T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1270 KARAR NO: 2026/220 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/01/2022 NUMARASI: 2020/223 Esas - 2022/5 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1270 KARAR NO: 2026/220 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/01/2022 NUMARASI: 2020/223 Esas - 2022/5 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirket ile 20.03.2015 tarihli ... Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin ..... bayiliğini üstlendiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya, sözleşmeden kaynaklı yükümlülükleri ile birlikte müvekkili şirkete ..... alımlarından kaynaklı Cari Hesap Borcunu ödemesi için, .... Noterliğinin 16.04.2018 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin davalıya 17.04.2018 günü tebliğ edildiğini, davalının temerrüt tarihinin 17.04.2018 olduğunu, davalının, ihtarnameye rağmen borcunu ödememesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 67.950,97 TL asıl alacak ve 12.070,61 TL faiz olmak üzere 80.021,58-TL üzerinden davalı/borçlu aleyhine ilamsız icra takibine geçildiğini, davalıya, borcunu ödemesi için ihtar çekildiğini, 17.04.2018 tarihinde İhtarname kendisine tebliğ edilmiş olmakla takip öncesinde de asıl alacağa 17.04.2018 tarihinden itibaren avans faizi işletildiğini, davalı borçlunun icra takibine geçildikten sonra 19.08.2019 tarihinde müvekkili şirkete 24.000.-TL ödeme yaptığını, davalının takibe itirazının, haksız olduğunu, takipten hatta itirazından sonra müvekkili şirkete 24.000.- TL ödeme yaptığını, müvekkili şirket ile borçlu arasında 20.03.2015 tarihinde akit ve imza edilen ...Bayilik Sözleşmesi'nin 19. maddesi olan "İHTİLAF" başlıklı maddesinde "İşbu anlaşmadan mütevellit ihtilafların çözüm mahalli, İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleridir" denilmekte olduğunu, bu madde gereği icra takibinde ve itirazın kaldırılmasına yönelik açmış oldukları itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin İstanbul mahkemesi olduğunu, yine sözleşmenin "KAYITLAR VE DENETİM" başlıklı 13/1. maddesinde taraflar arasındaki alacak ve borç miktarlarının tespitinde tarafların ticari defler ve kayıtlarının muteber olacağı ve delil olarak münhasıran bunlara dayanılacağı davalı yanca da kabul edildiğini iddia ederek, bilirkişi raporu ile davalının19/08/2019 tarihinde yaptığı ödeme mahsup edilerek kalan bakiye üzerinden davalının itirazlarının iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; taraflar arasında her yıl yenilenen ...bayiliği sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından 20.03.2015 tarihli sözleşmeye istinaden ... alımlarından kaynaklanan cari hesap borcunun ödenmesi için .... Noterliğinden 16.04.2018 gün ve ...yevmiye numaralı bir ihtarname keşide edildiğini, ancak müvekkili şirketin de bu ihtarnameye 19.04.2018 gün ve ... yevmiye numaralı, ...... Noterliğinde keşide ettiği ihtarname ile yanıt verildiğini, davacının daha sonra cevabi ihtarnamede belirttikleri hususları irdelemeden, müvekkilleri şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nden ... Esas numaralı ilamsız icra takiplerine yönelik ödeme emri tebliğ ettirdiklerini, bu takibe yapılan itiraz sonrası açılan davada ise 17.04.2018 tarihinde temerrüt gerçekleştiğinden söz edilerek itirazın kaldırılması için dava açıldığını, davacı şirketin müvekkilleri tarafından icra takibinden sonra cari hesaba mahsuben 24.000 TL tutarında bir ödeme daha yapıldığını, davacı vekillerinin müvekkillerinin cari hesap borcuna karşılık, icra takibinden sonra yaptığı ödemeyi kötü niyetin bir ifadesi ve kanıt olarak gösterdiğini ve aslında dava dilekçesinde