11. Hukuk Dairesi 2010/1066 E. , 2011/10248 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/07/2009 tarih ve 2001/177-2009/267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2010/1066 E. , 2011/10248 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/07/2009 tarih ve 2001/177-2009/267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Sakarya Şubesin'de 3 ay vadeli Türk Lirası hesabı açtırdığını, hesaptaki paranın sadece dönemsel olarak işleyen faizlerini almaya başladığını, davalı banka çalışanı ...'nun müvekkiline hesabın üçer aylık dönemler halinde yenilendiğini belirterek müvekkilini kandırmak, genellikle de eksik faiz ödemesi yapmak suretiyle müvekkilinin ana para ve faizden oluşan mevduatını usulsüz işlemlerle zimmetine geçirdiğini, aynı bankanın başka bir şubesinden alması gereken faiz miktarını hesaplattıran müvekkilinin durumdan şüphelenerek ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturmada şahsın, müvekkili ile birlikte bir kısım banka müşterilerinin hesaplarından usulsüz işlemler ile para çekerek zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini, davalı banka müfettişlerinin soruşturması sonucunda"...'ın hesabında 10.05.2000 tarihinde 6.610.000.000 TL bulunması gerektiği" nin tespit edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.610.000.000 TL'nin 10.05.2000 tarihinden itibaren bankaların TL cinsinden mevduata uyguladıkları en yüksek yıllık faiz oranı üzerinden işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şube yetkililerinin personel ... tarafından hesaplardan para çekildiğini farketmeleri üzerine derhal müfettiş görevlendirildiğini, davacının banka müfettişine, '...'nun, hesabından para çekmeye yetkili olduğunu' belirterek bankalarından herhangi bir talepte bulunmadığını beyan etmesi üzerine soruşturmanın kapatıldığını, davacının bankadan herhangi bir talepte bulunmayacağına ilişkin beyanı ile dava hakkını yitirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının zimmet suçlamasıyla yargılanan banka çalışanı ...'nun teyzesi olduğu, davacının yeğenini korumak için banka müfettişine yeğeninin hesaptan para çekme yetkisinin bulunduğunu söylemesi ve bankadan herhangi bir talepte bulunmadığını belirtmesinin teknik anlamda bir ibraname veya vazgeçme olmadığı, 10/05/2000 tarihi itibariyle davacının hesabında 6.610,00 TL bulunması gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, 6.610,00 TL'nin 10.05.2000 tarihinden itibaren bankalarca bir yıl vadeli Türk Lirası mevduat hesaplarına uygulanacağı bildirilen en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı banka çalışanının usulsüz işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacının, dava dışı ...'nun yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle davalı bankada yapılan teftiş sırasında bankaya verdiği dilekçede; şube nezdinde tüm hesaplardan para çekmeye şube memuru ...'nın yetkili olduğu, yapılan ve yapılacak işlemlerden dolayı bankadan herhangi bir talepte bulunmayacağını bildirdiği, bu şekilde davacının tüm işlemlere icazet verdiği anlaşılmıştır. Dava dışı, davacının akrabası olan ...'nun usulsüz işlemlerinin ortaya çıkmasından sonra davacının bu şekilde dilekçe vermesi ve ardından böyle bir dava açmasının çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil ettiği ve TMK. 2. maddesine aykırı olduğu gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 4743 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, Emlak Bankası yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 12.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.