T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1262 - Karar No:2025/1163 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1262 KARAR NO : 2025/1163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2018/240 E-2023/638 K ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynakl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1262 - Karar No:2025/1163 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1262 KARAR NO : 2025/1163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2018/240 E-2023/638 K ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl davada alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen davada davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasında, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı asıl davada davalı, birleşen davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirketin “...” adresinde bulunan alüminyum fabrikasındaki tutma ve ergitme fırınlarının imalatını ve kurulumunu üstlendiğini, taraflar arasında akdedilen 04.04.2017 tarihli sözleşmeye istinaden davalıya ait fabrikaya, sözleşmede belirtilen fırınların kurulumu ve sair işlerinin müvekkili tarafından eksiksiz ve zamanında yerine getirildiğini, teslim ve kurulumdan sonra fabrikanın üretime geçtiğini, bu durumun Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/9 Esas sayılı dosyası ile tespit edildiğini, sözleşmede imalatı ve montajı yapılacak malzeme cinsi ve birim fiyatlarının yer aldığını ve karşılıklı imza altına alındığını, müvekkili tarafından yapılan işlere istinaden 16.12.2017 tarihli 207844 seri numaralı ve 6.573.501,52 TL bedelli faturanın düzenlenerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirketin borcuna karşılık 918.328,00 Euro tutarında 26 adet çek keşide ettiğini ancak 521.272,00 Euro kalan bakiye için ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından yapılan görüşmeler ve ihtaratların sonuçsuz kaldığını, Kartal 21. Noterliği'nin 18.12.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bakiye alacağın ödenmesinin talep edildiğini, davalı şirketin Kahramankazan Noterliği'nin 21.12.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile ödeme yapılmayacağını bildirdiğini ve bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün 2018/221 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını ancak davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün 2018/221 sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamına, kötü niyetli ve haksız itiraz nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; görev ve yetki itirazında bulunulduğunu, tarafların anlaştığı rakamlar üzerinden bakiye bedelin davacıya ödenmiş olduğunu, davacının da kabul ve ikrar ettiği gibi borca karşılık vadeli çeklerin davacıya teslim edildiğini, büyük bir bölümünün davacı tarafından tahsil edildiğini, bakiye kısmın ise vadeleri geldikçe tahsil edilmeye devam edilmekte olduğunu, buna ilişkin ödeme belgeleri, evrak teslim ve çek örneklerinin sunulduğunu, ayrıca taraf ticari defterleri incelendiğinde tüm ödemelerinin taraf defterlerinde kayıtlı olduğunun görüleceğini, bu nedenle davacının ödeme yapılmadığına ilişkin iddiasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bunun dışında davacının iddialarının aksine davacı tarafından müvekkiline sözleşme şartlarına uygun mal teslimi yapılmadığını, davacı tarafından kesildiği iddia edilen hiç bir faturanın da müvekkili kayıtlarında bulunmadığını, taraflar arasında “...” başlıklı sözleşme teklif formlarının gönderildiğini ve karşılıklı yapılan görüşmeler neticesinde 23.05.2016 tarihinde sözleşmelerin imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca davalının sözleşmede kararlaştırılan imalatları eksiksiz ve noksansız olarak tamamlayıp anahtar teslimi olarak ve sözleşmenin imzalanmasına müteakip 5 ay içerisinde müvekkilinin fabrikasına monte ederek çalıştırıp faal bir şekilde müvekkili şirkete teslim etmeyi taahhüt ettiğini ancak müvekkili şirketin sözleşmeler uyarınca kendisine düşen edimleri eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen, davalı tarafın taahhüt ettiği işleri tam olarak ifa etmediğini, sadece bir kısım imalatı gerçekleştirdiğini, yapılan bir kısım imalatların ise ayıplı olduğunun görüldüğünü, davacı şirketin eksik ve kusurlu imalatı nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zarara ilişkin yüklenici aleyhine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/352 Esas sayılı doyası ile alacak davası açıldığını, tarafları ve konusu aynı olan ve aynı hukuki ihtilaftan doğan bu doyasının işbu dosya ile birleştirilmesi gerektiğini savunarak, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame ettiği davanın reddine, haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatılması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazmınatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/352 Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili; ... ilçesinde alüminyum levha ve folyo imalatı yapan müvekkili şirketin bir süre önce ihtiyaç nedeniyle mevcut üretim kapasitesinin artırılması için fabrikasındaki ekipmanlarına ilaveten levha tavlama fırını ve ergitme-tutma fırınları yapma gereği duyduğunu, piyasada bu işlerin imalatını yaptığını öğrediği davalı ile irtibata geçtiğini, yapılan araştırma, inceleme ve görüşme neticesinde taraflar arasında "..." başlıklı sözleşme teklif formlarının gönderildiğini ve 23/05/2016 tarihinde sözleşmelerin imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca davalının kararlaştırılan imalatları eksiksiz ve noksansız olarak tamamlayıp anahtar teslim olarak ve sözleşmelerin imzalanmasını müteakip en geç 5 ay içerisinde müvekkilinin fabrikasına monte ederek çalıştırıp faal bir şekilde kendisine teslim etmeyi taahhüt ettiğini, ancak müvekkilinin bu sözleşmeler uyarnıca kendisine düşen tüm edimleri eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalının taahhüt ettiği işleri tam olarak ifa etmediğini, bir kısım imalatın yapıldığını, yapılan imalatların bir kısmının da ayıplı olduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamelerle eksik ve hatalı imalatların tamamlanmasının talep edildiğini, ancak davalının hiçbir çalışma ve işlem yapmadığını, bunun üzerine Kahramankazan Sulh Hkuk Mahkemesi'nin 2017/21 D.iş sayılı dosyasında inceleme yapıldığını, raporda davalının imal ettiği makinelerde çeşitli hata ve ayıpların mevcut olduğunun ve bu makinelerin sözleşmede vaat edilen kriterleri taşımadığının belirtildiğini, davalı tarafın kendisine bildirilen bu rapora ve ikazlara rağmen yine kayıtsız kalınca açılacak davaya dayanak teşkil etmek üzere Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/40 D.iş sayılı dosyasında yeni bir keşif ve inceleme yaptırıldığını, eksik ve hataların hiçbirinin kullanımdan kaynaklı olmadığını ileri sürerek, öncelikle sözleşmelerin davalı tarafından gerektiği şekilde ifa edilmemesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı imalatların ve bu eksik ve ayıplı imalatlar nedeniyle oluşan eksik iş bedeli, kar- kazanç kaybı, tamirat bedeli, cezai şart vb. zararlarının miktarının tespit edilmesini, mahkemece yapılacak tespit sonucunda dava değerini ıslah ile artırma hakkının