T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1082 KARAR NO : 2025/1753 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/04/2022 NUMARASI : 2021/294 E. - 2022/361 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1082 KARAR NO : 2025/1753 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/04/2022 NUMARASI : 2021/294 E. - 2022/361 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.01.2020-31.12.2020 döneminde bir yıl süre ile geçerli olacak şekilde karayolu taşımacılık hizmetleri temin sözleşmesi imzalndığını, sözleşmenin 13.maddesinde "araç özellikleri ve yükün müşteriden çıkışı" maddesinin altında taşınacak ürünlerin -20 ve -25 derecede muhafaza altına alınması gerektiği ve ürünleri taşıyacak araçlarında da -25 derecede ve daha soğuk ürünü taşıyan araç niteliğinde olması gerektiği hüküm altına alınmasına rağmen davalının dava konusu taşıma yönüden bu derecelere riayet etmediğini, sevk irsaliyesine konu ürünlerin eksiksiz ve sağlam olarak " Hazal(İstanbul Şubesi) ...Pazarlama Beysan Sanayi Sitesi Birlik Cad. Avcılar" adresine teslim edilmek üzere davalı şirketin sorumluluğundaki araçlara yüklendiğini, söz konusu ürünlerin -24 derecede taşınacağı kararlaştırıldığını, ancak ürünlerin teslim yerinde kontrol edildiğinde yumuşadığı ve ürünlerin ayıplı bir şekilde taşındığının tespit edildiğini, aracın sıcaklık değeri kontrol edildiğinde sözleşmede belirtilen soğukluk derecesi ile taşınmadığı, taşımanın -4 derece ile yapıldığının tespit edildiğini, sözleşmenin 21.1 maddesinde "Ürün hasarlarından dolayı meydana gelen durumlarda, tutanak tutulacak ve MÜŞTERİ'nin Kalite Güvence Müdürlüğünün prosodürlerine uygun olan imha veya geri dönüşüm raporu raporu esas alınacaktır." hükmü yer aldığını, ilgili hüküm gereği olay yerinde tutanak tutulduğunu, Kalite Güvence Müdürlüğünün prosodürleri uygulandığını, imha tutanağında söz konusu ürünleri sıcaklıklarının düşük olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin neticesinde ürün kalitesi ve gıda güvenliği bakımından riskli statüde değerlendirilen ürünlerin kontrolü sağlandığını, ürünlerin yüzeylerinde kristalleşme, fiziksel defarmasyon ve organoleptik kusurların meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu problemler sonucunda imha tutanağında belirtilen ürünlerin uygun olmadığı konusunda karar kılındığını, hasarlı statüsünde değerlendirilen ürünlerin imha edildiğini, sözleşmenin 21.1 maddesi gereğince her iki tarafı da bağlayıcı nitelikte olan imha tutanağında da davalı şirketin taşıma işinin sözleşmede öngörülen derecede yapılmadığı ve bu sebeple de müvekkili şirketin zarara uğradığı açık bir şekilde ortaya konduğunu, davacının sulh yoluyla sorunu çözmeye çalıştığını, ancak davalının zarara ve zarar miktarına hiçbir şekilde itiraz etmemesine rağmen sürekli olarak müvekkilini oyaladığını, zararını karşılamadığını, Anadolu 19. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, zararın davalı şirkete iletildiğini, davalının söz konusu zarara ve miktarına itiraz etmediğini, bu sebeple davalı şirketin icra-inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, mail yazışmalarında, müvekkil şirket tarafından araçta -15 derecelik düşüş gözlendiği ve dondurma taşımacılığında sıcaklığın -20 derece altına düşmemesi gerektiğinin ifade edildiğini, davalının ise sıcaklık düşüşünü kabul ederek 12.05.2020 tarihli ve müvekkiline cevaben gönderilen mailde "İlgili sevkiyat için gerekli ısı kayıtları mevcut, -15 dereceye düşmesi cihazlarda görülen anlık hareketlenmeden kaynaklı olabilir, Aracı Vatan depoya çekiyoruz. Gerekli Kalite kontrolleri sonrası sizlerden bilgi bekliyor olacağız" dediğini, mail yazışmalarının devamında da hasar ürün bedelinin 63.592,00 TL olduğunun karşı tarafa bildirildiğini ileri sürerek, itrazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; icra dairesinin yetkisine yönelik bir itiraz olmaması sebebi ile icra dairesinin yetkisi kesinleştiğini, ancak yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının, davalının yaptığı taşımalardan biri sırasında taşıma hatası sebebi ile taşınan ürünlere zarar verildiği iddiasında olduğunu, davacının taşıma hasarı olduğunu ileri sürdüğü taşımanın davalı tarafından taşıma sözleşmesi kapsamında alt taşıyıcı olan ... ... Lojistik Uluslararası Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne yaptırıldığını, davacının hasar olduğunu ileri sürmesi üzerine alt taşıyıcının hak edişlerinden kesinti yapabilmek amacı ile net hasar miktarının ihtarname ile davalıya bildirilmesinin veya fatura edilmesinin istendiğini, buna rağmen davacının hareketsiz kaldığını, hiç bir objektif hukuki veriyi müvekkiline göndermediğini, davalının davacının iddiaları karşısında alt taşıyıcının taşıma ücretini ödememiş ise de dava dışı alt taşıyanın Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, bu takibe davalının ititrazı üzerine alt taşıyanın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/475 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığını, bu dava dosyasından istenen belge ve bilgilerin davacı tarafından hali hazırda dava dosyasına gönderilmediğini, davacının hasara ilişkin taleplerinin objektif ve inandırıcı delillere dayanmadığını, hasarın varlığı ve miktarının tamamen davacı tarafından ileri sürülen iddialardan ibaret olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İhbar olunan ... ... Lojistik Nak.San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili, beyanında özetle; her ne kadar dava konusu taşıma alt taşıyıcı olarak müvekkili şirket tarafından yapılmış olsa da müvekkilinin sadece dava konusu malzemelerin taşıma işlemini yaptığını, dava konusu malzemelerin davalı yanca araca yüklendiğini ve kontrol edildiğini, müvekkilince herhangi bir derece vb. kontrol yapılma durumunun söz konusu olmadığını, tüm sorumluğun davalıda olduğunu, nakliye hizmeti kapsamında borçlu davalı şirketten alacağının bulunduğunu, bu alacakları için açtıkları İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/475 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, mübekkilinin davalı şirkete taahhüt ettiği nakliye hizmetinin kendi kusuru olmaksızın ayıpsız bir şekilde tamamladığını, davalı şirket adına çekilen Üsküdar 27. Noterliğinin 12/06/2020 tarihli ve... sayılı cevabi ihtarnamesinde iddia edildiği gibi müvekkili şirketin taşıma hizmetinin ayıplı olduğunun kabul edilemeyeceğini, 11/05/2020 tarihinde saat 21:30 sıralarında ... Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ'nin Bursa İli Karacabey İlçesindeki şube deposundan İstanbul'da bulunan Hazal (İstanbul Şb) Gıda Pazarlama firmasına götürülmek üzere, şoförlüğünü ...'ın n yaptığı müvekkili şirketin... plakalı aracına mal yüklendiğini, kilitlenip mühürlenerek muhafaza altına alındığını, yükleme sırasında ve mühürleme öncesinde aracın şoförünün aracın soğutma sistemine bakmasına ve ayarlamasına fırsat verilmediğini, bu konuda bir talepte bulunulmadığını, (-24) derecede olduğu söylenerek 247262 nolus sevk irsaliyesi kesilmek suretiyle yola çıkarıldığını, müvekkili şirketin ve şoförünün taşıdığı ürünlerin hangi şartlarda muhafaza edilmesi gerektiğini bilmesi mümkün olmadığı gibi zaten ürünler yüklenip mühürlendiğinden bu noktada müdahale imkanı da kalmadığını, müvekkiline uyarı ve bilgilendirme yapılmadığını, talimat da verilmediğini, söz konusu ürünler, müvekkilinin aracı ile alıcı firmanın İstanbul'daki adresine getirildiğinde, alıcı firma tarafından derecede sıkıntı olduğu söylenerek kabul edilmediğini, herhangi bir tutanak tutulmadan ve tespit yapılmadan yine müvekkilinin aracı ile geri gönderildiğini, 13/05/2020 tarihinde Karacabey depoda yine herhangi bir ölçüm ve tespit yapılmadan geri indirildiğini, ürünlerde hasar olup olmadığı, varsa ne şekilde ve hangi nedenlerle meydana geldiği ve ne kadar ürünün zarar gördüğü, sorumluluğun kimde bulunduğu hususlarında tutanak düzenlenmediğini, müvekkilinin şoförü ürünleri mühürlenmiş vaziyette aldığı gibi teslimat adresine götürdüğü ve aldığı gibi geri getirdiğini, bu şartlarda gelişen olayda müvekkiline yüklenecek bir kusur bulunmadığı gibi taşıma hizmetinin ayıplı olduğunun da söylenemeyeceğini, davacının davasının zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; taşıma hizmet sözleşmesi kapsamında, davacıya ait ürünlerin taşıma faaliyeti sırasında zayi olup olmadıkları, taşımanın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, bu nedenle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti noktalarına ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası, bilirkişi raporu ile dosyamızda bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacıya ait gıda ürünlerinin taşınması