4. Ceza Dairesi 2021/35589 E. , 2024/11122 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/389 E., 2019/410 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir b…
**4. Ceza Dairesi 2021/35589 E. , 2024/11122 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/389 E., 2019/410 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, sanığın atılı suçu işlemediğine ve cezalandırılması için şüpheden uzak, yeterli delil bulunmadığına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olay kapsamında, sanık tarafından söylendiği kabul edilen ifadenin rahatsız edici söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığının gözetilmemesi, 2. Kabule göre de; Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, sanığın aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemesi ve dinlenen tanıkların, sanık tarafından davaya konu sözlerin söylendiğine dair anlatımlarının bulunmaması karşısında, bir kısım tutanak mümzisinin olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisinin olmadığı da dikkate alındığında, yalnızca kovuşturma aşamasında beyanları alınan şikayetçi ... A., katılan ..., mağdurlar ... U. ve ... D.'nin beyanı dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmadığı gözetilmeden hatalı değerlendirmeyle sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi. (Muhalif Üye) (Muhalif Üye) KARŞI OY Dosya kapsamına göre özetle, Asayiş Şube Müdürlüğü'ünde polis memuru olan müştekilerin Konya Sulh ceza Mahkemesince verilen arama kararını yerine getirmek için sanığın işletmekte olduğu Karbeyaz Niğth Clup adlı işyerine gittikleri, arama yapıldığı sırada dışarı çıkmak istediği, kapı önünde güvenliği sağlayan polislerin arama bitmeden dışarı çıkamayacağı şeklindeki uyarıları üzerine "Hepiniz fetöcüsünüz, bu yüzden mekanımızı bastınız." diyerek birden çok kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. Sanık müdafisinin atılı suçu işlemediğini ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın "sanık tarafından söylenen sözlerin müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici söz niteliğinde olduğundan, hakaret suçunun oluşmadığı" ve ayrıca "atılı suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmadığı" gerekçeleriyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce sanığın müştekilere söylediği sözlerin hakaret suçunu oluşturdu ve mahkumiyete yeter kanıt bulunduğundan anılan bozma nedenleri yerinde değildir. Şöyle ki; Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir. Evvela sanık tarafından müştekilere yönelik olarak söylenen "Hepiniz fetöcüsünüz" sözünün ne anlama geldiğinin açıklanması gerekir. Devletin güvenlik birimlerinin tespitlerine ve bu konudaki yargısal kararlara göre FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzere, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiği sabittir. Önceleri bu terör örgütünün yapısı ve amacı herkes tarafından bilinmezken, özellikle 15 Temmuz 2016 da gerçekleştirdiği darbe girişimi ile bu sırada işlediği yüzlerce kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerinden sonra toplumun her ferdi tarafından öğrenilmiş ve terör örgütü olduğu tüm yönleriyle açığa kavuşmuştur. Özetle FETÖ/PYD nin bir terör örgütü olduğu, dosyamızdaki darbe sonrası işlenen suç tarihinde sanık ve tüm toplum tarafından bilinmektedir. Somut olayımızda sanığın müştekilere yönelik olarak "Hepiniz fetöcüsünüz" dediği, iftira atmaları için bir neden bulunmayan müştekilerin beyanları ve dosya kapsamındaki diğer deliller ile sabittir. Sanığın müştekilere "Hepiniz fetöcüsünüz" demek suretiyle yukarıda nitelikleri açıklanan terör örgütüne mensup oldukları isnadında bulunmuştur. Bir kimseye ve özellikle kamu görevlisine terör örgütü üyesi veya destekçisi olduğunun söylenmesi onur, şeref ve saygınlığı rencide eden en ağır eylemlerden birisidir. Söylenen sözün bu içeriği dikkate alındığından eleştiri veya kaba söz olarak kabulü mümkün değildir. Sanık suç tarihinde FETÖ/PYD nin silahlı bir terör örgütü olduğunu bildiği halde, mahkemece verilen arama kararını yerine getirmeye çalışan kamu görevlilerine, haklı bir neden yokken anılan örgüte üye oldukları suçlamasında bulunmuştur. Silahlı terör örgütü üyeliği TCK'da düzenlenen en ağır suçlardan birisidir. Silahlı terör örgütü üyeliği isnadının eleştiri veya kaba söz olarak nitelendirilmesine yasal olanak bulunmaktadır. Yargılamaya konu sözün içeriği, söylendiği yer, zaman ve ortam dikkate alındığında kamu görevlisinin görevini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemek ve saygınlığına zarar verme amacıyla söylendiği, dolayısıyla eylem sonucu müştekilerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edilerek hakaret suçunun unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu ve mahkumiyetine yeterli kanıt bulunduğu, Yerel Mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bu gerekçeyle bozulmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.