...” markasının esas unsuru ... ibaresi olduğundan, kötü niyetli tescilin iptaline karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, davalının, müvekkili adına tescilli bir marka olan “...” markasını haksız ve izinsiz olarak birebir kullandığından, davalının bu fiil ve hareketlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının, müvekkili şirketin, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiil ve hareketlerinin men ve ref'ine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin durdurulmasına ve tecavüzün giderilmesine, "..." adının konut veya herhangi bir inşaat projesinde kullanımının, "..." adının davalının iş evrakı ve reklamlarında kullanılmasının önlenmesine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu amaçla davalıya ait üzerinde "..." adı yazılı iş evrakı, katalog, ürün etiket, kutu, koli ve ambalajlar ile bunların yapımında kullanılan klişe, kalıp ve araçlara el koyularak imhasına, davalı adına tescilli 2020/02329 sayılı “...” markasının iptaline, davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkartılmasına ve/veya davalının ticaret unvanının iptali ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ... Yatırım Geliştirme A.Ş.’nin, 2009 yılında kurulduğunu ve 12 yılda 28 projeye imza attığını, müvekkiline ait “... yatırım” markasının ticaret hayatında gerek marka ve gerekse ticaret unvanı olarak kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceğini, ticaret unvanının terkini talebi açısından zamanaşımı süresinin geçtiğini, müvekkilinin “...” ibaresini de içeren ticaret unvanını ticaret siciline 2009 yılında tescil ettirdiğini, 2009 yılından bu yana ticaret unvanı ve buna bağlı olarak marka olarak da kullandığını, bu bakımdan, davacının taleplerinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkili şirket tarafından uzun yıllardır “...” esas unsurlu markaların inşaat sektöründe kullanıldığını, davacının, müvekkilinin marka kullanımlarından haberdar olduğundan, yine sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, "www...com" isimli web sitesinin müvekkiline ait olup, 2009 yılında alındığını, bahse konu sitenin 2010 yılından bu yana aktif bir şekilde kullanıldığını, müvekkili tarafından inşaatı yapılan her bir projede “...” markası esas unsur olmak üzere, “... ...”, “... ...” gibi markaların kullanıma konu edildiğini, müvekkili şirket tarafından “...” markasının 2009 yılından bu yana gerek unvan ve gerekse marka olarak kullanıldığını, davacının bu kullanımlardan haberdar olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu “...” isimli projelerinin İstanbul'da ve hatta Anadolu Yakası'nda bulunduğunu, müvekkili tarafından çok sayıda yazılı basında da “...” ibaresi ile ilanlar, reklamlar verildiğini, davacıya ait “... ...” markası ile müvekkiline ait “...” markası arasında bir bağlantı olmasının söz konusu olmadığını, markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira hitap edilen tüketici kesimi bilinçli tüketici olup, markaların farklı şirketlere ait olduğunu bilebileceğini, davacı markaları tanınmış olmadığı gibi 36. ve 37. sınıf hizmetlerde de kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğu, dava konusu marka kapsamındaki 36. sınıf "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetlerinin” davacının 2010/77871 sayılı markasının kapsamında yer alan hizmetlerin benzer olduğu, ancak davacının söz konusu markayı belirtilen hizmetler bakımından kullanımını ispat edemediği, dava konusu 2020/02329 sayılı marka bakımından SMK 6/1 uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, tanınmışlık itirazının yerinde olmadığı, davacının kötü niyet iddialarını ispat edemediği, davacının marka hakkına tecavüz iddiası bakımından ise davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davalıya ait internet alan adının terkini talebi bakımından dava konusu www...com isimli alan adının, davacıya ait 2020/95890, 2020/95891, 2020/95892 ve 2010/77871 sayılı markalara tecavüz ettiği kanaatine varılmış olsa da internet alan adının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 12 yıldan fazla sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olduğu, davalıya ait ticaret unvanının terkini talebi bakımından davalının ticaret