İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında 08.10.2016…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1648 KARAR NO:2026/291 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:15/06/2022 NUMARASI:2018/181 Esas - 2022/610 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında 08.10.2016 tarihi ile 06.12.2017 tarihleri arasında ticari ilişki olduğunu, davalı borçlunun bu ticari süreç içinde kendisine gönderilen malların bir kısmının ödemesini yaptığını, ancak cari hesap içinde mahsuplaşma yapıldığında, ... numaralı 20.07.2017 tarihli irsaliye ile teslim edilmiş olan ... numaralı 20.07.2017 tarihli 29.767,52 TL tutarında fatura ile ... numaralı 02.08.2017 tarihli irsaliye ile teslim edilen ... numaralı 02.08.2017 tarihli 11.336,26 TL tutarlı faturaların borcundan kalan bakiye 39.850,45 TL'yi ödemediğini, davalının borcunu ödememekte ısrar etmesi üzerine Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibini başlatıldığını, borçlunun bu takibe yetki ve borç itirazında bulunduğunu, davalı borçlunun yetki itirazının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, dava konusu alacağın para borcu olduğunu, borcun davacı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adresinde ödenmesi gerektiğini, davalı borçlunun esasa ilişkin itirazlarının da haksız olup zaman kazanma amacına yönelik olduğunu bildirerek, davalı borçlunun Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı icra dosyasına yönelik haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalı borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip ve dolayısıyla açılan itirazın iptali davasının yetkisiz Mahkemede açıldığını, davanın ve takibin davalının ikametgahı olan Adana'da açılması gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz davasını kabul etmediklerini, tarafların tacir olduklarını ve birbirleri ile her türlü iletişim araçları ile görüştüklerini, taraflar arasındaki cari hesabın mutabakata varılmadan herhangi bir şekilde takibe konu olamayacağını, taraflar arasında yapılan görüşmelerden anlaşıldığı kadarı ile davacının davalı şirkete vermiş olduğu ürünlerde bazı gizli ayıplar göründüğünü ve bu durumun davacıya birden fazla kez bildirildiğini, bu husus taraflar arasında ihtilaflı iken davacının tamamen kötü niyetli olarak takip başlatmış olmasının hiç bir hakkaniyet ve centilmenlik anlaşmasına sığmayacağını, taraflar arasında 6 ay sonrasına ödeme şartı konulduğunu, hal böyle olmakla davalı şirkete bu hususta herhangi bir ihtar yollanmaksızın takip başlatıldığını, bu haliyle başlatılan takibin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının ürünlerindeki ayıp konusunun ayrıca bir dava konusu yapılmak istenmediğini, ancak davacının bu yönde davranmaya devam etmesi halinde kendilerinin de bu ayıp nedeniyle tespit ve tazminat davaları açmak zorunda kalacaklarını, ilginç bir şekilde bir mailde davacı yanın kusurunu kabul ettiğini ve verilen zararı gidermek konusunda beyanda bulunduğunu, hemen akabinde ise haksız bir takibe imza attığını, taraflar arasında mutabakat sağlanmadan ve yine taraflar arasındaki sorumluluk hukukundan doğan edimler yerine getirilmeden davacının bir takip başlatma hak ve yetkisi bulunmadığını bildirerek, haklı nedenlerle taraflar arasında ihtilaflar hallolmadan ve mutabakat sağlanmadan açılan haksız takip ile yine bu haksız takibe dayalı olarak açılan iş bu davanın öncelikle yetkili mahkemeye gönderilmesini ve akabinde takibin ve davanın reddine, haksız takip nedeniyle davacının icra inkar tazminatıyla tecziyesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "taraflar arasında cari hesap şeklinde işleyen kumaş alım satımından kaynaklanan ticari bir ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafça düzenlenen fatura bedellerinin satıma konu kumaşların ayıplı olduğu iddiası ile davalı tarafından ödenmediği, taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarına göre taraf