İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkettin müvekkil şirketten ürün alımı yaptığını ve müvekkil şirket ile davalı şirket arasında süregelen alım-satım ilişkisi bulunduğunu, davalı şirket tar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/249 KARAR NO : 2025/1466 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/11/2021 NUMARASI : 2020/595 Esas - 2021/896 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkettin müvekkil şirketten ürün alımı yaptığını ve müvekkil şirket ile davalı şirket arasında süregelen alım-satım ilişkisi bulunduğunu, davalı şirket tarafından talep edilen ürünlerin kendilerine teslim edilirken Euro olarak düzenlenen faturalarda Türk Lirası karşılığının gösterildiğini, davalı tarafından ödemelerin fatura tarihlerinden daha sonraki bir tarihte yapıldığını, ödeme günü Euro tutarını ödemesi gereken davalının, hatalı olarak fatura tarihindeki kur üzerinden ödeme yaptığını, kendisine bir kur farkı faturası düzenlendiğini, davalının e-arşiv sistemi üzerinden faturayı teslim aldığını ve faturanın bedelini ödemediğini, bunun üzerine Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyasında faturaya dayalı ilamsız icra takibi açıldığını, borçlu şirketin, haksız ve kötüniyetli takibe itiraz ettiğini, yabancı para ile yapılan satışlarda faturalar da Türk Parası cinsi gönderilmesi koşulu ile yurt içinde yabancı bir para birimi üzerinden fatura düzenlemenin hukuka uygun olduğunu, faturanın düzenlendiği günkü kur üzerinden TL karşılığının gösterilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilin, davalıya yaptığı satışlara istinaden 25.02.2020 tarihinde 26.101,60 Euro bedelli ve 4.731,80 Euro bedelli iki adet fatura tanzim edildiğini, davalının bu faturaların bedelini 14.07.2020 tarihinde TL olarak ödediğini, 25.02.2020 tarihli faturada 26.101,60 Euro toplam ödenecek tutarın gözüktüğünü, döviz kuru ise faturada 6,5772 TRY şeklinde olduğunu, faturanın o günkü TL değeri 171.675,45 TL olduğunu, bu ödemenin 14.07.2020 tarihinde yapıldığında döviz kurunun 7.8072 TRY olduğunu ve buna bağlı olarak fiili ödeme günündeki ödenmesi gereken tutarın 203.780,41 TL olduğunu, bu faturanın özelinde 4.018,32 Euro'luk bir bakiye kaldığını, 25.02.2020 tarihli faturada ise 4.731,80 Euro toplam ödenecek tutar gözüktüğünü, döviz kuru ise fatura tarihinde 6,6529 TRY şeklinde olduğunu, faturanın o günkü TL değerinin 31.480,19 TL olduğunu, bu ödemenin 14.07.2020 tarihinde yapıldığında döviz kuru 7.8072 TRY olduğunu, buna bağlı olarak fiili ödeme günündeki ödenmesi gereken tutarın 36.942,10 TL olduğunu ve bu faturanın özelinde 682,38 Euro'luk bir bakiye kaldığını, bu durumu gidermek için kalan 4.700,70 Euro borcunun üzerinden 12.08.2020 tarihinde, vadesinde ödenmeyen yabancı para borcu için, o günün kuru üzerinden TL olarak "Kur Farkı" faturası kesildiğini, davalının faturayı defterine kaydettiğini ve itiraz etmediğini, tarafların tacir olduğunu, ticari defterlerin tarafların leh ve aleyhine delil teşkil ettiğini, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek uyuşmazlığın çözülmesinin mümkün olduğunu, takip konusu alacağın likit bir alacak olduğunu, likit bir alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, İstanbul Arabuluculuk Bürosu’nun 2020/82080 büro numaralı ve 2020/14598 arabuluculuk numaralı dosyasında başlatılan arabuluculuk süreci 05.10.2020 tarihli son tutanakla, davalı tarafın da katılımı ile anlaşamadıklarını, bu nedenle itirazın 40.398,76-TL'lik alacak yönünden iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı müvekkil şirket arasında kur farkı talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir sözleşme olmadığını, davacı şirket tarafından kur farkı faturasına