TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2022 NUMARASI : 2019/465 Esas 2022/539 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2019 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/652 Esas 2025/1330 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/652 KARAR NO : 2025/1330 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2022 NUMARASI : 2019/465 Esas 2022/539 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2019 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı nakit alacak yönünden temlik eden-gayri nakit alacak yönünden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini, takip tarihinden sonra yapılan tahsilatın dava değerinden düşüldüğünü belirterek davalıların icra takibinde itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kefillerin gayri nakdi risklerin deposundan sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında düzenlenen sözleşmede buna dair açık hüküm olması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede ise davacının gayri nakdi bedel yönünden kefillerden depo talebinde bulunabileceğine dair açık bir hükmün mevcut olmadığını, talep edilen alacak miktarı kadar davacıya borçları bulunmadığını, kefile başvuru koşullarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; yargılama aşamasında alınan ve bankanın asıl borçlu şirkete fiilen uyguladığı akdi faiz üzerinden bu akdi faizin %100 fazlası esas alınarak hesaplama yapılan ikinci ek raporun dosya kapsamına uygun olduğu, alınan ek rapor ile takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği nakit alacağın tespit edildiği, hüküm altına alınan nakit alacağın likit nitelikte bulunduğu, dava dışı asıl borçluya teminat mektupları tahsis edildiği, 01/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefillerin depo talebinden sorumlu olduğuna ilişkin düzenleme bulunduğu, bu sözleşmeye kefil olan davalılar ... ve ...'nin anılan sözleşmeden kaynaklanan gayri nakit alacaktan sorumlu oldukları, davalı kefil ...'nin ise anılan sözleşmede kefaleti bulunmadığı, kefaleti bulunan diğer sözleşmelerde ise depo talebinden kefillerin sorumlu olacağına ilişkin düzenleme bulunmadığı, bu sözleşmeler kapsamında kalan gayri nakit alacaklardan davalıların sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasında davalıların 554.668,86 TL asıl alacak, 15.872,11 TL kat sonrası işlemiş faiz, 793,61 TL BSMV, 1.256,10 TL ihtarname masrafı, 61.979,67 TL kat öncesi işlemiş faiz, 2.859,18 TL BSMV olmak üzere toplam 637.429,53 TL nakdi alacağa itirazlarının iptaline, asıl alacak tutarı olan 554.668,86 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %26,40 oranında temerrüt faizi yürütülmek ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte yukarıda belirtilen tutarlar için davalılardan tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin nakdi alacak isteminin reddine, kabul edilen 637.429,53 TL tutar üzerinden %20 oranında hesaplanan 127.485,90 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak nakit alacak yönünden temlik alan davacıya verilmesine, davalı ... yönünden gayrinakdi alacağa ilişkin talebin reddine, davalılar ... ve ...'nin 230.031,14 TL gayrinakdi alacağa yönelik itirazlarının iptaline, 230.031,14 TL gayrinakdi alacağın davacı bankada açılacak vadesiz bir hesapta depo edilmek üzere anılan davalılardan tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin gayrinakdi alacak isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; nakdi alacağın ... Anonim Şirketi'ne temlik edildiğini, gayrinakdi alacak yönünden ise davanın müvekkili tarafından tarafından takip edildiğini, bilirkişi raporu hatalı tespitler içerdiğinden ve eksik inceleme ürünü olduğundan hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 11.11.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin kapsamı incelendiğinde 43. maddenin işbu genel kredi sözleşmesi müşterinin daha önce bankaya vermiş bulunduğu genel ve/veya özel nitelikteki tüm taahhütnameler ile müşteri ile banka arasında akdedilmiş bulunan tüm kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz bir cüzü olduğunu, sözleşmenin imza kısmında yer alan müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin tamamını okuduğunu, tüm sözleşme hükümlerinin hakkında geçerli olacağını kabul ve taahhüt eder ibaresinin bulunduğunu, bu hükme göre kefillerin de müşteri gibi borçtan sorumlu olduklarını kabul ettiğini, davalı kefillerin talep edilen gayrinakit tutarlarından sorumlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, dosyaya sunulan kredi borcunun geri ödenmesine ilişkin protokolde talep edilen gayrinakit borcun tespiti açıkça yapılmış durumda olduğunu, ilgili protokolde işbu protokolün ... A.