11. Hukuk Dairesi 2012/19104 E. , 2014/5976 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 04/07/2012 tarih ve 2011/39-2012/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü hazır bulunan davacılar vekilleri ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafınd
**11. Hukuk Dairesi 2012/19104 E. , 2014/5976 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 04/07/2012 tarih ve 2011/39-2012/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü hazır bulunan davacılar vekilleri ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, taraflar arasında davalılara ait olan paylarının % 99.99,59’u ilene ait 500 adet kurucu hissenin davacılara devrine ilişkin 08.06.2007 tarihli hisse devri sözleşmesi yapıldığını, 17.07.2007 tarihinde hisselerin davacılara devrinin yapıldığını, bunun karşılığında davacıların toplam 81.834.670 USD ödediklerini ancak, Kocaeli Belediyesi tarafından hazırlanan 04.01.2007 tarihinde askıya çıkarılan imar planıyla devralınan şirketin fabrika arazisi olan bölgenin ikinci derece merkezi iş alanı olarak düzenlendiğini, buna göre bu yerde sanayi üretimine izin verilmeyeceğini, yakın tarihte fabrika binasının bulunduğu bölgede sanayi üretimine izin verilmeyeceğini, bölgedeki tüm imar izinlerinin durdurulduğunu, davalıların imar planı ile ilgili değişikliği davacılara bildirmediğini, bilgi odalarında bu konuda herhangi bir bilginin bulunmadığını, dolayısıyla davalılar tarafından müvekkillerinin yanıltıldığını, bu durumu 28.08.2007 tarihinde öğrendiklerini ve analıyla 29.08.2007 tarihli ihtarnamenin davalılara gönderilerek satış bedelinin indirilmesini istediklerini,idare mahkemesinde bu imar planıyla ilgili olarak açılan davanın süre yönünden reddine karar verildiğini, ayrıca ihale sürecinde inceleme odalarında taşınmazın 52.023 m2 olarak belirtilmesine rağmen daha sonradan yapılan incelemelerde gerçek yüzölçümünün 49.823,63 m2 olarak tespit edildiğini, bu durumunda yine aynı noterliğin 03.10.2007 tarihli ihtarı ile davalılara bildirildiğini, davalıların bu taleplerini reddettiklerini ancak imar planı değişikliği ve yüzölçümünde tespit edilen farklılığın pay devir sözleşmesinin yapılmasında gözetilen faydanın azalmasına neden olduğunu ve bu şekilde ayıp teşkil ettiğini bu ayıplar nedeniyle pay devirlerinde % 25 oranında indirim yapılarak satım bedelinin 61.376,002,50 USD olarak tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek fazladan ödenmiş olan 20.458.667,50 USD pay bedellerinin ödendiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davacılara ödenmesini ve pay bedelinin finansmanı için bankalardan kullanılan toplam 50.000.000 USD kredinin altı aylık döneme ilişkin faizinin tenzil konusu bedele karşılık gelen şimdilik 700.000 USD’nın davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalılar vekilleri, hisse devir sözleşmesinden önce kurulan bilgi odalarında yer alan formlarda,bilgi odalarında yer alan belge ve bilgilerdeki eksikliklerden doğabilecek zarar nedeniyle devralınan şirket olan davalılar adına ihale sürecini yürüten sorumlu olmayacağının belirtildiğini, esasında bu bilgilerin tam ve doğru bir değerlendirme için gerekli tüm bilgileri de içerdiğini garanti etmediklerini, davacıların bu inceleme odalarına girerken bilgilendirme formlarını okuyarak kabul ettiklerini, pay devir sözleşmesinde sadece satım konusu paylar üzerinde tekeffülde bulunulduğunu, devralınan şirketin taşınmazı veya diğer mal varlıkları ile ilgili bir tekeffüllerinin bulunmadığını, devir tarihinden önceki dönemle ilgili olsa dahi her hangi bir sorumluluk nedeniyle davacıların davalılara rücu etmeyeceklerini taahhüt ettiklerini, BK. 197 maddesi uyarınca satın alanın satım sırasında bildiği ayıplardan dolayı satıcının sorumluluğunun bu ayıbın bulunmadığını temin etmesi durumunda söz konusu olacağını, davacıların gayrimenkul değerlendirme şirketine ekspertiz raporu hazırlattıklarını ve sözleşmenin bu ekspertiz raporu dikkate alınarak yapıldığını, kaldı ki davacılardan aynı sanayi alanında bulunan üç taşınmazı olduğunu, hatta 02.02.2007 tarihinde bu imar planına itiraz ettiklerini, dolayısıyla davacıların bölgedeki imar değişikliğini bildiklerini aksini iddia etmenin yersiz olduğunu, taşınmazın yüzölçümündeki eksiklik iddiasının da haksız olduğunu zira evvelinde davacılar tarafından ekspertiz