amacıyla taraflar arasında karayolu taşıma hizmet sözleşmesi akdedildiği, Davacıya ait ürünlerin taşıma sırasında zarar gördükleri iddiası ile zararın tazmini amacıyla davacı tarafından davalı hakkında başlatılan takibe vaki itiraz nedeniyle işbu itirazın iptali davasının ikame edildiği,Dosyaya sunulan belgeler ile ihbar olunanın beyanlarından, davalının taşıma işini dava dışı ... .......Ltd. Şti'ye yaptırdığı,İhbar olunanın dosyamıza sunmuş olduğu ve davalının ihbar olunana göndermiş olduğu Üsküdar 27.Noterliğinin Cevabi İhtarnamesinde görüldüğü üzere davalının, zararın taşıma sırasında meydana geldiğini kabul ettiği, bir başka deyişle kusurun davalı tarafça kabul edildiği, bu bağlamda taşımanın sözleşme ile belirlenen sıcaklık derecesinde yapılmaması nedeniyle taşıyanın kusuru ile meydana geldiğinin sabit olduğu,Ancak davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde hasar miktarının kabul edilmediği,Hasar miktarının ve hasar bildiriminin davalıya usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının tespiti amacıyla gıda mühendisi bilirkişiden alınan rapora göre meydana gelen hasar miktarının 63.712,80 TL olduğu ve davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak davalıya bildirim yapıldığının tespit edildiği, takip talebinde 63.592,00 TL asıl alacak ve 3.952,72 TL işlemiş faiz talep edildiği, mahkememizce yapılan faiz hesabına göre davacının işlemiş faiz alacağının 3.952,72 TL olarak tespit edildiği,Alınan bilirkişi raporunun alanında uzman bilirkişi tarafından dosyamızda yer alan bilgi ve belgeler ışığında hazırlanmış ve denetime elverişli olması nedenleriyle rapora itibar edilerek davalının davacının zararından sorumlu olduğundan bahisle davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin talepnamedeki koşullar ile devamına, alacak likit olduğundan, iptaline karar verilen kısmın % 20'si oranında hesaplanan 13.508,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin talepnamedeki koşullar ile devamına, alacak likit olduğundan, iptaline karar verilen kısmın %20'si oranında hesaplanan 13.508,94 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasında müvekkilinin davacısı olduğu ve davacı tarafın davasına mesnet gösterdiği taşıma sözleşmesinden kaynaklanan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/349 Esas sayılı dosyasının mevcut olduğunu, iş bu davadan önce ikame edildiğini, eldeki davanın bu dava dosyası ile birleştirilmesi taleplerinin irtibat olmadığı gerekçesi ile reddinin hatalı olduğunu, yetersiz inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki davanın konusu taşıma sırasında meydana gelen hasarın, bu hasarın sorumlusunun kim olduğunun ve hasarın miktarının öncelikle taşıma sırasındaki hasarın tespiti bakımından taşıma işlerinde uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılması gerektiğini, 04.10.2021 tarihli duruşmada bir lojistik uzmanı ve bir SMMM den rapor alınması konusunda celse arasında karar verilmesine rağmen mahkemenin 31.01.2022 tarihli ara kararı ile lojistik / taşıma konusunda uzman bir bilirkişiye dosyayı tevdi etme kararı vermiş olmasına rağmen davacı vekilinin bilirkişi incelemesi yapılmaması yönündeki talebi üzerine bu kararından rücu edilerek hasar miktarının tespiti için gıda mühendisi bilirkişisine dosyanın tevdi edildiğini, mahekemnin hasar miktarının tespiti bakımından dosyayı bilirkişiye tevdi etmesinin hem dosya muhtevasına hemde yargılama sonunda verilen karara açıkça aykırılık teşkil ettiğini, likit alacak olmadığını, alacak likit ise neden hasarın bilirkişi marifeti ile tespit edildiğinin anlaşılamadığını, bu alacağın davalı defterlerinde olup olmadığının belli olmadığını, davacının hiç bir belge sunamadığını, konunun uzmanı olmayan bu bilirkişinin olayın akışının dökümünü yaparak davacı tarafın tutanağına istinaden hasar tespiti yaptığını, bir manada bilirkişi raporununun davacı tarafın tek taraflı olarak hazırladığı tutanağa isnat ettiğini, davacı tarafça icra takibinden önce müvekkiline her hangi bir ihtarda bulunulmadığını, her hangi bir hasar faturası tanzim ederek göndermediğini, makemenin kararına mesnet yaptığı bilirkişi raporunda e postaların ihbar ya da ihtar olarak kabul edildiğini, anacak sözleşmenin 20.maddesinde '' u sözleşme kapsamında gönderilmesi düzenlenmesi gereken tüm bildirimler 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak aksi bildirilmedikçe yukarıdaki adrese yapılacaktır." hükme yer aldığını, bu durumda bilirkişinin e postaları nazara alarak ihtar yapıldığını kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin kararını verirken üç temel konuda ya hiç inceleme yapmadığını, ya da eksik inceleme yaptığını, hasarın kimin kusurundan meydana geldiğini, davacının yüklemeyi usulüne uygun olarak yapıp yapmadığını, ürünün taşınması için gerekli şartların mevcut olup olmadığının denetlenmediğini, fiili taşıyan/ihbar olunan tarafın mahkemeye ibraz edilen 14.06.2021 tarihli dilekçede, davacı tarafından -24 derecede yükleme yapıldığı belirtilerek aracın mühürlendiğini ve bu noktadan sonra hiç bir müdahale imkanının kalmadığını ileri sürdüğünü, icra takibinden önceki dönem için faiz hesaplanmasını gerektiren temerrüt söz konusu mudur bilinmediğini, mahkemece icra takibinden önceki dönem için icra dosyasında talep edilen faizin tahsiline karar verildiğini, ancak borcun ifa edileceği gün belirtilmediğinde muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceğini, müvekkili şirkete bu konuda her hangi bir ihtar yapılmadığı gibi temerrüde ve faiz başlangıcına esas olmamakla birlikte fatura dahi düzenlenmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, yurt içi taşıma sırasında zayi olan emtia bedelinin taşıyıcıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, davalının sözleşme ile davacıya ait soğuk ürünleri -20 ile -25 C derecelerde taşımayı kabul ettiğini, 247262 sayılı sevk irsaliyesinde yer alan dava konusu ürünlerin -24 C derecede taşınması gerekirken -4 C derecede taşındığının 12.05.2020 tarihli tutanakla tespit edildiğini, ürünlerin bu sebeple tüketilmesinin zararalı olduğunu, imha edildiğini ve zayi olduğunu ileri sürerek zararın tazminini istemiş; davalı vekili ise taşımanın davalı tarafından taşıma sözleşmesi kapsamında alt taşıyıcı olan ... ... Lojistik Uluslararası Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne yaptırıldığını, davacının hasar olduğunu ileri sürmesi üzerine alt taşıyıcının hak edişlerinden kesinti yapabilmek amacı ile net hasar miktarının ihtarname ile davalıya bildirilmesinin veya fatura edilmesinin istendiğini, buna rağmen davacının hareketsiz kaldığını, hiç bir objektif hukuki veriyi müvekkiline göndermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 63.592,00 TL asıl alacak, 3.952,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.544,72 TL alacak yönünden 27.10.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak karayolu taşımacılık hizmetleri temin sözleşmesi, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacak şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin 05.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 10.11.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında bir yıl süre ile geçerli olacak şekilde karayolu taşımacılık hizmetleri temin sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin tarafların kabulünde olduğu, 24. maddesinde İstanbul mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Davalı yanca icra dairesinin yetkisine bir itiraz ileri sürülmediğinden, icra dairesinin yetkisi kesinleşmiştir. Davalı vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik istinaf sebebi ise tacir olan taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 24. maddesi uyarınca İstanbul mahkemelerinin yetkili kılındığı ve yetki sözleşmesi uyarınca mahkemenin yetkili olduğu anlaşıldığından, yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin yetersiz inceleme yapıldığı, hasarın, bu hasarın sorumlusunun kim olduğunun ve hasarın miktarının taşıma işlerinde uzman bir bilirkişi tarafından incelenmesi gerekirken yapılmamasının, taşıma uzmanından rapor alınmasından vazgeçilmesinin yerinde olmadığı hususlarını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. TTK'nın 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup, taşıyıcı ancak TTK'nın 875/3, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulur. TTK'nın 876. maddesine göre, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Bunun dışında, TTK'nın 875. maddesi uyarınca, taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın, gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamadan veya gönderen yahut gönderilen tarafından yapılan yükleme ve boşaltma işleminden kaynaklanması gerekir. Bu noktada ispat yükü taşıyıcıya aittir. Taşıyıcının sorumluluğu kural olarak eşyayı teslim ettiği anda son bulur. Buradaki teslimden, taşıma sözleşmesi veya senedinde gönderilen olarak belirtilen kişi ya da sonradan gönderen veya gönderilenin talimatı üzerine teslimi istenen üçüncü kişi tarafından eşyanın teslim alınması anlaşılmalıdır. TTK'da öngörülen sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcı, TTK'nın 876. maddesi uyarınca ''çok tedbirli bir taşıyıcının gösterebileceği özeni göstermiş olsaydı yine de zıya, hasar veya gecikmenin oluşacağını'' ya da zararın TTK’nuın 878. maddesinde sayılan özel durumlardan birinden kaynaklandığını ispatlamalıdır. Aynı yasanın 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 889. maddesine göre ise eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır. Bu karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir.Somut olayda, davacıya ait dava ve taşıma konusu ürünlerin 247262 sayılı,11.05.2020 tarihli sevk irsaliyesinde yer alan ürünler olduğu, sevk irsaliyesinde -24 C ibaresinin ve malların eksiksiz, sağlam olarak yüklendiği ibaresi ile sürücünün ve teslim eden davacının imzasının yer aldığı, davalının taşıma işini ihbar olunan ... ... Lojistik Uluslararası Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne yaptırdığı, Bursa'dan İstanbul'a taşınan ürünlerin 12.05.2020 tarihinde teslim yerine geldiğinde aracın şoförü tarafından imzalanan 12.05.2020 tarihli tutanağa göre alıcı tarafından dondurmaların eridiği gerekçesiyle teslim alınmadığı, ürünlerin geri davacı deposuna götürüldüğü, bunun üzerine alıcı tarafından davalıya gönderilen 12.05.2020 tarihli e-mailde, aracın açıldığında iç derecesinin -4 olduğunun, dondurmaların hayli yumuşamış olduğunun, kapak kapatıldığında tekarr ölçüldüğünde -1 C derece olduğu, 35 dakika sonra ölçüm yapıldığında -12 olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği, davacı çalışanı tarafından davalıya gönderilen 12.05.2020 tarihli e mailde, davalı yanca gönderilen sıcaklık değerlerinin incelendiği, araçta sürekli -15 C dereceye düşüş gözlemlendiği, dondurma taşımacılığında -20 C derecenin altına düşülmemesi gerektiğinin bildirildiği, aynı gün davalı çalışanı tarafından davacıya gönderilen e- mailde ise, araç içi sıcaklıkların -15 C dereceye düştüğü ve bu duruma araç içi dalgalanmalardan kaynaklandığının tespit edildiğinin belirtildiği, ihbar olunan tarafndan sunulan beyan dilekçesi ve ekinde yer alan faturalara göre davalının taşıma işini ihbar olunan aracılığı ile gerçekleştirdiği, yine ihbar olunanın Üsküdar 27.Noterliğinin 12.06.2020 tarihli ve 03812 yevmiye sayılı ihtanameyi sunduğu, bu cevabi ihtarnamenin davalı şirket tarafından ihbar olunana hitaben düzenlediği, eldeki davanın konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlendiği anlaşılan ihtarnamede ''...taşınan yükün dondurma olmasına rağmen son yaptığınız taşımada aracn soğutma sisteminin açılmaması sebebiyle dondurmaların erimesi sebebiyle hasara sebebiyet vermiş bulunmaktasınız. Bu nedenle müvekkili şirket nezdinde 63.592 TK tutarında zarar meydana gelmiştir.'' denildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece gıda mühendisinden alınan bilirkişi raporunda taşınan ürünlerin dondurma olduğu, minimum -18 C derecede korunması gerektiği, -12 C derecede çözülmeler olacağı, hızla mikrobiyal üreme oluşacağı, tekrar -18 C dereceye çıkılması halinde su kristallerinin birleşerek ürün içinde büyük parçalı buz parçacıkları oluşacağı, bu ürünlerin kullanımının uygun olmadığı, ziyan olan ürülerin maliyetinin 63.712,80 TL olduğu kanaatinin bildirildiği, 15.05.2020 tarihli imha tutanağı ile söz konusu ürünlerin davacının kalite kontrol bölümü yetkililerince imha edildiği görülmektedir. Bu bilgilere göre somut olay incelendiğinde; davalı, taşıma sözleşmesi ile davacıya karşı yüklendiği taşıma edimini ihbar olunan şirket aracılığı ile gerçekleştirmiş olup buna göre davalının akdî taşıyıcı olarak taşımayı üstlendiği ve meydana gelen zarardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı akdî taşıyıcı, teslim aldığı emtiayı fiili taşıyıcı eliyle taşıtmış, ancak fiili taşıyıcının temininde gerekli özen gösterilmemiş ve emtianın bir kısmının zayi olmasına sebep olmuştur. Zira sözleşmede ürünlerin taşınması