Ş. ile imzalanmış sözleşmelerin ayrılmaz bir eki olduğunun da net bir şekilde belirtildiğini, sözleşme hükümlerini ve dosyaya sundukları kredi borcunun geri ödenmesine ilişkin protokol hükümlerini yok sayarak ve hatta ilgili protokolden hiç bahsetmeyerek eksik incelemeye dayalı hatalı tespitler yapıldığını, 12.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin 29. Maddesinde genel kredi sözleşmesinin müşterinin halen kapatılmamış hesaplarla ilgili bulunan kredi sözleşmeleri ile bir bütünlük oluşturduğunu, işbu sözleşmenin imzalanması, eski borçların ertelendiği ve yenilendiği anlamına gelmeyeceğini, teminatlarda herhangi bir azalma veya değişiklik yaratmayacağını, dosya kapsamına sunulan 12.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin "kefalet, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı?" bölümünde davalı kefil ...'nin kendi el yazısı ile "evet" olarak beyanının bulunduğunu, böylece ...'nın 2013 tarihli gks tarihinden önce oluşan borçlara da kefil olduğunu, dolayısıyla 11.11.2009 tarihli ve gerekse 01.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmaması sebebiyle dava konusu teminat mektubu depo talebinden sorumlu olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında mevcut bulunan 2017 tarihli kredi borcunun geri ödenmesine ilişkin protokol incelendiğinde ...'nın dava konusu teminat mektupları yönünden borçlu olduğunun tespitinin yapıldığını, davalının gayrinakit borçlar yönünden sorumlu olduğunun kabul edildiğini, davalı ... için dosya kapsamına sunulan 12.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin "kefalet, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı?" bölümünde davalı kefil ...'ın kendi el yazısı ile "evet" olarak beyanının bulunduğunu, böylece ...'ın 2013 tarihli gks tarihinden önce oluşan borçlara da kefil olduğunu, ayrıca dosyaya sunulan 2017 tarihli kredi borcunun geri ödenmesine ilişkin protokol incelendiğinde ...'ın dava konusu teminat mektupları yönünden borçlu olduğunun tespitinin yapıldığını, dolayısıyla 11.11.2009 tarihli genel kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmaması sebebiyle 508.100,00 TL tutarlı dava konusu teminat mektubu depo talebinden sorumlu olmadığının tespitinin hatalı olduğunu, davalı ... için 12.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin "kefalet, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı?" bölümünde davalı kefiller ...'ın, ...'nın ve ...'nın kendi el yazıları ile "evet" olarak beyanlarının bulunduğunu, ayrıca 01.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde de davalılardan ... ve ...'nın aynı şekilde "kefalet, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı?" bölümünde kendi el yazıları ile "evet" olarak beyanlarının olduğunu, dolayısıyla 11.11.2009 tarihli gks'de ... ve ...'nın kefaletine rastlanmadığını, 01.08.2012 tarihli gks'de diğer davalı ...'nın kefaletine rastlanılmadığını, dolayısıyla dava konusu teminat mektubu depo talebinden sorumlu olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, ayrıca 11.11.2009 tarihli ve 01.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinin depo talebine ilişkin hükümleri içeren tüm sayfaları ve 2017 tarihli kredi borcunun geri ödenmesine ilişkin protokolün de dosya kapsamında bulunduğunu, tüm bu belgeler incelendiğinde davalıların tümünün gayrinakit riskin tamamından sorumlu bulunduğunu, tüm davalıların depo talebine konu 2 adetten oluşan toplam 738.131,14 TL tutarlı teminat mektubu riskinden sorumlu olduklarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının gayri nakit alacak yönünden kaldırılmasına, gayri nakit alacağa yönelik davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/13900 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 30/11/2020 tarihli kök, 28/06/2021 tarihli birinci ek, 11/03/2022 havale tarihli ikinci ek rapor, kredinin geri ödenmesine dair protokol, alacağın temliki sözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/13900 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 660.255,93 TL nakit alacağın tahsili, 738.131,14 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara 30/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalıların 03/12/2018 tarihinde borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 04/09/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 12/11/2013 tarihli 20.000.000,00 TL limitli, 01/08/2012 tarihli 7.500.000,00 TL limitli, 11/11/2009 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, 12/11/2013 tarihli sözleşmede davalıların aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, 01/08/2012 tarihli sözleşmede davalılar ... ve ...'