T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/345 - 2026/597 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/345 KARAR NO : 2026/597 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/73 E. - 2023/333 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hu…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/345 - 2026/597 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/345 KARAR NO : 2026/597 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/73 E. - 2023/333 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2023 Tarih ve 2023/73 Esas - 2023/333 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2021/130794 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkili tarafından “.../...” ibareli seri ve tanınmış markalarına dayalı olarak yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira müvekkilinin Türkiye’de modern perakende sektörünün öncüsü bulunduğunu, müvekkilinin “... ...” markasının, “perakende satış hizmetleri” yönünden tanınmışlığının davalı Kurum tarafından da 17.03.2022 tarihinde kabul edildiğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde bu markanın haksız bir yarar sağlayacağını, müvekkiline ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve markanın itibarının zarar göreceğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzediğini, dava konusu edilen markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanması olasılığının yüksek olduğunu, dava konusu edilen markanın, müvekkilinin "www.....com.tr" uzantılı alan adına benzer olması nedeniyle de hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı firmanın dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, zira davalının davacının tanınmış markasından haberdar olmaması ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-16884 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle farklı olmaları sebebiyle ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılmayacağını, davacının, diğer iddialarının da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu davalının 2021/130794 sayılı ve "..." ibareli markası ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, davalının markasının kapsamına giren tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının tanınmışlık ve alan adından kaynaklanan hak iddialarının, dava konusu markanın kapsamına giren 35. sınıf altındaki mağazacılık hizmetleri yönünden etkisinin olabileceği, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu edilen markanın tesciline bir etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 14.12.2022 tarih 2022-M-16884 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, davacı markalarının esas unsuru olduğunu iddia ettiği "..." sözcüğünün, ayırt ediciliği düşük, herkesçe bilinen "büyük/büyük ölçekte" anlamına sahip sıradan bir sözcük olduğunu, bu itibarla davacı markalarının zayıf marka niteliği taşıdığını ve doktrinde de kabul edildiği üzere "tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişi bunun sonuçlarına katlanmak zorunda" bulunduğunu, davacı markasının SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında tanınmış marka olduğu gerekçesiyle belirli hizmetler açısından tescil engelinin oluşacağı tespitinin de hatalı olduğunu, SMK'nın 6/6 hükmü kapsamında davacıya ait tescilli alan adına bağlı olarak nispi ret sebebi oluşacağının kabul edildiğini, bu yönden de mahkeme kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı gibi dava konusu başvuruda bu ibarenin farklı renk tonunda yazılarak öne çıkarıldığı, bu itibarla taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, ".../..." ibarelerinin ayırt ediciliği düşük ise de başvuruda bu ibareye eklenen "..." ibaresinin, başvuruyu davacının itirazına mesnet markalarından uzaklaştırdığının söylenemeyeceği, diğer bir deyişle "..." ibaresinin, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile başvurunun, davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri yönünden SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddesi koşullarının da meydana geldiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3- İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.