T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:16/05/2023 TALEBİN/İŞİN KONUSU:Kıymetli Evrak İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü d…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:16/05/2023 TALEBİN/İŞİN KONUSU:Kıymetli Evrak İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP EDENİN İDDİALARININ ÖZETİ: Talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; ... İnşaat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti., müvekkil şirkete yaptırmış olduğu iş karşılığında, keşidecisi ... İnşaat Turizm ve Tic. Ltd. Şti. ve muhatabı ... Bankası .... Şubesi olan ... nolu, ... keşide tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çeki düzenleyerek müvekkil şirkete teslim ettiğini, müvekkil firma lehtarı olduğu işbu çeki yaptırdığı işten kaynaklı borcuna karşılık ... isimli şahsa ciro ederek teslim ettiğini, ... ise çeki teslim almış ve ancak çekin vadesinde bankaya ibraz etmek için çantasında bulundurduğu sırada aracında ... tarihinde yapılan hırsızlık neticesinde davaya konu çeki çaldırmıştır. Çekin son hamili ... işbu çekin çalınması hususuna ilişkin o tarihte karakola başvurmuştur(EK: Karakol İfade Tutanağı). Aynı şekilde ... çekin çalındığını müvekkil firmaya 27.12.2022 tarihinde bildirdiğini, aynı şekilde müvekkil firmaca çekin çalındığı keşidecisi ... Ltd. Şti.'ne bildirilmiştir. Bunun üzerine keşideci firma tarafından Alanya Asliye Ticaret Mahkemesine müracaat ile çekin iptali talep olunmuştur. Sayın Alanya Asliye Ticaret Mahkemesince ... E. sayılı dosyasında bu davayı keşidecinin açmaya hakkı olmadığı belirtilerek iş bu talebin reddine karar verildiğini, çeki çaldıran ...'in çeki cirolamamış olması ve çekin lehtarı müvekkil firmanın olması ve çek arkasında müvekkil şirketin cirosunun bulunması nedeniyle dava konusu çekin kötü niyetli şahısların eline geçmesi halinde hem müvekkil firma hem de keşideci firma ve dahi iyiniyetli üçüncü kişilerin mağduriyetine sebep olacağını, dava konusu çekin kötüniyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinin önlenmesi ve telafisi imkansız zararların önlenmesi için çeke ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 Sayılı) 818/1-s maddesindeki atıf uyarınca aynı Kanun'un 757 ve devamı maddelerine göre tedbir ve iptale ilişkin istemde bulunma hakkının iradesi dışında çek elinden çıkan hamile ait bulunduğu, davacının dava dilekçesinde hamil olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçe ile aktif husumet ehliyeti bulunmayan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçe ile davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...davacı taraf keşidecisi ... İnşaat Turizm ve Tic. Ltd. Şti. ve muhatabı ... Bankası ... Şubesi olan ... nolu, ... keşide tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çekin davacıya teslim edildiğini, davacının da lehtarı olduğu işbu çeki yaptırdığı işten kaynaklı borcuna karşılık ...'e ciro ederek teslim ettiğini, sözkonusu çekin ... elinde iken çalındığını beyan etmiştir. Dava konusu çekin son hamili ...'tir. Hakkın çeke bağlı olması nedeniyle, çekin zayi edildiği durumlarda, çeke bağlı alacak hakkının çeksiz de ileri sürülebilmesi için TTK'nın 651. ve 652. maddelerinde hamile iptal davası açma hakkı getirilmiştir. İptal kararı alan hamil, hakkını çek olmadan ileri sürebilecek ya da borçludan yeni bir senet tanzim edilmesini isteyebilecektir. Bu davayı açma hakkı hamile aittir. Bu talebin ileri sürülmesindeki amaç, kıymetli evraka bağlı hakkın, kıymetli evrakın zayi olması nedeniyle ileri sürülmesinin sağlanmasıdır. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-d maddesinde "dava ehliyeti" dava şartları arasında sayılmıştır. Tüzel kişilerin dava ehliyeti de dava şartlarındandır. Bu nedenle mahkeme, tüzel kişilerin taraf bulunduğu davalarda, tüzel kişinin yetkili organı veya temsilcisi tarafından temsil edilip edilmediğini kendiliğinden gözetmesi gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 Sayılı) 818/1-s maddesindeki atıf uyarınca aynı Kanun'un 757 ve devamı maddelerine göre tedbir ve iptale ilişkin istemde bulunma hakkının iradesi dışında çek elinden çıkan hamile ait bulunduğu, davacının dava dilekçesinde hamil olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçe ile aktif husumet ehliyeti bulunmayan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...." şeklindeki gerekçe ile Davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... İnşaat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti'nin müvekkili şirkete yaptırmış olduğu iş karşılığında keşidecisi ... İnşaat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti., lehdarı müvekkili ... Nakliyat Taşımacılık ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ve muhatabı ... Bankası ... Şubesi olan ... nolu, ... keşide tarihli ve 100.000 TL bedelli çeki düzenleyerek müvekkili şirkete teslim ettiğini, yine müvekkili firmanın lehtarı olduğu iş bu çeki yaptırdığı işten kaynaklı borcuna karşılık ... isimli şahsa ciro ederek teslim ettiğini, ...'in ise çeki teslim aldığını ve ancak çekin vadesinde