T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1436 KARAR NO : 2026/177 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/05/2022 NUMARASI : 2021/9 E. - 2022/343 K. DAVANIN KONUSU: Şirket Ortağı Olmadığının Tespiti Taraflar arasındaki şirket ortağı olmadığının tespitine ilişkin davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1436 KARAR NO : 2026/177 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/05/2022 NUMARASI : 2021/9 E. - 2022/343 K. DAVANIN KONUSU: Şirket Ortağı Olmadığının Tespiti Taraflar arasındaki şirket ortağı olmadığının tespitine ilişkin davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların annesi ...'ın 04/03/2013 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçıları olarak dava dışı eşi ... ile çocukları davacıların kaldığını, murisin davalı şirkette hissedar olduğunu, davalı şirketin 25.09.2013 tarihli, ... sayılı TSG'de ilan edilen ve davacıların imzası bulunmayan 06.09.2013 tarihli, ... sayılı ortaklar kurulu kararı ile davacıların verasetten doğan hisse devri ile şirket ortağı yapıldığını, murisin vefat tarihinde davacıların 11 ve 17 yaşında olduklarını, 18 yaşını doldurmayan davacılara kayyım atanmadan, hak ve menfaatleri korunmadan alınan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, söz konusu ortaklar kararında davacıların imzasının da bulunmadığını, bu nedenle söz konusu hisse devrinin hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla davacıların davalı şirketin ortağı olmadıklarının tespitini ve bu hususun tescili istemenin zorunlu olduğunu ileri sürerek, davacıların davalı şirkette ortak olmadıklarının tespitine ve kararın TSG'de tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş, davalı yanca cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememiz tarafından, deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.Mahkememizde açılan işbu dava;Davacılar ... ve ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil no ile kayıtlı davalı ... Ltd. Şti 'ye ortak olmadıklarının tespiti taleplidir.Mahkememiz tarafından taraf delilleri toplandıktan sonra, nitelikli hesaplamalar uzmanı Doç Dr. ...'a tevdi edilerek rapor alınmak üzere dosya kendisine tevdi edilen bilirkişi tarafından tanzim edilen;02/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Limited şirketlerde ortağın ölümü halinde sahip olduğu payın ölümü anında kendiliğinden mirasçılara geçtiği (TTK m.596), mirasçıların paydan kaynaklanan tüm pay sahipliği haklarının ölüm anında sahibi olduğu, mirasçıların şirkete kabulüne ilişkin herhangi bir karara ihtiyaç olmadığı, şirketin üç ay içinde miras yolu ile devri red yönünde karar aldığına ya da MK. M. 605 ve 606 düzenlemesine uygun olarak mirasçılar tarafından mirasın reddediliğine ilişkin bir bilgi ve belge de bulunmadığından davacıların davalı limited şirkete mirasçılık belgesine uygun olarak pay sahibi oldukları neticesine ulaşıldığı rapor edilmiştir.Mahkememizce yapılan değerledirme sonucunda;Davacıların dava konusu şirkete ortak olmadıklarının tespiti ve ticaret sicilden yapılan ortaklık tescilinin silinmesine yönelik açılan işbu davada;Davacıların Limited şirket ortaklığının miras bırakanın ölümü ile 6102 sayılı TTK.nın 595 ve 596. Maddeleri gereğince yasa gereği kendiliğinden intikal etmesine ilişkin düzenlemeler ve davacıların velisi sıfatıyla işbu intikalin pay defterine kaydı ile davacıların ortak olarak sicile tesciline ilişkin işlemlerde işlemleri yapan veli ile davacılar arasında hukuki menfaat çatışması oluşmadığı anlaşılmakla davacıların açtığı davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 06.09.2013 tarihli, ... sayılı ortaklar kararında müvekkillerinin imzası bulunmadığı gibi murisin ölüm tarihinde davacıların reşit de olmadığını, kanunda tahdidi olarak sayılmış olan işlemler hariç olmak üzere yasal temsilcilerinin rızasının tamamlayıcı unsur olduğunu, ancak hukukumuzda, yasal temsilcilerin rızasının esas kabul edilerek her türlü işlemin yapılabilmesinin de engellendiğini, küçük ile yasal temsilcisi arasında menfaat çatışmasının olması durumunda TMK'nın ''Kayyımlığı Gerektiren Haller'' başlıklı m.426 uyarınca kayyım atanması gerektiğini, murisin ölümünün ardından geriye mirasçısı olarak davacılar ile onların babası ...'ın kaldığını, ortaklar kurul kararında velayeten kaydı ile ...'ın imzasının yer aldığını, yaşı küçük davacılar ile yasal temsilcilerinin aynı şirketin ortakları olarak görüldüğünü, dolayısıyla aralarında açıkça menfaat çatışması bulunduğunu, bu halde, davacılara kayyım atanması gerekirken kayyım atanmaksızın menfaat çatışması bulunan yasal temsilcinin oluru ile hukuki işlem yapılması hukuka aykırı olup geçerli olmadığını, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/11336 Esas, 2018/1279 Karar ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2010/22588 Esas, 2011/12782 Karar sayılı kararının emsal olduğunu, ...'ın her ne kadar davacıların yasal temsilcisi olsa da dava konusu olay kapsamında menfaat çatışmaları bulunduğundan küçük davacıları temsile haiz olmadığını, dolayısıyla kayyım atanmadan yapılan işlemin geçersiz olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davacıların ortak olmadıklarının tespitine, kararının ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacıların davalı şirketin ortağı olmadıklarının tespiti ile kararın tescil ve ilanı taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Bakırköy 43. Noterliğinin 13.06.2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı mirasçılık belgesine göre davacıların annesi olan ...'ın 04.03.2013 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçıları olarak çocukları olan davacılar ile eşi ...'ın kaldığı, davacılardan 24.11.1995 doğumlu ...'ın vefat tarihinde 17 yaşında olduğu, 28.05.2002 doğumlu davacı ... ...'ın ise 11 yaşında olduğu mirasçılık belgesinden ve nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15.02.2021 tarihli yazı cevabı ve eklerinin incelenmesinde; davacıların murisi ...'ın davalı şirkette 200 adet paya sahip olduğu, ...'ın vefatı üzerine davalı şirketin 06.09.2013 tarihli ve ... sayılı ''Verasetten Doğan Hisse Devri'' başlıklı ortaklar kararı alındığı, toplantıya diğer ortak ... ile davacıların babası ...'ın veraseten ve davacılar adına velayet katıldığı, davacıların ...'tan kalan hissenin 75'er adedine, dava dışı ...'ın ise 50 adedine sahip olduğuna ve bu durumun pay defterine işlenmesine karar verildiği, bu kararın 18.09.2013 tarihinde TSG'de ilan edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar vekili, davacıların hissenin intikali sırasında reşit olmadığını, diğer mirasçı babaları ile aralarında menfaat çatışması bulunduğunu, bu sebeple alınan ortaklar kurulu kararının geçersiz olduğunu ve davacıların davalı şirketin ortağı olmadıklarını ileri sürmektedir.Somut olayda, 06.09.2013 tarihli belge, muris ...'a ait şirket hissesine ilişkin iştirakin çözüldüğü, her bir mirasçının bağımsız hissedar olduğu anlamına gelmektedir. Alınan bu kararın içeriği itibariyle davacılar ile dava dışı mirasçı ve hissedar babaları arasında menfaat çatışması bulunmamaktadır. Ayrıca TTK'nın 596. maddesindeki esas sermaye payının, miras yoluyla geçmesi hâlinde, tüm hakların ve borçların, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçeceği hükmü uyarınca pay, kanundan dolayı doğrudan mirasçıya geçmekte olup 06.09.2013 tarihli kararın payın mirasçılar geçmesini sağlayan bir etkisi de bulunmamaktadır. Bu sebeplerle, davacıların talebi yerinde olmayıp ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, 3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.