sadece şekli anlamda cari hesaptan kaynaklanan bir alacağı olduğunu beyan etmekle yetindiğini, müvekkillerinin cevabi ihtarnamesinde belirtilen hususlara hiç değinmediğini, aslında kasıtlı olarak girmek istemediğini, davalı şirketin dava konusu ihtarnamesinde hem sözleşmenin feshini hem de kanopi ve diğer demirbaşların iadesini talep etiğini, sözleşmenin feshi sebeplerinden birisi olarak ihtarnamede ... alımlarının durması gösterildiğini oysa davacı şirketin son ürün teslimlerinden sonra, müvekkili şirketin programlı siparişlerinin gönderilmediğini, neden gönderilmediği sorulduğunda ise... Genel Müdürlük Muhasebe talebi ile durdurulduğu, yeni alınacak malın bedelinin peşin ödenmek şartı ile sevkiyatın yapılacağının ifade edildiğini, sözleşmede peşin ödemeye ilişkin bir maddenin olmadığını, ayrıca mal sevkiyatı durdurmadan önce ödeme uyarı ihtarı da yapılmadığını ve habersiz aniden durdurulduğunu, bu uygulamanın sözleşmeye uygun olmadığını, bu ihtara kadar geçen bir yıllık sürede davacı tarafın sessiz kaldığını bu sessizliği takiben ve durumu belirleyen uyarı ikaz, protokol vb. olmadan haksız suçlama ile haksız ve hukuka uygun olmayan feshin hukuka uygun hale getirmek çabası ile bu ihtarnamenin gönderildiğini, İhtarname keşide edilerek sözleşmenin feshedildiği tarihte davacı şirket ile müvekkili şirketin bayilik ilişkisinin 5. sözleşme yılına isabet ettiğini, ayrıca bu ihtarnamenin sebebini oluşturan haftalık borç miktarının yükselme sebebinin, müvekkili şirketin yakınında (300 metre) ileride bulunan .....'ün, ölçüsüz adeta damping seviyesindeki indirimlerinin yarattığı satış azalması olduğunu, cevabi ihtarname 'de bu konunun ayrıntılı olarak belirtildiğini, müvekkili şirketin uyarısı ile davacı şirketin litre başına 3 kuruşluk bir indirim yaptığını, ancak bu indirimin rekabet için yeterli olmadığını, ödemelerde gecikmenin de bu dönemde yaşandığını, ...... sevkiyatının da davacı şirket tarafından böyle bir dönemde durdurulduğunu. yani iddia edildiği gibi müvekkili şirketin mal alımını durdurmasının söz konusu olmadığını, gerçek durumum sözleşme şartlarının dışına çıkarak peşin ödeme ile mal vermek isteyen davacı şirketin mal sevkiyatını durdurması olduğunu, bu davaya kanıt ve dayanak olarak gösterilen .... Noterliğinden 16.04.2018 gün ve ...yevmiye numaralı ihtarnamede bir başka fesih sebebi olarak ifade edilen hususunda, 67.950.-TL'nin cari hesap borcu olduğu hususu olduğunu, ancak bu miktarın müvekkillerinin borcu olmadığını, tam tersine davacı şirketin depo açığı olduğunu, ..., .....veya...... olması fark etmeden ...... ve ..... gazlarının karışımından oluştuğunu, bu iki gazın birim hacimdeki ağırlıklarının yani yoğunluklarının farklı olacağını, tüple satılan ..., yaz ve kış olmak üzere sabit oranda %30 propan %70 bütan gazı karışımı ile piyasada satıldığını. oysa ........, ... Ekim 15'ten Nisan 15'e kadar kış karışımı olarak %50 propan %50 bütan olmak üzere satıldığını, yaz aylarında ise tüplü gibi %30 propan %70 bütan karışımı olarak satıldığını, ölçme birimi olarak; kilogramdan, litreye geçildiğinde bu değerlerin farklılık gösterdiğini ve %50 - %50 olan kış karışım yoğunluğu ile 0.545 kg/İt; %30 - %70 karışım yoğunluğu ile ise 0.560 kg/İt olarak tespit edilmekte olduğunu, bir diğer ifadeyle bir litre ..., karışım oranına göre 560 gram veya 545 gram gelerek farklılık göstermekte olduğunu, bu farklılık nedeniyle... ve firmaları hesabının farklılık gösterdiğini, davacının tatlı kazanç yöntemlerini sürdürmek istediğini, bu nedenle uyuşmazlığı ekseninden kaydırarak konuyu cari hesap alacağı adıyla şekli bir alacağa indirgemekte olduğunu, ihtarname ve cevabı ihtarnamenin ortada olduğunu, davacının yaklaşık 3 yıl süre ile beklemesinin sürecin ortaya çıkmasını engelleme amacını taşıdığını, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...taraflar arasında .... Bayilik Sözleşmesi nedeniyle ticari ilişkinin mevcut olduğu, sözleşmenin davacı tarafça fesh edildiği ve cari hesap alacağının ödenmesi ihtarında bulunulduğu, tarafların ticari kayıtları incelendiğinde davacı tarafın 31.03.2017 tarih itibari ile 68.265,91 TL alacaklı olduğu, 31.12.2016 tarih itibari ile Davacının alacak rakamında taraflar mutabık oldukları, davalının davacı tarafa Takip tarihi itibari ile ödemelerini yapmadığı toplam 5 adet fatura toplamı 67.950,97 TL olduğu, davacının 22.04.2019 takip tarihi itibari ile Davalı taraftan 67.950,97 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ancak, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce 19/08/2019 tarihinde 24.000 TL ödeme yapıldığı, davacının ise dava dilekçesinde dava değeri olarak, 80.021,58-TL gösterdiği ve bu değere göre harç ödediği, TBK 100.madde uyarınca davacının dava tarihi itibariyle alacağının 61.559,89-TL olduğu tespit edildiğine göre, dava değeri ile arasındaki fark miktarı olan 18.461,69-TL yönünden, itirazın iptali davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığından reddi gerektiği anlaşılmış, dava tarihi itibariyle 61.559,89-TL davacının davalından alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı tarafça, yaz-kış farkına dayalı olarak fire oluştuğu yönündeki itirazlarının incelenmesi için EKSİ (-) Fire ile ilgili Muhasebe kaydı ve /veya YMM Raporunu sunmadığı, mahkememizce denetlemediği, iddialarını ispatlayamadığı anlaşıldığından, itirazlarına itibar edilmemiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İİK 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almakta olup, davalının itirazında haksız olduğu ve alacağın likit olduğu dikkate alınarak alacak miktarının %20'sine tekabül den icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davadaki 18.461,69 TL alacak talebine ilişkin isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki 61.559,89 TL'ye ilişkin itirazlarının iptali ile takibin 61.559,89 TL için takip şartları ile devamına, kabul edilen dava değeri üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 12.311,97 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin cevap dilekçesindeki itirazları ile bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporuna karşı ileri sürdükleri olguları incelemeden taraflar arasındaki husumetin kaynağı konuları netleştirmeden raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça sözleşmenin usulüne uygun feshedilmediğini, her yıl yenilenen ...bayiliği sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından sözleşmeye istinaden cari hesap borcunun ödenmesi için 16.04.2018 tarihinde ihtarname keşide ettiğini, ancak müvekkili şirketin ihtarnameye yanıt verdiğini içeriğine itiraz etmediğini, davacının söz konusu ihtarnamede hem sözleşmenin feshini, hemde kanopi ve diğer demirbaşların iadesini talep ettiğini, sadece kanopi üzerindeki isim tabelalarının davalıya ait olduğunu, fesih sebeplerinden biri olarak ihtarnamede.... alımlarının durmasının gösterildiğini, oysa davacı şirketin son ürün tesliminden sonra müvekkili şirketin siparişlerinin gönderilmediğini, neden gönderilmediği sorulduğunda ise muhasebe talebi ile durdurulduğunu, yeni alınacak malın bedelinin peşin ödenmek şartıyla sevkiyatı yapılacağının ifade edildiğini, sözleşmede peşin ödemeye dair bir düzenlemenin olmadığını, 29.03.2017 tarihinde durdurulan mal sevkiyatının bayi tarafından yapılması halinde istasyon işletmesinin derhal kapatılmasını gerektirdiğini, halbuki davalının tam tersi olarak istasyonun işletme masraflarının satış yapılmadığı halde ödemeye devam ettiğini, istasyonu kapatmadığını, bu durumun mal alımına durduran taraf olmadığını ortaya koyan bir durum olduğunu, davacının müvekkili şirkete ilgili sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş olmasına rağmen bilinçli olarak sessiz kaldığını, ayrıca 19.06.2019 tarihinde de tekrardan sözleşme akdettiğini ancak bu durumun hiçbir şekilde dile getirilmediğini, davacının tekrar sözleşme imzalayarak ticari ilişkiye devam ettiğini, 16.08.2018 tarihli ihtarname ile taleplerinden geri dönme iradesinin gösterildiğini, mahkemenin depo açığı iddialarının bulunmasına rağmen buna dair gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, belirtilen hesaplama yöntemlerinden anlayabilecek hukuk fakültesi ticaret hukuku kürsüsünden akademik kürsü sahibi bilim adamları ile kimya mühendisi ve yeminli mali müşavirler arasından bir yeminli müşavirin yer aldığı bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekmekte iken raporun alınmadığını, 14.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda sektörel inceleme kısmında hatalı inceleme yaparak mahkemeyi yanılttıklarını, müvekkili bayinin dağıtıcı davacıdan aldığı .....'nin eksik mi fazla mı olduğunun ancak satış tamamlanınca anlaşıldığını, kış ve yaz ...... litre satışında bu miktarların çıkmaması halinde bayinin zararı oluşacağını veya depo açığının oluşacağını ayrıca 2013 yılından itibaren müvekkili şirketin davacı tarafa bayisi olarak çalışmaya başlamasından itibaren ihtarname tarihi olan 2018 yılına kadar ticaret kanunu gereğince her yıl yapılması gereken cari hesap mutabakatının 5 yıl boyunca bir kez 13.01.2016 tarihinde yapıldığını, hem mahkemenin ve hem de bilirkişinin dava konusu faturaların geçerli bir fatura olup olmadığını incelemediklerini, bilirkişilerin hukuka aykırı olarak mail yolu ile müvekkili şirketten belge talep ettiklerini ve belge gönderilmediği gerekçesiyle hukuka aykırı taraflarınca iddia edilen hususlar irdelenmeden rapor düzenlendiğini, mail göndererek bilgi ve belge istediklerini bir kısmının gönderilmediğini ifade etmişlerse de bilirkişilerin taraflardan bilgi ve belge isteme yetkisinin bulunmadığını varsa bu hususun yargıçtan talep edilmesi gerektiğini, mahkemenin yargılama sürecinde ve gerekçeli kararda feshin hukuka uygun olup olmadığının incelemediğini, dosyadaki salt cari hesap alacağı olarak karar verilen 21.03.2017- 23.03.2017 - 25.03.2017 - 27.,03.2017 - 29.03.2017 tarihli faturalara konu muhteviyata ilişkin eksik teslimat oluşturduğunu, mahkemece tam ve yeterli olarak değerlendirilmediğini, eksiklikler ve hatalar içeren raporun hükme esas alındığını, bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ... Sözleşmesi gereğince cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, bayilik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davacı şirket tarafından feshi hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının fesihinin haklı olup olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, akademik unvanları olan bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasının gerekip gerekmediği, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 20.03.2015 tarihinde ... Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin bir yıl geçerli olarak imzalandığı ancak bitiminden bir ay önce taraflardan birisinin yazılı fesih bildiriminde bulunmaması hâlinde sözleşmenin aynı süre için otomatik olarak uzayacağı ancak toplam beş yılı geçemeyeceğinin 8. madde ile düzenlendiği, sözleşmede davalının bayi olarak yer aldığı, sözleşme konusunun 2.f bendinde, sıvılaştırılmış petrol gazı (...) ile çalışan araçlara satıcıdan alınacak ...standartlarına uygun ....'nin dolumunun otogaz ... satış istasyonunda resmî mercilerce çıkarılan ve çıkarılacak kanun, kararname, standart vb anlaşma hükümlerine göre yapılması işi olarak belirtildiği, davacı şirketin sözleşmede satıcı olarak yer aldığı, sözleşmenin 6.maddesinde ödeme düzenlendiği, 6.1.bentte; ödeme şeklinin aylık satış hacmine göre belirlendiği ve bayinin gaz alışlarına ilişkin ödemelerini yedi gün vadeli çekli olarak yapacağının ifade edildiği, 6.2.maddede; ödemelerin zamanında yapılmaması halinde aylık %5 gecikme faizinin tahakkuk ettirileceği, gecikmenin 15 gün geçmesi durumunda satıcının gecikmeden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla ... teslimatını durdurma ve sözlemeyi fesih etme hakkına sahip olacağına yer verildiği, anlaşmanın feshinin 10.maddede düzenlendiği, 10.1.bentte; bayi bu sözleşme ile kabul etmesine rağmen mücbir sebepler istisna olmak üzere iki haftadan fazla .... mübayasını tatil ederse, 10.2.maddede; bayi acze düşer ve konkordato ilan ederse başka şirket ve şahıslardan temin ederse, 10.4.maddede; bayi tarafından satıcıya verilen çeklerin karşılıksız çıkması, bonoların vadesinde ödenmemesi veya protestoya uğraması veya alınan.... bedellerinin süresinde ödenmemesi nedenleriyle sözleşmenin feshedileceği şartlara yer verildiği, 10.7.bentte; satıcının bayiye mücbir sebepler haricinde iki hafta süre ile ... satışı yapmaması halinde sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih edebileceği, feshin sonuçlarının 11.maddede yer aldığı, satıcının haklı fesih halinde bayinin sözleşmenin feshini ileri sürerek hak ve talepte bulunamayacağı ve diğer hususlara yer verildiği, 19.maddede; İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olarak kabul edildiği, 20.03.2017 tarihli ek sözleşme ile 20.03.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin 8.maddesi uyarınca iş bu bayilik sözleşmesinin aynı şartlarla 20.03.2017 tarihinden itibaren 20.03.2018 tarihine kadar uzayacağının kabul edildiği, davalı şirket tarafından .... Noterliğinde gönderilen 16.04.2018 tarihli ihtarname ile muhatap bayinin şirkete 67.950,97 TL cari hesap borcunun tespit edildiği ayrıca 29.03.2017 tarihinden bu yana .... alımının durdurulduğunun tespit edildiği, muhatabın bu eylemlerinin 10.1 ve 10.4 maddesine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek bayilik sözleşmesinin derhal ve haklı sebeple fesih hakkı verdiği belirtilmek suretiyle bayilik sözleşmesine aykırı eylemler nedeniyle bayilik sözleşmesinin derhal ve haklı sebeple feshedildiğinin bildirildiği ayrıca emanet olarak teslim edilen fiyat panosu ile kanopi giydirmesi emtialarının üç gün iadesi aksi halde bedelinin tahsili için yasal yollara gidileceği, kaçınılması halinde suç duyurusunda bulunulacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından ihtarname neticesinde ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine davalı hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 22.04.2019 tarihinde davalı hakkında 67.950,97 TL asıl alacak ile 12.070,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.021,58 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, icra takibinden sonra 19.08.2019 tarihinde davalı tarafça 24.000,00 TL ödemenin dava tarihinden önce yapıldığı, davacının söz konusu ödemeyi mahsup etmeksizin tüm takip alacağı üzerinden itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve mahkemece gerekli delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesine karar verilmiştir.19.02.