saklı tutularak "30 Tonluk Ergitme ve Tutma Fırını" sözleşmesinden kaynaklı eksik ve ayıplı imalattan doğan zararları için her bir fırın için ayrı ayrı 50.000 Euro + KDV olmak üzere 100.000 Euro + KDV, "Alüminyum Levha Tavlama Fırını" sözleşmesinden kaynaklı eksik ve ayıplı imalattan doğan zararları için 335.000 Euro + KDV olmak üzere toplam 435.000,00 Euro + KDV'sinin tahsil tarihindeki merkez bankası efektif Euro kuru üzerinden TL karşılığının, zarar tarihinden veya tespit edilemediği takdirde dava tarihinden itibaren döviz hesaplarına uygulanan ticari temerrüt faizi ile birlikte, ayrıca müvekkilinin eksik ve ayıplı imalat nedeniyle fazladan ödemek zorunda olduğu doğalgaz bedeli, kaliteli ürün üretilmemesinden dolayı yaşadığı kar-kazanç kaybı olarak 200.000 TL'nin yine zararların oluştuğu tarihten veya uygun görülmediği takdirde dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil ve tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiş, toplam 164.750 Euro olarak, b-Yine her üç fırının ayıplı imal edilmesinden dolayı sözleşmeye aykırı şekilde harcanan doğalgaz sarfiyatının tutarı 291.820 Euro olarak belirlendiğini, bunun 100.000 TL'si dava açılırken talep edilmiş olup, ilave taleplerinin 273.742,04 Euro olduğunu, bu kalemden dolayı davalının 100.000 TL ve 273.742,04 Euro ödemesi gerektiğini, c-Yine her 3 fırının sözleşmeye aykırı ayıplı imalatından dolayı üretim kaybından doğan zararlarının olduğunun kabul edildiğini ve tavlama fırınından dolayı üretim kaybı 242.949,60 Euro, 1 nolu ergitme fırını için üretim kaybı 551.722 Euro, 2 nolu ergitme fırını için üretim kaybı 213.849 Euro, fazla işçilikten dolayı üretim kaybı 15.943,05 Euro olmak üzere toplam 1.024.463,65 Euro zarar tespit edildiğini, dava açılırken bu kalemden dolayı talep edilen 100.000 TL'nin Euro karşılığı düşüldüğünde kalan zararlarının 1.006.385,70 Euro olduğunu, bu fasıldan dolayı borçlunun 100.000 TL ile 1.006.385,70 Euro ödemesi gerektiğini, d-Bu hesaplara göre Euro cinsinden zararlarının toplamı 1.444.877,74 Euro olup, bu zarar miktarının fatura tarihindeki TL karşılığının 6.597.600,73 TL olduğunu, yüklenicinin bakiye iş bedeli olan 521.272,00 Euro karşılığının ise yine fatura tarihindeki kur üzerinden hesaplandığında 521.272,00x4,5662=2.380.232,20 TL olduğunu, bu miktarın mahsup edildiğinde ise 6.597.600,73 TL - 2.380.232,20 TL = 4.217.368,53 TL alacaklarının bulunduğunu, dava tarihindeki Euro cinsinden karşılığının ise 4.217.368,53/ 5,5316 = 762.413,86 Euro olduğunu, bu sonuçlara göre 762.413,86 Euro'nun dava açılırken talep edilen 435.000 Euro tutarındaki bölümünün dava tarihinden itibaren, kalan 762.413,86-435.000 = 327.413,86 Euro'nun ise karar tarihinden itibaren Merkez Bankasının Euro cinsinden uyguladığı faiz oranı ile birlikte borçlunun ödeme yaptığı tarihteki TL karşılığının, yükleniciden tazmin edilmesi gerektiğini, bunlara ilaveten 25.10.2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde yüklenicinin gecikmeden doğan cezai müeyyide olarak 410.500 TL ödemesi gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin bu fırınların çalışması sırasında verdiği arızaların giderilmesi için yaptığı harcamaların garanti kapsamında olması nedeniyle 449.937,06 TL masrafın yükleniciden alınması gerektiğini, birleşen davada tespit edilen Euro cinsinden alacakları olan 762.413,86 Euro'nun dava açılırken talep edilen 435.000 Euro tutarındaki bölümünün dava tarihinden itibaren, kalan 327.413,86 Euro'nun ise karar tarihinden itibaren Merkez Bankasının Euro cinsinden uyguladığı faiz oranı ile birlikte borçlunun ödeme yaptığı tarihteki TL karşılığının, bunlara ilaveten geç teslimden doğan cezai müeyyide karşılığı 410.500 TL'nin karar tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte ödemesi gerektiğini, davanın başında doğal gaz ve üretim kaybı için kısmen talep edilen 200.000TL ile müvekkilinin dava konusu fırınların çalışması sırasında verdiği arızaların giderilmesi için yaptığı harcamaların bedeli olan 449.937,06 TL masrafın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte karşılık davalı yükleniciden tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı ile davalı arasında ''...'' isimli üç adet sözleşme imzalandığını, ödemelerin iş başlangıcında yapılacağının kararlaştırıldığını ancak davacının bir kısım kalan bakiyeyi ödemekten imtina ettiğini, bu süreçte davalının işe devam ederek tamamladığını ve davacının fabrikada üretime geçtiğini, bu hususun Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/9 Esas sayılı dosyasıyla tespit edildiğini, müvekkilinin bakiye bedel için Kazan İcra Dairesi'nin 2018/221 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davacının tacir olup, TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca teslim sırasında olağan bir inceleme ile çıkabilecek açık ayıplar için 8 günlük gözden geçirme süresi öngörüldüğünü, öngörülen sürelerin hak düşürücü süre olduğunu, ayıpla ilgili süresi içerisinde yapılan ihbar veya ihtarların bulunmadığını savunarak, öncelikle davanın usul yönünden reddine, ilk itirazlarının yerinde görülmediği takdirde esas hakkında öne sürülen hususlar dikkate alınarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen Ergitme ve Tutma Fırınları Projesi Sözleşmesi (1. Sözleşme), Levha Tavlama Fırını Projesi Sözleşmesi (1. Sözleşme), Ergitme ve Tutma Fırınları Projesi Sözleşmesi (2. Sözleşme) uyarınca; asıl dava yönünden sözleşme bedellerinin ne kadar olduğu, ne kadar ödeme yapıldığı, ne kadar bakiye kaldığı, Kahramankazan İcra Dairesi'nin 2018/221 sayılı dosyasındaki asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının ne olduğu, birleşen dava yönünden yüklenicinin edimini ayıplı ve eksik ifa edip etmediği, varsa ayıbın niteliği, gizli ve açık ayıp olup olmadığı, buna göre ayıp ihbarlarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıpların neler olduğu, bu ayıpların bedelinin ne olduğu, ayıbın işletmesel hatalardan mı kaynaklandığı yoksa garanti kapsamında mı olduğu, ergitme ve tutma fırınlarının sözleşmede kararlaştırılan ve taahhüt edilen teknik niteliklere sahip olup olmadığı ve bu hali ile kullanılarak taahhüt edilen verimlilikte üretim yapılıp yapılamayacağı bu şekilde kullanılması mümkün olmadığı takdirde mevcut hasarların giderilerek ekonomik ve verimli bir şekilde işletmeye katılmaları için piyasa rayiçlerine göre ne miktar harcama yapılması gerektiği, bu fırınların fiilen işletildiği tarihten bugüne kadar kusurlu imalat yapıp yapmadığı, yapmış ise sebebi ile taahhüt harcamak zorunda kalınan fazla doğalgaz tüketim miktarı, kusurlu imalat var ise dava tarihine kadar kadar düşük performans ile çalışıldığı için meydana gelen üretim kaybı miktarı, sözleşmede belirtilen tarihte standartlara uygun teslimat yapılıp yapılmadığı, yapılmamış ise yüklenicinin ödemesi gereken ceza miktarının ne olduğu hususlarında bilirkişi kurullarından kök ve ek raporlar alındığı, belirtilen 17.01.2023 tarihli ek raporun ve bu ek raporun kök raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olup, raporlarda her bir makinenin teknik yönden incelenerek ayıplı olup olmadığı ve varsa ayıbın niteliğinin ayrıntılı bir şekilde belirlendiği, asıl davada davacı