T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/720 - 2026/595 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/720 KARAR NO : 2026/595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2023 NUMARASI : 2021/81 E. - 2023/375 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/720 - 2026/595 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/720 KARAR NO : 2026/595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/07/2023 NUMARASI : 2021/81 E. - 2023/375 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/07/2023 tarih ve 2021/81 Esas - 2023/375 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 1961 yılından beri bisküvi, kraker vs ürünlerin imalatı, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösteren müvekkilinin, ilk kez 2007 yılında tescil ettirdiği tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2019/32270 sayılı "... ..." ibareli markasının 05, 29, 30, 32 ve 35. sınıflarda tesciline yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle markaların benzer olduğunu, ibarenin müvekkilinin yoğun ve yaygın kullanımı ile ayırt edicilik kazandığını, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olarak kabul edilemeyeceğini ve davaya konu marka ile müvekkilinin markasının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu da nazara alındığında çoğunluğunu çocukların oluşturduğu ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, ileri sürerek 2021-M-225 sayılı YİDK kararının iptaline ve davaya konu markanın 05/2, 29, 30 ve 32. sınıfın tamamı ile bu malların 35/5. sınıftaki mağazacılık hizmetlerinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket yapılan tebligata rağmen cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibaresi taraf markalarında ortak olarak yer almakta ise de, davaya konu markada "...", "..." ve "... ..." ibarelerinin bir bütün olarak esas unsur olarak yer aldığı, markanın unsurlarına ayrılması suretiyle inceleme yapılmasının mevzuata ve mevcut uygulamalara aykırılık teşkil edeceği, "..." ibaresinin halk arasında çoğunlukla "sağlıklı, formda, zinde, iyi görünümlü" anlamlarında kullanıldığı, günlük hayatta ve ticarette yaygın olarak kullanılan, özellikle gıda ürünleri üzerinde tüketicinin sıklıkla karşılaştığı ve ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, davacının kullanım sonucu ibareye ayırt edicilik kazandırdığı iddiasına ilişkin sunmuş olduğu delillerin bu keyfiyeti değiştirmediği, zira sunulan dokümanlara göre davacının markasını "... ..." şeklinde yoğun ve etkin olarak kullandığı, 5 kelime 20 harften oluşan davaya konu markanın davacının 3 harften oluşan "..." ve buna ekli "...", ...", "..." ibarelerinden oluşan markalarından görsel, işitsel ve kavramsal olarak uzaklaştığı, dolayısı ile bir kısım mal ve hizmet sınıfı yönünden markalar arasında emtia benzerliği bulunmasına rağmen markaların ortalama tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimalinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile müvekkilinin markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak oluşturulan markaların tertip tarzının aynı olduğunu, markaları birbirinden ayırt edecek herhangi bir unsur bulunmadığı ve kapsamlarında bulunan mal ve hizmet sınıfları itibariyle emtia benzerliği gerçekleştiğinden davaya konu markanın müvekkili ile özdeşleşen "..." markasının serisi olarak algılanacağını, "... ibaresinin müvekkilinin kullanımı sonucu ayırt edicilik kazandığını ve tanınmışlık iddiası bakımından mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda "..." kelimesinin öne çıkarılmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685-2022/6319 E/K sayılı ilamında "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğunun belirtildiği, buna göre dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı ve dava dilekçesinde tanınmışlık koşullarına ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.