T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1956 Esas KARAR NO : 2025/1871 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/76 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİHİ : 23/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1956 Esas KARAR NO : 2025/1871 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/76 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİHİ : 23/09/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/385 esas sayılı dosyasında görülen konkordato davası sonucunda konkordato tasdik edildiğini, ancak bu süreçte, müvekkilinin alacağının borçlu tarafından inkâr edildiğini, alacağın çekişmeli hale geldiğini, müvekkilinin, 30/04/2024 tarihli geçici mühlet ve 17/07/2024 tarihli kesin mühlet kararlarının ardından, konkordato dosyasına 05/11/2024 tarihinde alacaklı sıfatıyla müdahil olduğunu ve süresinde alacak kaydı yaptırdığını ancak borçlu şirketin, 650.000,00-TL bedelli çek ile 7.402,58 USD cari hesap alacağından oluşan toplam 890.181,88-TL’lik borcu haksız biçimde reddettiğini, bu sebeple müvekkilinin alacağının, konkordato nisabına dahil edilmediğini, borçlu şirketin inkârının mesnetsiz olduğunu, zira çekin karşılıksız çıktığını, cari hesap alacağının ise ticari defter ve belgelerle sabit olduğunu, bu sebeple müvekkilinin alacağının, toplam 907.723,78-TL olarak tespit edilmesi ve konkordato projesine dahil edilerek tahsiline karar verilmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca davanın, yalnızca konkordato kapsamındaki alacağın tespitine ilişkin olduğundan, TTK m.5/A’daki zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmadığını beyanla;İİK. m. 308/b-2 fıkra hükmü gözetilerek, Müvekkil Şirket alacağının (907.723,78-TL) konkordato projesinin tasdikine dair kararda belirtilen taksit tarihlerinde Sayın Mahkemece gösterilecek bir banka hesabına bloke edilmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, sonuç olarak alacağının konkordato nisabına katılmasını ve konkordato projesi hükümleri uyarınca tahsiline karar verilmesini, yargılama harç ve masraflarının davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/09/2025 tarih ve 2025/76 Esas sayılı ara kararında;"........HMK'nin 389'uncu maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin somut uyuşmazlığa ilişkin yargılama ile elde edilebilinecek sonuca ilişkin olarak İİK. m. 308/b-2 fıkra hükmü gözetilerek, davacı şirket alacağının (907.723,78-TL) konkordato projesinin tasdikine dair kararda belirtilen taksit tarihlerinde gösterilecek bir banka hesabına bloke edilmesi yönünde olduğu, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde talep edenin iddiasının yargılamayı gerektirmesi ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılarak ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin konkordato talep eden davalı şirketten olan alacağının ... ... Beylikdüzü Şubesi'nin ... seri numaralı, 15.08.2024 tarihli ve 650.000,00TL bedelli çekinden ve buna ilave olarak 7.402,58USD cari hesap alacağından ileri geldiğini, müvekkil şirkete ciro edilerek teslim edilen söz konusu çekin 03.04.2024 tarihli çek giriş bordrosundan da anlaşılacağı üzere müvekkil şirkete konkordato geçici mühlet tarihi öncesi ciro edildiğini ve ibraz tarihi olan 15.08.2024 tarihinde karşılıksız çıktığını, buna ilave olarak müvekkil şirketin cari hesap alacağına dair faturaların mevcut olduğunu, çek görseli, çek giriş bordrosu, cari hesap ekstresi ve faturaların yerel mahkemeye sunulduğunu, İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hallerin, genel bir ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edildiğini, hakimin ihtiyati tedbire karar vermesi için mutlaka bir zararın ya da tehlikenin doğmuş olmasına gerek bulunmadığını, ortaya çıkabilecek zarar ya da tehlikenin önlenmesi için de tedbir kararı verilebileceğini, nitekim tedbir kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşulun kanunda öngörülmediğini, aksine ihtiyati tedbire konu her alacağın, kural olarak “yargılamayı gerektirmesi” olasılığının kanunda açıkça kabul edildiğini, Bu noktada yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, tam ispat seviyesinin aranmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amacın davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek olmadığını, somut olayda müvekkil şirketin alacağının ... ... Beylikdüzü Şubesi'nin ... seri numaralı, 15.08.2024 tarihli ve 650.000,00 TL bedelli çekinden ve buna ilave olarak 7.402,58 USD cari hesap alacağından sabit olmakla, bu aşamada kambiyo senedinin ve buna ilave olarak faturaların mevcudiyeti esasında yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini gösterdiğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/385 Esas sayılı dosyasından 13/08/2025 tarihinde verilen karar gereği, konkordato kapsamında davalı şirketin alacaklılarına ödemeler başladığından, ancak müvekkil şirketin alacağının çekişmeli hale getirilmesi nedeniyle müvekkile ödeme yapılmadığından, müvekkilin zararının söz konusu olduğunu, konkordato talep eden davalı şirketin kararda gösterilen taksitleri ödeyememesi ihtimalinde müvekkile ödenmeyen taksitler yönünden, müvekkilin geri dönüşü imkansız bir mağduriyeti olacağını, bu nedenle konkordato davasında tasdik kararında belirtilen taksit tarihlerinde müvekkilin alacağının bir banka hesabına depo edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması ve alacağın tahsili imkanı ortadan kalkmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Davalı borçlu tarafından ikame edilen söz konusu konkordato davasında, 30/04/2024 tarihinde geçici mühlet kararı, 17/07/2024 tarihinde ise kesin mühlet kararı verilmiş olduğunu, 05/11/2024 tarihinde alacaklı müvekkil ... e A.Ş. tarafından konkordato dosyasına müdahale dilekçesi ile alacaklı sıfatı ile müdahil olunduğunu, buna müteakip 22/11/2024 tarihli Basın İlan Kurumu Resmi İlan Portalında yayınlanan İcra ve İflas Kanunu'nun 299 maddesi gereği "Alacaklıları Alacaklarını Bildirmeye Davet" ilanı uyarınca müvekkil şirketin alacağının süresi içerisinde Komiserliğe kaydettirildiğini, müvekkil şirketin alacağının nisaba dahil edilmediğini, bu cihetle haklı alacaklarının çekişmeli hale getirildiğini, Borçlu şirket yetkilisinin herhangi bir somut gerekçeye dayanmayan beyanı ile müvekkil şirketin konkordato talep eden davalı borçlu şirketten olan alacağı dayanaktan yoksun şekilde inkar edilerek çekişmeli alacak haline getirilmiş olduğunu, müvekkilin alacağının ticari kayıt ve defterler, çek, cari hesap, fatura ve sair belgelerle ispatlanabilir durumda olduğunu, Müvekkil şirketin alacağının likit alacağı olduğunu, buna rağmen davalı borçlu şirketin konkordato süreci kapsamında söz konusu alacağı haksız ve dayanaksız biçimde reddetmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayan ve dürüstlük kuralını ihlal eden bir tutum niteliğinde olduğunu, somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir talebi yönünden, kambiyo senedinin ve buna ilave olarak faturaların ve cari hesabın mevcudiyeti esasında yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini açıkça gösterdiğini, bu nedenle tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı Borçlu tarafından borcunun ifası amacıyla, ... ... Beylikdüzü Şubesi'nin ... seri numaralı, 15.08.2024 tarihli ve 650.000,00 TL bedelli müşteri çekin, müvekkil şirkete ciro edilerek teslim edildiğini, 03.04.2024 tarihli çek giriş bordrosundan da anlaşılacağı üzere işbu çekin müvekkil şirkete konkordato geçici mühlet tarihi öncesi ciro edildiğini ve ibraz tarihi olan 15.08.2024 tarihinde karşılıksız çıktığını, ihtilafa konu çekin ticari teamüller çerçevesinde ve ticari hayatın olağan akışı içinde tacirler arasında yaygın şekilde kullanılan, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 3. maddesinin 5. fıkrası uyarınca ileri tarihli olarak düzenlendiğini, bunun yanında müvekkil şirketin çek alacağına ilave olarak 7.402,58 USD cari hesap alacağı da bulunduğunu, müvekkil şirketin kambiyo alacağı ve cari hesap alacağı dikkate alındığında yaklaşık ispat koşunun mevcudiyetinin ortada olduğunu, borçlunun tek taraflı beyanı ile müvekkil şirketin alacağının çekişmeli hale getirilmesi ve tasdik kararı çerçevesinde müvekkile ödeme yapılmamasının tamamen davalı borçlunun kötü niyetli tutumundan ileri geldiğini, Bunun yanında konkordato talep eden davalı şirketin önümüzdeki günlerde kararda gösterilen taksitleri ödeyememesi ihtimalinde ya da taksitlerin sona erdiği tarih itibarıyla ödeme güçsüzlüğüne düşmesi ihtimalinde müvekkile ödenmeyen taksitler yönünden müvekkilin geri dönüşü imkansız bir mağduriyeti hasıl olacağını ve ciddi bir zararın ortaya çıkacağını, bu nedenle konkordato davasında tasdik kararında belirtilen taksit tarihlerinde müvekkilin alacağının bir banka hesabına depo edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Borçlu ...Taban San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında yürütülen konkordato davasında konkordato projesinin mahkemece tasdik edilerek yürürlüğe girdiğini, anılan proje kapsamında ilk taksit ödemesinin 30.09.2025 tarihinde gerçekleştirildiğini, borçlu şirketin ödeme sürecine başladığını, ancak konkordato müessesesinin tabiatı gereği borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeme güçlüğü içerisinde bulunan borçlulara tanınan bir koruma rejimi olduğunu, bu niteliği itibarıyla konkordato kapsamındaki borçlunun ödeme gücünün sınırlı olduğunu, müvekkil şirketin alacağının konkordato süreci içerisinde borçlu tarafından tamamen reddedildiğinden çekişmeli hale geldiğini, işbu dava ile alacağın tespiti ve tahsilinin talep edildiğini, ancak yargılama neticelenip müvekkilin alacaklı olduğu hükmen sabit olana dek, borçlu şirketin konkordato kapsamında halihazırda güçlükle ifa ettiği ödeme yükümlülüklerini sürdürebileceğine ilişkin herhangi bir hukuki veya ekonomik güvencenin mevcut olmadığını, Borçlu şirketin mali durumu itibarıyla konkordato taksitlerini dahi zar zor yerine getirebildiği, ödeme planında öngörülen yükümlülüklerin bir kısmının ifası halinde dahi, ilerleyen dönemde borçlunun ödeme aczine düşme riskinin somut ve ciddi olduğunu, bu bağlamda müvekkil şirketin kötü niyetle çekişmeli hale getirilen alacağının ileride tahsilinin imkansız veya önemli ölçüde zorlaşacağını, dolayısıyla yaklaşık ispat yanında, HMK m. 389 anlamında ihtiyati tedbir şartlarının da gerçekleştiğini, müvekkilin alacağına ilişkin olarak dosyaya sunulan çek sureti, çek giriş bordrosu, cari hesap ekstresinin müvekkilin alacağına dair yaklaşık ispata yeterli nitelikte olduğunu, ticari defter ve kayıtlar incelendiğine müvekkilin alacağının zaten tam ve kesin şekilde ispat edileceğini, müvekkilin konkordato projesi çerçevesinde çekişmeli hale getirilen alacağının, işbu dava süresince borçlu tarafından yapılacak olası ifalardan dışlanmaması ve ileride tahsilinin güvence altına alınması amacıyla, konkordato taksit ödeme tarihleri itibariyle mahkemece belirlenecek bir banka hesabında depo edilmesine karar verilmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, Borçlu şirketin içinde bulunduğu mali durum ve ticari faaliyetlerindeki dalgalanmalar dikkate alındığında, mevcut konkordato planının sürdürülebilirliği hususunda ciddi belirsizlikler olduğunu, her ne kadar konkordato tasdikiyle birlikte borçlunun malvarlığı üzerinde geçici bir koruma rejimi tesis edilmişse de, bu korumanın alacaklıların meşru haklarını süresiz biçimde erteleme veya ortadan kaldırma amacını taşımayacağını, aksine borçlunun borçlarını dürüstlük kuralına uygun şekilde ifa edeceği varsayımı üzerine inşa edildiğini, ancak somut olayda, borçlu şirketin ticari davranış biçiminin bu varsayımı zedeleyici nitelikte olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi kapsamında aranan "Hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması" koşulunun da somut olay bakımından gerçekleşmiş olduğunu, müvekkil şirketin alacağının korunması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesinin zaruri hale geldiğini, ayrıca ihtiyati tedbir müessesesinin hukuki koruma sisteminin önleyici ve teminat sağlayıcı unsurlarından biri olduğunu, yargılama süreci tamamlanmadan önce doğabilecek telafisi güç veya imkansız zararların önüne geçilmesi, hukuk güvenliğinin sağlanması ve hakkın özünün korunması için zorunlu olduğunu, zira hakkın varlığı mahkemece hükmen sabit olsa dahi, icra edilebilirliğin fiilen imkansız hale gelmesi halinde müvekkilin alacağına kavuşamayacağını,Somut olayda da, davalı borçlu şirketin