T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/308 KARAR NO : 2026/281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09.10.2025 tarihli ek karar. NUMARASI : 2025/992 D.İş - 2025/996 K. DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/308 KARAR NO : 2026/281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09.10.2025 tarihli ek karar. NUMARASI : 2025/992 D.İş - 2025/996 K. DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlular ... ... AŞ ve ... tarafından yapılan itirazın kabulüne dair verilen 09.10.2025 tarihli ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; borçlular ile ... arasında akdedilen 12/02/2024 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden borçlu tarafa kredi kullandırıldığını, borçluların işbu genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullandırılan kredi sebebiyle müvekkilinin alacağı oluştuğunu, borçlular tarafından süresinde ödenmediğini, ... tarafından 26/12/2024 tarihinde Beşiktaş 3. Noterliğinin ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi ile borç tutarının 23/12/2024 tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş / işleyecek akdi faiz, gider vergisi, masraf ve komisyonları ile birlikte ödenmesi aksi halde yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiğini, işbu alacağın müvekkili ... AŞ tarafından 29/04/2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile ihtarname tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek tüm faizleri ve sair ferileri ile ve tüm ayni ve şahsi teminatlarıyla TBK'nın 183 ve devamı maddesi çerçevesinde devir ve temlik alındığını, 26/12/2024 tarihli kat ihtarnamesinin borçlulara 30/12/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıların borçlarını ödeyemediğini, mal kaçırdığını, borçlular hakkında açılacak icra takibi için, taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını istemek zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, borçluların borca yetecek tutarda borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına ve 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 05.08.2025 tarihli değişik iş kararında; "...Yapılan inceleme sonunda, talebin İİK 257 maddesi gereğince ihtiyati haciz talebi olduğu; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması ve kuvvetle muhtemel olması ve rehinli temin edilmemiş olması yeterlidir. Kredi sözleşmesinde taraflar arasında ihtilaf çıktığında banka kayıtlarının esas alınacağı yazılıdır. Bu delil sözleşmesi niteliğinde olup kefilleri de bağlayıcıdır. Mahkememize sunulan banka kayıtlarına göre, taraflar arasında 1 adet kredi sözleşmesi imzalandığı; sözleşmenin 12/02/2024 tarihli, 20.000.000,00 TL bedelli olduğu, iş bu sözleşmeyi ... ... ANONİM ŞİRKETİ'nin kredi alan asıl borçlu, ...'ın, ...'in ve ... VE ... ANONİM ŞİRKETİ'nin ise kefil olarak imzaladığı; kredi sözleşmesindeki kefalet limitinin her bir kefil yönünden 20.000.000,00 TL olduğu ve istenen ihtiyati haciz bedelinin bunun içinde kaldığı görülmekle; talep edenin de banka alacağını yazılı olarak temlik aldığı belgelendiğinden talebin teminat karşılığında kabulüne karar vermek gerekmiştir. Oluşan duruma nazaran, Sunulan banka kayıtlarına göre kredi taksitlerinin ödenmediği, bu nedenle hesabın kat edilerek kalan tüm taksitlerin muaccel hale geldiği ve ihtiyati haciz için istenilen kuvvetle muhtemel ve muaccel alacak şartlarının gerçekleştiği, aleyhine ihtiyati haciz istenenin kefil olduğu; kefaletin geçerli bir şekilde verildiği ve istenen ihtiyati haciz miktarının kredi sözleşmesindeki toplam kefalet limitinin talep edilen ihtiyati haciz miktarının çok üzerinde kaldığı görülmüş;" gerekçesiyle, İİK'nın 257 ve devam eden maddeleri gereğince talebin teminat karşılığında kabulü ile talep edenin iddia ettiği 3.125.902,91 TL alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere borçlu ... ... Anonim Şirketi, ..., ... ve ... Ve ... Anonim Şirketi'nin taşınır mallarının, taşınmaz mallarının, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, ihtiyaten haczine, istemde bulunandan nakit yada kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere %15 (468.885,43 TL) teminat alınmasına karar vermiştir. Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ... ... AŞ ile ... vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir. İhtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ...... AŞ ve ... vekili, itiraz dilekçesinde özetle; alacaklının mükerrer takip yasağını ihlal ettiğini, alacaklının, hükümsüz kalan ihtiyati haczi infaz ettirmek amacıyla İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin ... Esas sayıkı doaysı ile yeni bir takip başlattığını, takibin yok hükmünde olduğunu, alacaklının önceden İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, aynı taraflar arasında, aynı alacak ve aynı sebebe dayalı olarak ikinci bir takip yapılmasının "mükerrer takip" olduğunu, usul hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, süresiz şkayete tabi olduğunu,Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarihli, 2019/2549 E. ve 2019/5602 K. sayılı kararında ''İ.İ.K.'nun 68/1 maddesi gereğince mükerrer ilamsız takip yapılamaz. Usulüne uygun yapılmış bir takip bulunması itirazın iptali davasının görülmesi için dava şartıdır. Dava konusu takip mükerrer ilamsız takip olduğu için usulüne uygun bir takip olmadığından itirazın iptali davası için dava şartı gerçekleşmemiştir." denildiğini, derdest olan icra takibine borcun esasına yönelik itirazda bulunduklarını, alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borçları bulunmadığını, alacağın esasına ilişkin bu uyuşmazlığın ancak açılacak bir itirazın iptali davasında etraflıca tartışılabileceğini, Yargıtay'ın da kabul ettiği üzere, ihtiyati hacze itiraz incelemesinin dar kapsamlı olup, borcun esasının bu aşamada incelenemeyeceğini, ancak, borca bu denli ciddi bir itirazın varlığının alacaklının "yaklaşık ispat" külfetini dahi yerine getiremediğinin bir göstergesi olduğunu, takdir edilen %15 oranındaki teminatın, müvekkillerinin ticari itibarları, bankacılık işlemleri ve malvarlıkları üzerinde yaratılan ve yaratılacak olan ağır tahribat ve potansiyel zararlar karşısında son derece yetersiz olduğunu, ancak öncelikli taleplerinin kanunen hükümsüz kalmış olan haczin tamamen kaldırılması olduğundan, bu hususu tali bir itiraz sebebi olarak ileri sürdüklerini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 09.10.2025 tarihli ek kararında;"... Talep duruşmalı olarak ele alınmış olup; icra dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir. Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararı süresi içinde alacaklı ... Anonim Şirketi tarafından başlatılan icra takibine dayanak yapılmış, bunun üzerine dosyamızda ihtiyati hacze itiraz edenler vekilince 09/09/2025 tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiş; itiraz üzerine takip durdurulmuş, itiraz dilekçesi alacaklı ... Anonim Şirketinin vekiline 17/09/2025 tarihinde tebliğ edilmiş; İİK 264/2 maddesi gereğince takibin durduğunu tebligatla öğrenen alacaklı vekilinin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük dava açma süresi başlamış; bu süre içinde alacaklı vekili dava açmamıştır. İtiraz edenler vekili bu hususu bilahare mahkeme önüne getirerek İİK 264/2 maddesi gereğince ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığı sebebiyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, alacaklı vekili ihtiyati hacze itirazda; mahkemenin itiraz sebepleri ile bağlı olduğu, İİK 264/2 madde gereğince ileriye sürülen bu itirazın itiraz dilekçesinde yer almadığını, sonradan da ileriye sürülemeyeceğini belirtmiş ise de; İhtiyati hacze itirazın 11/09/2025 tarihinde yapıldığı, o tarihte İİK 264/2 gereği 1 haftalık itirazın iptali davası açma süresinin henüz dolmadığı, itiraz prosedürü başlatıldıktan sonra dolduğu, o nedenle itiraz edenler vekilince İİK 264/2 maddesinin itiraz dilekçesinde ileriye sürülmesinin mümkün olmadığı; fakat yasanın emredici bu maddesi sebebiyle ihtiyati haciz kararının artık hükümsüz kaldığı, bu nedenle kaldırmak gerekeceği nazara alınarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur." gerekçesiyle, 05/08/2025 tarihli 2025/992 D.İş, 2025/996 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının, itiraz edenler ... ve ... ... AŞ yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; borçluların ihtiyati hacze itiraz tarihi itibarıyla borca itirazının müvekkiline tebliğ edilmediğini, 7 günlük dava açma süresinin dolmadığını, itirazın bu sebeple reddi gerektiğini, mahkemece İİK'nın 264/2 madde hükmü uyarınca ihtiyati haczin hükümsüz kaldığına karar verilmişse de ihtiyati hacze itiraz tarihi itibarıyla ihtiyati haciz ayakta olduğundan mahkemenin kararının hatalı olduğunu, 05/08/2025 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, 06/08/2025 tarihinde işbu kararın müvekkilince başlatılan icra takibine dayanak yapıldığını, 09/09/2025 tarihinde itiraz edenler vekilince borca itiraz edildiğini, 11/09/2025 tarihinde işbu dosyada ihtiyati hacze itiraz edildiğini, 17/09/2025 tarihinde borçluların borca itirazlarının müvekkiline tebliğ edildiğini, davalıların itiraz dilekçesinde mükerer takip hususunun dile getirildiğini, mahkemenin gerekçesinde yer verdiği İİK'nın 264/2 maddesi uyarınca bir hafta içerisinde dava açılmadığına ilişkin hiçbir itirazın bulunmadığını, İİK'nın 264/2 maddesi itiraz dilekçesinde ileri sürülmediğinden mahkemece re'sen değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin itiraz sebepleri ile sınırlı inceleme yapması gerektiğini, İİK'nın 264/4 uyarınca ihtiyati haczin hükümsüz kalmasına ilişkin taleplerin icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürülmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte itiraz edenlerin iddialarında haklı olduğu kanaatine varılsa dahi işbu hususun ihtiyati hacze karar verilen mahkemece değil icra mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğini, İİK m. 264 uyarınca ihtiyati haczin hükümsüz kaldığına ilişkin taleplerin İİK m.16 kapsamında şikayet konusu olduğunu, bu sebeple icra mahkemesinde ileri sürülmesi gerektiğini, bu sebeple yerel mahkemece ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken istinafa konu kararın verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin E. 2010/2747 K. 2010/3719 kararında ''İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 265’nci maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri açıkça belirtilmiştir. Anılan maddede borçlunun, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu itiraz sebepleri sınırlıdır. İİK’nın 264’üncü maddesinde öngörülen ihtiyati haczi tamamlayan merasime uyulmadığının tespiti durumunda, icra müdürlüğünce ya da şikayet üzerine icra hukuk mahkemesi tarafından ihtiyati haczin hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkün bulunduğundan, İİK’nın 265’inci maddesi kapsamında kalmayan bu durumun, ihtiyati haciz kararını veren mahkeme tarafından incelenmesi suretiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır." denildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2021/1758 K. 2021/1333 sayılı kararında '' İhtiyati haczi tamamlayan merasim İİK'nun 264. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde uyarınca ihtiyati haczin düştüğüne ya da infaz edilemeyeceğine yönelik şikayeti incelemeye de icra mahkemesi yetkilidir. İİK'nun 261/3. maddesi uyarınca ihtiyati haczin infazıyla ilgili şikayetler infazı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesince incelenir. İİK'nun 264/4.maddesine dayalı olarak ihtiyati haczin hükümsüz kalması nedeniyle icra dosyasında konulan haczin kaldırılmasına ilişkin talepler, İİK'nun 265. maddesine dayalı ihtiyati haciz kararına itiraz niteliğinde olmayıp, uygulanan ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin İİK'nun 16. maddesi kapsamında şikayettir. (Yargıtay 12 HD'nin 2013/1899 E., 2013/11988 K. sayılı kararı da bu yöndedir.) Anılan şikayetin incelenmesi görevi İcra mahkemesine ait olup mahkemece görevsizlik nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerekirken istinafa konu kararın verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. maddesi gereğince resen gözetilen sebeple kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi ile kaldırılmasına ve görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." denildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlular ... ve ... ... AŞ tarafından yapılan itirazın kabulüne dair verilen 09.10.2025 tarihli ek karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlular ... ve ... ... AŞ vekilince yapılan itirazın kabulüne dair verilen 09.10.2025 tarihli ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece, borçlular ... ve ... ... AŞ vekilinin ihtiyati hacze itirazı üzerine, ihtiyati haciz kararının dayanak yapıldığı icra takibine ihtiyati hacze itiraz edenler vekilince 09/09/2025 tarihinde itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya 17/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği, İİK'nın 264/2 maddesi gereğince takibin durduğunu tebligatla öğrenen alacaklı vekilinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük dava açma süresi içinde dava açmadığı, bu şekilde İİK'nın 264/2 maddesi gereğince ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığı belirtilerek itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural olarak ihtiyati haciz istenemeyecek ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 265/1. maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. İİK'nın 264. maddesi ihtiyati haczi tamamlayan merasim koşullarını ve ihtiyati haczin düşmemesi için gerekli işlemlerin nelerden ibaret olduğunu düzenlemektedir. Borçlu hakkında genel haciz yolu ile başlatılan icra takibine itiraz edilmesi halinde İİK'nın 264/2. maddesi gereğince bu itiraz alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. Alacaklının bu müddetleri geçirmesi veya davasından yahut takip talebinden vazgeçmesi veya takip talebinin yasal sürenin geçmesi sebebi ile düşmesi yahut dava dosyası işlemden kaldırılıp bir ay içinde yenilenmezse ya da alacaklının davada haksız çıkması hallerinde ihtiyati haciz hükümsüz kalır. İhtiyati haczin hükümsüz kaldığını tespit yetkisi icra müdürüne ait olup, icra müdürünün haczin kalkıp kalkmadığına ilişkin kararlarına karşı icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurulabilir (bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 1069). Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 31.03.2010 tarihli ve 2010/2747 Esas, 2010/3719 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.07.2015 tarihli ve 2015/2724 Esas, 2015/8815 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri sınırlı olarak gösterilmiştir. Anılan maddede borçlunun, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu itiraz sebepleri sınırlıdır. İİK'nın 264. maddesinde öngörülen ihtiyati haczi tamamlayan merasime uyulmadığının tespiti durumunda, icra müdürlüğünce ya da şikâyet üzerine icra hukuk mahkemesi tarafından ihtiyati haczin hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Buna göre somut olayda, itiraz edenler vekilince, ödeme emrine itirazın alacaklı vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde itirazın kaldırılmasının talep edilmediği veya itirazın iptali davası açılmadığı ileri sürülerek ihtiyati haczin hükümsüz kaldığına karar verilmesi talep edilmişse de; ihtiyati haczin hükümsüzlüğünü tespit yetkisi icra müdürüne, ihtiyati haczin hükümsüz kaldığına ya da infaz edilemeyeceğine yönelik şikâyeti incelemeye yetkisi ve görevi de icra mahkemesine ait olduğundan ve İK'nın 265. maddesi kapsamında kalmayan bu durumun, ihtiyati haciz kararını veren mahkeme tarafından itiraz kapsamında incelenmesi suretiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, somut olayda, ihtiyati haciz isteyen banka tarafından gönderilen kat ihtarnamesinin itiraz eden asıl borçlu ve müteselsil kefile ayrı ayrı tebliğe çıkarıldığı ve kefile tebligatın yapıldığı, bu şekilde bankanın alacağının muaccel hâle geldiği anlaşılmaktadır. Borçlu ifada geciktiğine ve alacaklı tarafça gönderilen ihtara rağmen borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı iddia edildiğine göre, mahkemece 6098 sayılı TBK'nın 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşulunun da gerçekleştiği görülmektedir. Bu nedenle İİK'nın 257. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Alacaklı temlik eden ve alan tarafından genel kredi sözleşmeleri, kat ihtarı ve diğer belgelerle İİK'nın 258/son maddesi gereğince, alacağının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtladığı anlaşılmıştır. Boçlular ... ve ... ... AŞ vekilince, mükerrer takip yapıldığı, borcun bulunmadığı, ve teminatı yetrsiz olduğu itiraz sebebi olarak ileri ürülmüştür. Yasada belirtildiği üzere ihtiyati hacze itiraz sebeplerine yer verilmiştir. Emsal Yargıtay 11.HD'nin 06.07.2006 tarihli, 2006/6982 Esas, 2016/8051 Karar sayılı, Yargıtay 11.HD'nin 31.03.2008 tarihli 2008/3612 Esas, 2008/4190 Karar sayılı vb. İlamlarda da belirtildiği üzere borcun bulunmadığına dair itirazlar İİK'nın 265. maddesi kapsamında incelenemez. Bu nedenle söz konusu itiraz sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan teminat miktarı ise alacağa nazaran yeterli görüldüğünden bu yöndeki itiraz sebebi de yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince, itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olmadığından ve itiraz edenlerin itiraz sebepleri de yerinde olmadığından, itirazın kabulüne dair 09.10.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine itirazın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin borçlular ... ve ... ... AŞ'nin ihtiyati hacze itirazının kabulüne dair verdiği 09.10.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede itirazın reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair verdiği 09.10.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Borçlular ... ve ... ... AŞ vekilinin ihtiyati hacze yönelik itirazının İİK'nın 265. maddesi uyarınca reddine, iş bu ret kararıyla anılan borçlular hakkında daha önce verilmiş olan ihtiyati haciz kararı geçerliliğini koruduğundan, yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesine yer olmadığına, İtiraz eden borçluların İİK'nın 264/2 maddesi uyarınca icra müdürlüğüne başvuru yapmakta muhtariyetlerine, 2-Alacaklı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise talep hâlinde alacaklıya iadesine, 3-Alacaklı tarafından istinaf aşamasında sarfedilen 2.002,00 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 350,00 TL posta giderinin -ileride başlatılacak esasa ilişkin takip veya açılacak esasa dair dava sonucuna bağlı olmak üzere- itiraz eden borçlulara tahmiline, 4-Yürürlükteki AAÜT uyarınca hesaplanan 7.500,00 TL vekalet ücretinin -ileride başlatılacak esasa ilişkin takip veya açılacak esasa dair dava sonucuna bağlı olmak üzere- itiraz eden borçlulara tahmiline, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.02.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.