T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/251 KARAR NO : 2026/112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/875 KARAR NO : 2021/267 DAVA TARİHİ: 30/11/2015 KARAR TARİHİ: 18/02/2021 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GE…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/251 KARAR NO : 2026/112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/875 KARAR NO : 2021/267 DAVA TARİHİ: 30/11/2015 KARAR TARİHİ: 18/02/2021 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı site yönetimi arasında 01/07/2009 tarihli hizmet Personel Alımı Sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğince davacı tarafından davalı siteye gerekli tüm hizmetlerin verildiğini ve toplam 12.247,43-TL bedelli faturaların gönderildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz neticesinde takibin durduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, Davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, Ataşehir 50 Ada Yönetimi isimli muhatap bulunmadığını, ilk hali ile sitenin birden fazla blok ve birden fazla parsel oluştuğunu, ... ada 3 parsel ve 4 parsel bulunduğunu, müvekkili site yönetiminin .../3 parsel yönetimi olduğunu, 4 parsel üzerinde Akasya 1/2 Blokları olmak üzere tek blok, 3 parsel üzerinde ise 1A, 1B ve 1/3, 1/4 blokları olmak üzere 4 blok yer aldığını, gerek faturalarda açıkça blok numaralarının gösterilmesi, gerekse davacının delilleri arasında sunulan Kadıköy 3. Noterliğinin 30/05/2014 tarihli ... sayılı ihtarnamesinde açıkça .../3 ve .../4 parsel yöneticiliğinin ayrı ayrı muhatap gösterilerek iki ayrı yöneticilik adresine yer verilmesi gerekse takip talebinde biri 50 Ada Yönetimi diğeri 50. Ada Parsel Yöneticiliği olarak iki ayrı borçlu gösterilmesi karşısında davacının iki ayrı parsel ve iki ayrı yönetimin varlığından haberdar olduğunu, buna rağmen hukuka aykırı olarak davanın sadece Ataşehir 50. Ada Yönetimine karşı ikame edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği faturalarda hizmet verilen blokların 1/2, 1A, 1B, 1/3 ve 1/4 bloklar olarak gösterildiğini, müvekkili .../3 parselde yer alan blokların 1A, 1B, 1/3 ve 1/4 bloklar olduğunu, bu bloklar yönünden cari hesap ilişkisi içerisinde fatura bedellerinin ödendiğini, kendi borcunu ifa ettiğini, davaya konu edilen bedelden .../4 parselde yer alan 1/2 blokun sorumlu olduğunu, bu blok ise .../4 parsel yönetimine bağlı olduğu için müvekkilinin sorumlu olmadığını beyanla, haksız davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "...dava konusu hizmet sözleşmesinin her ne kadar 2009 yılında 1 yıılk olarak imzalanmış ise de, daha sonraki dönemlerde de sözleşme ilişkisinin devam ettiği, sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, sözleşmenin fesih edilmediği, sözleşmenin 15. Maddesinde de hak ve yükümlülüklerin karşı tarafın rızası olmadan devredilemeyeceği düzenlendiği, davalının site yönetimin bölünmesi nedeniyle sorumluluğun diğer site yönetiminde olduğu savunmasının geçersiz olduğu, dava konusu döneme ilişkin davacının hizmeti sunduğunun sabit olduğu, davalının bu dönem borcu için ödeme yaptığını ispat edemediği, bilirkişi raporlarının da bu hususu doğruladığı anlaşılmıştır. Davacı vekiline 12/11/2020 tarihli celse 11 nolu ara kararı ile davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarname tebliğ şerhinin sunması için süre verilmiş, süreye rağmen davacı vekilince ihtarname tebliğ şerhi sunulmamış olup davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilememiş, takip öncesi faiz talebi reddedilerek kalan kısmın kabulüne karar verilmiştir..." İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, yargılama sürecinde itiraz ve savunmalarının incelenmediğini, davanın konusu 2014 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarına ilişkin faturalardan ödenmeyen bakiye kalan 12.247,43 TL'nin ödenmesi talebi olup davacının defter kayıtlarına göre 2014 Ocak, Şubat, Mart aylarına ait fatura bedellerinin ödenmiş olduğunu, TBK.m.101 ve 102 nci maddeleri uyarınca dava konusu faturaların Ocak ayı 18.500,00 TL, Şubat ayı 7.000,00 TL, Mart ayı 10.000,00 TL ve Nisan ayı 10.000,00 TL'lik ödemelerle sona erdiğini, yapılan ödemelerin davacının cari hesap ilişkisinde ilk muaccel olmuş borcu için