T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1399 Esas KARAR NO: 2026/440 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/298 Esas - 2023/311 Karar TARİHİ: 11/04/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1399 Esas KARAR NO: 2026/440 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/298 Esas - 2023/311 Karar TARİHİ: 11/04/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, davalı şirkete ait emteaların uluslararası taşımasını çeşitli zamanlarda üstlendiğini, ancak davalının kusur ve ihmali neticesinde müvekkili şirketin aracının beklemek zorunda kaldığını bu nedenle 10.07.2017 tarih ve ... nolu 5.600,00 Euro bedelli bekleme ücreti faturası düzenlendiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında iade faturası kesileceğine dair herhangi bir düzenleme olmamasına rağmen sürekli iade faturası kestiğini, bu defa müvekkil şirket tarafından davalının kesmiş olduğu iade faturalına noter kanalı ile itiraz edildiğini, netice itibariyle müvekkil şirket davalı taraf ile olan ticare ilişkisi nedeniyle cari hesabında davalı taraftan toplam 5.600,00 Euro alacaklı bulunduğunu, davalı tarafın bakiye 5.600,00 Euro'yu ödemekten imtina etmesi üzerine müvekkilin haklı fatura ücreti alacağının tahsili amacıyla İstanbul ...... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebilği üzerine takip davalı borçlu şirketin, İcra müdürlüğünün yetkisine ve borca karşı yapmış olduğu itiraz ile durdurulduğunu,davacı borçlu şirketin icra müdürlüğünün yetkisine karşı yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, itiraz nedeniyle müvekkilin haklı alacağının tahsilinin engellenmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasını açarak yargılama giderlei ve ücreti vekaletin karşı taafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılmış olan her hangi bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, davacı taraf açmış olduğu icra takibinde her ne kadar cari hesap sözleşmesine dayandığını ifade etmişse de taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığını, bu hususu icra takibinde yetkiye ve borca itiraz dilekçesinde ifade ettiğini, taraflar arasında yapılmış bir yetki sözleşmesi de bulunmadığını, taraflar arasında kesinleşmiş bir fatura v.s de söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı şirketin genel yetki kurallarına göre hukuki yollara başvurması gerektiğini, TBK 89. Madde dava konusu olayda uygulanmayacağını, taraflar arasında kurulmuş bir sözleşme olmadığından davacının yaptığı iş vekaletsiz iş görme niteliğinde olabileceğinden dava konusu olayda da para alacağından söz edilemeyeceğini, dava konusu olayda davacı malları İzmir'de davalının ikametgahına getirmiş olmakla ifa yerinin İzmir olduğu tartışmasız olduğunu, ayrıca İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından da davalının ikametgahının İzmir olduğu dolayısı ile genel yetki kuralları uygulanacağından yetkili mahkeme ve İcra Müdürlüğü İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlükleri olduğunu, bu nedenle davada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönedrilimesine karar verilmesi gerektiğini bu nedenlerle öncelikle yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesine, bilahare haksız ve yersiz olan davanınn reddine, davacının haksız ve kötü niyetle, kesinleşmemiş ve her hangi bir sözleşmeye de dayanmayan alacak talebinde bulunması nedeni ile %20 icra tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesi, yargılama giderleri ile dava vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/04/2023 tarih ve 2020/298 Esas - 2023/311 Karar sayılı kararında; "....Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; cari hesap alacağına dayalı faturanın bekleme ücretine ilişkin olduğu, CMR Konvansiyonu 8. maddesine göre davacının yükü teslim aldığı sırada parça sayısını kontrol etmekle yükümlü olduğu, yüklenen eşyanın ait olduğu belgeye göre fazla ve eksik olması durumunda taşıyıcının yükü teslim almaması gerektiği, davacı taşıyıcının bekleme nedeninin davacı alıcıdan kaynaklanmadığı, davacı taşıyıcının çalıştırdığı kişilerden kaynaklandığı, davacının davalıdan bekleme ücreti talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emtianın muhteviyatına aykırı beyandan davalı yanın sorumlu olduğunu, davalı yana ait emtiaların müvekkil şirketçe taşıması yapılması hususunda anlaşılmasına müteakip davalı yanın yüklemeyi yaptığı esnada üzerine düşen özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle ilgili emtiaları taşıyacak olan araca bir kap fazla yükleme yaptığını, bilindiği üzere CMR Konvansiyonu gereğince yüklemeden kural olarak taşıyıcı sorumlu olmadığında bundan kaynaklanan gecikmeden de sorumlu olamayacağını, zira dava konusu olayda aracın yükleme yerinden aktarma yapmadan doğrudan hareket ettiğini ve müvekkil şirket şoförü yükleme alanına alınmadığından kontrol etme imkanı da oluşmadığını, işbu sebeple müvekkil şirketin bilgisi haricinde yüklenen ilave yük sebebiyle mahreçte 28 gün bekleme yapmak zorunda kalındığını, davalı yanın işbu taşımaya ilişkin yükümlülüğüne aykırı davranması ve müvekkilin bilgisi ve refakat imkanı olmaması sebebiyle müvekkil şirkete ait aracın bekleme yapmak durumunda kaldığını ve haklı olarak 5.600,00 EUR bekleme ücreti alacağı doğduğunu, işbu beklemeden davalı yanın sorumlu olduğunu, müvekkil şirketin haklı olarak bekleme ücreti faturası düzenlediğini, Nitekim; TTK m. 863/3 hükmü gereğince ise müvekkil şirketin davalı şirketten bekleme ücretine hak kazandığının açıkça belirtildiğini, TTK m.863/3 gerekçesinde kayıt ve şart belirtilmeksizin "makul sürenin aşılması halinde taşıyıcı bekleme ücretine hak kazanır." ifadesine yer verildiğini, ilgili açık kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirket nezdinde yapılan taşımanın sonucunda bekleme ücretine hak kazanmış olduğunu, açıklanan sebeplerle davalının taşıtan sıfatıyla müvekkil şirkete karşı sorumlu olduğunu, bekleme ücretinden kaynaklı olarak sorumlu olmadığına yönelik yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Müterafik kusurun gerekçeli kararda tartışılmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda her ne kadar müterafik kusurun olmadığı yönünde beyanlarda bulunulmuşsa da bir an için gecikmeden müvekkilin de sorumluluğu olduğu düşünülse dahi yüklemeden ve sevk evraklarının tanziminden CMR Hükümleri gereği davalının sorumlu olduğunu, bu durumda mahkemece dava konusu gecikmeden müvekkil şirketin sorumlu olduğuna hükmedilmesi halinde dahi davalı ile müterafik kusurun tespit edilmesi ve Yerleşik Yargıtay kararları ve istinaf mahkemesi kararları uyarınca müterafik kusur oranınında kusurun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereği %75'ten az olmamak üzere ağırlıklı bölümünün davalı üzerinde kalacak şekilde olması gerektiğinin belirtildiğini, işbu sebeplerle müterafik kusurun olmadığı yönündeki beyanları kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı taşıyıcı tarafından davalı alıcıya hitaben düzenlenen bekleme ücreti faturasına dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, davalı ithalatçı şirket ile yaptığı taşıma sözleşmesi uyarınca yurtdışından ithal edilen ürünlerin yurtdışında mukim gönderici ( ihracatçı ) şirketten teslim alarak Türkiye'ye taşımıştır. Taşınan emtiaların Gümrük Müdürlüğündeki işlemleri sırasında, beyanname haricinde 1 palet (20 jant) eşyanın yüklendiğinin tespit edilmesi sebebiyle gümrük işlemlerinin uzun süre tamamlanmaması sonucu davacıya ait aracın gümrükte beklemesinden kaynaklı bekleme ücreti faturasının düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafça faturanın kabul edilmeyerek iade edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, taşıma uzmanı bilirkişiden alınan rapordaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.