10. Ceza Dairesi 2023/13575 E. , 2024/25775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksi
**10. Ceza Dairesi 2023/13575 E. , 2024/25775 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 11.04.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32939 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/65357 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB - 2023/65357 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1-Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, suça sürüklenen çocuğun, 14.12.2017 tarihli tebligat mazbatasında ve Uyap sisteminde yapılan incelemede tebliğ tarihinde, Mustafakemalpaşa (Kapatılan) A3 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğundan, usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği gibi, usulüne uygun tebligatın olmaması nedeniyle denetim süresinin de başlamayacağı gözetildiğinde, ihlal olduğu kabul edilen suçların usulüne uygun işlemeye başlayan denetim süresi içinde işlenmiş olduğunun kabul edilemeyeceği cihetle, mahkemesince “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının” usulüne uygun tebliğ edilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de; 2- Kayden 17.06.1999 doğumlu olup, suçun işlendiği 10.11.2016 tarihinde 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.10.2017 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim sırasında aynı suçu 18 yaşını doldurduktan sonra 10.07.2019 ve 17.12.2019 tarihlerinde işlediğinin bildirilmesi karşısında ikinci olarak işlenen suçlar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağından dolayı yargılaması yapılan suçun 10.11.2016 tarihli suç olduğu bu yüzden tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayin olunmasında, 3- 5237 sayılı Kanun’un 58/1-2. maddesinde yer alan “(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır.(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın adlî sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alındığı anlaşılan Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2020 tarihli ve 2020/35 esas, 2020/140 sayılı kararı ile 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın 10.02.2020 tarihinde kesinleştiği, yargılama konusu suçun ise 10.01.2016 tarihinde işlendiği ve bu sebeple anılan kararın tekerrüre esas alınamayacağı gibi, sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınacak başka bir ilamının da bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 10.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2017 tarihli ve 2017/4183 soruşturma, 2017/51 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın, şüpheliye Mustafakemalpaşa (Kapatılan) A3 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 14.12.2017 tarihinde daimi çalışan imzasına tebliğ edildiği, 23.02.2018 tarihinde tedbirin infazı için Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 10.07.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmanın birleştirilmesine karar verildiği, C. Şüphelinin 10.07.2019 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2020 tarihli ve 2017/4183 Soruşturma, 2020/256 Esas, 2020/237 sayılı iddianamesi ile Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/199 Esasına kayden kamu davası açıldığı, D. Şüphelinin 17.12.2019 tarihinde de uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2020 tarihli ve 2019/5645 Soruşturma, 2020/428 Esas, 2020/400 sayılı iddianamesi ile Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/692 Esasına kayden kamu davası açıldığı, E. Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli 2020/199 Esas, 2020/726 Karar sayılı görevsizlik kararıyla dosyanın Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesi (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla)'ne gönderildiği, Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/126 Esas, 2021/305 Karar sayılı birleştirme kararıyla dosyanın Asliye Ceza Mahkemesi 2020/692 Esas sayılı dosyasına birleştirilmesine karar verildiği, F. Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.05.2019 tarihli ve 2020/692 Esas, 2021/954 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, kararın 11.04.2022 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. G. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır. (3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir. (4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Somut olayda, sanığa ait tutukluluk bilgileri incelendiğinde, 09.10.2017 tarihinde cezasının infazı için Mustafakemalpaşa (Kapatılan) A3 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği ve 11.01.2018 tarihinde tahliye edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 14.12.2017 tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda daimi çalışana tebliğ edilerek itiraz edilmemesi üzerine infazı için denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği, sanığın tebliğ tarihinde hükümlü olarak bulunduğu, tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın bulundukları kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur tarafından taraflarına okunup anlatılmak suretiyle yapılması gerektiği, anılan şekilde yapılmayan tebligatın usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan tebligatlar hukukî sonuç doğurmayacağı gibi erteleme süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kamu davasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmesinden sonra infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; 1. Kayden 17.06.1999 doğumlu olup suç tarihi olan 10.11.2016 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden indirim yapılmaması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi, 2. İnceleme konusu dosyada suç tarihinin 10.11.2016 olduğu, tekerrüre esas alınan Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2020 tarihli ve 2020/35 Esas, 2020/140 Karar sayılı kararının kesinleşme tarihinin 10.02.2020 olduğu, inceleme konusu dosyadaki suç tarihinden sonra kesinleşen ilâmın tekerrüre esas alınamayacağı gibi, kayden 17.06.1999 doğumlu olan sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 58/5. maddesi uyarınca hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2020/692 Esas, 2021/954 Kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.