tarafın alacaklı olup olmadığı yönünden; bilirkişi raporlarında davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu hususunun her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarıyla belli olup, davalı tarafın almış olduğu davaya konu malların bedelini ödemediği, 521.272 Euro olan makine bedelinin her iki tarafın ticari defterlerinde aynı miktarı verdiği, dolayısıyla davalı tarafın icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olup, aynı zamanda alacak bilinebilir/ belirlenebilir nitelikte olduğundan likit olduğu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada makinelerin ayıplı olup olmadığı yönünden ise, satıma konu makinelerin Ergitme ve Tutma Fırını 1, Ergitme ve Tutma Fırını 2 ve Levha Tavlama Fırınları olup, Ergitme ve Tutma Fırını 1 ve Levha Tavlama Fırınındaki ayıbın fırın içi sıcaklığı ve kapasite yönünden açıkça anlaşılması gereken nitelikte olduğundan açık ayıp niteliğinde olduğu ancak bu açık ayıpların teslim tarihi olan 23.11.2016 tarihinden yaklaşık 7 ay sonra yapıldığı, bunun açıkça TBK'nın 223.maddesinde düzenlenen sürelere aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle birleşen davada davacı tarafın bu fırınlara yönelik talebinin reddine karar verildiği, Ergitme ve Tutma Fırını 2 'ye ilişkin ise fırındaki sıcaklık ve gaz sarfiyatı yönünden mevcut açık ayıplara ilişkin ayıp ihbarının teslim tarihi ile aynı gün 30.06.2017 tarihinde yapıldığı, bu nedenle bu fırınlara yönelik ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulünün gerektiği, bu kabule göre birleşen davada davacı tarafın alacağının bilirkişi raporunda ayrıntılı bir şekilde belirtildiği gibi 213.849 Euro ve maddi zararının 255.966,83 TL olduğuna hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, asıl davanın kabulü ile davalı tarafın Kahramankazan İcra Müdürlüğünün 2018/221 sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak olan 521.272 Euro alacağa takipteki şartlarla faiz işletilmesine, asıl alacağın %20'si oranında (104.254,40Euro) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 213.849 Euro ve 255.966,83 TL maddi tazminat ve cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, (yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki kurla birlikte tahsiline), fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında 04.04.2017 tarihli sözleşmelerde Ankara ili Kahramankazan ilçesinde müvekkili tarafından işletilmekte olan alüminyum levha ve folyo imalatı yapan fabrikanın kapasite artırımı için "Ergitme Ve Tutma Fırınları-1", "Ergitme Ve Tutma Fırınları-2" ve "Alüminyum Levha Tavlama Fırını" başlıklı sözleşmeler düzenlenerek, 3 adet fırının sözleşmeye uygun şekilde imal edilip çalıştırılarak eksiksiz ve noksansız bir şekilde tesliminin düzenlendiğini, yüklenici tarafın bu sözleşme üzerine imalatlara başladığını ve söz konusu fırınları fabrikaya getirerek montajını yaptığını ve deneme çalışmalarına başlandığını, bu deneme çalışmalarının bir süre devam ettiğini ancak bir türlü randıman elde edilememesi nedeniyle müvekkili tarafından makinelerin kabul işleminin yapılmadığını, yüklenicinin 2017 yılının Haziran ayından itibaren deneme ve kusurları gidermeye ilişkin çalışmalarını kesmesi ve müvekkilinin aramalarına cevap vermemesi üzerine davalının bu fırınları sözleşmeye uygun şekilde teslim edemeyeceği kanaati oluştuğundan, müvekkili tarafından 30.06.2017 tarihli ihtarnamenin gönderilerek her 3 fırındaki kusurlar ve noksanlıklar belirtilmek suretiyle bunların acilen teknik şartnameye ve sözleşmede taahhüt edilen şartlara uygun hale getirilmesi, aksi takdirde tüm zararların tazmini için yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, davalı yüklenicinin cevabi 17.07.2017 tarihli yazısında kusur ve noksanlık olarak belirtilen hususların mevcut olmadığı, taraflarınca söylenen kusurların giderildiği, o nedenle fatura kesilerek kalan imalat bedelinin ödenmesinin talep edildiğinin belirtildiğini, fırınların müvekkiline teslim ve kabulüne ilişkin hiçbir beyanı bulunmadığını, müvekkilinin 21.07.2017 tarihli cevabi ihtarname göndererek, eksik ve ayıpların bildirildiğini, daha sonra Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/21 D.iş sayılı dosyasında makineler üzerinde keşif yapılarak mevcut fırınlardaki eksik ve kusurların tespitinin istenildiğini, uzman bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda, ergitme ve tutma fırınları ile alüminyum levha tavlama fırınlarının tam randımanlı çalışması için eksikliklerin rapor halinde bildirildiğini, 07.09.2017 tarihli ihtarname ile bilirkişi raporunda belirtilen ve hataların düzeltilmesi için tespit edilen toplam 507.250,00 Euro onarım bedelinin gönderilmesinin istenildiğini, daha sonra diğer ergitme ve tutma fırınında da aynı sorunları göstermesi sebebiyle Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/40 D.iş dosyasında tespit yaptırıldığını, ergitme ve tutma fırınındaki hataların giderilmesi için 92.500,00 Euro, levha tavlama fırınının düzeltilebilmesi için ise 432.250,00 Euro masraf yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bu ihtarnameler üzerine yüklenicinin 16.12.2017 tarihli 6.573.501,52 TL tutarında bir fatura tanzim ederek gönderdiğini ancak faturaya eksik ve ayıpların olması ve bu konuda yapılan tespitlerin bulunması nedeniyle itiraz edildiğini, yüklenicinin sulh hukuk mahkemesine müracaat ederek tespit yaptırdığını, bunun üzerine müvekkili tarafından Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/18 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, yine dava açılmadan önce Ergitme ve Tutma fırınlarındaki brülör haznesinin içinde bulunan Dh1 2 Refrakteri'nin incelenmesi için Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırıldığını, verilen 23.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda ergitme ve tutma fırınlarında kullanılan brülörlerin refraktörlerinin hatalı bir yapıya sahip olduğu ve bunların fırınlarda randumanlı çalışmasının mümkün olamayacağı, bunun gizli ayıp mahiyetinde olduğu ve acilen bu işe uygun brülörle değişmesi gerektiğinin belirtildiğini, yargılama esnasında tarafların talebi ve mahkemenin tensibi doğrultusunda dava konusu fırınların keşfen incelenerek çeşitli raporlar düzenlendiğini, taraf defterlerinin 16.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda incelendiğini, mahkemece mühendis bilirkişiler ...'