11. Hukuk Dairesi 2023/1468 E. , 2024/4329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1670 Esas, 2023/46 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/341 E.,2020/177 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi veya ortaklıktan çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerin
**11. Hukuk Dairesi 2023/1468 E. , 2024/4329 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1670 Esas, 2023/46 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/341 E.,2020/177 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi veya ortaklıktan çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin değişik paylarda ortağı olduklarını, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin kötü yönetildiğini, kasasında nakit gözükmesine, çeşitli alacakları olmasına rağmen yüksek miktarda kredi kullandığını, bu krediyi almaya ihtiyacı olmadığı gibi kullanılan kredinin şirket faaliyetlerinde kullanılmadığının öğrenildiğini, şirket muhasebe kayıtlarında 2014 yılı için gösterilen 2.841.583,13 TL'lik 159 numaralı sipariş avansının gerçek olup olmadığının ancak yapılacak yargılama neticesinde anlaşılacağını, davalı şirketin çorap üretiminde kullanılan 51 adet kornet, 10 adet sancidcold, 6 adet buzzi toplam 67 adet çorap örme makinesinin satıldığı duyumunun alındığını, çorap üretiminde kullanılan boyahanenin kapatılıp dava dışı "Alptaş Tekstil Örme San. ve Tic. A.Ş." ile birlikte davalının sahip olduğu bu yerin makinelerinin satılmış olduğunu, davalı şirketin kötü yönetimi neticesinde 2009 yılından sonra kendine ait satış yerlerinin önemli kısmını kapattığını, şirket faaliyetleri nedeniyle başkaca fesih sebebinin de gerçekleştiğini, 2009 yılından beri genel kurul toplantılarından haberi olmayan müvekkili ortaklara kar payının da dağıtılmadığını, davalı şirketin haklı fesih şartlarının oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine veya müvekkillerine ait davalı şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı şirketten çıkarılmasına, değerin tespit edildiği tarihten itibaren en yüksek ticari faiz işletilmesine, aksi halde duruma uygun düşen ve müvekkilleri tarafından kabul edilebilecek diğer bir çözüme karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacıların aynı nedenle 11.11.2009 günü açtıkları şirketin feshi davasının İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/334 E. sayılı kararı ile reddedildiğini, davacı ...'ün 13.10.2008 tarihinden önce davalı şirketin müdürlüğünü yaptığı sırada şirketi zarara uğrattığından, müvekkili şirketin açtığı sorumluluk davasının İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/173 E. sayılı dosyasında görülerek sonuçlandırıldığını ve adı geçen davacının 4.331.358 TL şirketi zarara soktuğunun tespit edildiğini, bu kararın İstanbul 14. İcra Dairesi'nin 2014/1488 E. sayılı takip dosyası ile işleme konulduğunu ancak halen tahsilatın yapılamadığını, şirketin feshi talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı Paktaş Çorap ve Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kötü yönetilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davanın açılmasında davacıların kötü niyetli olduğunu, davacıların genel kurul toplantıları yapılmadığı ve çağrıların yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin genel kurullarının yapıldığını ve davacılara usulüne uygun çağrıların yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketin feshini isteyebileceğini düzenlediği, ancak söz konusu maddede haklı sebebe ilişkin bir tanıma veya haklı sebebin sınırına ve kapsamına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, anonim şirketlerde de haklı sebeple şirketin feshinin düzenlendiği 531 inci maddede de aynı şekilde bir tanım, sınır veya haklı sebebe örnek bulunmadığı, ancak uygulamada genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının sürekli azalması haklı sebep olarak kabul edildiği, yine gerek uygulamada gerekse müstekar Yargıtay uygulamalarında, şirketin devamının imkansız olduğu durumlarda, yine davacıların taleplerinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı ve feshe ilişkin koşulların gerçekleştiği durumlarda şirketin feshine karar verilebileceğinin kabul edildiği, dolayısıyla haklı sebeple fesih hakkının düzenlendiği 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi gereğince yapılacak değerlendirmede, haklı sebep olarak ileri sürülen olayların dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davacıların şirketin kar payı dağıtmaması suretiyle ortaklarını mağdur etmesi, şirketin ihtiyacı olmamasına rağmen kredi alarak şirket faaliyetlerinde kullanmaması, şirketin işletmelerine ait bir kısım unsurları satması, 159 numaralı sipariş avans bakiyesinin gerçek olup olmadığının anlaşılamadığı sebeplerine dayanarak bu sebepleri şirketin feshi için haklı sebep olarak ileri sürdükleri, gerek toplanan deliller gerekse hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; şirketin değişik tarihlerde kredi kullandığı, kullanılan kredilerden daha çok nakit ihtiyacının bulunduğu ve kredilere ihtiyaç duyduğu, davacıların bu yöndeki iddialarını somutlaştırmadıkları gibi kredilerin şirket faaliyetlerinde kullanılmadığı iddialarını da ispat edemedikleri, yine davacıların 2014 yılı için gösterilen 2.841.583,13 TL'lik 159 numaralı sipariş avans bakiyesinin gerçek olup olmadığının anlaşılamadığı yönündeki iddialarının soyut iddia olduğu ve ispat edilemediği, bilirkişi raporlarından açıkça anlaşılacağı üzere davalı şirketin değişik tarihlerde işletmelerine ait ve bir kısım unsurları sattığı (işletmede kullanılan çorap örme makinesi vb) ancak bu hususun şirketin üretim kapasitesinde eksikliğe ve buna dayalı zarara sebep olmadığı, kaldı ki 2011-2015 yılları arasında 253 numaralı makine ve teçhizatlar hesabında yeni alımlardan kaynaklı 70.437,17 TL'lik artışın mevcut olduğu, davalı şirketin öz varlık tutarının 2013 yılı hariç olmak üzere genelde arttığı, bu anlamda davacıların davalı şirketin kötü yönetildiği iddiasının yerinde olmadığı, şirketin değişik dönemlerde kar payı dağıtmasına gerektirecek derecede karlılığının mevcut olduğu ancak müteakip dönemlerde davalı şirketin kar payı dağıtımı yapmamasının, şirketin fiilen ödeme yapabilmesi için yeterli likit kaynağa sahip olmamasından kaynaklandığı, mevcut olmayan kaynakla ile kar payı ödenmesinin mümkün olmadığı gibi, salt kar payının dağıtılması amacıyla kaynak yaratmak için kredi kullanılmasının şirketin borç yükünü daha da artıracağı, bu durumun şirket ve ortaklarının yararına olduğu, davacıları zarara sokma amacı taşımadığı, davacıların şirketin feshi için haklı sebep olarak ileri sürdükleri sebeplerin şirketin 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında feshini gerektirecek sebepler olmadığı, kaldı ki kesinleşen mahkeme hükmü ile davalı şirkete 4.331.358 TL ana para borcu bulunan davacı ...'ün şirketin feshini istemesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, özetle ve öz olarak; dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkeleri temelli değerlendirilmesi gereken davacıların şirketin feshi isteminin koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, şirketin devamının imkansız olmadığı, davacılardan ...'ün kesinleşen mahkeme kararına göre davalı şirkete 4.331.358 TL ana para borcunun bulunduğu, bu borç ödenmeden ortaklık akçelerinin ödenmesi suretiyle davacıların şirketten ayrılmalarına izin verilemeyeceği, yine az yukarıda belirtilen borcun davacı ...'ün ayrılma akçesinden mahsup edilmesi suretiyle davacıların ortaklıktan ayrılmalarına karar verilemeyeceği, davacıların bu yöndeki istemlerinin de dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı, davacı ortakların, ortaklık haklarının zarar görmesinin ve şirketin kötü yönetiminin söz konusu olmaması nedeniyle duruma uygun düşen kabul edilebilir başka bir çözümün uygulanmasına da yer olmadığı sonucuna ve vicdani kanaatine varılarak, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan ve sübut bulmayan davacıların istemlerinin ve davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkemenin davanın reddine gerekçe yaptığı olayın dava konusu dışında olduğunu, 2011-2016 yılları arasındaki kötü yönetim davasında İlk Derece Mahkemesinin müvekkili davacılardan ...’