T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/402 - 2026/601 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/402 KARAR NO : 2026/601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2023/131 E. - 2023/433 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/402 - 2026/601 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/402 KARAR NO : 2026/601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2023/131 E. - 2023/433 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18/10/2023 tarih ve 2023/131 Esas - 2023/433 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkiline ait "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, yine 2014/39518 sayılı "..." ibareli, 2015/17622 sayılı "..." ibareli, 2014/56231 sayılı "..." ibareli, 2013/30555 sayılı "..." ibareli, 2011/95922 sayılı "... ..." ibareli ve 2018/111821 sayılı "..." ibareli markaların da müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı Şirketin 2021/132030 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından markaların birebir aynı olduğunu, bu benzerliğin her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandıracağını, müvekkili markaları ile dava konusu markanın kapsamlarının da aynı olduğunu, bu itibarla dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markası izlenimi vereceğini, tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacağını, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-1622 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin "..." markasını 2006 yılından bu yana çeşitli alanlarda ve farklı şekillerde tescilli olarak kullandığını, tescili talep edilen "..." markası ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bu nedenle SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin somut olayda bulunmadığı, davalı şirketin önceki tarihli markalarının hiçbirisinin, tescilli olduğu emtialar bakımından uzun süreli olarak kullanıldığına ilişkin marka işlem dosyasına evrak ibraz edilmediğinden, başkaca bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın, davalı yanın müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği, dava konusu markanın, davacıya ait markalar ile işaret benzerliği taşımadığı, bununla birlikte davacıya ait "..." esas unsurlu markaların tanınmış olduğu hususunun da ispatlanamadığı, davacıya ait "..." markasının tanınmış olması ihtimalinde dahi bu marka ile dava konusu markanın birbiri ile ilişki kurulamayacak derecede farklı işaretler oldukları dikkate alındığında, SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili, SMK'nın 6/1 maddesinde aranan koşullardan emtia ayniyeti/benzerliği şartının sağlandığının, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, marka işaretlerinin benzerliği yönünden mahkemece yapılan değerlendirmenin ise yerinde bulunmadığını, mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tanınmışlıktan kaynaklanan bir tescil engelinin de olmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.