unvanının 25.08.2009 tarihinde tescil edildiği, davacının redde gerekçe markalarının başvuru tarihlerinin ise bu tarihten sonra olduğu, ayrıca ticaret unvanının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 12 yıldan fazla sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olduğu, dolayısıyla davacının davalıya ait ticaret unvanından “...” ibaresinin çıkartılması veya davalının ticaret unvanının terkini talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, işbu davanın, marka hakkına tecavüzün önlenmesi ana istemine dayalı olarak açıldığını, bu davada davalının kullanım ispatı talep etme gibi bir hak ve yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin emtia benzerliği ile ilgili değerlendirmelerini, işbu davada yeri dahi olmayan “Kullanım İspatı” müessesi üzerinden sonuca kavuşturmasının hukuka aykırı bulunduğunu, markalar arasındaki benzerlik sonrasında emtia sınıfları arasındaki benzerliğin değerlendirilmesi gerekirken, mahkeme kararında bu hususların hiçbir suretle göz önünde bulundurulmadığını, davalıya ait 2020/02329 sayılı “...” markasının da 36 ve 37. sınıflarda tescil edildiğini, bu iki sınıfın da müvekkilinin işbu davaya mesnet markalarının kapsamında yer aldığını, her ne kadar ilk derece mahkemesinin tarihsel sıralamayı göz önünde bulundurarak benzerlik değerlendirmesini sadece müvekkilinin 2010/77871 ... markası yönünden ele alması hatalı olmuşsa da, bu marka yönünden yapılan sınıfsal benzerlik değerlendirmesinin de doğru olmadığını, müvekkili ve davalı markaları arasındaki benzerliği ve karıştırma ihtimalini adeta yokmuş gibi kabul eden mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, mahkemenin hiçbir makul gerekçe belirtilmeksizin ve bilirkişiler tarafından verilen hatalı görüşe itibar ederek, tanınmışlık iddialarını kabul etmemesinin ve sadece tanınmış marka sicilinde müvekkili markasının kayıtlı olmaması sebebiyle markanın tanınmış olmadığı yönünde tespitte bulunmasının da hatalı olduğunu, markaların iltibas yaratacak kadar benzer olduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin kullanım sağlayamadığı gerekçesiyle markaya tecavüzün oluşmadığını sonucuna varılmasının yerinde olmadığını, müvekkilinin, davalının ... markasını tescil ettirme yönündeki girişimlerine devamlı suretle itiraz ettiğini, bu itirazların TÜRKPATENT tarafından da haklı görülerek davalı marka başvurularının reddine karar verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin sessiz kalmasının söz konusu olmadığını, kaldı ki sessiz kalma sebebiyle hak kaybı savunmasına dayanan kişinin iyi niyetli olması gerektiğini, ticaret unvanı ve internet sitesindeki kullanımlar yönünden de sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, marka hükümsüzlüğü ile ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümsüzlüğü istenen 2020/02329 sayılı davalı markası ile davacının 2010/77871 sayılı markası arasında 36. sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, ancak davalı tarafça SMK'nın 25/7. maddesi kapsamında kullanım ispatının talep edildiği, dosya kapsamındaki delillerle anılan hizmetler yönünden kullanımın ispat edilemediği, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, tanınmışlığın her somut uyuşmazlıkta ispatının gerektiği ve dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmışlığının da ispat edilemediği, dolayısıyla tanınmışlıktan kaynaklanan bir hükümsüzlük halinin de gerçekleşmediği, marka tescilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddianın da kanıtlanmadığı, markaya tecavüz iddiası yönünden de davalının SMK'nın 29/2. maddesi uyarınca kullanmama definde bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça markaya tecavüzün önlenmesi istemli davalarda, kullanım ispatının istenemeyeceği ileri sürülmüş ise SMK'nın 29/2. maddesinin açık hükmü karşısında bu iddianın yerinde görülmediği, davalının kullanımının gerçekleştiği 36. ve 37. sınıf hizmetlerde, davacı tarafça markalarının kullanıldığı ispat edilemediğinden, bu yönden de ilk derece mahkemesince kurulan hükümde bir isabetsizlik olmadığı, ticaret unvanının terkini ve internet sitesine erişimin engellenmesi talepleri yönünden ise davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.