T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1320 KARAR NO : 2026/161 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 04.02.2022 NUMARASI : 2021/249 Esas - 2022/52 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1320 KARAR NO : 2026/161 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 04.02.2022 NUMARASI : 2021/249 Esas - 2022/52 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen satım sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan ve cari hesap şeklinde süren ticari ilişkide davalıya satılarak teslim edilen emtia faturalarının davalıya tebliğ edildiğini, faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirildiğini, cari hesap alacağının ödenmemesi için 09.08.2019 tarihinde İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce işbu dosyada, tarafların 2017/2018/2019 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişisi marifeti ile inceleme yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır. SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2019 yılına ait ticari defterleri ticaret kanununun 64 ve 213 sayılı VUK ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulduğunu, davacı şirketin 2019 yılına ait Ticari defterleri Ticari defterler TTK 69 ve 213 sayılı kanunun 216. Md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacı şirketin 2019 yılına ait Ticari defterleri ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85md ve HMK 222. Maddesi gereğince delili niteliğine haiz olabileceği kanaati oluştuğunu, davacı şirketin 2019 yılına ait ticari defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmadığı, davacı tarafın İstanbul Ticaret Odasına ... sicil numarası ile Tacir olarak kaydolduğu görüldüğünü, davacı taraf 2019 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacının davalıdan kaydi olarak 228.040,61 TL tutarında alacaklı olduğu görüldüğünü, davalı taraf incelemeye katılmadığı, ticari defter ve kayıtları ibraz etmediğinden davalı taraf ticari defter kayıtları üzerinden bir tespitin yapılamadığı, dava konusunun; taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının 251.231,26 TL tutarlı cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarası ile 09.08.2019 tarihinde takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 18.04.2021 tarihinde T.C. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/246 Esas sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, davacının 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, mahkemenin müzekkere yazısı ile Sarıgazi Vergi Dairesinden talep etmiş olduğu davacı ve davalı taraf BA-BS Formaları incelendiğinde her iki tarafında kayıtları birbiri ile davacı tarafın 09.08.2019 tarihli icra dosyasında 251.231,26 TL takip başlatmış ise de davacının ticari defterlerine göre; işbu faturadan dolayı davacının 2019 yılı cari hesap ekstresinde 228.040,61 TL alacağı bulunduğu ve şüpheli ticari alacaklar hesabına devrettiği tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan kaydi olarak asıl alacak olarak 228.040,61 TL tutarında..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 228.040,61 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktara takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında bir çok dava bulunduğunu, mahkemenin bu davaları getirterek birlikte değerlendirilmesi gerekirken, tüm dosyaların değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirket müdürü olan ...'un davacı şirketin SGK'lı çalışanı olduğunu, işçilik alacaklarının tahsili için İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesinin 2020/89 Esas sayılı dosyasında açtığı davayı kazandığını, bu kişinin ayrıca davalı şirket ile organik bağı olmasa da gizli ortak olarak ...'a karşı müdürlüğün azli davası açıldığını ve İstanbul Anadolu Adliyesinin 2019/174 Esas numarası ile görüldüğünü, bu dosyadaki tanık beyanları ile de davacı ... yönetenler ve ... Asansörün kötü niyetli içinin boşaltılması sürecinin ispatlandığını, davanın aynı şekilde ... lehine sonuçlandığını, ortaklık sürecinde yaşanan tüm bu uyuşmazlıklar, davalı şirket lehine muhasebe girişleri ile fatura edilen ancak karşılıkları ödenmesine rağmen muhasebe kayıtlarına işlenmediğini, ...'un şahsi ... bankası hesabından davacı şirket ortakları ... ve ... hesaplarına giden ödemelerden ve kredi kartı çekimlerinden de anlaşılacağını, ...'ın baba oğul olduklarını, davacı şirketin sahibinin Işık Korucan olduğunu, ...'un davacının eski çalışanı olmasını dikkate alındığında muhasebe işlemlerinin davacı şirket yetkililerinin yaptığı ve müvekkilinin kötü niyetli olarak borçlandırıldığının anlaşılacağını, her iki şirkettin resmî muhasebecisinin aynı olmasının bu durumu destekleyeceğini, muhasebecinin her iki tarafın defterini tutmasına rağmen incelemede sadece davacının defterini sunmasının bu durumu desteklediğini, Bilirkişi raporunda müvekkilinin kayıtları ile vergi dairesinden getirtilecek kayıtların değerlendirilmesi gerekeceğini, şirket muhasebesine bakan ... isimli çalışanın izah edilen kötü niyetli iş ve işlemlere vakıf olduğunu ve mahkemede alınacak yeminli beyanında bunları anlatabileceğini, şirketlerin yakın yerde faaliyette bulunduklarını, davacı çalışanlarının müvekkilden habersiz şekilde asansör malzemelerini davacı şirkete taşıdıklarını ve resmî muhasebe ile şirket içi muhasebede problemler yaşandığını, stoklarda ön görülemeyen kayıplar oluştuğunu ve buna ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına davacı şirket yetkilileri hakkında dolandırıcılıktan şikayette bulunulduğunu, müvekkili şirketin yetkilisinin davacı şirket ortaklarından şahsi alacaklarını tahsil edemediğini, davalı yetkilisinin kredi kartı ile yaptığı ödemelerin tahsili için Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/35 Esas sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu, yapılan harcamaların raporla tespit edildiğini ve davacı şirket yetkililerinin geri ödemeye ilişkin herhangi bir evrak veya dekont sunamadıklarını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlı açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu sabit olup uyuşmazlık satım konusu emtianın usulüne uygun şekilde davalıya tesliminin satıcı tarafından kanıtlanıp kanıtlanmadığı, satım ve teslimin fiktif işlemlerle yapılıp yapılmadığı, satımın fiktif şekilde yapıldığı iddiasının davalı tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlanıp kanıtlanmadığı, buna göre davacının bir alacağı bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa miktarına ilişkindir. İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, 09.08.2019 tarihli cari hesap bakiyesi olan 251.231,26 TL'nin tahsili alacıyla ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşüşücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinin mahkemeye verilmesi üzerine mahkemece 7201 sayılı TK'nın 35. maddesine göre dava dilekçesi ve ekleri 12.06.2021 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş ve davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece gönderilen tebligatın sonuçsuz kalması üçerine, davalı şirketin sicildeki yerleşim yeri belirlenerek bu adresin önceki adres ile aynı olması nedeniyle 35. madde gereğince tebligat yapılmıştır. Davalı usulüne uygun tebligata rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmayarak dava dilekçesinde dayanılan vakıaları HMK'nnı 128. maddesine göre inkar etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan ön inceleme duruşmasına davalı veya vekilinin katılmadığı, mahkemece inceleme günü belirlenerek tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verildiği, davalının inceleme için ticari defterlerin sunmadığı, defter ibraz edilmemesinin sonuçlarının mahkemece taraflara hatırlatıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların 2017 ve devamı yıllara ilişkin BA ve BS formları getirtilmiş ve bilirkişi incelemesinde dikkate alınmıştır. Davalının usulüne uygun şekilde ticari defterlerini ibraz etmediği ve ibraz edilmemesine ilişkin kabul edilebilir bir mazereti de süresinde sunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim rapora yönelik 06.12.2021 tarihli itirazda, ticari defterlerin yeniden incelenmesine ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Ticari defterlerin tutulması ve ibrazının sorumluluğu şirketin yöneticisine aittir. Her iki şirketin defterlerinin aynı mali müşavir tarafından tutulmuş olması halinde ticari defterlerin ibrazı şirket çalışanı veya hizmet vereni olan mali müşavire ait bir yükümlülük değildir. Bu nedenle davalının ticari defterlerinin düzenlenmesi, belgelerin yaydı ve mahkemeye ibrazından şirket ve şirketin yasal temsilcileri sorumlu olup, davalının usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle ibrazdan kaçındığı anlaşılmaktadır.Satım sözleşmesinde satılan emitanın alıcıya teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü satıcıya aittir. Kural olarak satıcının, emtiayı teslim ettiğini sevk irsaliyesi gibi belgelerle kanıtlaması gerekir. Somut olayda, davalı yan ticari defterlerini ibraz etmemiş, ilk derece mahkemesince davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının alacaklı olduğu belirlenmiştir. Mahkemece getirtilen Ba-Bs formları bilirkişi raporunda incelenmiş ve davacı tarafından teslim edilen emtiaya ilişkin faturaların davalı yanca vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Bu durumda davacı emtiayı teslim ettiğini kanıtlamıştır. Bu durumda davalı/alıcı satım bedelini ödediğini kanıtlamalıdır. Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi vermediği gibi bir kanıt da sunmammıştır. Bu nedenle istinaf aşmasında HMK'nın 200. maddesine aykırı şekilde tanık deliline dayanması mümkün değildir. İlk derece yargılaması aşamasında sunulmayan bu tür delillerin istinaf aşmasında ileri sürülmesi HMK'nın 357.maddesine de aykırıdır. Davalı vekili, davacı ile davalı şirketin ortaklık yapısı, davalı ortağının aynı zamanda davalı şirket çalışanı olması nedeniyle açtığı işçilik davası ve davalı şirket ortağının davacı şirke gönderdiği paralar için Kayseri AHM'nin 2020/35 Esas sayılı dosyasının incelenmesi gerektiği belirtilmektedir. Öncelikle bu dava satım sözleşmesi kapsamında, davacı şirketin davalı şirkete satarak teslim ettiği emtia bedelinin tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemidir. İş mahkemesindeki dava ise davalı şirket ortağının davacı şirkete karşı açtığı bir işçilik alacağı davasıdır. Bu iki dava arasında bir bağlantı olmadığı gibi incelenmesini gerektirir bir nedenin bulunduğu somut delilleri ile ortaya konmamıştır. Davalı şirket yetkilisinin davacı şirkete karşı açtığı alacak davasının da bu dava ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Zira şirket ortağının alacağı ile şirkin borçları, şirketin ortaklarından bağımsız bir kişiliği bulunması nedeniyle farklı olup, bu borçların bir birinden mahsup veya takası mümkün değildir. Yukarıda belirtildiği gibi davacı süresi içinde cevap sunmadığı gibi delil de sunmamıştır. Süresinden sonra sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin sonunda deliller açıklaması ile bu iki alacak dosyasının yanı sıra eldeki alacak dosyası ile bağlantısı anlaşılmayan ve davalı vekilince açıklanmayan İstanbul 12.ATM'nin 2019/174 esas sayılı dosyasının, bu dosya ile ilgisi açıklanmadığı, istinaf başvurusundaki açıklamaya göre bu davanın şirket müdürünün azli davası olduğunun belirtilmesi nedeniyle mahkemece bu dosyanın incelenmemesi yerindedir. Anılan dosyada davalı şirketin içinin boşaltıldığının kanıtlandığı belirtilmektedir. Bu davada bir haklılık ve tazminat belirlenmesi halinde mahkemece bu konuda karar verilecektir. Ancak bu dosyadaki veriler artık davalı tarafından emtia ve faturası teslim alınıp vergi dairesine bildirilmesine rağmen teslim alınan emtia bedelinden davalının kurtulmasını gerektirecek nitelikte olamayacaktır. Hukuk davasının taraflarca hazırlanıp getirilmesi ilkesi gereğince tarafların delillerini süreside sunması ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı olduğunu açıklamaları gerekmektedir. Somut bir açıklama yapılmadan bir çok dosyanın yazılmış olması ve bu dosyaların hangi anlamda irtibatlı ve delil olduklarının açıklanmaması karşısında, mahkemece tarafların meraklarının giderilmesi amacıyla dosyaların getirtilip incelenmesi beklenemez. Delilin ileri sürülmesi ve bunun toplanmasında da hukuki yarar bulunması gerekmektedir. Her iki şirketin merkezinin yakın olması, ortak ve çalışanlarının yakınlığının bulunması, aynı muhasebeciden hizmet alınması, davalı şirketin basiretsiz bir şekilde yöneltilmesi ve satım faturalarının davalı şirket kayıtlarına alınarak kabul edilme ve uzun süre sessiz kalınmasına, farklı bir anlam yüklenmesine imkan vermemektedir. Tacir olan davalı şirket satın aldığı ürünlere ilişkin faturaları süresinde davacı gibi ilgili vergi dairesine bildirmiştir. Bu işlemlerin üzerinden uzun süre geçtikten sonra, usulüne uygun cevap dilekçesi ve kanıt sunulmaksızın genel geçer açıklamalar ile davalı şirketin fiktif şekilde borçlandırıldığının savunulması dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır. Davalının istinaf başvurusunda, bir suç duyurusundan söz etmesine rağmen buna ilişkin numarayı bildirmemesi, suç duyurusunun daha önceki tarihli olması halinde daha önceden bildirilmemesi nedeniyle mahkemece incelenemediği, sonraki tarihli olması halinde de dilekçe içeriğinde ciddi ve istinaf aşamasında incelemeyi gerektirir nedenlerin bulunduğunun ileri sürülerek ispatlanmaması, istifa başvurusundaki beyanların soyut ve dosya içeriği ile uyumsuz olması nedeniyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 11.683,08 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.