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı tarafa ait ticari defterlerin e-defter olduğu, e-defter beyanlarının süresinde yapıldığı, beratlarının alındığı, delil olmaları ispat kuvvetine sahip olduğu, davacıya ait defterlerde takip tarihi itibariyle davalı taraftan 67.950,97 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra 19.08.2019 tarihinde davalının 24.000,00 TL havale ile ödeme yaptığı, davacının davalıdan alacağının 43.950,97 TL olduğu, davalıya ait bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde davalıya ait cari hesap ekstresine göre davacının 31.03.2017 tarihi itibariyle 68.265,91 TL alacaklı olduğunu, alacak rakamında tarafların mutabık olduklarını, davacı taraf hesabına 24.000,00 TL havale edildiği, havalenin kayda alındığı, davalının 15.02.2017 tarihine kadar olan alımlarda 7 günlük vadeye uygun olarak ödeme yaparken sonraki alımlarda 7 günü aşan ödemelere yöneldiği, ödemelerin öncelikle 8- 10 gün arasındayken tekrar 10 gün ve altında ödemeye dönüştüğü ve 6- 12 gün arasında ödemelerin gerçekleştirildiği, davalı taraftan 09.01.2021 tarihli mail ile dava konusu eksi (-) fire ile ilgili muhasebe kaydı ve/veya YMMM raporu talep edildiği, maille ilgili paylaşımda bulunulmadığı, davalı tarafça dönüş yapılmadığı, 35.418,38 TL alacaklı olduğu konusunda tarafların mutabık olduğu, kanuni defterlerin delil olma kuvvetine sahip olduğu, davalı taraftan 09.01.2021 tarihli maille davaya konu ettiği eksi fire ile ilgili muhasebe kaydı veya YMMM raporunun talep edildiği, maille ilgili paylaşımda bulunulmadığı, bu bağlamda sadece kesafet farkı ile oluşan bir fireden bahsetmenin mümkün olmadığı, firenin oluşmuş olduğuna kanaat edilebilmesi için davalının dava konusu ettiği eksi fire ile ilgili muhasebe kaydı ve/veya YMMM raporunu sunması gerektiği, davalının en son 29.03.2017 tarihinde ürün aldığı, bu tarihten 16.04.2018 tarihine kadar 383 gün ürün almadığı, 2017 yılındaki ürün alımından kaynaklı cari hesap borcuna ait ödeme yapmadığı, davacını cari hesaptan alacaklı olduğu, avans faiz tutarının 12.738,48 TL olduğu, davalının yapılan ödemenin mahsubu neticesinde 56.689,45 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili rapora itirazında; bilirkişinin tarafsız ve bağımsız olmalarının beklenemeyeceğini belirterek ,geniş kapsamlı inceleme yapılmak suretiyle borç ve alacak durumlarının tespitini talep etmiştir. 21.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök rapordaki görüşlerinde değişiklik gerektirebilecek herhangi yeni bir durum ve belgenin sunulmadığı, mahkemenin talebi doğrultusunda davalının dava tarihinden sonra 19.8.2019 tarihinde 24.000,00 TL'a ödemesi ile ilgili TBK mad. 100 kapsamında ki hesaplamalar ışığında nihai kararın mahkemenin olmak üzere; davacının kalan anapara alacağının 61.559,89 TL olacağı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora beyan dilekçesi ile birlikte unvan değişikliği hakkında açıklamada bulunularak kök raporda herhangi bir değişiklik olmadığı belirtilmek suretiyle kısmi ödeme ile ilgili TBK 100.madde kapsamında hesap yapıldığını ve müvekkilinin kalan ana para alacağının 61.559,89 TL olduğunun tespit edildiğini, davanın haklılığının ortaya konulduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ek rapora karşı itiraz dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap mutabakatı bulunmadığını, bilirkişi ek raporunun ürün alımına ilişkin olan kısmında müvekkili şirketin ürün alımı üzerine ödeme yapmayı geciktirdiğini, ürün alımını tamamen durdurduğunu beyan ederek davacı tarafın haklı olduğu izleminin oluşturulmaya çalışıldığını, cevap dilekçesinde belirttikleri üzere davacı şirketten müvekkilinin ürün almak istediğini ancak davacının sözleşmeye aykırı olarak