ün, 2008 yılındaki kötü yönetiminden bahsederek davayı reddetmesinin hatalı bir değerlendirme olduğunu, bu tespitin doğru olmadığını, davacı ...’ın başkaca bir grup aile şirketi olan Paktaş Ltd. Şti. ile alacak verecek ilişkisinin dava konusu şirkette gibi gösterilmesinin hukuki ve takdiri bir maddi hata olduğunu, 2008 yılı kötü yönetimi ile dava konusu 2011-2016 yıllarının kötü yönetimiyle ilişkisi ve etkisinin bulunmadığını ve illiyet rabıtası kurulamadığını, 2008 yılı kötü yönetimin varlığının, 2011-2016 yılının kötü yönetilmesinin haklı gerekçesi olamayacağını, müvekkili davacı ...’ın kusurunun kabulü halinde davanın kendisi hakkında ret edilmesi gerektiğini, sadece ...’ın kusuru sebebiyle diğer müvekkilleri davacı ... ve ...’ın haklarının yok sayılmasının da hatalı bir hukuki değerlendirme olduğunu, davalı şirketin dağıtılmayan 2.635.051,68 TL'lik karının olduğunu ve bu karın da ortaklara dağıtılmadığının bilirkişi raporlarıyla ispatlandığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre kar payı dağıtmamanın başlı başına şirketin feshi için yeterli sebep olduğunu, ticari şirketlerin kar etmesinin, elde edilen karın yatırıma dönüşmesinin, yatırım yapılamadığında karın ortaklara paylaştırılmasının amaçlandığını, davalı şirket yönetiminin, şirketin kar ettiği dönemlerde kar dağıtmadığı gibi yatırımda yapmadığını, daha sonraki dönemlerde ise şirketin kötü yönetim sebebiyle zarar ettiğini, çoğunluk hisse sahiplerinin azınlıkta kalan hisse sahiplerini düşünmediğini, kendilerini adeta yok saymaları sebebiyle şirket ortaklığından ayrılma taleplerinin ticari kurallara ve kanun koyucunun mantığına uygun olduğunu, döneminde dağıtılmayan karlardan sonraki dava dışı dönemde şirketin 30.09.2018 tarih itibariyle 1.914.635 TL zarar ettiğinin 25.03.2019 tarihli bilirkişi raporuyla anlaşıldığını, ortaklar arasında huzursuzluğun bulunduğu, oluşan karın dağıtılmadığı, daha sonra şirketin zarar ettiği, azınlık hisse sahiplerinin yok sayıldığı, haklarının gözetilmediği, bilirkişi raporlarının da yeterince objektif değerlendirmeler içermediğini, yapılan değerlendirmelerin mesnetsiz kaldığını, davacı ortakların şirketten çıkma isteklerinin haklılığının gözetilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davacılar ile dahili davalı olmak üzere dört ortaklı ve dahili davalı ...'un şirketin münferit yetkili müdürü olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde şirketin kötü yönetildiği iddiası ile birlikte, yüksek kar elde ettiği ancak kar payı dağıtmadığı iddiasında bulunduğu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile bilanço, mizan ve vergi kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında, şirketin nakit ihtiyacı içerisinde olduğu, bu nedenle kredi kullandığı, satılan makineler nedeniyle bir kayba uğramadığı, bu hususların sorumluluk davasında ileri sürülebileceği, kar elde etmiş ise de likit kaynağa sahip olmaması sebebiyle kar payı dağıtamadığı, ayrıca kar payı dağıtılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, öz varlığını koruduğu ve ticari faaliyetlerine devam ettiği tespit edilmiş olup, davalı tarafından davacı ...'ün 13.10.2008 tarihinden önce, şirketin müdürlüğünü yaptığı sırada şirketi zarara uğrattığından bahisle İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/173 esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında, davacının davalı şirkete 4.331.358 TL tazminat ödemesine karar verildiği, kararın kesinleştiği ancak davalı tarafından icra takibine konu edilmesine rağmen tazminatın tahsil edilemediği, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın haklı sebep olarak ileri sürdüğü vakıalar ispat edilemediği gibi, şirketin feshi için haklı sebep de oluşturmadıkları, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun, davacı tarafın istinaf başvurusunun haksız olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirketin haklı nedenle feshi olmadığı takdirde ortağın şirketten çıkarılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.