ın heyete eklenerek yeniden keşif yapılmak suretiyle 09.09.2019 tarihli rapor düzenlendiğini, bilirkişi heyetince verilen raporun yeterli görülmemesi üzerine taraf talepleri ve mahkeme kararı doğrultusunda 5 kişilik bir yeni bilirkişi heyeti oluşturularak tekrar mahallinde keşif ve inceleme yapıldığını, sunulan raporda özet olarak, sözleşme doğrultusunda yapımı kararlaştırılan fırınların imal edilerek işyerine kurulduğu ancak teslim tarihine ilişkin dosya kapsamında somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, işveren tarafından varlığı iddia edilen ayıpların 30.06.2017 tarihli ihtarnameyle yükleniciye bildirildiği, bu bildirimin ayıp ihbarı olarak kabul edilip edilmeyeceği konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, dava konusu imalatlarda fazla doğalgaz kullanımının imalatlar tamamlandıktan sonra kullanım ile birlikte ortaya çıkacağının kabulünün gerektiği, bunun gizli ayıp sayılıp sayılmayacağı konusunda dosya kapsamında yeterli bilgi ve belgenin bulunmadığı, dava dosyasında dava konusu imalatların teslim zamanına ilişkin somut bir bilgi ve belgenin yer almadığından, cezai şart talebi konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, yapılan inceleme neticesinde alüminyum levha tavlama fırınının sözleşmedeki şartları sağlamadığı için bunun bedeli olan 42.000,00 Euro + KDV'nin talep edilemeyeceği, bu durumda yüklenicinin tüm işlerden dolayı 25.672,00 Euro talep edebileceği, yüklenicinin onarımlardan kaynaklanan alacağının ise 449.937,06 TL olduğunun belirtildiğini, rapora itirazlar üzerine aynı kurul tarafından hazırlanan 10.01.2022 tarihli ek raporda ise yüklenici alacağının 25.672,00 Euro, işlemiş faizin ise 135,32 Euro olduğu, dosyada teslim tarihine ilişkin somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, söz konusu fırınların yazılımının kırılarak ve izinsiz girilerek kullanıldığına ilişkin bir veri veya tespit olmadığı, fırınların son kalibrasyonlarının yapılmadan kullanıldığı yönündeki iddianın da teslime ilişkin süreç tamamlanmadığı için belirlenemediği, alüminyum levha tavlama fırınının sözleşmedeki şartları sağlamadığı yönünde tespitlerin doğru olduğu, nihai kararın mahkeme tarafından verileceği, fırınlarda sözleşmede taahhüt edilen miktardan daha fazla doğalgaz sarfiyatı yapıldığının kök raporda belirtildiği ancak bu bedellerin istenip istenmeyeceği konusunun mahkemeye ait olduğunun belirtildiğini, bunun üzerine 02.02.2022 tarihinde yapılan duruşmada mahkemece seçimlik hakkın kullanılması yönünde davacı işverene süre verildiğini, müvekkili tarafından 15.02.2022 tarihli dilekçe verilerek, her 3 fırın için fazladan ödenmek zorunda kalınan doğalgaz sarfiyatı ve üretimden kaynaklanan zararların tespiti ile 2 adet ergitme ve tutma fırını ile levha tavlama fırınının dava tarihindeki ayıplı değerinin tespitinin istenildiğini, ayrıca uğranılan zararların toplamının dava konusu fırınların dava tarihindeki ayıplı değerleri ile mukayese edilerek mahsup edilmesi neticesinde fazla alacaklarının tazmininin istenildiğini, dosyanın aynı bilirkişi kuruluna tevdi edilerek 18.04.2022 tarihli raporun alındığını, üretilen fırınların çalışmasına ilişkin yazılımların yüklenicinin izni ve rızası olmadan işveren tarafından kırılım yapılarak kullanıma alındığı hususunun bilirkişi heyetince değerlendirilemeyeceği, tavlama fırınının sözleşmedeki koşulları sağlamadığı, heyetçe yapılan inceleme esnasında problemli olduğu için kullanılamadığının görüldüğü, ergitme ve tutma ünitelerinde ise dava dosyasında görülen çeşitli problemlerin çıktığı, işveren tarafından yükleniciye yapılan ihbarlar ve garanti süresi kapsamında tamir ve revizyon masraflarının ve tavlama fırınının bedelinin alacak tutarından çıkartılarak hesaplama yapıldığı, ergitme ve tutma fırınlarının devreye alma süreci tamamlanmadan kullanıma alındığı, fazla doğalgaz tükettiği açıkça belirlenmesine rağmen iade hakkının kullanılmayarak tamir ve revizyon yapılmak suretiyle kullanıma devam edildiği, davanın birçok noktasında sözleşme hukuku ve garanti süreçleriyle ilgili önemli bağlantılar olduğu, bilirkişi heyetinin bu nedenle uzmanlık alanı içerisinde kalmaya çalıştığı, işverenin kullandığı seçimlik hakkına ilişkin beyanda fırınların bedelinden ayıp oranında indirim talep ettiği, ancak ayıp bedelinin belirlenmesinin kendi uzmanlık alanlarında olmadığı hususlarının belirtildiğini, bu rapora karşı tarafların talebi ve mahkemenin kararı doğrultusunda dosyanın 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edildiğini ve 25.10.2022 tarihli raporun sunulduğunu, sözleşme doğrultusunda imal edilen fırınlar için işveren tarafından toplam 918.328,00 Euro tutarında ödeme yapıldığı, bu miktarın toplam bedelden düşülmesi durumunda icra dairesindeki talebe göre takip tarihinde tahakkuk eden 3.437,97 Euro tutarındaki faizle birlikte toplam alacağın 524.709,97 Euro olduğu, birleşen dava yönünden ise, taahhüt edilen ergitme hızı, maksimum fırın sıcaklığı, fırın dış sıcaklığı ve gaz sarfiyatı değerlerinin gerçekleşmediği, yüklenicinin edimini ayıplı ve eksik ifa ettiği, tavlama fırını ile ilgili kapasite kusurunun, tav süresinin, doğalgaz sarfiyatının, fırın maksimum sıcaklığının, fırın bölgesel farklılık sıcaklıklarının ve malzeme sıcaklık farklarının açık ayıp niteliğinde olduğu, 1 nolu ergitme ve tutma fırını ile levha tavlama fırınındaki ergitme hızının, fırın iç ve dış sıcaklığının ve fazla gaz sarfiyatının açık ayıp niteliğinde olduğu, bu ayıp ihbarının üretime başlandıktan 7 ay 7 gün sonra yapıldığı ve sürenin değerlendirmesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, 2 nolu ergitme ve tutma fırınındaki ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, ayıpların imalat hatasından kaynaklandığı, fırınların sözleşmede kararlaştırılan ve taahhüt edilen teknik niteliklere kısmen sahip olduğu, bu hali ile kullanıldığında taahhüt edilen verimlilikte üretim yapılamayacağı, piyasa rayiçlerine göre 1 nolu ergitme fırınındaki ayıpların düzeltilmesi için 102.000,00 Euro, 2 nolu ergitme fırınındaki ayıpların düzeltilmesi için 20.000,00 Euro, tavlama fırınındaki ayıpların düzeltilmesi için 95.000,00 Euro harcama yapılması gerektiği ve ayıplı imalat nedeniyle harcanmak zorunda kalınan fazla doğal gaz tüketimi miktarlarının belirlenerek, deneme üretimi yapılarak teslim kararlaştırıldığından ve deneme üretimi yapıldığına ve teslime ilişkin belge bulunmadığı, 1 nolu ergitme-tutma fırını için 265.000,00 TL, 2 nolu ergitme-tutma fırını için ise 145.500,00 TL ceza müeyyidesinin oluştuğunun belirtildiğini, itiraz üzerine 17.01.2023 tarihli ek raporda ise; 1 nolu ergitme fırınındaki ayıpların giderilmesi için 443.506,20 TL karşılığı 102.000,00 Euro, 2 nolu ergitme fırınındaki ayıpların giderilmesi için 86.962,00 TL karşılığı 20.000,00 Euro, tavlama fırınındaki ayıpların giderilmesi için 185.881,28 TL karşılığı 42.750,00 Euro, tüm fırınlar için fazla doğalgaz sarfiyatından kaynaklanan kaybın 1.268.862,61 TL karşılığı 291.820,00 Euro, tavlama fırınındaki üretim kaybından dolayı 1.056.369,16 TL karşılığı 242.949,60 Euro, 1 nolu ergitme fırınındaki üretim kaybından dolayı 2.398.942,43TL karşılığı 551.722,00 Euro, 2 nolu ergitme fırınındaki üretim kaybından dolayı 829.836,84 TL karşılığı 213.849,00 Euro, fazla işçilik sebebiyle oluşan zarardan dolayı 69.322,00 TL karşılığı 15.943,05 Euro olmak üzere toplam zararın 6.439.682,52 TL karşılığı 1.481.033,65 Euro olduğunun belirtildiğini, taraf vekillerince ek rapora karşı kısmi itirazda bulunulmuş ise de, mahkemece yeniden inceleme yapılması talebinin kabul edilmeyerek, sözlü yargılama için süre verilerek asıl davanın kabulü ile birleşen davanın kısmen reddine karar verildiğini, mahkemenin yüklenicinin 521.272,00 Euro alacaklı olduğuna ilişkin gerekçesinin tamamen delil durumuna aykırı olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden 2.395.670,77 TL alacaklı olduğu, davalı iş sahibinin ticari defterlerine göre ise iş sahibinin 4.874.841,21 TL alacaklı olduğunun tespit edilmesine rağmen, mahkemece