ın aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı ...'nin kefaletinin bulunmadığı, 11/11/2009 tarihli sözleşmede ise davalı ...'nin aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, diğer davalılar ... ve ...'nin ise kefaletinin bulunmadığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından davalılar ve dava dışı asıl borçlu şirkete gönderilen ve toplam 621.294,06 TL nakit borcun 24 saat içinde ödenmesi, 738.131,14 TL gayri nakit alacağın 24 saat içinde depo edilmesi ihtarını içerir 03/10/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu ile davalılar ... ve ...'ye 05/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalıya bila tebliğ olduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi kök ve birinci ek raporda eksik belgeler belirtilmiş, belirtilen belgelerin ikmali ile alınan ikinci ek raporda ise, 09/12/2009 tarihli 508.100,00 TL bedelli teminat mektubunun 11/11/2009 tarihli gks'den sonra, 25/09/2012 tarihli 785.000,00 TL bedelli teminat mektubunun, 11/11/2009 ve 01/08/2012 tarihli gks'den sonra tahsis edildiği, 01/08/2012 tarihli gks'nin 23. maddesinde gayri nakit alacağın depo edilmesinden kefilin sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunduğu, 11/11/2009 tarihli gks'de ise gayri nakit alacağın depo edilmesinden kefilin sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunmadığı, davalı ...'nin 11/11/2009 ve 01/08/2012 tarihli gks'de kefaleti bulunduğu, anılan davalının 25/09/2012 tarihli teminat mektubundan kalan 230.031,14 TL'nin depo edilmesinden sorumlu bulunduğu, davalı ...'ın sadece 01/08/2012 tarihli gks'de kefil olduğu, 25/09/2012 tarihli teminat mektubundan kalan 230.031,14 TL teminat mektup deposundan anılan davalının sorumlu olduğu, davalı ...'nin ise teminat mektuplarının verildiği 11/11/2009 ve 01/08/2012 tarihli gks'lerde kefaleti bulunmadığından teminat mektubuna ilişkin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olmadığı tespit edilmiştir. Davacı ile dava dışı asıl borçlu ve davalı kefiller arasında bila tarihli kredinin geri ödenmesine dair protokol akdedilmiştir. Anılan protokolde 03/07/2017 tarihi itibarıyla 554.968,86 TL nakit, 739.541,14 TL gayri nakit borç bulunduğu hükme bağlanmış ise de, davalı kefiller yönünden gayri nakit alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin hükme yer verilmemiştir. Yargılama aşamasında davacı banka tarafından bila tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile ... A.Ş.'ye işbu davaya konu nakit alacak temlik edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan ikinci ek rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıyla dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların tümünün 12/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde, davalılar ... ve ...'ın 01/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde, davalı ...'nin 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek nakit alacağın tahsili, gayri nakit alacağın depo edilmesi için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. İstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan gayri nakit alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, gayri nakit alacak yönünden davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, davalıların kefaletlerinin bulunduğu sözleşmelerde gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduklarına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, istinaf itirazı davalılar hakkında gayri nakit alacağa itirazın iptali talebi yönünden kurulan hükme yöneliktir. Nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 12/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde tüm davalılar müteselsil kefil olarak yer almakta ise de, 01/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'nin kefaletinin bulunmadığı, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu, 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ... ve ...'ın kefaletinin bulunmadığı, diğer davalının müteselsil kefil olduğu dosya içeriğiyle sabittir. Yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi ikinci ek raporu ile davacının takip tarihi itibarıyla 09/12/2009 tarihli teminat mektubu nedeniyle 508.100,00 TL, 25/09/2012 tarihli teminat mektubu nedeniyle bakiye 230.031,14 TL gayri nakit alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. 