raporlarının hazırlatıldığını, ablikasyon projesini görmemelerinin mümkün bulunmadığını, biran için ayıp olduğu kabul edilse dahi ayıp ihbarının zamanında yapılmadığını, esasında taraflar arasındaki sözleşmenin hisse senetlerinin devrini içerdiğini taşınmaz satımı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre % 99.5999 na karşılık gelen 20.999.170 adet hisse senedine sahip davalılar ile bu şirketin 500 adet kurucu hisse senedine sahip dava rasında 500 adet kurucu hisse senedinin 3.220.000 USD, 20.999.170 adet hisse senedinin de 77.280.000 USD olmak üzere toplam 80.500.000 USD bedelle davacı satımı konusunda taraflar arasında 08.06.2007 tarihli pay devir sözleşmesinin akdedildiği, davalıların hisse senetlerini 17.07.2007 tarihinde davacı e devir ve temlik ettikleri, satım bedelinin de aynı tarihte ödendiği ayrıca fiyat farkının da 27.07.2007 tarihinde sözleşmenin 4.maddesi kapsamında ödemesinin yapıldığı, taraflar arasında pay devir sözleşmesinin yapıldığı,bu sözleşme kapsamında hisse senetlerinin devir ve temlik edildiği ve karşılığında bedelinin ödendiği konusunda uyuşmazlığın bulunmadığı,uyuşmazlığın, pay devir sözleşmesine konu olan nin bulunduğu taşınmazın yözölçümünün eksikliği ve imar planı değişikliği nedeniyle satım bedelinin tenzilinin gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, pay devrinin yapıldığı tarih itibarıyla bilançosunun analizinin yapıldığı ve nin aktifindeki mevcut taşınmazların satışa konu hisse senetleri içindeki olası toplam tutarının 5.244.638,19 USD’na isabet ettiğinin belirlendiği, sözleşmenin taşınmaz satımı olmayıp pay devir sözleşmesi olduğu ve sözleşmeye konu hisse senetlerinin alım satım iş ve işlemlerinde bedelin belirlenmesinde hisse senetlerinin bölünmezliği ilkesinin esas alındığı, bu kapsamda şirketin bilançosundaki aktif kalemlerin her birine tek tek rayiç değer biçilmediği işletmenin bir bütün olarak satıma konu edildiği, satıma konu nin aktifinde kayıtlı olan bu şirketin bulunduğu taşınmazın yüzölçümündeki eksikliğin veya imar planındaki değişikliğin hisse senetlerinin bölünmezliği çerçevesinde ayıplı olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, anılan iki durumun ayıp olarak kabulü durumunda dahi alıcı olan davacıların aleni olan tapu kaydı dışında kadastro müdürlüğü nezdinde bulunan aplikasyon çaplı krokisini de inceleyebilecekleri, zira keşfen yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, yüzölçümü hatasının aplikasyon sonucu tespit edilip bu hususun aplikasyon krokisinde açıklandığının belirtildiği, TTK 20.maddesi kapsamında davacıların basiretli bir tacir gibi bu şekilde bir alım yaparken herkese açık bulunan kayıtları incelemeleri gerekirken bunu yapmayıp ihale sürecinde bilgi odalarında davalılar tarafından bu bilginin verilmediği veya yanıltıldıklarını ileri sürmelerinin hiçbir hukuki dayanağının olmadığı, kaldı ki taşınmazın zemindeki görülen fiziki sınırlarının satımdan önce ve sonrada aynı şekilde bulunduğu, alıcıların gördükleri fiziki sınırlar kapsamında bu taşınmazı edindikleri ve bu şekilde kullanımlarının söz konusu olacağı,imar planı değişikliği iddiasının da sonuca etkili olmadığı, imar planlarının da aleni olup her zaman için incelenebileceği,imar planı değişikliğinin 04.01.2007 tarihinde askı ilanına çıkarıldığı ve aynı imar planında bulunan davacılardan ait olan taşınmazları bakımından 02.02.2007 tarihinde itirazda bulunup daha sonra idare mahkemesinde dava açtıkları, dolayısıyla imar planı değişikliğinden haberdar olduklarının kabulü gerektiği, aksi durumda dahi davacıların BK. 20.maddesi uyarınca gerekli özeni göstermedikleri, bu durumdan davalıların sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, pay devir sözleşmesinin imar planının askıya çıkmasından sonra 08.06.2007 tarihinde imzalandığı, pay devrinin ve bedel ödemesinin de 17.07.2007 de yapıldığı nazara alındığında, esasında davacıların imar planı değişikliğini bildikleri sonucuna varıldığı,sözleşmenin yapılmasından sonra ortaya çıkan bir durum olmadığı, dolayısıyla BK 197.madde kapsamında sözleşmenin yapıldığı esnada davalı tarafça imar planı değişikliğinin bilindiği ve bu durumun bilinmesine rağmen sözleşmenin akdedildiği, alıcının bildiği ayıptan dolayı satıcının tekeffül sorumluluğu altında bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.