gerekçeli kararda her iki taraf ticari defterlerinde aynı miktarda ve 521.272,00 Euro tutarında alacak kaydının görüldüğü şeklindeki gerekçenin anlaşılamadığını, takibin dayanağı olarak gösterilen 16.12.2017 tarihli faturanın TL cinsinden 6.573.501,52 TL olarak tanzim edildiği halde, takip talebinde Euro cinsinden ödeme talep edilmesinin mümkün olmadığını, itirazın iptaline karar verilse dahi takibin takip tarihindeki TL üzerinden devam etmesi gerektiğini, takip yapıldığı tarihte yargılamada da belirtildiği üzere sözleşme konusu imalatlarda eksik ve ayıpların bulunması nedeniyle takibe itirazda haksız ve kötü niyetli olunmadığını, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkeme gerekçesinin de delil durumuna ve yasaya aykırı olduğunu, ergitme ve tutma-1 fırını ile levha tavlama fırınındaki fırın içi sıcaklığı ve kapasite yönünden mevcut ayıpların açık ayıp olup, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı belirtilmiş ise de, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere imal edilen fırınların iş sahibine eksiksiz ve noksansız teslim edildiğine dair herhangi bir yazılı belge ve delil olmadığını, yüklenicinin teslimi kanıtlama zorunluluğu olup, böyle bir delil olmadığından teslim tarihinin ihtarname keşide edilen 30.06.2017 tarihinde olduğunun kabulü gerektiğinden, ihbarın süresinde yapıldığını, imal edilen fırınlardaki ayıpların ve özellikle doğalgaz sarfiyatı ve eksik üretim sebebiyle oluşan zararın ancak bu fırınların kati tesliminden sonra kullanılmasını müteakip yeni bir süreç içerisinde ortaya çıkacağını, yüklenici tarafından müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde imal edilecek fırınların garanti süresinin mevcut olduğunu ve bu nedenle garanti süresi içerisinde işverenin ihbarda bulunmaksızın eksik ve ayıplı iş nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep edebileceğini (Yargıtay (kapatılan)15. H.D.'nin 23.03.2017 tarih ve 2016/5996 E- 2017/1287 K sayılı ilamı), taraflar arasındaki yazışmalarda imal edilen ürünlerin usulüne uygun olarak teslim edilmediği ve eksiklikler bulunduğunun açıkça ifade edilerek fatura kesilmesi talebinin kabul edilmediğini ve faturanın iade edildiğini, dosyada teslim ve kabule ilişkin olarak tanzim edilmiş yazılı bir tutanak olmadığından, farazi bir teslim tarihi belirlenerek buna göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının saptanma imkanı bulunmadığını, nitekim görülen ayıpların fark edildiği anda karşı tarafa ihtar edildiğini ve sürekli olarak bu noksanların giderileceği konusunda söz verildiğini bilen tanıklarının da bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 31.05.2022 tarih ve E 2019/15-6,K 2022/775 sayılı kararında; "Türk Borçlar Kanununda eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukuki işlem olmayıp hukuki işlem benzeri maddi vakıa olduğundan yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarında, eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya ekli şartnamelerinde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarnının her türlü delille ve tanık beyanı ile de ıspatlanabileceği kabul edilmektedir." denildiğini, benzer bir kararın da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2021 tarih ve 2021/1077 sayılı kararı olduğunu, Yüksek mahkemenin bu kararlarına rağmen mahkemece ayıp ihbarı konusunda tereddüt hasıl olduğunda tanıkların dinlenmesi gerekirken dinlememiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, birleşen davada cevap dilekçesinde, davalının süresinde ayıp ihbarı yapılmadığına ilişkin herhangi bir savunmasının bulunmadığını, cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen bir savunmanın daha sonra ileri sürülmesinin savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olup buna muvafakatlerinin bulunmadığı gibi, mahkemece de bir hususun kamu düzenine ilişkin olmadığı sürece kendiliğinden nazara almasının da usulen mümkün olmadığını (Yargıtay 3. H.D'nin 20.09.2021 tarih ve E 2020/6655, K 2021/8655 sayılı ilamı), birleşen davada yükleniciden alınmasına karar verilen 213.849,00 Euro'nun neyi kapsadığı açıklanmamasına rağmen bunun 2 nolu ergitme ve tutma fırınının üretim kaybından kaynaklanan ve bilirkişi heyetince tespit edilen zarar miktarı olduğunun düşünüldüğünü ancak bu fırınla ilgili olarak hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ayrıca 20.000,00 Euro onarım bedeliyle bilirkişi raporunda belirlenen 805.899,03 TL karşılığı olan 185.345,10 Euro maddi zararın alınması gerektiğine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığını, mahkemenin kabulüne rağmen bu kalemlere ilişkin zararlara hükmedilmemiş olmasının hatalı olup, verilen kararın eksik olduğunu gösterdiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, Ergitme fırını-1 için 653.722,00 euronun ve temerrüt tarihinden itibaren euro cinsinden alacaklara uygulanacak temerrüt faizinin tahsil tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden TL karşılığı ile 265.000 TL cezai şart bedelinin sözleşmede taahhüt edilen teslim tarihinden itibaren tahakkuk edecek reeskont faiziyle birlikte, Ergitme fırını-2 için 233.850,00 Euro ve temerrüt tarihinden itibaren euro cinsinden alacaklara uygulanacak temerrüt faizinin tahsil tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden TL karşılığı ile 145.500 TL cezai şart bedelinin sözleşmede taahhüt edilen teslim tarihinden itibaren tahakkuk edecek reeskont faiziyle birlikte, Tavlama fırını için 301.643,05 Euro'nun ve temerrüt tarihinden itibaren euro cinsinden alacaklara uygulanacak temerrüt faizinin tahsil tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden TL karşılığının, fazla doğalgaz sarfiyatından kaynaklanan 291.820 Euro'nun Merkez Bankası kayıtlarına göre TL karşılığı olan 1.268.862,61 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte, taraflarınca yapılan revizyon tamirat bedeli olan 344.937,06 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont faiziyle, yasal vekalet ücreti ile yargılamadan önce tespit dosyalarında yapılan masraflar ve ihtarname masrafların toplamı olan 4.187,49 TL ile birlikte mahkemece yapılan tüm yargılama giderlerinin yükleniciden tahsiline, itirazlara rağmen asıl davada yüklenicinin bir kısım alacağının olduğu kanaatine varılırsa bu miktarın TL cinsinden belirlenerek müvekkilinin TL alacaklarından takas ve mahsup edilmesine, usule ilişkin bu işlemler istinaf yargılamasında yapılamaz ise hükmün kaldırılarak gereğinin ifası için dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesini talep etmiş 24.07.2023 tarihli ek istinaf dilekçesinde ise, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiği gibi, kabul anlamına gelmemek kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilecekse icra inkar tazminatına yabancı para cinsinden hükmedilmesinin de yasaya ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına aykırı olduğunu ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğunu (Yargıtay (kapatılan) 15.HD'nin 2008/2526 E- 2008/4741 K, Yargıtay 3. HD'nin 2021/4796 E- 2022/2561 K sayılı vb. ilamlar), mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarına yapılan itirazların yargılama sırasında giderilmediği gibi, hükme