bankaya ibraz etmek için çantasında bulundurduğu sırada aracında 19.08.2022 tarihinde yapılan hırsızlık neticesinde davaya konu çeki çaldırdığını, çekin son hamili ...'in işbu çekin çalınması hususuna ilişkin o tarihte karakola başvurduğunu, aynı şekilde ...'in çekin çalındığını müvekkili firmaya 27.12.2022 tarihinde bildirdiğini, aynı şekilde müvekkili firmaca çekin çalındığının keşidecisi ... Ltd. Şti.'ye bildirildiğini, bunun üzerine keşideci firma tarafından Alanya Asliye Ticaret Mahkemesine müracaat ile çekin iptalinin talep edildiğini, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesince ... E sayılı dosyasında bu davayı keşidecinin açmaya hakkı olmadığı belirtilerek iş bu talebin reddine karar verildiğini, çeki çaldıran ...'in çeki cirolamamış olması ve çekin lehtarı müvekkil firmanın olması ve çek arkasında müvekkili firmanın cirosunun bulunması nedeniyle dava konusu çekin kötü niyetli şahısların eline geçmesi halinde hem müvekkili firma hem de keşideci firma ve dahi iyi niyetli üçüncü kişilerin mağduriyeti olmasının kesin olduğunu, mahkemenin talep ettikleri halde çekin çalındığına ilişkin soruşturma dosyasını dosyaya celp etmeden ve tanıkları ...'i dinlemeden, dosyanın esasına girmeden iş bu talebi reddettiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Talep, zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Çek iptali talebi, çekin yetkili ve meşru hamili tarafından açılabilir. Uyuşmazlık konusu çekin son hamilinin talep eden olmadığı, dosya kapsamından ve ayrıca bizzat talep edenin talep dilekçesi içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu hususa yönelik mahkemenin kabulü yerindedir. Ancak, mahkemece, gerekçeli kararda, taraf sıfatı ve dava ehliyetine yönelik açıklamalar yapılmış, sonuçta talep edenin aktif husumet ehliyetinin olmadığı kanaati belirtilerek, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraf ve dava ehliyeti ile taraf sıfatı konularına ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas, ... Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Taraf ehliyeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. maddesinde düzenlenmiş olup bir davada/talepte taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukukta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8. maddesinde düzenlenen medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Dava ehliyeti ise HMK'nın 51. maddesinde kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyeti olarak ifade edilmiştir. Dava ehliyeti, TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukundaki görünümü olup buna göre medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişinin dava ehliyeti bulunmaktadır. Taraf sıfatına bir başka deyişle husumet ehliyetine gelince, bu kavram dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı (veya mahkeme önünde hak arayabilecek ilgili) sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'î değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınmasıdır (Emsal; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.09.2025 tarihli ve 2024/10-238 Esas, 2025/503 Karar sayılı kararı). Sıfat, subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut vereceğinden, eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararıdır ( Prof. Dr. Süha Tanrıöver, Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, Ankara 2016, sh 509-510, 513; Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz, Medeni Usul Hukuku, 1. Baskı, Ankara 2016, sh 258-259; Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011 sh.234; Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 1. Baskı, sh.173 vd.). İlk derece mahkemesince, gerekçeli kararının sonuç bölümünde, talep edenin aktif taraf sıfatı yokluğu tespiti yapılması yerinde ise de hükümde, talep edenin dava ehliyetinin olmadığına dair bir bilgi ve belge olmamasına rağmen, talebin aktif taraf sıfatı yokluğu nedeni ile esastan reddine karar verilmesi gerekirken, dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. 6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun anılan re'sen sebeple kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın aktif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı (talep eden) vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeple KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2- A-Talebin AKTİF TARAF SIFATI YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, B- Harçlar Kanununu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan peşin alınan 1.707,75.-TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde TALEP EDENE İADESİNE, C-Talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, D-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın talep edene İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Talep edenin istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde talep edene İADESİNE, b-Talep edenin tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin hükmün niteliği gereği davacı üzerinde BIRAKILMASINA, c-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...