dayanak olarak gösterildiğini, iki adet faturada kur farkı talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir şerh de bulunmadığını, bu sebeple kur farkı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde, davacı şirket tarafından davalı müvekkil şirket adına düzenlenmiş olan: 25.02.2020 düzenleme tarihli, 26.1010,60 Euro bedelli 6,5772,-TL kur karşılığı 171.675,45-TL tutarında düzenlenmiş olan faturanın, Müvekkil Şirket tarafından 14.07.2020 tarihinde ödendiği, ödeme yapıldığı tarihte kurun 7,8072-TL olduğu ve dolayısıyla 4.018,32 Euro tutarında fark kaldığı, 25.02.2020 düzenleme tarihli, 4.732,80 Euro bedelli 6,6529,-TL kur karşılığı 31.480,19-TL tutarında düzenlenmiş olan faturanın, Müvekkil Şirket tarafından 14.07.2020 tarihinde ödendiği, ödeme yapıldığı tarihte kurun 7,8072-TL olduğu ve dolayısıyla 682,38 Euro tutarında fark kaldığının davacı tarafından iddia edildiğini, müvekkil Şirket'e 12.08.2020 tarihinde KDV dahil 43.128,50-TL tutarlı kur farkı faturası düzenlendiği ve faturanın ödenmemesi sebebi ile başlatılan icra takibine Müvekkil Şirket tarafından haksız olarak itiraz edildiğinin iddia edildiğini, kur farkı faturası düzenlenebilmesi için, taraflar arasında yapılmış bir sözleşme ve buna ilişkin düzenlemenin bulunması gerektiğini, davacı Şirket ile Davalı Müvekkil Şirket arasında yapılmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, Davacı Şirket ile Müvekkil Davalı Şirket arasında 2019 yılından beri devam etmekte olan ticari uygulamada, kur farkına ilişkin herhangi bir uygulama olmadığını, davacı'nın dava dilekçesinde kur farkı talebinin dayanağı olarak gösterdiği iki adet faturada, fatura bedellerinin zamanında ödenmediği durumda kur farkı alınacağı yönünde herhangi bir şerh bulunmadığını, davacının ilk olarak Müvekkil Şirket adına 29.07.2020 tarihli ve ... numaralı, “Kur Farkı” açıklamalı, “Temel Fatura” senaryolu KDV dahil 77.133,00-TL tutarlı E-Fatura (“Fatura”) düzenlendiğini, bahis konusu faturanın Müvekkil Şirket tarafından kabul edilmediği için 06.08.2020 tarihli ve ... sayılı iade faturası düzenlendiğini ve iade faturası Beyoğlu 35. Noterliği'nin 07 Ağustos 2020 tarihli ve ...Yevmiye numaralı İhtarnamesi ekinde Davacı Şirket'e tebliğ edildiğini, davacının bunun üzerine, huzurdaki davaya konu olan Kur Farkı faturasını düzenlediğini ve bu sefer KDV dahil 43.128,50-TL kur farkı olduğunu iddia ettiğini, hesaplamanın ve kdv hesabının hatalı yapıldığını, davacı Şirket tarafından her iki faturaya ilişkin KDV dahil fark tutarı olarak toplam 36.549,58-TL olarak hesaplandığını ve hesaplanan bu tutara da ayrıca KDV uygulanarak 43.128,50-TL tutarlı fatura kesildiğini, bu şekilde kesilmiş faturanın, Vergi Usul Kanunu'nda yer alan düzenlemelere aykırı olarak, zaten KDV dahil olan kur farkı için yeniden KDV eklenerek düzenlendiğini, davacı Şirket'in kur farkı alacağının olduğu düşünülse bile, kur farkı faturasının iç yüzde dikkate alınarak KDV dahil düzenlenmesi gerektiğini, faturanın hatalı düzenlendiğini, davacı Şirket'in kur farkını her seferinde farklı hesapladığı dikkate alındığında, ortada likit bir alacak olmadığını %20 icra inkar tazminatı talep edilmesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Türk Borçlar Kanunu m.99/f.2'de; ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla yabancı para borçlarında TBK m.99/2 uyarınca borçlu dilerse yabancı para ile dilerse ödeme günündeki rayiç Türk parası ile borcunu ödeyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu m.99/f.3'de; ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde, vade tarihine kadar TBK m.99/2 uyarınca aksi kararlaştırılmışsa yabancı para borcunu ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı ile ödeme hakkına sahip olan borçlunun temerrüte düşmesi durumunda seçimlik hakkını kaybedeceği, alacaklının alacağını aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesi konusunda seçimlik hakka sahip olacağı, borçlunun alacaklının talebine göre ödeme yapmak zorunda kalacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, vadenin belirlenmediği para borçlarında da, borç TBK m.90 uyarınca vade kararlaştırılmadığı için doğduğu anda muaccel olacağından TBK m.99/2 hükmü uygulanabilecektir. TBK m.90 uyarınca borcun doğduğu an ise işin niteliğine ve dürüstlük kuralına göre belirlenecektir. Satış sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa borcun muaccel olduğu an alıcının malı teslim aldığı andır. Yargılama sırasında uyuşmazlığın aydınlatılması için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor, faturalar, ödemeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahiplerinin lehine delil olma vasfına haiz oldukları, davacı tarafından 25/02/2020 tarihinde 60 gün ödeme vadeli "iş bu fatura döviz faturasıdır" açıklamalı 26.101,60 EURO(171.675,45 TL) ve 4.731,80 EURO(26.678,13 TL) tutarlı faturaların tanzim edildiği, faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalara karşılık davalı tarafından 14/07/2020 tarihinde 171.675,45 TL ve 31.480,19 TL tutarında ayrı ayrı ödeme yapıldığı, kur farkına ilişkin düzenlenen 12/08/2020 tarihli 43.128,50 TL bedelli faturanın tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davalı tarafından bu faturanın kabul edildiği ve kayıt altına alındığı, tarafların ticari defterlerine göre davacının 43.128,50 TL alacaklı olduğu, kur farkından kalan bakiye davacı alacağının bilirkişi tarafından 37.566,88 TL olarak hesaplandığı, faturaların belirlenen vadede ödenmediği, davalının TBK m.99/2'ye göre faturaların bedellerini muaccel olduğu tarihlerde rayiç Türk Lirası karşılığını ödemek zorunda olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davalının ödemelerinin faturaların konusu borçları karşılamadığının tespit edildiği, davalının fatura bedellerini ödeme günündeki rayiç Türk Lirası üzerinden yapmadığı, bu durumda davacı alacaklının TBK m.99 uyarınca kur farkından kaynaklı alacağını talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Kur farkına ilişkin düzenlenen dava konusu fatura her iki tarafça kabul edilip, ticari kayıtlara işlenmiş, tarafların defterinde davacının 43.128,50 TL alacaklı olduğu kayıtlanmış ise de davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş ve 24/11/2021 tarihli celsede bilirkişi raporunun kabul edildiği beyan edildiğinden raporda hesaplanan 37.566,88 TL alacak açısından takibin devamına karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı açısından yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğu, TBK m.99 hükmü uyarınca davalının yabancı para cinsinden olan borcunu ödeme günündeki kur üzerinden kolaylıkla rayiç Türk Lirasına çevirip karşılığını hesaplayabileceği ve ödeme yaptığı tutarın borcu karşılayıp karşılamayacağını tespit edebileceği, nitekim kur farkı faturasının davalı tarafından kabul edilip ticari defterine işlendiği dikkate alınarak dava konusu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu sonucuna ulaşılmış, İİK m.67/2 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, Bakırköy 9. İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 37.566,88 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren 37.566,88 TL 'ye avans faizi uygulanmasına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kur farkı faturası düzenlenebilmesi için, taraflar arasındaki yapılmış bir sözleşme ve buna ilişkin düzenlemenin bulunması gerektiğini, taraflar arasında yapılmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını ayrıca, taraflar arasında 2019 yılından beri devam etmekte olan ticari uygulamada, kur farkına ilişkin herhangi bir uygulama da olmadığını, bilirkişi Raporu ile de sabit olduğu üzere, taraflar arasında ticari alım-satıma ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, kur farkı faturası düzenlenebilmesi için, taraflar arasındaki yapılmış bir sözleşme ve buna ilişkin düzenlemenin bulunması gerektiğini, taraflar arasında 2019 yılından beri devam etmekte olan ticari uygulamada kesilen faturalar incelendiğinde, birçok faturada ödeme vadesine ilişkin bir düzenleme olmadığı görüleceğini, dolayısıyla, üzerinden 30 gün ya da 60 gün vade olmayan faturaların bedellerinin dahi, Bilirkişi Raporu'nda belirtildiği üzere, 1 aylık sürelerde dahi ödenmesi söz konusu olduğunu, dolayısıyla taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin herhangi bir ticari uygulama da söz konusu olmadığını, taraflar arasında sözleşme yoksa düzenlenen faturanın altında kur farkı düzenleneceğine dair şerhin aranacağı açıklanmış davacı Şirket'in dava dilekçesinde kur farkı talebinin dayanağı olarak gösterdiği iki adet faturada, fatura bedellerinin zamanında ödenmediği durumda kur farkı alınacağı yönünde herhangi bir şerh de bulunmadığı; bu sebeple de, Davacı Şirket'in davalı Şirket'ten kur farkı talep etmesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, hiçbir şekilde Davacının kur farkı alacağının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile, Davacı Şirket'in bile Yerel Mahkeme nezdinde sunulan dilekçelerde kur farkını her seferinde farklı hesapladığı dikkate alındığında, Yerel Mahkeme'nin talep edilen alacağa ilişkin likit ve belirlenebilir olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmetmesi hatalı olduğunu, davacı, ilk olarak davalı Şirket adına 29.07.2020 tarihli ve ... numaralı, “Kur Farkı” açıklamalı, “Temel Fatura” senaryolu KDV dahil 77.133,00-TL tutarlı E-Fatura düzenlendiğini, bahis konusu fatura davalı Şirket tarafından kabul edilmediği için 06.08.2020 tarihli ve ... sayılı iade faturası düzenlenmiş ve iade faturası Beyoğlu 35. Noterliği'nin 07 Ağustos 2020 tarihli ve ... Yevmiye numaralı İhtarnamesi ekinde Davacı Şirket'e tebliğ edildiğini, davacı Şirket bunun üzerine, huzurdaki davaya konu olan Kur Farkı faturasını düzenlemiş ve bu sefer KDV dahil 43.128,50-TL kur farkı olduğunu iddia ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı kur farkı faturasından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kur farkı istenebilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, "kur farkı faturası" sebebine dayalı olarak 43.128,50 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 19/08/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davalının ticari defterlerine göre, davacı tarafından 29.07.2020 tarihinde 77,133 TL tutarında fatura davacı alacağı olarak kayıtlı ise de davalının 06.08.2020 tarihinde kur farkı iade faturası tanzim ederek ihtarnameyle davacıya gönderildiği, davacı tarafından 12.08.2020 tarihinde takip ve davaya konu 43.128,50 TL tutarında fatura tanzim ettiği ve davalı tarafından kayıtlara alındığı tespit edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının takibe konu kur faturasını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Dosyada, davalının ticari defterlerindeki kaydın aksini ispatlayacak bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi yarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 650,00 TL harcın, alınması gerekli olan 2.566,19 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.916,19 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 40,00 TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025