bugüne kadarki tutum ve davranışları değerlendirildiğinde, yargılamayı uzatma veya süreci kötüye kullanma ihtimali azımsanmayacak düzeyde olduğunu, bu bağlamda yargılama süreci neticeleninceye kadar borçlu şirketin konkordato kapsamındaki mali ilerleyişinin olumlu yönde seyredeceğine dair herhangi bir güvence bulunmadığını, dolayısıyla yargılama sürecinin doğal veya kasıtlı biçimde uzaması halinde müvekkilin alacağını tahsil etme olanağının tamamen ortadan kalkacağını, bunun da hakkın korunması ilkesini fiilen geçersiz kılacağını,Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamında sunulan çek sureti, çek giriş bordrosu, faturalar, cari hesap ekstresi birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen "yaklaşık ispat" koşulunun somut olay bakımından gerçekleştiğini, bu belgelerin müvekkil şirketin alacağının varlığını güçlü biçimde ortaya koyduğunu, bu yönüyle yaklaşık ispatın mevcut olduğunu, bunun yanında tedbir kararı verilebilmesi için “alacağın yargılamayı gerektirmemesi” şeklinde bir koşulun kanunda öngörülmediğini, aksine ihtiyati tedbire konu her alacağın, kural olarak yargılamayı gerektirmesi olasılığının kanunda açıkça kabul edildiğini, dolayısıyla hem somut delillerle ortaya konulan mevcut bu durum hem de borçlunun kötü niyetli tutum ve davranışları dikkate alındığında, müvekkil şirketin alacağının korunması ve ileride tahsilinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usul, yasaya ve hakkaniyete uygun düşeceğini, somut olayda ihtiyati tedbirin tüm koşulları sağlandığını, bu itibarla Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/76 Esas sayılı dosyasından usul ve yasaya aykırı biçimde tesis edilen 23.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve müvekkil şirketin alacağının, konkordato tasdik kararında belirtilen taksit tarihlerinde bir banka hesabına depo edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; İİK'nun 308/b maddesine dayalı, konkordato nisabına dahil edilmeyen çekişmeli alacağın konkordato nisabına dahil edilmesi istemiyle açılan davada; alacak dayanağı olarak gösterilen ... ... Beylikdüzü Şubesi'nin ... seri numaralı, 15.08.2024 tarihli ve 650.000,00TL miktarlı çek bedeli ve buna ilave olarak 7.402,58USD cari hesap alacağından oluşan toplam 907.723,78-TL. alacağın konkordato ödeme planına uygun olarak vadeleri geldiğinde mahkemece belirlenen bir banka hesabına depo edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati tedbir talep eden davacı yan dava dilekçesi ile; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/385 Esas sayılı dosyasından görülen konkordato davasında davalı borçlu tarafından itiraz edilen ve çekişmeli hale dönüştürülen müvekkili şirket alacağının konkordato nisabına dahil edilmesi, müvekkili şirketin alacağının tespiti ile konkordato projesi ve hükümleri çerçevesinde tahsiline karar verilmesi; ayrıca kötü niyetli borçlu beyanı ile çekişmeli hale getirilen alacağın öncelikle İİK. m. 308/b-2 fıkra hükmü gözetilerek, konkordato projesinin tasdikine dair kararda belirtilen taksit tarihlerinde Mahkemece gösterilecek bir banka hesabına bloke edilmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İİK'nun Çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı 308/b maddesi; "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." hükmünü içermektedir. Somut olaya döndüğümüzde; İhtiyati tedbir talep eden davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin tasdik edilen konkordato projesi kapsamında depo kararı verilmesine yönelik olduğu gözetildiğinde, İİK'nun 308/b madde hükmünden anlaşılacağı üzere çekişmeli alacağın mahkemece belirlenen bir banka hesabına depo edilmesine yönelik tedbir kararını inceleme yetki ve görevi, projenin tasdikine karar veren Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olup, çekişmeli alacak davasının açıldığı mahkeme tedbir talebini değerlendiremez. İlk derece mahkemesince bu gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi gerekirken, alacağın varlığına yönelik yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığından bahisle talep reddedilmiş ise de, ret kararının sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.