şirketlerin ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, davacı ile davalı şirketin cari hesap ekstrelerinin birbiri ile örtüştüğü, davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle 39.850,45-TL alacağının bulunduğu, taraflar arasında borç/alacak yönünden herhangi bir ihtilafın söz konusu olmadığı tespitleri ile tekstil mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporlar dikkate alınarak; davalı şirketin davacı taraftan 19/10/2016 ve 06/12/2017 tarihleri arasında bordo ve mavi (lacivert) renklerden toplam 4.604 mt kumaş satın alındığı, ilk ayıp ihbarının yapıldığı 12/06/2017 tarihinden sonra yine aynı renklerden (Lacivert ve Bordo) toplam 1.037 mt'sinin iade edildiği ve neticede 3.470 mt kumaş kullanıldığı, görüldüğü üzere bir kısım kumaş emtiasının ayıplı olduğunun sabit olduğu, esasen, davacı yanın da satılan emtianın bir kısmının ayıplı olduğunu kabul ettiği ve davalı tarafından düzenlenen iade faturalarını kabul ederek ticari defterlerine işlediği, ancak iade edilen ürünler dışındaki ürünlere ilişkin olarak davalı firmaya düzenlenen iade faturaları ve servis talep ve müşteri bilgi fişlerinde koltuk takım ve oturma gruplarının özellikleri ve iade sebebi olarak boya vermesi olarak belirtildiği ancak kumaş renk detaylarının belirtilmediği, kumaşların farklı yerlerden temin edilip edilmediği konusunda değerlendirmenin iade edilen koltuklara ait kumaş örnekleri olmadığı için yapılamadığı, iade faturası düzenlenmeyen ürünler ile davalı tarafından iade faturası düzenlenen ürünler dikkate alındığında davalı alıcının tazmini gereken bir zararının kanıtlanmadığı anlaşılmakla; davacı şirket tarafından takibe konulan tüm faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alınarak davanın kabulü ile davalının Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının 39.850,45-TL asıl alacak yönünden kısmen iptali ile, takibin aynı koşullarda devamına karar vermek gerekmiş, icra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olduğu anlaşıldığından, asıl alacağın % 20'si oranında, borçlu davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda belirtilen hususlara rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, bu hususlar davaya konu icra takibi başlatılmadan önce davacı firmaya defalarca bildirildiğini, davalının zararının giderilmesi için davacı şirkete ihtarname gönderildiğini, davacı şirket tarafından davalının zararının giderilmediğini, .davalının zararı sabit iken ve bu hususlar def'i olarak ileri sürülmüşken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; takip konusu faturalara konu kumaşların ayıplı olup olmadığı, davalının davacıya takip konusu cari hesaba konu faturalar nedeniyle borçlu olup olmadığı noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, "01.01.2018 cari hesap bakiyesi" sebebine dayalı olarak 39.850,45 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 08.01.2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı tarafından düzenlenen faturalar ve bu faturalara istinaden davalı tarafından yapılan ödemelerin tamamının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıya arızalı kumaş bedelinden dolayı KDV dahil toplam 19.619,05 TL tutarında iade faturası düzenlendiği, bu faturanın davalı tarafından alınmadığı için iptal edilmiş olduğu, davalının ayıplı malı satmasından dolayı 90.339,75 TL zararı olduğu, davalının defterlerine göre davacıya 39.385,75 TL borçlu olduğu, davacı defterlerine göre, tarafların cari hesap hareketlerinin birbiri ile örtüştüğü, davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan 39.850,45 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altındadır (HMK 190). Bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda, ... ve ... nolu faturalar incelendiğinde toplam 2.117 mt ... tipi kumaş alınmış olduğu, fatura içerikleri kontrol edildiğinde bordro renk kumaş bulunmadığı, 328 mt lacivert renk kumaş satın alındığının tespit