İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 23/01/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1025 Esas 2025/899 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini, 01/03/2…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2532 KARAR NO: 2026/180 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/10/2025 NUMARASI: 2024/1025Esas - 2025/899Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 23/01/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1025 Esas 2025/899 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini, 01/03/2024 tarihi itibariyle ödemesi gereken toplam tutarın 466.000,00-TL, davalı tarafça yapılan ödemenin ise 144.105,00-TL olduğunu ve bakiye 321.895,00-TL borcu bulunduğunu, kooperatifin inşaatlarının halen devam ettiğini, kooperatifçe 140 m² ve 170 m² büyüklüğündeki daireler için ayrı ayrı aidat belirlendiğini, fakat kooperatifçe 140 m² daire yapılmadığını ve dairelerin tamamının 170 m² olduğunu, davacı kooperatifin 28/06/2014 tarihli genel kurulunun 8. gündem maddesinde borcunu ödemeyen üyeler için aylık 965 aidat kararı alındığını, 2010-2014 yılları arasında ise faiz kararı olmadığını, bu bakımdan yasal faiz uygulandığını, 28/06/2014 tarihinden sonraki aidatlara TBK Md. 120 gereği yıllık %18 oranında faiz işletildiğini belirterek 321.895,00-TL anapara ve 80.184,62-TL faiz toplamı olan 402.079,62-TL'nin tahsiline, anapara borcu üzerinden %5'i geçmemek üzere kanuni faizin iki katı üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin üye olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirerek tapusunu aldığını ve ilişiği kesildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, eldeki dava açılana kadar davacının ödeme talebinde bulunmadığını ve ihraç prosedürü uygulamadığını, davacının tapuyu verdikten sonra davalının üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiğini, davacı talebinin zaman aşımına uğradığını, davacının tapuyu verdikten sonra davalıyı genel kurula davet etmediğini, aidat alacağının muaccel dahi olmadığını, alacağın içinde genel giderlerin dahil olup olmadığının da tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Alınan genel kurul kararları uyarınca davacının 323.895,00-TL asıl alacağı bulunduğu, kooperatifçe 10.06.2023 tarihli genel kurul kararı ile üyelerin ödemelerinin eşitlenmesine ve bakiye tutarın 30/06/2023 tarihine kadar senet verilmesi halinde Temmuz 2023 tarihinden başlamak üzere 8 eşit taksitte ödenmesi, senet vermeyen ortakların borçlarının tamamının muaccel olması kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla üye borçlarına 01/07/2023 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Zira eşitleme kararı ile eski ödenmeyen borçları da kapsayacak şekilde yeni bir borç düzenlemesi ve faiz uygulaması getirmiştir. Bu nedenle davanın faiz alacağı ise 37.885,01 TL olduğundan 323.895,00 TL asıl alacak ve 37.085,01TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 361.780,01-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Genel kurul kararları uyarınca bilirkişi raporundan 01/03/2024 tarihine kadar faiz hesabı yapıldığından üye borçlarına 01/03/2024 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden anılan tarihten itibaren yasal faizin iki katını geçmemek kaydıyla aylık %5 oranında faiz işletilmesine karar verilmiş..." gerekçesiyle Davacının davasının kısmen kabulü ile; 323.895,00-TL asıl alacak, 37.885,01-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 361.780,01 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 323.895,00-TL'lik kısmına 01/03/2024 tarihinden itibaren yasal faizin iki katını geçmemek kaydıyla aylık %5 oranında faiz uygulanmasına, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal süre içinde istinaf yoluna başvurduğunu, ilk derece mahkemesi, müvekkilin kooperatif üyesi olduğu ve aidat borcunun devam ettiği kabulüyle davanın büyük ölçüde kabulüne karar verdiğini, ancak verilen karar hem usule hem esasa açık aykırılıklar taşımakta olup kaldırılmayı gerektirdiğini, müvekkilin kooperatif üyeliğinin sürdüğü yönündeki mahkeme kabulü hatalı olduğunu, müvekkil adına bağımsız bölümün tapu devri yapılmış olup bu işlem kooperatif uygulamalarında üyelik ilişkisinin sona erdiğinin en temel göstergesi olduğunu, tapu devri gerçekleştikten sonra kooperatif tarafından uzun yıllar boyunca ne aidat tahakkuku yapılmış ne genel kurul çağrısı gönderilmiş ne de üyeliğin sürdüğüne ilişkin herhangi bir bildirim yapıldığını, Kooperatif, üyeliğin devam ettiğini ortaya koyabilecek en küçük bir belge dahi sunamadığını, buna karşılık müvekkilin taşınmaza dair tüm edimlerini yerine getirdiği, kooperatifin de tapuyu vererek üyeliğin sona erdiğini fiilen kabul ettiği açık olduğunu, mahkemenin zamanaşımının işlemeyeceğine dair değerlendirmesi de isabetli olmadığını, Kooperatif aidatları dönemsel borç niteliğinde ve her ay için ayrı ayrı beş yıllık zamanaşımı süresi işlediğini, Yargıtay’ın birçok dairesinin yerleşik içtihatlarında kooperatif aidatlarının dönemsel borç olduğu ve beş yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu açıkça belirtildiğini, ilk derece mahkemesi ise yalnızca tahsis hakkına ilişkin içtihatları aidat borçlarına uygulayarak zamanaşımını yok saydığını, somut olayda yıllar öncesine ait olduğu iddia edilen borçların tamamına yakını zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def’imiz dikkate alınmadan hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, ayrıca müvekkile gönderildiği iddia edilen ihtarnameler incelendiğinde, borcun hangi dönemlere ait olduğunun, hangi yıl ve aya ilişkin tahakkukların bulunduğunun, faiz-asıl borç ayrımının yapılmadığı görüldüğünü, bu haliyle ihtarnameler belirsiz ve denetime elverişsiz olduğunu, aidat borcu gibi dönemsel alacaklarda ihtarnamenin ayrıntılı olması zorunlu olduğunu, aksi halde zamanaşımının kesilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla bu ihtarnameler zamanaşımını kesme etkisi doğurmamış olup, borçların büyük kısmı zamanaşımına uğradığını, davacının dayandığı 10.06.2023 tarihli genel kurul kararındaki eşitleme düzenlemesi müvekkil açısından bağlayıcı olmadığını, müvekkil bu genel kurula çağrılmamış, hazirun listesinde yer almamış ve kendisine karar içeriği bildirilmediğini, yargı kararlarında da kooperatifin geçmişte borcu olmadığı yönünde kesin nitelikte bildirimde bulunduğu üyelere sonradan keyfi borç yükleyemeyeceği açıkça belirtildiğini, borç muaccel olmadığı hâlde mahkemece muacceliyet kabul edildiğini, genel kurul kararında borcun senet verilmesi hâlinde taksitle ödeneceği, senet verilmezse muaccel olacağı belirtildiğini, müvekkile ne senet verme hakkı tanınmış ne ödeme planı tebliğ edilmiş ne de borcun muaccel olduğuna dair herhangi bir bildirim yapıldığını, hiçbir alacaklı, borcun doğduğunu bile bilmeyen bir kişiye muacceliyete dayalı faiz uygulayamayacağını, bu nedenle mahkemenin faiz başlangıcı olarak kabul ettiği 01/07/2023 tarihi hukuken geçersiz olduğunu, kaldı ki müvekkile gönderilen ihtarnamelerde dahi borcun ne şekilde muaccel hale geldiği, muacceliyet şartının oluşup oluşmadığı açıklanmamış; yalnızca toplu bir rakam bildirildiğini, bu haliyle muacceliyet koşulları da gerçekleşmemiş olup, faiz başlangıç tarihi yönünden verilen karar açık hukuka aykırı olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09/10/2025 tarihli ve 2024/1025 Esas, 2025/899 Karar sayılı hükmünün tamamen kaldırılmasını, dilekçe içeriğinde ayrıntılı olarak açıklanan sebeplerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde davalının kooperatifin üyesi olduğunu davacı kooperatifin davalı üyeden 07.11.2009 -10.06.2023 Tarihli genel Kurul kararlarında alınan kararlar uyarınca 323.895,00 TL aidat 77.830,37 TL faiz alacağı olduğunu beyan ederek eldeki davayı açtığı görülmüştür. Davalı davacı kooperatifin kendisini ibra ettiğini, davacı kooperatifi olan tüm borçlarını ödediğini taşınmazın kendi adına tescil edildiğini edildiğini belirterek davacının kendisinden aidat alacağını talep edemeyeceğini ileri sürmüştür. Davacı, davalının 144.105,00 TL ödeme yaptığını kabul etmiştir. Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar) Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir. Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar) Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği sabittir. Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2017/391 Esas 2020/1615 Karar) Davacı inşaatların devamı amacıyla aidat talep etmiş olup yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda talep edilen alacak için üyelik devam ettiği müddetçe zaman aşımı işlemeyecektir. Kooperatif genel kurul kararları bütün üyeler için bağlayıcı niteliktedir. Kooperatif genel kurulu tarafından usulüne uygun şekilde alınan kararlar neticesi üyeler ara ödeme taleplerinden sorumlu olacaklardır. ( Yargıtay 6. H.D 2023/4418 Esas 2024/375 Karar; Yargıtay 6. HD 2023/361 Esas 2024/612 Karar; 2023/3162 Esas 2024/2432 Karar, 23. H.D 2021/271 Esas 2012/2407 Karar ) Tüm bu açıklamalar ışığında davacının dilekçesinde aidattan başka bir de ara ödeme, teslim sırasında ödeme, maliyet hesabı,ödemiş olduğu tutar ile eşitlenecek tutar arasındaki fark talebinde de bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece öncelikle davacı vekilinden dava dilekçesinde talep ettiği ödemelerin tam olarak neye ilişkin olduğu sorulup açıklattırılarak, davacı Kooperatifin somut olarak hangi genel kurul ya da kurullarında alınan kararlar doğrultusunda talep ettiği ve içeriğinin de neye ilişkin olduğu (Kesin maliyet, ek maliyet,ek ödeme inşaat ve finansman gideri vs ) tam olarak belirlenerek kararın, ortakların mali sorumluluğunu arttırıcı ek ödeme/ek maliyet niteliğinde olup olmadığı,ilgili genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davası olup olmadığı,varsa sonucunun ne olduğu, eşitlik ilkesine göre tüm üyelerden talep edilen bir alacak/ara ödeme olup olmadığı hususlarında ilgili tüm kooperatif kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle aynı bilirkişi kurulundan ara ödeme, teslim sırasında ödeme, maliyet hesabı, ödemiş olduğu tutar ile eşitlenecek tutar arasındaki fark, kesin maliyet alacağı talep edip edemeyeceği hususlarının değerlendirilmesinin uyuşmazlığın açığa kavuşturulması zorunluluk arz etmekte olup davalının üyeliğinin devam edip etmediği belirlenmeden davacı kooperatif tarafından taşınmazın davalıya devir edildiği tarih öncesi davalıyı ibra edip etmediği belirlenmeden ibranın olduğunun anlaşılması halinde davacının bu tarih öncesinde aidatları aldığının kabulü ile bu tarihten sonra aidat borcu hesaplaması yaptırılarak ve davalının rapora itirazların karşılar surette bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın kabulü yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1025 Esas 2025/899 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 23/01/2026