T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1390 Esas KARAR NO: 2026/469 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2020/453 Esas - 2023/178 Karar TARİH: 27/04/2023 DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1390 Esas KARAR NO: 2026/469 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2020/453 Esas - 2023/178 Karar TARİH: 27/04/2023 DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, davalının yükünün ...... Limanından alınarak deniz yolu ile ...'a gönderilmesi hususunda anlaşıldığını, yükün taşıtanının davalı olduğunu, taşınma organizasyonunun tamamının davalı tarafından yapıldığını, dava konusu taşımaya ilişkin davalıya gönderilen bilgilendirme ve onay elektronik postaları, varış- çıkış ihbarları ve konşimento suretleri ile de bu hususun sabit olduğunu, davacının taşıma edimini yerine getirdiğini ve takip dayanağı navlun faturasını davalıya teslim ettiğini, faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmediğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan ilamsız takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek; davalının itirazınının iptali ile davalının alacağın %20 'sinden aşağı olmayacak şekilde inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasın karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle, cevap verme süresinin davalının davadan haberdar olduğu 12/03/2021 tarihinde başladığını, davalının yerleşim yeri itibariyle Kayseri mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıdan taşıma hizmeti alınmadığını, taşıma ilişkisinin davalı ile dava dışı alıcı... arasında kurulduğunu, davalı ile dava dışı alıcı arasındaki satışın Exworks teslim şekli ile gerçekleştirildiğini, bu yöntemde davalının ihraç ettiği emtiayı nakliyeciye teslim etmekle tüm yükümlülüğünün sona erdiğini, navlun borçlusunun da dava dışı alıcı olduğunu, gerek satış faturasında gerek gümrük beyannamesinde teslim şeklinin belli olduğunu, bu bilgilerin tamamının davacıya da gönderildiğini, davalının 3.864,00-Euro tutarlı ihracatı için, 5.470,00-Euro tutarlı navlun ödemesi düşünüldüğünde Davacı tarafından Müvekkiline yapılan 5470 Euro'luk faturasını kabul etmesinin mümkün olmadığını, davacının daha önce.... Firmasına'da aynı konteyner numarası ve aynı ihracat bilgileriyle navlun faturası gönderdiğini savunarak, öncelikle yetki itirazlarının kabulüne, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine ve davalının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/04/2023 tarih ve 2020/453 Esas - 2023/178 Karar sayılı kararında; davanın; deniz taşıma ilişkisine dayalı olarak düzenlenen demuraj faturasının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın; tarafların husumet ehliyetleri, taşıma nedeniyle demuraj alacağının doğup doğmadığı, davacı tarafça demuraj bedelinin fiili taşıyana ödenip ödenmediği, demuraj nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı, davalı aleyhine başlatılan takibe yasal sürede itiraz edildiği ve itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, uyuşmazlık deniz taşımasına ilişkin olduğundan mahkemenin görevli ve davacının yerleşim yeri itibariyle mahkemeni yetkili olduğu, ... numaralı konişmentoda yükletenin davalı, alıcının dava dışı ......, taşıyanın ise ....... olduğu, taşıma konusunun 114 koli taban -yatak başlığı malzemesi olduğu, konişmentoda .... kaydı bulunduğu, davalının satış sözleşmesinin tarafı olan alıcısı adına düzenlediği satış faturası kapsamından, ihracatın Exworks teslim şartı ile gerçekleştiği, tarafların 2 Mayıs 2019 - 17 Haziran 2019 tarihleri arasındaki mail yazışmalardan davaya konu yükün taşınması konusunda taraflarca anlaşmaya varıldığı, buna göre davacının akdi taşıyan davalının ise taşıtan olduğu, tarafların aktif ve pasif husumetlerinin bulunduğu, konteyner demurajının esasen tahliye limanı ile ilişkili olduğu, navlun sözleşmesinin gönderileni eğer navlun sözleşmesinin aynı zamanda tarafı, diğer ifade ile taşıtan değilse, anılan ücret ve masrafların borçlusu da olmayacağı, ancak TTK m. 1203'ün koşullarının gerçekleşmesi hâlinde gönderilenin bu masraflardan sorumlu hâle geleceği, gönderilenin TTK.m. 1203 kapsamında yer alan kalemlerden sorumlu tutulabilmesi için, konişmento veya konişmentonun atıf yaptığı navlun sözleşmesinde gönderilenin anılan borçlardan sorumlu olacağı ilkesine yer verilmesi ve yükün gönderilen tarafından teslimin istenmesi gerektiği, TTK nun 1205/1 maddesi gereğince eşyayı gönderilene teslim etmiş olan taşıyanın, TTK. 1203.maddeye göre gönderilenden istenebilecek olan alacakların ödenmesini taşıtandan isteyemeyeceği, ancak taşıtanın zararına olarak sebebsiz zenginleştiği oranda taşıtana rücu edebileceği, TTK nun 1207/1 maddesi uyarınca gönderilen eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlü olduğu, dosyaya ibraz edilen konişmento üzerinde Freight Collect (navlunun alıcı tarafından ödeneceği) kaydının yer aldığı, somut olayda davaya konu yükün alıcı tarafından teslim alındığı, davalı gönderici tarafından dava dışı alıcı adına düzenlenen satış faturası ve gümrük beyannamesinden eşyanın ihracatının EXW teslim şartı ile gerçekleştiğinin anlaşıldığı, buna göre davalının demuraj ücretinden sorumluluğunun bulunmadığı, gerekçeleri ile; davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu navlun alacağı olmasına, ön inceleme durulmasında da uyuşmazlık konusunun navlun alacağı olduğu açıkça tespit edilmiş bulunmasına rağmen, mahkemece, davalının demuraj alacağından sorumlu olup olmadığına dair yargılama yapılarak, TTK 1203 maddesi kapsamında davanın reddedildiğini, davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu; dosya kapsamında, yükün alıcısı tarafından çekildiğine dair herhangi bir belge yahut tarafların beyan ve ikrarı bulunmadığını, dosyada yalnızca yükün Türkiye'den çıkışına ilişkin gümrük kayıtlarının mevcut olduğunu, davalının da yükün alıcı tarafından çekilmiş olması sebebiyle sorumlu olmadığına dair bir beyanının mevcut olmadığını, yalnızca taşıtan sıfatını haiz olmadığını, navlun sözleşmesinin tarafı olmadığını ileri sürdüğünü, TTK 1203 madde kapsamında sorumluluktan kurtulduğunu iddia etmeyen ve malın alıcısı tarfaından çekildiğini de iddia ve ispat edemeyen davacı bakımından, bu madde kapsamında navlundan sorumlu olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılamayacağını, alıcıya yöneltilmiş bir navlun talepleri olsa idi, yükün alıcı tarafından çekildiğinin ispat yükünün kendileri üzerinde olacağını, ancak eldeki davada davalının navlun sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle navlun alacağından sorumlu olduğunun ileri sürüldüğünü, bu nedenle TTK 1203 koşullarının oluştuğunu ispat yükünün de davalı üzerinde olduğunu, mahkemece sorumluluk demuraj değil, navlun alacağı bakımından değerlendirilse idi dahi yine de davanın reddi gerekeceğini; .... numaralı konşimento üzerinde alıcı ödemeli navlun kaydı bulunsa dahi, konişmentonun tarafları bağlayan 13.6 maddesi uyarınca alıcının navlunu ödememesi halinde, davalı taşıtanın navlundan sorumluluğunun devam edeceğini, ancak konişmento incelenmediğinden bu hususta değerlendirme de yapılmadığını, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2014/10476 E., 2014/18249 K. Sayılı kararı); davalı ile dava dışı alıcı arasındaki satış sözleşmesinde ......teslim şeklinin belirlenmesi, taşıtanın alıcı olduğuna karine olsa da aksinin ispatı mümkün olup, görülen dosyada bu hususun aksinin ispat edildiğini, zaten mahkemenin de davacının akdi taşıyan, davalının ise taşıtan olduğunu kabul ettiğini, İleri sürerek, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle; tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; deniz taşımasından doğan navlun alacağına istinaden düzenlenen faturaya dayalı ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece; takip dosyası, navlun faturası, dava konusu taşımaya ilişkin ana ve ara konişmentolar, taşıma konusu emtiaya ilişkin satış faturası, gümrük belgeleri, davacı ve davalı arasındaki mail yazışmaları dosya arasına alınarak, tarafların defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak kök ve davalı itirazları üzerine ek rapor alındığı, ek rapora itirazlar üzerine bu kez yeni görevlendirilen bir hukukçu bilirkişiden rapor alındığı, akabinde tahkikatın bitirildiği ve yukarıda yazılı gerekçelerle istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece; davacı ile davalı arasında, davalının Almanya'ya ihraç edeceği emtianın taşınması amacıyla navlun sözleşmesi yapıldığı, davalının taşıtan, davacının ise akdi taşıyıcı olduğu, tarafların aktif ve pasif husumetleri bulunduğu kabul edilmiş, bu kabule karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Dosya içeriği belgelere göre; davacıya ati emtianın Almanya'daki alıcısına deniz yolu ile taşınması işinin akdi taşıyıcı olarak davacı tarafından gerçekleştirildiği, fiili taşımanın ise ..... tarafından gerçekleştirildiği, bu kapsamda davacı ile davalı arasındaki akdi ilişki bakımından esas alınması gereken konişmentonun ...... numaralı ana konişmento olduğu, anılan konişmento üzerinde; freight collect (alıcı ödemeli navlun) kaydının bulunduğu, konişmentonun 13.6 maddesinde; "alıcı ödemeli navlun’ olarak talimatı kabul edilen bir konşimento muhteviyatı bir gönderideki navlun tutarının, alıcı tarafindan, ödeme talebinde bulunulmasına rağmen, ödenmemesi durumunda yükleyici sorumlu tutulur.'' düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde taşıma ediminin eksiksiz yerine getirildiği ileri sürülmüş, davalı tarafından emtianın alıcısına teslim edildiği, ihracat bedelinin de tahsil edildiği, satış ... olduğundan davalının navlundan sorumlu olmadığı savunulmuş olup, istinaf aşamasına dek davacının emtianın alıcısına teslim edilmediği yönünde bir iddiası olmamıştır. Nitekim son alınan bilirkişi raporunda da, taraf beyanlarına göre emtianın alıcısına teslim edildiği belirtilmiş olup, davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu tespite bir itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda her ne kadar emtianın alıcısına teslim edildiğine dair dosyada belge mevcut değil ise de; bu husus yargılama aşamasında ihtilaf konusu edilmediğinden, davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı ile dava dışı alıcı arasındaki satış için kararlaştırılan teslim şekli, bu sözleşmenin tarafı olmayan davacı taşıyıcıyı bağlamaz. Ancak davacının, davalı ile aralarındaki akdi ilişkiyi ve ilişkinin kapsamını ispat bakımından dayandığı konişmento hükümleri ile bağlıdır. Somut olayda konişmentoda navlunun alıcı/gönderilen tarafından ödeneceği açıkça kararlaştırılmıştır. Dosyaya mübrez mail yazışmalarında, davalının davcıya navlun ödenmese bile yükün alıcıya teslim edilmesi yönünde bir talimatı bulunmadığı gibi, böyle bir talimat bulunduğunu ispata yarar başkaca bir delil de sunulmamıştır. Yine davacının navlunun alıcı tarafından ödeneceğine dair kayda ve konişmentonun 13.6 maddesindeki düzenlemeye rağmen, navlunun alıcısından talep edildiğine ve fakat ödenmediğine dair bir iddiası ve bu iddiayı ispata yarar delili de yoktur. Bu durumda davacının konişmentonun 13.6 maddesi uyarınca davalıya başvuru hakkı bulunmamaktadır. Öte yandan TTK'nun 1203 maddesi uyarınca davacı, alıcının ödemekle yükümlü kılındığı navlunu alıcıdan talep ettiğine, TTK'nun 1204 maddesi kapsamında hapis hakkını kullandığına dair bir iddia ve delil ileri sürmediğinden, navlun alacağını TTK'nun 1205 maddesi uyarınca davalıdan talep edemez. Davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yargılama navlun alacağı yönünden yürütülmüş olmakla birlikte, gerekçeli karar da "demuraj alacağı" ibaresinin kullanılması yerinde olmamış ise de; bunun maddi hata niteliğinde olduğu ve davanın reddine yönelik kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşıldığından, bu hata eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.