T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/841 - Karar No:2025/1324 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/841 KARAR NO : 2025/1324 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2025 NUMARASI : 2024/516 E-2025/27 K DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Feshinin Tespiti (Arsa Payı Karşılığı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/841 - Karar No:2025/1324 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/841 KARAR NO : 2025/1324 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2025 NUMARASI : 2024/516 E-2025/27 K DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Feshinin Tespiti (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan ) KARAR TARİHİ : 25.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.12.2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında ... parselde bulunan taşınmaz üzerinde inşaat yapımı için 24.12.2015 tarihinde Ankara 3. Noterliğinin 23981 yevmiye sayılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini sözleşmenin “Hususi Şartlar” başlıklı 4.maddesinde davacıya ait A ve B konut bloklarının yarım kalan kısımlarının yapımının sözleşmenin imzalamasından itibaren 4 ay içerisinde iskana hazır hale getirileceği, aynı parselde bulunan iş merkezindeki 16 villanın 12 ay içerisinde ve AVYM'nin ise 18 ay içerisinde iskan aşamasına getirileceği, iş merkezinin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden de yapım için muvafakat alma yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini ve sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte yükleniciye yer teslim edilmiş olacağı hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin 7. maddesinde "Fesih Koşulları", 8.maddesinde "İhtilafın Çözüm Yerleri" ve 9.maddesinde ise "Tarafların Hukuki ve Cezai Sorumlulukları"nın düzenlendiğini, davalı yüklenicinin sözleşmenin imzalanmasını müteakip inşaatı usulüne uygun olarak teslim aldığını ve eksik kalan kısımları tamamlamak için çalışmaya başladığını, ancak sözleşme uyarınca A ve B bloklardan oluşan konut bloklarını 4 ayın hitamı olan 24.04.2016 tarihinde bitirip teslim etmediği gibi, iş alanı olan AVYM (AVM Yaşam Merkezi) ile villa yapımı için gerekli olan muvafakatleri, davacı kooperatif dışındaki diğer dükkan sahiplerinden alamadığı gibi bunlar için ruhsat da alamadığını ve bu işlere hiç başlamadığını, bunun üzerine, müvekkili kooperatif tarafından davalıya gönderilen Ankara 16. Noterliğinin 06.05.2016 tarih ve 09145 yevmiye numaralı ilk ihtarnameyle; "sözleşme şartlarının ihlal edildiği ve cezai şart maddesinin (kira ödemesinin) devreye girdiği ve bakiye işlerinin en kısa sürede bitirilmesi" hususunun bildirildiğini, davalının bu ihtardan sonra kooperatifle görüşüp işleri bitirmek için çalışacağını beyan ederek çalışmaya devam ettiğini, ancak davalının A ve B blokları yine teslim edemediğini, villaların ruhsatını alamadığını ve SGK borçlarını da ödemeyince, müvekkili tarafından davalıya bu kez 29.09.2016 tarihinde Ankara 2. Noterliğinin 17670 yevmiye numaralı ikinci ihtarnamenin gönderilerek işlerin bir an önce bitirilmesi, villa ruhsatlarının alınması ve SGK borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, ardından da 10.10.2016 tarihinde Ankara 2. Noterliğinin 18306 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıya 45 günlük ek süre verildiğini, bunun üzerine davalı tarafından müvekkiline gönderilen 11.10.2016 cevabi ihtarnamede; " inşaatın % 50 seviyesine getirildiği, sözleşme uyarınca bir villa tapusunun verilmesi gerektiği, villa ruhsatlarının kooperatife ait olduğu, inşaatın tamamlanması için ek süre talep edildiği" ileri sürülünce, davalı firma yetkilisinin kooperatif merkezine çağrıldığını ve davalıya 13.10.2016 tarihinde yazılı bir izahat ve mutabakat metninin elden teslim edildiğini ve davalı hakedişi açısından istenilen villanın davalı tarafından yapılmaması nedeniyle, sözleşme uyarınca, bunun yerine 165 m2'lik dükkan tapusunun