4. Ceza Dairesi 2025/2688 E. , 2025/6014 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2137 E., 2021/2208 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bi
**4. Ceza Dairesi 2025/2688 E. , 2025/6014 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2137 E., 2021/2208 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçelerinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, sözlerin hakaret suçunu oluşturmadığına, sanığın konuşma şeklinin böyle olduğuna ve rahat konuştuğu için yanlış anlaşıldığına ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, yapılan incelemede isabetsizlik bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca Aksaray 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamına göre özetle, "Müştekinin olay tarihinde Aksaray 1.Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı, sanığın ise aynı mahkemenin 2019/1263 Esas sayılı dosyanın sanığı olduğu, olay günü sanık da hazır olduğu halde duruşmasının yapıldığı sırada müştekiye hitaben, 'Ben duruşmalara gelmesem olmaz mı' dediği, müştekinin gelmesi gerektiğini belirtmesi üzerine 'Konuşma lan' demek suretiyle kamu görevlisi olan hakime görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek Yerel Mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. Sanık ve müdafiinin süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce sanığın müştekiye söylediği sözler hakaret suçunu oluşturmadığından anılan onama kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir. Somut olayımızda sanığın müştekiye duruşma sırasında "Konuşma lan" dediği sabit olup, bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. TDK kurumu sözlüğüne göre 'lan' veya 'ulan' sözü ünlem olup kaba konuşma olarak tanımlanmıştır. Anılan sözün bu niteliğinden dolayı Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kişilerin onur, şeref ve saygınlığını boyutta olmadığı, kaba hitap tarzı olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Somut olayda sanığın duruşma sırasında görevli hakime bu şekilde hitap etmesi rahatsız edici ve saygısız bir davranış olmakla birlikte, görevini yerine getirirken fonksiyonunu etkileyecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek boyuta ulaşmayan kaba hitap tarzından ibaret olduğu, Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik uygulamalarının da bu yönde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturmadığı, Yerel Mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin takdir ve değerlendirmesinin isabetsiz olduğu kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün onanmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.