için gerekli sıcaklığın belirtildiği, buna rağmen davalının bu yükümlülüğünü yerine getiremediği ve bilirkişi raporunda belirtilen miktar ve tutarda ürünün zayi olmasına sebep anlaşılmıştır. Nitekim davalı akdî taşıyıcı ihbar olunan şirkete gönderdiği ve yukarıda yer verilen ihtarnamede de gerekli ısıda taşınmayan ürünlerde hasarın meydana geldiğini kabul etmektedir. Buna göre somut olayda TTK'nın 876 ve 877. maddelerinde taşımacının sorumlu olmadığı hâllerin gerçekleştiği davalı tarafından kanıtlanmadığı gibi 878. maddedeki özel hâllerin de gerçekleştiği kanıtlanmamıştır.Dosya kapsamında bulunun bilgi ve belgeler ile bu tespitlere göre davacıya ait ürünlerin davalı akdî taşıyıcının kusuru sebebiyle zayi olduğu ve davalının zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakta olup taşıma uzmanından rapor alınmasının sonuca bir etkisi bulunmamakta ve bir eksiklik teşkil etmememktedir. Yine dava konusu hasarın olay günü olan 12.052020 tarihinde e- mail ve telefonla davalıya bildirildiği anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. TBK'nın 117/1 fıkrasında, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüte düşeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar mahkemece temerrüt gerçekleştiğinden işlemiş faiz hesabı yapılarak karar verilmiş ise de somut olayda davalının davacı yanca temerrüte düşürüldüğüne dair bir belge bulunmamaktadır. Gönderilen e- mail, hasar ihbarı niteliğindedir. Bu nedenle, somut olayda davalının takipten önce temerrüte düşürülmediği kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülerek kararın kaldırılarak bu yönden düzeltilmesine, davaın 63.592,00 TL asıl alacak yönünden kısmen kabulüne, 3.952,72 TL işlemiş faiz talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, itirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, alacağın likit olması, buna rağmen borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve davacının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlunun itirazını kötü niyetle yapılmış olması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Davalı vekili icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Somut olayda her ne kadar mahkemece davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiş ise de dava konusu edilen ve zarara uğrayan ürün bedelinin tespiti ve hesaplanmasının beklenemeyeceği, zarar miktarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiği ve dolayısıyla likit olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin de kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının faiz ve icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz ve icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile kabulü ile İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesinin ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafça yöneltilmiş olan itirazın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca kısmen iptali ile 63.592,00 TL asıl alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına,Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine,2-Yasal koşulları oluşmadığından, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gereken 4.343,96 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 815,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.528,18 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 815,78 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 883,58 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5- Davacı tarafından harç dışında harcanan 1.182,75 TL tebligat/posta/bilirkişi giderinden oluşan yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.100, TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihi itibariyle yürrülükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 3.952,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücreti giderinin, haklılık oranlarına göre belirlenen 1.242,64 TL'lik bölümünün davalıdan, 77,36 TL'lik bölümünün davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve harcanmayan gider ve delil avanslarından arta kalan kısımların, karar kesinleştiğinde, yatıran taraflara iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 50,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 270,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.06.11.2025 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.