İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 16/07/2015 tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile rekabet yasağının düzenlendiğini, rekabet yasağının süre ile sınırlandırıldığını ve davalının serbest iradesi ile sözleşmenin ihlali durumunda son 1 yıl içindeki ücret alacağını cezai şart…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/895 KARAR NO: 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/01/2023 NUMARASI: 2022/408 Esas - 2023/19 Karar DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ : 09/07/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 16/07/2015 tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile rekabet yasağının düzenlendiğini, rekabet yasağının süre ile sınırlandırıldığını ve davalının serbest iradesi ile sözleşmenin ihlali durumunda son 1 yıl içindeki ücret alacağını cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiğini, davalının üretim sistemleri müdürü olarak üst düzey yönetici konumunda olup hizmet sektöründeki şirketin müşteri çevresi ve müşteri portföyünü, şirketin temel kazancını oluşturan proje ve araştırmalarını, şirket için ticari sır olan ....... mahiyetinde tüm bilgilere sahip olduğunu, davalının, işten ayrıldıktan sonra davacının en önemli rakibi olan firmada işe başladığını, davalı tarafından edinilen bilgilerin kullanılmasının, davacı işveren için ciddi zararlara sebebiyet verdiğini belirterek son 1 yıla ilişkin ücret alacağı olan 155.656,39-TL cezai şartın fazlaya dair yasal hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL’sinin işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, davalının haksız rekabet teşkil eden davranışlarının tespitine ve menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 09/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki talebini 108.960-TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili; rekabet anlaşmasının kanunda yer verilen şartları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, davalının iş tanımının her iki işyerinde tamamen farklı olup, davacının iddiasının aksine bilgi paylaşımı ve ticari sırlar kapsamında ortak paydaları bulunmadığını, zira davalının davacı şirkette iş kodunun eğitim yöneticisi olduğunu, yeni işvereninde bilgi işlem destek sorumlusu olduğunu, davalının eski firmasında ekipman sağlanması konusunda yardımcı bir rolü olduğunu, yeni iş yerindeki görevinin tamamen yazılımsal olduğunu, davalının sözleşmeyi iradesi sakatlanarak imzaladığını, yeni işinde davacı şirkette edindiği bilgileri kullanabileceği bir görev yapmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemenin 14/12/2021 tarihli (2019/449 E. 2021/999 K. sayılı) iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle verdiği davanın görev yönünden reddine ilişkin kararı, Dairemizin 10/05/2022 tarihli, 2022/787-669 sayılı ilamı ile kaldırılarak dosya mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece; taraflar arasında 16/07/2015 tarihli iş sözleşmesinin imzalandığı, hizmet akdinde davalının görevinin "eğitim yöneticisi" olarak yazılı olduğu, sözleşmenin 16. maddesinde rekabet yasağı hükmünün düzenlendiği, davalının 16/05/2018 tarihi itibariyle kendi isteği ile işten ayrıldığı, dava dışı ... AŞ nezdinde 17/05/2018 tarihinden itibaren...... meslek kodu ile "bilgi işlem destek sorumlusu" olarak çalışmaya başladığı, dinlenen tanık beyanları incelendiğinde davalının davacı firmada üretim aşamasında dava dışı firmada ise üretim sonrası takip aşamasında çalıştığının beyan edildiği, bu kapsamda davalının davacı şirkette çalıştığı pozisyon ile davalı şirkette çalıştığı pozisyon farklı olmakla birlikte davalının davacı şirketteki pozisyonu gereği davacı şirketi önemli zarara uğratacak ne gibi ticari sırlara vakıf olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, davalının farklı pozisyonları da gözetildiğinde, TBK'nın 444/2.maddesi hükmü kapsamında davalının sahip olduğu bilgileri dava dışı şirkette kullanması halinde davacı şirkete önemli bir zarara sebebiyet verme ihtimalinin bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette üretim sistemleri müdürü olarak şirketin tüm bilgilerine sahip kritik noktada çalıştığını, üretim sistemleri müdürü olması nedeniyle şirketin tüm müşteri bilgilerine sahip olduğunu, dava dışı .....AŞ ile müvekkili arasında gizlilik anlaşması bulunduğunu, 2 yıl boyunca şirketler arasında personel geçişi yapılmayacağının öngörüldüğünü, bu firmanın müvekkili ile aynı işi yaptığını, bilirkişi raporunda da davalının yaptığı iş sebebiyle müvekkilinin müşteri çevresine hakim olabileceğinin ve ticari sırlarını edinme imkanının bulunabileceğinin ifade ettiğini, bilirkişi raporunda davalının müvekkilinde üretimden sonra, yeni iş yerinde ise üretim önceki safhada çalışsa da müvekkili şirketin müşteri portföyünün kayma riskinin bulunduğunun belirtildiğini belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili, haksız rekabetin tespiti ve meni istemine ilişkindir.6098 sayılı TBK'nın 444. vd maddeleri uyarınca; işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani ihlal sonucunda, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmediği işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.Aynı Kanunun 445. maddesi de "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; davalının, taraflar arasında düzenlenen 16.07.2015 tarihli iş akdine dayalı olarak davacı şirkette "eğitim yöneticisi" olarak çalışmaya başladığı, 16/05/2018 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, 17/05/2018 tarihinde davacı şirketle aynı iştigal konusuna sahip ve aynı sektörde faaliyet gösteren, yine davacı ile aralarında personel istihdamı yönünden rekabet yasağı bulunan ...... ...AŞ unvanlı firmada çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır.Sözleşmenin 16. maddesi “...