verilmesi ve A ve B blokların bir an önce bitirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalının bu ihtarlara ve son mutabakata rağmen de yükümlülüklerini yerine getirmeyince, müvekkili tarafından bu kez 03.01.2017 tarihinde Ankara 2. Noterliğinin 00195 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıya son olarak 13 günlük ek bir süre vererek "inşaatlardaki eksikliklerin iskana hazır hale getirilmesi, aksi takdirde 16.01.2017 tarihinde şantiyeyi terk etmesini, aksi takdirde ikinci bir ihtara gerek kalmaksızın eksikliklerin kooperatif tarafından yapılacağını ve kesin hakkediş ödemesi tespitinin bilirkişi marifetiyle yaptırılacağı”nın bildirildiğini, esasen mevcut durumda davalı yüklenicinin sözleşmedeki edimlerini kararlaştırılan sürelerde yerine getiremeyeceği açık olduğundan TBK'nın 473. maddesi uyarınca arsa sahibinin sözleşmeden dönmek hakkına çok önceden sahip olduğunu, ancak müvekkili kooperatifin iyiniyetli davranarak, yüklenicinin bir ihtimal, sorumluluklarını ifa etmesini beklediğini, daha sonra kalan işleri yapmayacağını sözlü olarak belirten ve şantiyeyi terk eden davalıya müvekkili kooperatifçe, yaptığı işlerin karşılığında hakediş olarak AVM dükkanlarından, davalının talebinden 5 m2 fazla olarak toplam 170 m2 tapu devrinin yapıldığını, sonrasında da davalının geri kalan işleri bitiremeyeceğini, AVM için muvafakat alamadığını, villa için de ruhsat alamadığını yazılı olarak da belirtip işleri bıraktığını belirterek, nihai hesaplaşma için kooperatifle birlikte hareket ederek, Ankara Batı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tasfiye hakedişinin tespiti için müracaatta bulunmayı kabul ettiğini, Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde taraflar birlikte bilirkişi tespiti yapmış ve bilirkişi ücretini de yarı yarıya yatırmak konusunda anlaşmışlarsa da davalının kendi payına düşen bilirkişi ücretini yatırmadığını ve bunu da kooperatifin yatırdığını, aynı şekilde tasfiye hakedişinde kooperatifçe iş karşılığı devredilen dükkanların değerinin üniversite tarafından belirlenmesi için değerleme bilirkişisinden rapor alınması hususunun da yine taraflarca kabul edildiğini ve ücretin yarı yarıya ödenmesi kararlaştırılmasına karşın, davalının bu ücreti de ödemediğini, söz konusu mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesiyle verilen raporda davalının yapmış olduğu ve yapamadığı işlerin karşılaştırması sözleşme kapsamında yapılıp davalının alabileceği meblağın tespit edildiğini, davalı söz konusu rapordaki sonucu sözlü olarak kabul etmediğini belirtilmişse de bugüne kadar herhangi bir alacak davası da açmadığını, davalının eksik bıraktığı A ve B konut bloklarındaki eksikliklerin, davalının şantiyeden el çekmesi ve sözleşmeyi ifa etmeyeceğini beyan etmesi sonrasında, müvekkili kooperatif tarafından yapıldığını ve davalı yüklenici alacağından mahsup edilerek ve bloklar iskana hazır hale getirilerek, üyelerin ikametine sunulduğunu, sözleşme kapsamında yapılması gereken villalar ile AVM'ye ise muvafakatler alınamadığı için hiç başlanmadığını ve AVM'nin daha önceki yükleniciler tarafından yapılmış olan kaba inşaatı, görüntü kirliliğine de sebep olacak şekilde yapılamadan kaldığı için, kooperatifle birlikte hareket eden dükkan sahiplerinin %94 oranındaki sahiplerinin, AVM'nin yeni bir proje ile ve yapıldığı zaman AVM olarak çalışabilecek bir formatta yıkılarak yeniden yaptırılması için anlaştığını ancak kooperatif dışındaki dükkan sahiplerinin %6'sı oranındaki yaklaşık 600 m2'lik hisse sahipleri bu anlaşmaya yanaşmayınca, bunu aşmak üzere; Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/354 E., 2020/244 K. Sayılı dosyasında, 634 Sayılı Kanunun 49/3 maddesi uyarınca kat irtifakının sonlandırılması için dava açıldığını, söz konusu davada yüklenici ...…Ltd.Şti'nin hiçbir ilgisi olmamasına rağmen o davaya fer'i müdahil olarak katılmak istediğini, davalının ve diğer bazı muvafakat vermeyen dükkan sahiplerinin sırf söz konusu davayı sürüncemede bırakmak ve olumlu karar alınmasına mani olmak için; kooperatifin davalı ... Ltd. Şti. ile olan yukarıda belirtilen 24.12.2015 tarihli, Ankara 3. Noterliğinin 23981 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin sona ermediğini, sözleşmenin halen ayakta olduğunu ileri sürdüklerini ve Ankara 1. Sulh Hukuk, Mahkemesi'nce verilen kararda da, bu gerekçe önce çıkarılarak, kat irtifakının şu aşamada sonlandırılması talebinin reddedildiğini ve iki yıllık bir süre verildiğini, bu sonuçla AVM'nin yapılması işinin kilitlendiğini, bölgedeki görüntü kirliliği ve inşaatın tehlike arz etmesi durumunun devam ettiğini, dükkan sahiplerinin ve kooperatifin zararının giderek katlandığını, oysaki davalı ile olan sözleşmenin gerek sözleşme hükümleriyle kendiliğinden münfesih hale geldiğini, gerekse de kooperatifin gönderdiği haklı feshe dair ihtarname ve en önemlisi de karşılıklı mutabakat çerçevesinde sona erdiğini, fakat gelinen aşamada, belirtilen Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/354 E., 2020/244 K. sayılı kararı ile davalı ile olan sözleşmenin halen ayakta olduğu ileri sürüldüğünden mecburen bu davayı açmaları gerektiğini belirterek taraflar arasında düzenlenen Ankara 3. Noterliğinin 24.12.2015 tarihli, 23981 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat hakkı sözleşmesinin ileriye dönük olarak sona erdiğinin (münfesih hale geldiğinin) ve yapılan feshin haklı olduğunun tespitine ve alacak haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili:Davacı kooperatifin yıllar önce başlatmış olduğu inşaatlarda birkaç yüklenici ile anlaşmalar yaptığını, anlaşma yaptığı her bir yükleniciye, hukuken ve fiilen zorluklar çıkardığını, müvekkili ile de söz konusu sözleşmeyi imza eden davacının daha sözleşmenin yapıldığı aşamada bile iyiniyetli olmadığını, taşınmaz üzerinde olan hukuki ve fiili olumsuzlukları çok iyi bildiği için sözleşme genelinde bu durumu açıkça kötüniyetli olarak kullandığını, davacının müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmede asıl niyetinin A ve B bloklardaki eksik imalat ve işleri yaptırmak ve bunun karşılığını da vermemek için elinden gelen her türlü engeli çıkarmak, ancak AVYM ve villa inşaatlarını yaptırmamak olduğunu, davacının A ve B bloklarla ilgili iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, müvekkilinin A ve B bloklarda yapacağı imalat ve işlerin tamamını yaptığını ancak karşılığında müvekkiline verilecek taşınmazlar verilmediği gibi bedellerinin de müvekkiline ödenmediğini, önceki yüklenici ... Akaryakıt -... ve ... İnşaat Adi Ortaklığı tarafından yapılan imalat ve işlerin tespiti için davacı kooperatif tarafından Ankara Batı 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/10 D.iş sayılı dosyası üzerinden rapor alındığını, A ve B bloklar için söz konusu bu tespit dosyası raporunda tespit edilen işlerin haricinde kalan imalat ve işlerin tamamının müvekkili tarafından yapılıp tamamlandığını, sözleşmenin “Hususi Şartlar”başlıklı 4. maddesi gereğince A ve B bloklar da yapılacak işlere karşılık % 50 aşamada 1 villa, % 100 aşamada 1 villa olmak üzere 2 villa tapusunun müvekkili firmaya verileceğini, müvekkilinin sözleşme gereği A ve B bloklarda yapacağı imalat ve işleri eksiksiz olarak yaptığını, ancak davacının, müvekkilinin A ve B bloklarda yapmış olduğu imalat ve işlerin karşılığında sözleşme gereği müvekkiline vermesi gereken villaları veya bunlara karşılık gelen AVYM’den dükkan tapusunu (165x2=330m2 dükkan tapusunu) dahi vermediğini, müvekkilinin haketmiş olduğu villa tapusunu (veya buna karşılık gelen AVYM dükkan tapusunu) zamanında vermeyerek temerrüde düştüğünü ve sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı olduğunu, davacının tapuları vermediği gibi yapılan işlerin karşılığını parasal olarak da ödemediğini, davacı kooperatifin sözleşme hükümlerini ihlali ve devamlı olarak menfi tutumlar içine girince müvekkilinin Ankara 61. Noterliğinin 11.10.2016 tarih ve 24344 yevmiye sayısıyla çekmiş olduğu ihtarname ile davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinin ihtar edildiğini, aynı zamanda A ve B bloklarda yapmış olduğu imalatların bedelinin ödenmesini ihtar ettiğini, ancak bu ihtara rağmen müvekkiline herhangi bir bedel ödenmediğini, davacı tarafından yaptırılan tespitin kabulünün mümkün olmadığını, davacının Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42 D. İş sayılı dosyası üzerinden tespit yaptırdığını ve tespitin eksik, tamamen talep eden davacının talepleri doğrultusunda yapıldığını, müvekkilinin yapmış olduğu işlerin tamamı tespit edilmediği gibi, tespit edilen işler ve bedellerinin de eksik olarak tespit edildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu imalat ve işlerin bedellerinin piyasa fiyatları üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilince tespit raporuna itiraz edildiğini, sözleşmeye aykırı davranan tarafın davacı kooperatif olduğunu, müvekkilinin sözleşme ile yapmayı üstlendiği taşınmaz üzerinde, daha önceden başlanmış ve yarım bırakılmış inşaat olduğu için ve daha önce ki yükleniciler tarafından AVYM’den başka kişilere bağımsız bölüm satışı yapıldığı ve tapuları da verildiği için hem villaların ve hem de AVYM’nin projelerinin onaylanması ve inşaat ruhsatının alınması için tüm maliklerin (kooperatifin ve/veya daha önceki yüklenicilerden dükkan/işyeri satın alan kişilerin) vekaletnameleri ve muvafakatnamelerinin gerektiğini, tüm maliklerin (hak sahiplerinin) vekaletnameleri ve muvafakatnameleri olmadan projelerin onaylanması ve inşaat ruhsatı alınmasının mümkün bulunmadığını, davacının diğer maliklerden (hak sahiplerinden) alınması gereken vekaletname ve muvafakatnamelerin alınması için sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri (bilgi, adres, belge ve yardım yükümlülükleri) yerine getirmediğini ve hatta vekaletname ve muvafakatnamelerin alınmasına engel olduğunu, söz konusu bu vekaletnameler ve muvafakatnamelerin arsa sahibi davacının daha önceki yüklenicilerle (önceki yüklenici olan ... Akaryakıt, ..., ... firmaları ve davacı kooperatifin işlerini yaptırdığı ... isimli firma ve diğer firmalar) arasında yaşamış olduğu hukuki (alacak davası vb davalar) ve fiili ihtilaflardan dolayı alınamaz hale geldiğini, davacının bu firmalarla aralarındaki ihtilafları çözmediğinden dolayı vekaletnameler ve muvafakatnamelerin alınamadığını, müvekkilinin aylarca söz konusu muvafakatnamelerin çözülmesi için elinden gelen tüm çabayı sarfetmesine rağmen belirtilen nedenlerle alınamadığını, yine müvekkilinin A ve B bloklarda sözleşme gereği yapması gereken tüm imalat ve işleri yapmasına rağmen % 50 aşamaya gelindiğinde verilmesi gereken 1 adet villayı ve A ve B konut bloklarının tamamlanarak % 100 aşamasına gelindiğinde vermesi gereken bir (1) adet villayı veya bunlara karşılık gelen AVYM’den dükkan tapusunu (165x2=330m2 dükkan tapusunu) dahi vermeyerek temerrüde düşen ve sözleşmeyi ihlal eden tarafın yine davacı kooperatif olup kooperatif yönetimi tarafından devamlı olarak olumsuz tavırlara girildiğini, iş yaptırmak yerine yaptırmamak için mücadele harcandığını, kooperatif yönetiminin, yapılan genel kurulda değişmesi ile birlikte işin yeni yönetimle birlikte iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığını,yeni yönetimin müvekkili firmayı ötekileştirip taleplerine karşılık vermez, sorunlarını çözmez olduğunu, A ve B bloklarda yapılacak imalat ve işlerin belediyece onaylı projelerinin fiili olarak müvekkiline teslimi borcu davacı tarafa, projelerine uygun olarak imalat ve inşaatlarının yapılmasının ise müvekkiline ait olduğunu, ancak A ve B bloklarda yapılacak imalatlarla ilgili davacı kooperatif tarafından müvekkiline teslim edilmesi gereken projelerin fiili olarak teslim edilmediğini, müvekkili firmadan C ve D bloklar için çizilen projeler baz alınarak imalatların yapılmasının istendiğini, müvekkilinin de C ve D bloklar için çizilen projeleri baz alarak imalatlarını tamamladığını, sonrasında ise yapılan imalatlar projeye uygun yapılmamış gibi bahaneler üretildiğin ve ASKİ, Başkent Gaz gibi kurumlarla yaşanan sıkıntıların müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını, tüm bu durumlar dikkate alındığında, davacı kooperatifin sözleşmeyi ihlal eden, temerrüde düşen taraf olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği AVYM ve villa inşaatlarını yapmak istediğini, ancak davacı kooperatifin bilinçli olarak sözleşmenin ifasını engellediğini ve kooperatifin kötüniyeti bulunduğunu, müvekkili tarafından tüm projelerin yapılıp, hazırlık süreçlerinin bitirildiğini, Etimesgut Belediyesine ayrı ayrı ilgili villa ve AVM mimari proje ve ruhsat başvurularının yapıldığını,. AVYM ve villaların projelerinin onaylanmaması ve inşaat ruhsatlarının alınamaması ve müvekkilin söz konusu bu inşaatların yapımına başlayamamasının, tamamen yukarıda açıklanan durumlardan ve davacının menfi tutumlarından kaynaklandığını, davacının kat irtifakı iptali için Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/354 E sayılı dosyası ile açtığı davanın reddedildiğini, söz konusu davada verilen kararda müvekkilinin davacı kooperatifle yapmış olduğu sözleşmenin devam ettiğinin açıkça belirtildiğini, müvekkilinin hakedişleri ödenmediği, AVYM ve vilları yapmasının hukuken ve fiilen engellenmeye çalışıldığı için davacı kooperatif aleyhine sözleşmenin müvekkili tarafından ifasına karar verilmesi, müvekkilin hakedişlerinin ödenmesi ve tapu iptal ve tescil için Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/223 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı tarafın bilirkişi ücretlerinin müvekkili tarafından da karşılanacağı ancak buna uyulmadığı yöndeki beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, tespitin sözleşmenin tasfiyesi değil müvekkilin A ve B bloklardaki hakedişlerinin hesaplanması ve ödenmesi için yapıldığını, sözleşmenin kendiliğinden münfesih hale gelmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafın çekmiş olduğu ihtarnamede haklı sebeplere dayanmadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Davanın, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshinin tespiti talebine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiğinin düzenlendiği, yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olmasının ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlandığı, somut olayda davacı eldeki davayı önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olup, İstinaf kararı üzerine verilen görevsizlik kararı neticesinde dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderildiği, esasa ilişkin verilen mahkeme kararının istinafı üzerine verilen kaldırma kararı neticesinde dosyanın yukarıdaki esasa kaydedildiği, kaldırma gerekçesinde dava şartı arabuluculuk başvuru şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesinin istenildiği, tüm dosya kapsamında yapılan incelemede taraflarca Asliye Hukukta davanın ilk ikmal edildiği tarihten önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, Yüksek Yargıtay İçtihatları ve Ankara BAM 27. Hukuk Dairesinin önceki kararlarında ortaya koymuş olduğu görevsizlik kararı verildiği tarihten dosyanın gönderileceği görevli mahkemeye ulaşıp esas almasına kadar geçecek sürede arabuluculuk başvurusunun yapılması halinde esasen tamamlanamaz dava şartı niteliğinde olan zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmiş kabul edileceği içtihatlarının eldeki dosyada uygulanmasının mümkün olmadığı, zira davacı tarafın mahkemece verilen kararın kaldırılmasından sonra ancak arabuluculuk yoluna başvurduğu görülmüş olduğu, davacının süresinde dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunu yapmadığı ve anlaşamama son tutanağını dosyaya sunmadığı gerekçesiyle, TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Yasanın 18/A-2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararında taraflar arasındaki davanın evveliyatının doğru irdelenmediğini ve işbu davanın ilk kez Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı zaman; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ve arabuluculuk dava şartının o tarihte söz konusu olmadığının görülmediğini, Asliye Hukuk Mahkemesi kararının istinaf mahkemesince, görev yönünden kaldırılması kararında da keza arabuluculuk şartının bulunmadığı, dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine devrinden sonraki zamanlarda mevzuata arabuluculuk şartının girmesine karşın, işbu istinafa tabi kararı veren Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da arabuluculuk şartının aranmayarak, davanın davacı lehine karara bağlandığını, öte yandan istinaf kaldırma kararını müteakip, davanın yeni esasa kaydından ve duruşmadan önce eksik harcı ikmal ettiklerini ve dava şartı arabuluculuk kurumuna başvurularak anlaşmazlık son tutanağının da alınarak dosyaya sunulduğunu, taraf menfaati ve davada usul ekonomisi bakımından, davanın geçirmiş olduğu aşama dikkate alındığında mahkeme hükmünün hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat hakkı sözleşmesinin ileriye dönük olarak sona erdiğinin ve yapılan feshin haklı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin ileriye dönük olarak feshinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı arsa sahibi kooperatif tarafından açılan dava, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili olarak feshedildiğinin ve yapılan feshin haklı olduğunun tespiti ve alacak haklarının saklı tutulması istemiyle açılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 31 inci maddesinde Hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde metninde: "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir" hükmü düzenlenmiştir. HMK'nın 119/ğ maddesinde de yer verildiği üzere dava dilekçesinin en önemli unsuru olan talep sonucu açık olmalı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde davacının mahkemeden hangi konuda ne miktarda talepte bulunduğu açıkça belirtmelidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi, hakim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır.(Yargıtay 6.HD 2024/304E- 2025/983K. 11.03.2025) Dairemizin 16.07.2024 tarihli kaldırma kararında da belirtildiği ve Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere arsa payı karşılığı inşaat yapım ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri bedel olarak arsa payı devri ve satış vaadini de içerdiğinden, karma nitelikli sözleşmelerdendir. Bu tür inşaat sözleşmeleri, tapuda pay devrini de içerdiğinden, yapılması özel şekil şartına tabi olduğu gibi, dönme suretiyle sona ermesi de, tek taraflı irade beyanının karşı tarafa ulaştırılmasıyla mümkün değildir. Ancak tarafların tamamının katılım ve dönme konusundaki uygun iradelerinin birleşmesiyle ya da açılacak dava sonucu verilecek kararla da sona erdirilebilir.(Yargıtay.15. HD 2020/1271E, 2021/555K., 01.03.2021) Bu nedenle tek taraflı irade beyanı ile sözleşmenin feshedildiğinin tespiti talep edilemez ise de; yine aynı kaldırma kararında bu kapsamda davacının talebinin açıklatılarak ileriye etkili fesih talebinde bulunulması halinde sözleşme bedeli üzerinden harcın ikmal edilerek yapılacak yargılama ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup aynı kararda alacak talep haklarını da saklı tuttuğunu beyan ettiğinden davacı vekilince yapılacak talep açıklamasında para alacağına ilişkin talep ve davalarda arabuluculuk dava şartı bulunduğundan bu konuda oluşacak tespit ve sonuca göre arabuluculuk dava şartının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olmakla, mahkemece kaldırma kararına uygun olarak davacı vekilinin beyanı alınmaksızın münhasır sözleşmenin feshi noktasındaki talep yönünden arabuluculuk dava şartının aranmayacağı dikkate alınmaksızın hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2025 gün ve 2024/516 E-2025/27 K sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 25.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır