T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:06/09/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:06/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:06/09/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:06/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı-borçlu hakkında davacı bankaya olan borcu nedeniyle Denizli 8.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödeme emri gönderilerek icra takibine başlandığını, ödeme emirlerinin tebliği üzerine davalı-borçlunun borca ve ferilerine itiraz ederek icra takibinin durmasına neden olduğunu belirterek borçlunun itirazlarının tümünün iptali ile takibin devamına ve karşı taraf davalıdan %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, görev ve yetki itirazında bulunmuş, davacı bankanın dava açma süresini kaçırdığını ve davalının takibe itiraz tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir işlemde bulunmadığını, davalıya yapılan tebligatların geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı ... Bankası A.Ş. nezdinde akit firma ... adına düzenlenmiş ve adı geçenin bizzat el yazısı ile yazılmış ve imzalanmış ... Barkodlu ... nolu "Gerçek Kişi Tacir Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi" nin bulunduğu, icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, mahkememizce aldırılan, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bankacı bilirkişi raporunda hükme esas hesaplanan asıl alacak, faiz ve ferileri tutarında davalıların icra takip tarihi itibariyle borçlu olduğu, davalıların borcunu ödediğine dair delil sunmadığı anlaşılmakla davacı bankanın, kredi kartı borcu için davalıya 23.04.2019 tarihinde toplam 17.165,65 TL'lik için ihtarname gönderilmesinin yerinde olduğu, Kredi Kartı için uygulanan akdi ve gecikme faiz oranlarının, T.C. Merkez Bankası Tebliğleri ile belirlenen faiz oranlarına uygun olduğu, bankanın 27.05.2019 takip tarihi itibariyle 15.090,90 TL Asıl Alacak, 2.074,75 TL İhtarname Tarihindeki İşlemiş Faiz, 515,54 TL Gecikme Faizi ve 25,78 TL BSMV olmak üzere toplam 17.706,97 TL alacaklı bulunduğu, ancak, taleple bağlı kalınarak 15.090,90 TL Asıl Alacak,2.532,46 TL Akdi ve Gecikme Faizi ve 25,78 TL BSMV olmak üzere toplam 17.649,14 TL talep edilmesinin uygun olduğu, kredi kartları için %31.80 orandan temerrüt faizi talep edilmesi gerekirken % 30,24 orandan temerrüt faizi istenildiği için taleple bağlı kalınması gerektiği kanaatiyle, hesap edilen alacak kalemleri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalılar yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davadan önce gönderilen ihtarname ve arabuluculuk davet mektubu tebligatlarının usulsüz olduğunu, ilk derece mahkemesince dava dilekçesinde belirtikleri dava öncesi süreçte müvekkiline yapılan tebligatların yok hükmünde olduğu durumunun değerlendirilmediğini, müvekkilinin hiçbir zaman adresini değiştirmediğini ve yıllardır aynı adreste ikamet ettiğini, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İİK m. 67’de itirazın “haksız” olmasının arandığını, müvekkilinin söz konusu takibe haksız olarak değil yapılan takip kadar borcu bulunmaması sebebiyle itiraz ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ticari kredi kartı borcunun tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmemesi sebebiyle hak düşürücü sürenin hiç başlamadığının ve bu nedenle davanın süresinde olduğunun anlaşılmasına, dosya kapsamındaki belgelere göre, ihtarnamenin sözleşmede bildirilen adrese iadeli taahhütlü olarak gönderilmiş olması sebebiyle geçerli olmasına, ayrıca arabuluculuk davet mektubunun da davalının bizzat kendisine tebliğ edildiğinin anlaşılmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.205,61 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL ve 220, 70 harcın mahsubu ile bakiye 904,21 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...