peşin ödeme talep etmesi üzerine anlaşma sağlanamadığını, ürün alımı yapılamadığını, sözleşmenin hiçbir yerinde peşin ödeme yapılacağının belirtilmediğini, müvekkili şirket ile sözleşmenin yenilendiğini belirterek yeni bir heyetten rapor alınmasını ve geniş kapsamlı bir inceleme yapılmak suretiyle kesilen faturalar ve bu faturalar üzerinde yazılı ..... miktarlarının dönem itibari ile içerdikleri gazlara göre litre bazına çevrilmesi işlemi yapıldıktan sonra borç alacak durumunun tespit edilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, takip sonrasında ödenen alacak miktarı yönünden açılan davada hukuki yararın olmadığı gerekçesiyle usulden reddine, bakiye kısım yönünden ise itirazın iptaline dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin varlığı tartışmasızdır. Söz konusu sözleşmenin 20.03.2015 tarihinde bir yıllık olarak imzalandığı ancak sözleşmenin ek sözleşmeler ile 20.03.2018 tarihine kadar uzatıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalının kabulünde olduğu üzere, bilirkişi raporunda davalı şirket tarafından ödemelerin sözleşmede belirlenen süre içerisinde gerçekleştirilmediği, ayrıca 29.03.2019 tarihinden 16.04.2018 tarihine kadar yani davacının ihtarname tarihine kadar ürün alımının davalı tarafça gerçekleştirilmemiş olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf aksine bir delil ibraz etmemiştir. Sözleşmenin 10. maddesinde anlaşmanın feshi düzenlenmiştir. 10.1.maddede, bayinin sözleşme ile kabul etmesine rağmen sözleşme süresi içerisinde mücbir sebepler istisna olmak üzere iki haftadan fazla .... alımını tatil etmesi 10.4.maddede ise bayi tarafından satıcıya verilen çeklerin karşılıksız çıkması, bonoların vadesinde ödenmemesi veya protestoya uğraması veya alınan.... bedellerinin süresinde ödenmemesi fesih sebepleri arasında sayılmıştır. Davalı şirketin ödemelerini belirlenen vadede gerçekleştirmediği ve ayrıca 383 gün ürün almadığı, 2017 yılındaki ürün alımına dair cari hesap borcunun ödenmemiş olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacı şirketin sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle sözleşmenin ilgili hükümleri kapsamında 16.04.2018 tarihinde göndermiş olduğu ihtarname ile sözleşmenin feshinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 123. maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin temerrüte düştüğü takdirde diğeri borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebileceği veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 124.maddede ise süre verilmesini gerektirmeyen durumlara yer verilmiştir. 124/-1.bentte, borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumdan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa ifadeleri ile 2.bentete; borçlunun temerrütü sonucunda borcun ifasının alacaklı için yararsız kalması, 3.bentte ise; borcun ifasının belirli bir zamanda veya belirli bir süre içerisinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceğinin sözleşmeden anlaşılması durumları sayılmıştır. TBK'nın 125/1maddesinde, temerrüte düşen borçlunun verilen süre içerisinde borcunu ifa etmemesi veya süre verilmesinin gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklının her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebi ile tazminat isteme hakkına sahip olduğu, 3.fıkrada, sözleşmeden dönme hâlinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacakları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri, bu durumda borçlunun temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Somut davada dava konusu bayilik sözleşmesi karşılıklı edimler yükleyen sürekli edimli sözleşmelerdendir. TBK'nın 126. maddesinde, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüüü hâlinde alacaklının ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Davacı zararın giderilmesi ile ilgili herhangi bir talepte bulunmamış ancak cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili talep etmiştir. Yasal düzenlemeler kapsamında ve özellikle sözleşmedeki fesih hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, davalı tarafın feshin haksızlığına yönelik iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükü başlığı ile ilk fıkrada, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde ürünlerle ilgili depo açığı ve fire iddialarında bulunmuştur. Mahkemece bilirkişi incelemesine dair verilen ara kararda bilirkişilere HMK'nın 278. maddesi gereğince yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Anılan 278. maddede, bilirkişinin yetkileri düzenlenmiştir. Maddenin 3 ve 4. fıkralarında, "(3) Bilirkişi, incelemesini gerçekleştirirken ihtiyaç duyarsa, mahkemenin de uygun bulması kaydıyla, tarafların bilgisine başvurabilir. Taraflardan birinin bilgisine başvurulacağı hâllerde, mahkemece bilirkişiye taraflardan biri bulunmaksızın diğerinin dinlenemeyeceği hususu önceden hatırlatılır.(4) Bilirkişinin oy ve görüşünü açıklayabilmesi için bir şey üzerinde inceleme yapması zorunlu ise mahkeme kararı ile gerekli incelemeyi yapabilir. Bu işlemin icrası sırasında taraflar da hazır bulunabilir." düzenlemesi mevcuttur. Bilirkişiler verilen bu yetkiye istinaden davalı savunmasının incelenebilmesi için 09.05.2021 tarihli mail ile davaya konu edilen eksi(-) fire ile ilgili muhasebe kaydı ve/veya YMM raporu davalı taraftan talep edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bilgi paylaşımında bulunulmamıştır. Raporda davalının davaya konu ettiği eksi(-) fire ile ilgili muhasebe kaydı ve/veya YMM raporu sunması gerektiği belirtilmiştir. Aynı husus ek bilirkişi raporunda da ifade edilmiştir. Ek raporda fire ile ilgili Sanayi Odaları tarafından belirlenen fire oranlarından davalının davaya konu ettiği eksi fire ile ile ilgili muhasebe kaydı ve sonraki süreçte mali idareyle fire konusunda herhangi bir sorun yaşamaması açısından fire tespiti/belgelenmesi açısından YMM raporu alınması iddiasını ispat açısından kullanılabileceği, V.U.K.'nun 278. maddesinde sayılan bir durumun (Fire bu maddede belirtilmiştir.) iddia olunması halinde bu durumun belgeleneceği ve aynı kanunun 267. maddesi uyarınca takdir komisyonu kararı alınacağı, farkın fire ile izah edilmesi halinde ise V.U.K'nun 3. maddesi çerçevesinde, iktisadi, teknik ve ticari icaplara uygun bir açıklama yapılması gerekeceği, firenin oluşmuş olduğuna kanaat edilebilmesi için davalının davaya konu ettiği eksi (-) Fire ile ilgili muhasebe kaydı ve /veya YMM Raporu sunması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak davalı tarafça bilirkişi raporunda belirtilen ve savunmalarında dile getirdikleri hususlara dair incelemeler, talep edilmesine ve gerekli olduğu yasal dayanağı ile gösterilmesine rağmen ibraz edilmediğinden incelememiştir. Bu durumda, davalının savunmasını ispat etmiş olduğundan söz edilemeyecektir. Davalı bilirkişi heyeti olarak üniversite kürsüsünden seçilecek bilirkişi heyeti ile inceleme yapılması iddia ve istinaf talebinde bulunmuş ise de bilirkişi heyetinde sektör bilirkişi bulunduğu gibi tarafların ticari defter ve kayıtları ile herhangi bir uyuşmazlık da bulunmadığından ve davalı tarafça yukarıda ayrıntılı şekilde yer verilen bilgi ve belgeler ibraz edilmediğinden, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğine dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 3.153,86 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.