yapıldığını, icra takibi bakiye cari hesap alacağına dayalı olmadığından icra takibine konu borcun ödeme ile sona erdiğini, davanın mezkur faturalara dayalı bakiye alacağı kalmadığı dikkate alındığında davanın reddedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna göre müvekkilinin davacıya 25.023,19 TL borçlu gözüktüğü ifade edilmesine rağmen hangi gerekçe ile 12.247,43 TL'lik tutarın üzeriden alacak bulunduğunun mahkemece açıklanmadığını, takip konusu borçtan .../4 parselde yer alan 1/2 blokun sorumlu olduğunu davacı defterlerinde yapılan kayıtlarında da bu beyanlarının doğruluğunu teyit ettiğini, zira borç tutarının bizzat davacı tarafından .../4 parselde yer alan 1/2 blok hesabına virman yapılmak suretiyle sıfırlandığını, ayrıca davacının İstanbul Anadolu 6.Tüketici Mahkemesi’nin 2015/2244 E. sayılı dosyasıyla müvekkiline karşı bakiye cari hesap alacağına ilişkin açtığı davada 55.149,52 TL'nin tahsilini talep ettiğini, eldeki dava bakiye cari hesap alacağına ilişkin dava olmadığı için reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi takdirde cari hesap alacağından düşülen bir tutarın birden fazla mahkeme nezdinde mükerrer tahsilinin söz konusu olacağını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ... Ltd. Şti'nin "Firma", davalı .... Ada Yöneticiliği'nin "İdare" olarak anıldığı 01/07/2009 tarihli "Hizmet Personel Alımı Sözleşmesi" imzalanmış, Ataşehir 50. Ada adresindeki sitede, "site sakinlerine, siteye gelen ziyaretçilere ve çalışanlara yardımcı olmak" şeklinde tanımlanan hizmetin davacı tarafından verilmesi, aylık hizmet bedelinin ise davalı tarafından ödenmesi hususunda taraflar anlaşmışlardır. Davacı tarafından eldeki dava tüketici mahkemesinde açılmıştır. İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi'nin 14/04/2016 tarihli 2015/1801 E. 2016/879 K. sayılı kararı ile; "6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 3. Maddesi uygulanmasında "tüketici"; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" ifade etmektedir. Davacının, davaya konu sözleşme ilişkisinde ticari amaçla hareket ettiği belirtilmiş olduğundan, davacının tüketici sıfatının bulunmadığı..." gerekçesiyle, dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine, HMK 20/1 maddesi uyarınca dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi akabinde dosya İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi olunmuş ve mahkemece yapılan yargılama neticesinde yukarıda yazılı gerekçelerle kısmen kabul kararı verilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesinden, taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. HMK'nın 1.maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Somut olayda; dava hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı için mutlak ticari dava olmadığı, davacı şirket tacir ise de davalı site yönetiminin tacir sıfatı bulunmadığı için nispi ticari dava olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlık yönünden görevli mahkeme ticaret mahkemesi değildir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 73/4 bendinde tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısmında yer alan basit yargılama usulüne göre yürütüleceği belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir.Somut dava, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılmıştır. Davalı site yönetiminin, davacı ile aralarında mevcut hizmet sözleşmesini kat maliklerini temsilen imzaladığı gözetildiğinde, kat malikleri adına temsilen site yönetimi 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince tüketici, davacı ise satıcı/sağlayıcı sıfatını taşımakta olup, taraflar arasındaki 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan şekilde bir tüketici işlemi bulunduğundan, 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi gereğince davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir. (Yargıtay 11.H.D., 10/10/2016 T., 2016/7590 E., 2016/7972 K.) Açıklanan nedenlerle; Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar verilmesi hatalı olduğundan davalı vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi ve 355.maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemenin 2016/875 E. 2021/267 K. sayılı 18/02/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/01/2026