T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/217 - 2026/443 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/217 KARAR NO : 2026/443 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/72 E. - 2023/286 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/217 - 2026/443 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/217 KARAR NO : 2026/443 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/72 E. - 2023/286 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2023/72 Esas - 2023/286 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/11295, 2016/64617 sayılı "... şekil" ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...'na başvurduğunu, 2021/103743 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, davacının 1882 yılında Almanya’da kurulmuş olup dünya çapında 150’den fazla şirketi ve yıllık yaklaşık 7 milyar Euro cirosu ile günümüzde kozmetik sektöründe faaliyet gösteren dünyanın en büyük şirketlerinden biri bulunduğunu, dünya çapında tanınan markalarından birisinin de “...” markası olduğunu, davacının bu markasının yoğun kullanım ve tanıtım faaliyetleri sonucunda tanınmış marka niteliğini kazanmış olup ... nezdinde de tanınmış marka statüsüne alındığını, ayrıca davacının “...” markasının tanınmışlığına ilişkin verilmiş somut uyuşmazlığa emsal nitelikte birçok ... ve yargı kararının bulunduğunu, davacının tescilli ve tanınmış “...” ibareli söz konusu markalarına dayalı olarak davalı firmanın 03, 05. sınıflardaki mallar ve 35. sınıftaki hizmetlerde tescil ettirmek istediği başvuruya yaptıkları itirazların, diğer davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu edilen markanın davacının “...” markalarında olduğu gibi “N” harfiyle başladığını ve “E, A” harfleriyle bittiğini, dava konusu edilen markada kullanılmış olan çiçek figürünün markaya ayırt edicilik kattığının söylenemeyeceğini, zira çiçek figürlerinin güzellik, bakım ve kozmetik sektörlerinde sıklıkla kullanıldığını, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu ve aynı/aynı tür emtialarda kullanılacaklarını, davalı firmanın “...” markasının fiilen cilt bakım ürünlerinde kullanılıyor olduğunu, ayrıca davacının markalarının öncelikle Paris Sözleşmesi’ne üye ülkelerde tanınmış bir marka olduğundan ve taraf markaları da benzer emtialarda kullanılacağından somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/4 hükmünün aradığı koşulların gerçekleştiğini, yine davalı kullanımları neticesinde davacının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama ihtimalinin ortaya çıktığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-17047 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, taraf markalarının fonetik, semantik ve şekil açısından birbirleri ile hiçbir benzerlik taşımadığını, dava konusu markaların yazı karakteri, tasarım, içerdiği figüratif unsurlar, kullanılan renkler gibi markayı oluşturan unsurlar bakımından çok farklı olduğunu, davalının markasının kullanıldığı ürünlerin hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira bu tüketicilerin bilinçli ve dikkatli tüketiciler olduğunu, davacının “...” markalı ürünlerinin kozmetik ürün sınıfına girdiğini, günümüzün modern kozmetiklerinin klasik kozmetik tanımına uymadığını ve ilaçla kozmetik arasında yeni bir grup olarak yer alan kozmetiklerin veya aktif kozmetiklerin ortaya çıktığını, “...” markası altında üretilen ürünlerin davacının ürünlerinden farklı olarak dermokozmetik özellik taşıdığını, davalının “...” markasını özenle seçmiş ve ciddi bir yatırım yaparak pazara girdiğini, dolayısıyla “...” markasına benzemek, bu markanın tanınmışlığından yararlanarak, haksız bir kazanç elde etmek gibi bir amacının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 03. ve 05. sınıflardaki tüm mallar ile bunların 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 35. sınıfa giren diğer hizmetler yönünden ise bu şartın gerçekleşmediği, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının kısmen gerçekleşmesine rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, taraf markaları benzer kabul edilmediğinden SMK 6/4 maddesinin uygulanma kabiliyetinin olmadığı, davacının “...” markasının kişisel bakım/hijyen ürünleri sektöründe tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmeyeceğinden, SMK m. 6/5 koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davaya konu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, ilk derece mahkemesince, isabetli olarak “...” ve “...” ibarelerinin başında ve sonunda ortak harfler bulunduğuna değinildikten sonra hatalı olarak markaların karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı sonucuna varıldığını, oysa her iki markanın da “N” harfi ile başlayıp “E, A” harfleri ile bittiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin tespitlerinin aksine aynı yerlerde konumlandırılan ortak harflerin, markaları görsel olarak karıştırılacak düzeyde benzer kıldığını, işitsel benzerliğin de bulunduğunu, sonuç olarak somut olayda SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının gerçekleştiğini, ayrıca müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK’nın 6/4 ve 6/5. maddeleri kapsamında da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmalarının da SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında bir tescil engeli yaratmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.