esas alınan son bilirkişi raporunda da itirazlarının değerlendirilmediğini, ilk bilirkişi raporunda ergitme ve tutma fırınlarındaki kusurlar nedeniyle 420.000 Euro değerinde olan bu fırının kabulünün dahi mümkün olmadığı belirtilmişken, ikinci bilirkişi kurulu raporunda kusurların giderilmesi için 20.000 Euro'nun harcanmasının gerektiğinin bildirildiğini, her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu, gerekçeli kararda da bu yöndeki taleplerinin kabul edilmediğine dair yeterli gerekçe olmadığını, mahkeme kararlarının ayrıntılı ve gerekçeli olması gerektiğini, bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesinin hatalı olup, yapılan imalatın niteliği dikkate alındığında makinelerin ancak kullanım ile ayıplı olduğunun anlaşılabileceğini ve bunun gizli ayıp olup süresi içinde ihbar edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda; davalının müvekkiline sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenen ücreti ödemediğini ve temerrüte düştüğünü, mahkemece değerlendirilmesi gereken esas uyuşmazlık konusunun, ödeme edimini yerine getirmeyen işveren şirketin, yükleniciden sözleşmenin diğer konularıyla ilgili talepte bulunup bulunamayacağı hususu olduğunu, taraflar arasında akdedilen Ergitme ve Tutma Fırınları Projesi isimli sözleşmenin "Ödeme Planı" başlıklı maddesinde "İş başlangıcında 12 adet eşit ödemeli çek ile yapılacaktır." ibaresinin bulunduğunu, yine aynı şekilde Ergitme ve Tutma Fırınları - 2 Projesi'nde de 36 eşit ödemeli çek ile ödeneceği hususunda anlaşma sağlandığını, üzerinde karşılıklı olarak anlaşma sağlanan ve imzalanan söz konusu sözleşmede de açık olduğu üzere davalı şirketin isteği üzerine imal edilen fırınların yani işin başlangıcından önce ödeme ediminin yerine getirmesi gerektiğini, hem ödeme ediminin zamanında yerine getirilmemesi hem de kusur iddiası ve tazminat talebinin haklı ve hukuka uygun olmadığını, 6098 sayılı TBK'nın 97.maddesinde "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." hükmü uyarınca müvekkili şirkete karşı ödeme yükümlülüğünün ifa edilmediği halde haksız ve mesnetsiz bir şekilde ayıp ihbarında ve sözleşmenin diğer konularıyla ilgili talepte bulunulmasının açıkça kanun maddesine Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu (Yargıtay 15.H.D.'nin 14.03.2002 tarih ve 2001/5205 E- 2002/1146 K, 18.09.2007 tarih ve 2006/4294 E- 2007/5460 K), Yargıtay kararları ve kanun maddesinde açık olduğu üzere ödeme edimini yerine getirmeyen tarafın, karşı tarafın kendi edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, davalının ayıp iddialarının ve haksız, usul ve yasaya aykırı taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin bedelini ödemediği fırınların kullanımına devam edilmesinin, üretime devam edilerek kazanç elde etmesinin haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, bu hususun yapılan keşif ve neticesinde alınan bilirkişi raporları ile kanıtlandığını, müvekkili şirketin hem ödemelerinin yapılmaması hem de makinelerinin haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanılması nedeniyle ciddi manada ekonomik darlık yaşadığını, müvekkili ve yetkililerce makinelerin davalı şirkete ait fabrikalara kurulum ve teslimat için götürülmüş olup, davalının ise ödeme edimini yerine getirmediğini, kanun maddesine ve sözleşme hükümlerine açık bir şekilde ayrı davranıldığını, yine davalı şirket tarafından müvekkili şirketin yaptığı makine, tesis, yazılım vs. bilinen ifadeyle "crack" uygulamalarla kırılarak makinelerin çalıştırıldığını, makinelerin çalışma ve işleyişine ağır ve onarılması imkansız zararlar verildiğini, davalının, kanun ve yargı kararlarında açık olduğu üzere derhal kullanması gereken seçimlik haklarını ancak yapılan itirazlar sonucunda mahkemece süre verilmesi akabinde dava açılmasından 5 sene sonra hukuka aykırı bir şekilde kullandığını, seçimlik hakların kanun koyucu tarafından sınırlı sayılılık ilkesi çerçevesinde düzenlendiğini, derhal kullanılması gereken, kullanmak ile tükenen haklardan olduğunu, davalı şirket tarafından dava açılmadan önce bildirilmeyen akabinde dava açılmasında 5 sene geçtikten sonra mahkeme ara kararı neticesinde bildirilen seçimlik haklarına ilişkin beyan ve bildirimini kabul etmediklerini, bu hususu ara karara itirazlarında belirttiklerini, derhal kullanımı gereken bir hakkın 5 sene sonrasında kullanılmasının kanun koyucu tarafından yüklenen külfetlere açıkça aykırı olduğunu, davalının zamanında yerine getirmediği külfet ve sorumluluklara ilişkin beyan ve hak kullanım açıklamasına muvafakatlerinin bulunmadığını, bu hususun hakkın açıkça kötüye kullanımı olup, süresinde bir kullanım olmadığından kanun koyucu tarafından da belirtildiği üzere korunmasının mümkün olmadığını, süresinde seçimlik haklarını belirtmeyen davalının sonrasında seçimlik hakkına binaen bildirdiği talep ve istemlerinin süresinde olmayıp, mahkemece de süresinde bildirilmeyen seçimlik hak bağlamındaki taleplerin dikkate alınamayacağını, davalının talep ve istemlerinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, dosya kapsamından açık bir şekilde görüleceği üzere davalı tarafça borca ve sözleşmeye aykırı şekilde ödemelerin yapılmadığını, akabinde ise fırınların yazımlarının crack yazımlar ile kırıldığını, fırınların bütünlüğüne, yapısına ve işleyişine zarar verilerek 6 yıldır davalı şirketçe kullanıldığını, TMK'nın 2.maddesi uyarınca davalı şirketin açık bir şekilde kötü niyetli olup, bu kötü niyetine dayarak haksız kazanç elde etme çabası içerisinde olduğunu, davalının dava konusu makinelerin kusurlu olduğunun ve bundan ötürü tazminat iddialarının yersiz ve hukuken mümkün olmadığını, sözleşmenin garanti kapsamı başlıklı maddesinde garanti süresi içerisinde kusurlu malzemeye yüklenici haricinde müdahale edildiği takdirde bu malzemenin garanti kapsamı dışında olacağı şartına yer verildiğini, öte yandan sözleşmeye dayalı işlerde kusurun giderilmesinin ödeme şartına bağlı olup, karşılıklı edimlerin sözleşmede belirlenen sürelerde yerine getirilmesinin şart olduğunu, müteahhitlik işlerinde, yüklenici firmanın maliyetlerini aldığı hak edişlerle karşılayarak taahhüt ettiği işleri yapabildiğini, makinelerin kurulumunun ve doğrulamalarının makineyi üreten firma yetkililerine bırakılması gerektiğini ancak davalı şirketin kendi mühendislerine cihazları kırdırarak kullanıma başladığını, tanık ifadesiyle de bu durumun açık olup, 2018/9 D.İş dosyasında 13.02.2018 tarihinde dinlenen İlhan Andı isimli tanığın yeminli ifadesinde; davalı firmada 4 yıldır makine mühendisi olarak çalıştığını, makinelerin imalatlarını, montajlarını ve testlerini kendisinin yaptığını, işin bedeli olan çeklerin işe başlarken verilmesi gerekirken işin sonuna kadar verilmediğini, 521.272 bin Euro ödemenin yapılmadığını, bu gerekçe ile işi teslim etmediklerini, işi resmi olarak teslim etmedikleri halde iş sahibi ... şirketinin makineleri 11 aydır kullandıklarını ifade ettiğini, söz konusu anlatım ve dosya kapsamındaki özellikle son keşif neticesinde alınan rapor ve delillerden de açık olduğu üzere davalı şirketin malları kabul ettiğini, şu zamana kadar geçen sürede de (6 yılı aşkın bir süre) kullanımına kesintisiz bir şekilde devam edildiğini, yava konusu makinelerin ayıp ve ihbar süresi nazarında incelenmesinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 25.10.2022 tarihinde dava konusu makinelerde bulunan ayıpların açık ayıp olduğunun ve bilirkişi raporunda da açıkça zikredildiği üzere ayıpların ortaya çıkış ve ihbar süreleri nazara alındığında süresinde yapılmadığının aşikar olduğunu, bu nedenlerden davalının herhangi bir seçimlik hakkını kullanması ve bu minvalde tazminat, üretim kaybı, cezai şart vs talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, 25.10.2022 tarihli bilirkişi kök raporunda Ergitme ve Tutma Fırınları 1 ile Levha Tavlama Fırınına ilişkin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığının tespit edildiğini, bu tespitte aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte ayıp ihbarının süresinde yapılmadığının ve süresinde yapılmayan ihbar neticesinde söz konusu makineler bağlamında talep edilen tazminat, bedel indirimi, cezai şart vs tüm taleplerin reddi gerektiğini, 25.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Ergitme ve Tutma -2 Fırınları" işine ilişkin ayıp ihbarının 30.06.2017 tarihinde yapıldığından bahisle ihbarın süresinde olduğuna ilişkin değerlendirme yapıldığını, söz konusu değerlendirmenin açık bir şekilde hatalı olduğunu, davalı şirketçe Ergitme ve Tutma -1 Fırınları ve Tavlama Fırınına ilişkin olarak ayıp ihtarının 30.06.2017 tarihinde yapıldığını, fakat Ergitme ve Tutma -2 Fırınlarına ilişkin ayıp ihtarının 27.07.2017 tarihinde gönderildiğini, en son bilirkişi raporunda yanlış ihtarname temel alınarak hesaplanan ihbar süresinin hatalı olup, ihbarın süresi içerisinde yapılmadığının sarih ve bariz olduğunu, söz konusu makineler yönünden tazminat, bedelde indirim, cezai şart vs taleplerin tümden reddi gerektiğini, davalı şirketin tacir olup, tacirlerin borçlarını ve haklarını yerine getirirken basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, işletmesini zarara uğratacak her türlü iş ve işlemden kaçınması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının birleşen dava yönünden kaldırılarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava ise alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava, davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi aleyhine taraflar arasındaki 16.12.2017 tarihli fatura, ihtarnameler, yazışmalar, sözleşmeler, cari hesaptan kaynaklanan bakiye 521.272 Euro asıl alacak ve 3.437,97 Euro faiz alacağı olmak üzere toplam 524.709,97 Euro'nun tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen dava ise, iş sahibi tarafından yüklenici aleyhine açılan taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında yapılan imalatlardaki eksik ve ayıplı işler nedeniyle giderim bedeli, eksik ve ayıp nedeniyle yapılan masraflar nedeniyle alacak, cezai şart, sözleşmeye uygun ifa yapılmaması nedeniyle üretim kaybından kaynaklanan alacak ve fazla doğal gaz sarfiyatı nedeniyle alacak istemlerine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, taraflar arasında 23.05.2016 tarihli "Ergitme ve Tutma Fırını- 1" olarak adlandırılan, konusunun yüklenici tarafından hazırlanacak otomasyon projesine göre, ergitme ve tutma fırınlarının imal edilerek, iş sahibinin fabrikasına monte edilmesi olduğu, 04.04.2017 tarihli sözleşmenin ise “Levha Tavlama Fırını” olduğu, konusunun levha tavlama fırını imal edilerek, iş sahibinin fabrikasına monte edilerek, devreye alınıp performans testleri yapılarak anahtar tesliminin olduğu, 04.04.2017 tarihli “Ergitme ve Tutma Fırını- 2” olarak adlandırılan sözleşmesinin ise, sözleşmede belirtilen fırınlarla ilgili işin anahtar teslimi kurulum ve devreye alınması işini kapsadığı, her üç sözleşmede de bedelin nasıl ödeneceğinin düzenlendiği, yine her üç sözleşmede de garanti kapsamı başlıklı maddede garanti hükümlerinin de düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Taraflarca ve mahkemece de kabul edildiği üzere, taraflar arasında belirtilen 3 ayrı sözleşmenin imzalandığı hususu ihtilafsız olup, yukarıda belirtildiği üzere sözleşmelerde, taraflarca teknik nitelikleri kararlaştırılarak, özellikleri belirtilen fırınların kabul edilen projelere göre imalat, montaj, kurulum, performans testi ve denetim üretimi yapılarak tesliminin öngörüldüğü anlaşılmakla, taraflar arasında 6097 Sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunun kabulü gerektiğinden asıl ve birleşen davadaki taleplerin bu hukuki nitelendirme kapsamında eser sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. 6098 Sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler gereğince ve Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, eser sözleşmelerinde kural olarak yüklenici sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalâtı ve miktarını, iş sahibi ise yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlüdür. İşin teslimi "maddi olay" niteliğinde olduğundan, yüklenici tarafından her türlü yasal delille ve bu kapsamda tanık deliliyle kanıtlanabilir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478 (BK'nın 359-363) maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imâlini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Ayıp ihbarında bulunulmuş ise aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147) talep edilebilir. Ancak eksikler için bedel hesabında teslimden itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 6. H.D.'nin 06.11.2023 tarih ve 2022/4164 E- 2023/3686 K, Yargıtay (kapatılan) 15. H.D. 03/06/2021 gün 2021/1722 E- 2021/2490 K, 02/10/2019 gün 2019/2359 E- 20193731 K, 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. 11.12.2019 tarih ve 2019/300 E- 2019/5105 K sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşmelerde imalatın yapımı, montajı ve devreye alınması yükümlülükleri belirtilerek, KDV hariç götürü bedel olarak iş bedelinin belirlendiği anlaşılmakla, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere götürü bedelli eser sözleşmelerinde gerçekleştirilen imalata göre yüklenicinin hak ettiği iş bedeli, ödenmeyen iş bedeli yada iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı ve miktarının, gerçekleştirilen imalatın işin tamamına göre fiziki oranının tespiti ve bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hak edilen iş bedelinin hesaplanarak, kanıtlanan ödemeler düşülmek suretiyle belirleneceği kabul edilmektedir (Yargıtay (kapatılan) 15.H.D.'nin 13.03.2017 tarih ve 2016/4172 E- 2017/1090 K, Yargıtay (kapatılan) 15. H.D.'nin 22.02.2017 tarih ve 2016/4275 E- 2017/727 K, Yargıtay (kapatılan) 15.H.D.'nin 11.01.2021 tarih ve 2020/3219 E- 2021/17 K sayılı, Yargıtay 6. H.D.'nin 25.04.2024 tarih ve 2022/4334 E- 2024/1090 K sayılı ilamları). Başka bir anlatımla götürü bedelli işlerde iş bedeli tamamen ödenmiş olmasına rağmen, teslim alınan işlerde sözleşmesine göre bir kısım eksikler varsa, iş sahibi eksik işlerin bedelini teslim tarihinden sonra giderilmesi için gereken makul süre eklenerek bulunacak tarihteki serbest piyasa rayiçleriyle yükleniciden isteyebilir. Eksik işlerin tamamlanması için yükleniciye ilave bir süre verilmiş ve verilen sürede eksikler tamamlanmamış ise, eksik işlerin bedeli verilen sürenin sona erdiği tarihteki serbest piyasa rayiçleriyle hesaplanır. Götürü bedelin tamamı yükleniciye ödenmemişse, iş bedelinin ödenmesinde borçlu temerrüdüne düşmüş ve dolayısıyla yükleniciye karşı öncelikli edimini ifa etmemiş ise iş sahibi eksik bırakılan işler nedeniyle yükleniciden bedel talebinde bulunamaz. Zira yüklenici, bedelini iş sahibinden tahsil etmediği imalâtlar için, bu imalâtların yapılmamış olması nedeniyle iş sahibine bedel ödemeye zorlanamaz. Bu durumda yapılacak iş, yapılan işin fiziki oranını ve bu orana göre yüklenicinin hakettiği iş bedelini bularak ödemelerle karşılaştırmak, sonucuna göre yüklenicinin alacaklı olup olmadığını ya da yükleniciye fazla ödeme yapılıp yapılmadığını belirlemekten ibarettir (Yargıtay (kapatılan) 15. H.D.'nin 02/11/2016 gün ve 2016/1760 E-2016/4501 K, 04/03/2014 gün ve 2013/2651 E- 2014/1453, 30-01/2012 gün ve 2011/6656 E-2012/408 K sayıl ilamları). Yine, 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi nedeniyle hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi ve hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Bu kapsamda, birleşen davada dava dilekçesinde, her bir fırın yönünden eksik ve ayıplı imalattan doğan zararlara ilişkin kalemde eksik iş bedeli, kâr kaybı, tamirat bedeli, cezai şart vb demek suretiyle her bir fırın için 50.000 Euro + KDV olmak üzere 100.000 Euro, alüminyum tavlama fırını yönünden ise aynı şekilde açıklama yapılarak 330.000 Euro + KDV tahsili talebinde bulunulmuş ancak yapılan yargılamada mahkemenin talebi üzerine HMK 31.maddesi gereğince verilen 16.05.2023 tarihli dilekçede, dava dilekçesindeki talep kalemleri yönünden yasaya uygun bir kuruşlandırma yapılmadığı gibi , 03.04.2023 tarihli esasa ilişkin beyan dilekçesinde de dava dilekçesinde Euro olarak talep edilen kalemler içerisinde sayılan cezai şart, tamirat bedeli yönünden TL olarak talepte bulunduğuna ilişkin açıklama yaptığı, bu açıklamanın davadaki talep ve kalemler yönünden HMK'nın 31.maddesi kapsamında uygun olmayıp, açıklamaların birbiriyle çelişkili olduğu anlaşılmıştır. Yine, HMK'nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297/2. maddesine göre; ''Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." birleşen dava yönünden somut olayda mahkemece talep kalemlerinden biri olan Ergitme ve Tutma Fırını 2 'ye ilişkin olarak, fırındaki sıcaklık ve gaz sarfiyatı yönünden mevcut açık ayıplara ilişkin ayıp ihbarının teslim tarihi ile aynı gün 30.06.2017 tarihinde yapıldığı, bu nedenle bu fırınlara yönelik ayıp ihbarının süresinde yapıldığı gerekçesiyle birleşen davada davacı tarafın alacağının bilirkişi raporunda ayrıntılı bir şekilde belirtildiği gibi 213.849 Euro ve maddi zararının 255.966,83 TL yönünden kabul kararı verilmiş ise de, kabul edilen bu miktarlar yönünden alacak kalemlerinin net bir şekilde açıklanmadığı gibi, 255,996,83 TL maddi zararın içinde olduğu belirtilen cezai şart miktarının ne olduğu, maddi zarar kaleminin neyden oluştuğu ve miktarının ne olduğu hususu belirtilmemiş, yine davacı tarafça "Ergitme ve Tutma Fırını- 2" yönünden dava dilekçesi ve yukarıda belirtilen 05.04.2023 havale tarihli dilekçesinde eksik ve ayıplı imalatların giderim bedeli, fazla doğal gaz sarfiyatı, üretim kaybı, cezai şart, tamirat bedeli kalemleri nedeniyle talepte bulunduğu, mahkemece kabul edilen alacak kalemleri yönünden yukarıda belirtildiği şekilde denetim yapılamadığı gibi, bu sözleşme kapsamında tüm talep kalemleri yönünden kabul veya red yönünden bir gerekçe oluşturulmadığından verilen karar HMK'nun 297. maddesi hükmüne aykırı olup, hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde, birleşen dava dilekçesinde netice talep kısmında talep edilen her bir kalem ve bu kaleme ilişkin talep edilen miktar açıklattırılıp, kuruşlandırılarak, yine taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesi ilişkisi olduğu kabul edilmek suretiyle sözleşme hükümlerine, bu kapsamda yüklenici tarafından yapılıp teslim edildiği anlaşılan işler, bu işlerde eksik ve ayıpların bulunup bulunmadığı, ayıplı iş varsa süresine ilişkin ve garanti hususu, yüklenicinin ödemezlik define yönelik iddiası değerlendirilerek dosyaya sunulan tespit raporu, gönderilen ihtarlar, sözleşme hükümleri dikkate alınarak, davacının götürü bedel kapsamında talep edebileceği bakiye iş bedelinin olup olmadığı, bu kapsamda iş bedelinin tamamen ödenmemesi nedeniyle eksik ve ayıpların giderim bedeli değil, teslimden sonra eksik ve ayıpların niteliği dikkate alınarak makul süre eklenerek belirlenen tarihe göre bedel yönünden hesaplama yapılması, yine sözleşmelerdeki iş sahibinin ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümler ve taraflarca ödendiği ihtilafsız olan miktarlar dikkate alınarak, aralarında eser sözleşmeleri konusunda uzman bir bilirkişinin de yer aldığı teknik bir bilirkişi heyetinden, daha önce alınan tüm kök ve ek raporlar da ve taraf itirazları da değerlendirilmek suretiyle, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir bir bilirkişi heyeti raporu alınması, alınacak bu rapora itirazlar vaki olması durumunda itirazları denetime olanak verecek şekilde giderir şekilde ek rapor alınması ve HMK'nın 297.maddesi kapsamında her bir talep kalemi yönünden kabul veya ret gerekçesi konularak infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken mahkemece akdi ilişkinin satış olarak değerlendirilerek bu kabule göre de eser sözleşmesi kapsamında ve yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kabule göre de, asıl ve birleşen davada, itirazın iptali davasına konu olan faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasına rağmen mahkemece gerekçeli kararında taraflar defter ve kayıtlarına göre bakiye bedelin belirlendiğine ilişkin gerekçesinin dosya kapsamında uygun olmadığı gibi, asıl davada mahkemece itirazın iptaline karar verilen bedelin, birleşen davada iş sahibi tarafından eksik ve ayıp ile diğer alacaklar yönünden yapılan taleplerin değerlendirilmesi için bilirkişi raporu alındığı, bu durumda da alacağın likit olmadığı gibi, İİK’nın 58/1-III ile 67.maddesi hükümlerine göre alacak yabancı para cinsinden olsa dahi itirazın haksız olması halinde, kabul edilen yabancı para alacağının takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yabancı para cinsinden inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesi de usûl ve yasa aykırı olduğu gibi yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına (Yargıtay (kapatılan) 15. H.D.'nin 19.04.2007 tarih ve 2006/2060 E- 2007/2580 K) aykırı olduğundan doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; asıl davada davalı, birleşen davada taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/05/2023 tarih ve 2018/240 Esas- 2023/638 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İstinaf talep eden asıl davada davalı/ birleşen davada davacı tarafından yatırılan 269,85 TL + 40.559,38 TL olmak üzere toplam 40.829,23 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf talep eden birleşen davada davalı tarafından yatırılan 269,85 TL + 24.572,71 TL olmak üzere toplam 24.842,56 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 12/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır