T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/164 - 2026/395 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/164 KARAR NO : 2026/395 T Ü R K M İ L L E T İ ... D I N ... K ... R ... R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2023/36 E. - 2023/467 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ank…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/164 - 2026/395 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/164 KARAR NO : 2026/395 T Ü R K M İ L L E T İ ... D I N ... K ... R ... R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2023/36 E. - 2023/467 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/11/2023 tarih ve 2023/36 E. - 2023/467 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ''...'' ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2022-M-15913 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, görsel olarak ilgili markanın yeterli derecede ayırt ediciliği sağlamadığını, tüketicilerin dava konusu markayı müvekkili markalarının serisi olduğunu zannedeceğini, tüketiciler tarafından davalı ve müvekkili şirketin aynı veya ortaklık ya da iş ilişkisi içerisinde olabileceği izleniminin ortaya çıkacağını, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-15913 sayılı kararının iptaline ve 2021/068551 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraflara ait markaların bıraktıkları etki itibariyle benzer olmadığını; tarafların tüketicilere sunduğu mal ve hizmet bakımından da hiçbir benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin müvekkili şirketin markası ile davacı taraf markasını hiçbir biçimde zihninde ilişkilendirmeyeceğini, müvekkili şirketin başvurusunda kötüniyetli olduğunun da kabul edilemeyeceği, müvekkil şirketin davacı markasının tanınmışlığından faydalanmak istediğininin öne sürülmesinin de mümkün olmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alan "Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri." ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet 2008/67187, 2010/33661 ve 2018/50139 sayılı markaların kapsamlarında yer alan "Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri."nin aynı olduğu; çekişmeli hizmetlerin tüketici tarafından alım kararı verilmeden önce araştırma ve karşılaştırma yapılan türden, daha çok ihale yolu ile satışı gerçekleştirilen, parasal değeri yüksek, alıcı çevresi işin uzmanı profesyonel kişilerden oluşan hizmetler olduğu; dolayısıyla çekişmeli hizmetler bakımından tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin yüksek olduğunun tespit edildiği; davaya konu markanın davacı markalarında yer alan "..." harfi ve "1" rakamını aynen içerdiği görülmekte ise de arada yer alan nokta işareti ve son kısmındaki "..." rakamları dikkate alındığında, davaya konu markanın "..." ibareli markalar ile görsel olarak ilişki kuracak bir benzerliğinin bulunmadığı, ilgili tüketici nezdinde bu ibarenin kısaltması veya devamı niteliğinde oluşturulmuş bir ibare olarak algılanmayacağı, davaya konu marka "..." şeklinde telaffuz edilmekte iken, davacı markalarının esas unsuru "..." şeklinde telaffuz edildiği, her ne kadar ilk hece aynı olsa da davacı markalarında yer alan "..." rakamlarının markaları telaffuz, hece sayısı ve vurgu bakımından farklılaştırdığı, markalar arasında kavramsal bakımdan da benzerlik bulunmadığı, ilgili tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varıldığı; davacının "..." ibareli markasının tanınmış olduğunun kabulü varsayımında, mesnet markalar ile dava konusu marka arasında işaret benzerliği bulunmadığı yukarıda belirtildiğinden, tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli koşulunun somut olayda oluşmadığı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, denetime elverişli olmayan, itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka vasfı taşıdığını, sınıfsal benzerlik de bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markasının serisi gibi algılanacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının ... ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, her ne kadar "..." ve "1" ortak olarak yer almakta ise de, dava konusu markada kullanılan renkler ve markanın tertip tarzının başvuru markasını davacının mesnet markasından uzaklaştırdığı, taraf markaları arasındaki farklılıkların kolayca algılandığı ve görsel benzerlik ve iltibas oluşmasının önüne geçecek mahiyette olduğu, başvuru markasında davacının mesnet markalarını çağrıştıracak bir unsura yer verilmediği; öte yandan, taraf markaları arasında 40. sınıf "Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri." arasında emtia benzerliği bulunmakta ise de, söz konusu hizmetlerin parasal değerinin yüksek oldukları, ilgili tüketici kesiminin bilinçli olduğu ve hizmeti satın alırken daha çok dikkat gösterecekleri dikkate alındığında, tüketicilerin markaların ticari kaynağı konusunda yanılgıya düşmeyecekleri, taraf markaları benzer olmadığından davacı tarafın tanınmışlık iddiasının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı, davacı vekili bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını ileri sürmüş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.