İşçi işinin niteliği gereği işverenin sırlarına vakıf olacak ve müşterilerini tanıyacak ise; ... b)Hizmet sözleşmesinin hitamından sonrasında işçi 2 yıl boyunca işverenin faaliyet gösterdiği bölgelerde işveren ile aynı iştigal konusuna sahip kendi namına işveren ile rekabet edeceği iş yapamaz, rakip bir müessesede çalışamaz ve böyle bir işletmede ortak, müdür veya herhangi bir sıfatla alakadar olamaz. ... c) İşçi yukarıda a ve b maddelerine aykırı davrandığı takdirde işverene 1 senelik şirketten elde ettiği / edeceği kazancı cezai şart olarak ödeyecektir..." hükmünü haizdir.Kararlaştırılan rekabet yasağı 2 yıl süre sınırlandırıldığından süre bakımından kanundaki emredici düzenlemeye uygundur. Her ne kadar rekabet yasağı yer sınırlaması getirilmeksizin davacının faaliyet gösterdiği tüm bölgelerde uygulanabilir şekilde öngörülmüş ise de, TBK 445/2 gereği sözleşmedeki coğrafi sınırın, davacının çalıştığı vilayetler ile sözleşmenin davacı firmanın Türkiye'de faaliyet gösterdiği İstanbul adresi bakımından geçerli sayılması gerekmektedir. Davalının görev tanımının yapıldığı 5. maddede "...İşçi, işverene ait işyerinde Eğitim Yöneticisi olarak çalışacaktır. Ancak İşçi, tecrübe ve mesleki birikimine uygun olarak, şirketin vereceği bütün işleri ve görevleri yapmayı kabul ve taahhüt eder. İşçi işverenin vereceği tüm işleri yapmayı kabul etmiş olup, işverenin verdiği işin çalışma koşullarını değiştirdiğini iddia ederek yapmaktan kaçınamaz..." denilmiştir. Tanık beyanlarına, iş sözleşmesi ve yeni iş yerinden gelen müzekkere cevabına göre davalının davacı şirkette yazılımların müşterilere kurulması ve eğitimi noktasında çalıştığı, dava dışı yeni iş yerinde ise proje müdürü olduğu ve üretim sistemlerindeki otomasyonların kurulmasında danışmanlık hizmetlerinde proje yönettiği, davacı firmada üretimden sonraki aşamada, davalı firmada ise üretim aşamasında görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı ile dava dışı firmanın aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve rekabet halinde oldukları, davalının dava dışı şirkette farklı bir görevde çalışsa dahi müşterilere hizmet verdiği nazara alındığında gerek davalının müşterilere, gerekse davacının gizli kalmasında menfaati bulunan bilgilere vakıf olabileceği sonucuna varılmaktadır. Davalının davacı firmadan istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra davacı ile aralarında rekabet yasağı bulunan ve aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, tehlikenin var olduğunun ve rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan "işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması" şartı gerçekleştiği halde mahkemece yanılgılı değerlendirme ile rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli kabul edilmeyerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Rekabet yasağı şartının ihlali halinde işverenden elde edilen 1 yıllık kazancın cezai şart olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalıya toplamda yıllık 155.656,39-TL ödendiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalının, davacı iş yerinde 16/07/2015 - 16/05/2018 tarihleri arasında çalıştığı, son net ücretin 12.922-TL olarak tahakkuk ettirildiği, amaca uygun olmayan talep edilen cezai şart tutarının fahiş olduğu anlaşılmaktadır. Cezai şart tutarının geri kalan kısmı yönünden dava açılıp açılmayacağı belli olmadığından, tenkis dava konusu edilen tutar üzerinden yapılır. Talep edilen 108.960-TL cezai şarttan yapılan tenkis sonucunda belirlenen 54.000-TL somut olayın koşullarına uygun görülmüştür. Diğer taraftan, davalı tarafın haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ve meni de talep edilmiştir. Ancak rekabet yasağının ihlali davranışının haksız rekabete neden olabilmesi için bu davranışın dürüstlük kuralına aykırı olması gerekir. Rekabet yasağına tabi olan işçinin rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olarak yeni bir iş yerinde çalışmaya başlamasının, tek başına dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak kabulü mümkün değildir. Dosyada davalının, davacıyı zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğine, gizli kalması gereken bilgileri yeni iş yerinde ifşa ettiğine ve başkaca dürüstlük kuralına aykırı eylemlerde bulunduğuna ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının ispatlanamayan haksız rekabet iddiası yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; rekabet yasağı ihlalinden kaynaklanan cezai şart talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, 54.000-TL cezai şart alacağının 10.000-TL'sine dava tarihinden, 44.000-TL'sine 09/11/2021 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline, cezai şarta ilişkin fazlaya ilişkin talebin tenkis nedeniyle reddine, haksız rekabetin tespiti ve meni istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Bunun önceden takdir ve tespit edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. Buna karşılık reddedilen haksız rekabete ilişkin talep bakımından davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2023 Tarih 2022/... Esas - 2023/.. Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile 54.000-TL cezai şart alacağının, 10.000-TL'sine dava tarihinden, 44.000-TL'sine ıslah tarihi 09/11/2021'den itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin tenkis nedeniyle reddine, Haksız rekabetin tespiti ve meni talebi yönünden davanın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 3.688,74-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 1.860,78-TL harcın mahsubu ile kalan 1.827,96-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 1.872,36-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 279,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.279,30-TL yargı giderinin davadaki haklılık durumuna göre 1.139-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine," Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 149-TL istinaf yargı giderinin davadaki haklılık durumuna göre hesaplanan 74-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026