edildiği, bir koltuk takımı imalatında 30-35 mt kumaş kullanıldığı hesabı ile 328 mt kumaştan 10 adet koltuk takımı (2 kanepe + 2 berjer) imal edilebileceği, ayıplı olduğu iddia edilen bordo ve mavi renk (lacivert) kumaşlardan davalının iş yeri stoklarında 20 mt bordo renk kumaş bulunduğu, bu kumaşın bilirkişi raporunda kullanılan kumaş ile aynı olduğu, boya çıkma kontrolünün bu kumaş üzerinde yapıldığı, mavi renk (lacivert) kumaş stoklarda bulunmadığından üzerinde boya çıkma testinin yapılamadığı, 19/10/2016 ve 02/08/2017 tarihleri arasında davacı firmadan toplam 1.998 mt lacivert renk kumaş satın alınmış olduğu ve bunun 629 mt'sinin 30/06/2017 tarihinde iade edildiği, 19/10/2016 ve 06/12/2017 tarihleri arasında davacı firmadan toplam 2.606 mt bordo renk kumaş satın alındığı ve bunun 485 mt'sinin iade edildiği, davacı taraftan 19/10/2016 ve 06/12/2017 tarihleri arasında bordo ve mavi (lacivert) renklerden toplam 4.604 mt kumaş satın alındığı, ilk ayıp ihbarının yapıldığı 12/06/2017 tarihinden sonra yine aynı renklerden (Lacivert ve Bordo) toplam 1.037 mt'sinin iade edildiği ve neticede 3.470 mt kumaş kullanıldığı, bir koltuk takımı imalatında 30-35 mt kumaş kullanıldığı hesabı ile yaklaşık 100 koltuk takımı imalatı yapılabileceği, stokta bulunan 20 mt kumaş ayıplı durumda olup koltuk takımlarında kullanılamayacağı, hatalı durumunun belirtilmek kaydı ile satışının yapılabileceği, bu durumda hatalı kumaş olarak metresi 3 TL'den 20 mt x 3-TL /mt=60-TL tutacağı, davalı firmaya düzenlenen iade faturaları ve servis talep ve müşteri bilgi fişlerinde koltuk takım ve oturma grupları özellikleri ve iade sebebi olarak boya vermesi olarak belirtildiği ancak kumaş renk detaylarının belirtilmediği, depoda yer alan kumaşlarda renk kodları, barkod, metrajı belirten satıcı firmanın etiketinin bulunduğu, kumaşların farklı yerlerden temin edilip edilmediği konusunda değerlendirmenin iade edilen koltuklara ait kumaş örnekleri olmadığı için yapılamadığı tespit edilmiştir.Somut olayda, taraflar arasında kumaş satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacının cari hesaba konu faturalardan dolayı icra takibi yapıtığı, davalı tarafından da takip konusu faturalara konu kumaşların ayıplı olması nedeniyle koltuk takımlarının iade edildiği, bu nedenle zararları olduğundan faturaların ödenmediği savunmasında bulunulmuştur. Davalı, davacıdan söz konusu kumaşları aldıktan sonra kumaşlarda inceleme yapmamış koltuk imalatında kullanmadan önce muayene yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, koltuk takımları kumaşlar nedeniyle müşteriden iade olarak döndükten sonra da tespit yaptırmadığı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede de, depoda yer alan kumaşlarda renk kodları, barkod, metrajı belirten satıcı firmanın etiketinin bulunduğu, kumaşların farklı yerlerden temin edilip edilmediği konusunda değerlendirmenin iade edilen koltuklara ait kumaş örnekleri olmadığı için yapılamadığının belirtildiği, dosya kapsamındaki delillerden, davalı iade edilen koltukların üretiminde kullanılan kumaşların davacıdan alınan kumaşlardan imal edildiğini ve davacıdan aldığı söz konusu kumaşların ayıplı olduğunu ispatlayamamıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından düzenlenen faturalar ve bu faturalara istinaden davalı tarafından yapılan ödemelerin tamamının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların cari hesap hareketlerinin birbiri ile örtüştüğü, davalının defterlerine göre davacıya 39.385,75 TL borçlu olduğu, davacı defterlerine göre,davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan 39.850,45 TL alacaklı olduğu, davalının ödemeye ilişkin de herhangi bir iddiasının bulunmadığı görülerek Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 680,55 TL harcın, alınması gerekli olan 2.722,18 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.041,63 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/02/2026