09/12/2009 tarihli teminat mektubu 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra, 25/09/2012 tarihli teminat mektubu ise 11/11/2009 ve 01/08/2012 tarihli gks'den sonra tahsis edilmiştir. Davalıların tümünün kefalet imzasının bulunduğu 12/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsis edilen bir teminat mektubu ise bulunmamaktadır. Anılan genel kredi sözleşmelerinden sadece 01/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefillerin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin açık hüküm bulunmaktadır. 11/11/2009 tarihli sözleşmede ise, gayri nakit alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü yer almamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, gayri nakit alacak yönünden davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu teminat mektupları 11/11/2009 ve 01/08/2012 tarihli gks kapsamında düzenlenmiştir. Kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduklarına ilişkin açık hüküm bulunan 01/08/2012 tarihli sözleşmede davalılar ... ve ... müteselsil kefil ise de, diğer davalı ...'nin kefaleti bulunmadığı gibi, davalı ...'nin 11/11/2009 tarihli sözleşmede de müteselsil kefaleti bulunmamaktadır. Bu durumda davalı ...'nin teminat mektuplarının tahsis edildiği 01/08/2012 ve 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmelerinde kefaletinin bulunmadığı, anılan davalının kefaletinin bulunmadığı genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan gayri nakit alacaktan sorumlu tutulamayacağı gözetilerek anılan davalı hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davalılar ... ve ... müteselsil kefil oldukları ve gayri nakit alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık sözleşme hükmü bulunan 01/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulmuşlardır. Anılan davalılar yönünden kısmen reddedilen gayri nakit alacak 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsis edilen teminat mektubundan kaynaklanmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduklarına ilişkin açık sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, davalı ...'ın 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzası da yer almamaktadır. Kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Bu nedenle sözleşmedeki müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefil hakkında da uygulanacağına ilişkin hükmün varlığı halinde dahi, kefilin teminat mektubundan ve çekten kaynaklanan gayri nakdi alacaktan sorumlu olduğu sonucuna varılamayacaktır (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarih ve 2017/11-36 Esas 2020/290 Karar sayılı ilamı). Hal böyle olunca, mahkemece davalı ...'ın 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer almadığı, imzasının bulunmadığı sözleşmeden kaynaklanan gayri nakit alacaktan sorumlu tutulamayacağı, davalı ...'nin ise 11/11/2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmakta ise de, kefilin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin açık sözleşme hükmü bulunmadığından anılan davalının bu sözleşmeden kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar 25/09/2012 tarihli teminat mektubundan kalan bakiye olan 230.031,14 TL'nin depo edilmesinden davalılar ... ve ... sorumlu tutulmuş ise de, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ikinci ek raporunda anılan teminat mektubunun 11/11/2009 tarihli gks kapsamında mı yoksa 01/08/2012 tarihli gks kapsamında mı tahsis edildiği tam olarak tespit edilmemiş ise de, anılan davalıların karara yönelik istinaf itirazlarının bulunmadığı, mahkemece anılan teminat mektubunun anılan davalıların kefaletinin bulunduğu ve gayri nakit alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık sözleşme hükmü bulunan 01/08/2012 tarihli gks kapsamında tahsis edildiği, anılan davalıların bakiye teminat mektubu bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduklarının kabul edilmesi istinaf kanun yoluna başvuran gayri nakit alacak yönünden davacı lehine olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Taraflar ve dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen bila tarihli kredinin geri ödenmesine dair protokolde de, 03/07/2017 tarihi itibarıyla bankanın gayri nakit alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de, protokolde de kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinde sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından gayri nakit alacak yönünden davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında gayri nakit alacak yönünden herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı bankadan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Nakit alacak yönünden temlik eden - gayri nakit alacak yönünden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -