T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/6 Esas KARAR NO: 2026/237 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/17 Esas - 2025/406 Karar TARİHİ: 23/05/2025 DAVA: Alacak (Hisse Devir Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/6 Esas KARAR NO: 2026/237 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/17 Esas - 2025/406 Karar TARİHİ: 23/05/2025 DAVA: Alacak (Hisse Devir Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ............ (........) Britanya Virjin Adaları, .... (...) ise ... merkezli şirketler olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ...AŞ'nin... merkezli bir şirkete sahip olduğu hisselerin müvekkili ...şirketine devredilmesi için .......... Mayıs 2007 tarihli “... ...” isimli hisse devri sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkili şirketin hisse devir bedeli olarak ödemesi gereken 20 milyon USD yi davalı şirkete ödediğini, sözleşme bedelinin ödenmesine rağmen hisselerin müvekkiline devrinin yapılmadığını, bunun üzerine sözleşmenin 7. Maddesindeki tahkim şartına istinaden .......’a (Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi) başvurduklarını, başvuru neticesinde verilen 10 Temmuz 2009 tarihli ve...... Karar ile ...A.Ş.’nin 20.000.000 Amerikan doları asıl alacağı 28.11.2007 tarihinden işleyecek akdi LIBOR + %1,57 üç ayda bir bileşik faiziyle ........’a ödemesine karar verildiğini, tahkim kararının verilmesinden bir süre sonra uyuşmazlıktan doğan alacakla ilgili olarak ...şirketi ile ...A.Ş. ve davalı şirketin temsilcisi ... arasında 25.12.2014 tarihli “Debt Repayment Agreement” (Borç Geri Ödeme Sözleşmesi) isimli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalının borcu ikrar ettiğini, davalı ...'ın borca şahsen kefil olduğunu, iş bu sözleşmeye göre uyuşmazlıkla ilgili olarak İstanbul mahkemelerinin yetkili kılındığını, uyuşmazlık konusu alacağın müvekkili ...tarafından 27.04.2016 tarihli Temlik Sözleşmesiyle, ...’ın başka bir inşaat sözleşmesinden kaynaklanan borçlarından mahsup edilmek üzere İstanbul merkezli ............... Anonim Şirketi’ne temlik ettiklerini, 27.12.2017 tarihinde ..., ... ve ... arasında imzalanan "......" isimli üçlü bir anlaşma ile alacağın ...’a temlik edilmesine karar verilerek alacağın ikinci kez devredildiğini, Öte yandan alacağı müvekkil ...’a devreden ...’ın 31/05/2019 tarihinde, husumet ehliyeti olmamasına rağmen Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 10 Temmuz 2009 tarihli ve 81040 Kararının tenfizi talebiyle İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/286 esasına kayden dava açtığı ve ilk derece mahkemesince Kasım 2024’te davanın kabulüne karar verildiği öğrendiklerini, ancak uyuşmazlık hakkında verilen yabancı hakem kararı ve 25.12.2014 tarihli Debt Repayment Agreement’a (Borç Geri Ödeme Sözleşmesi) rağmen borç asıl borçlu ve kefil tarafından müvekkillere hâlen ödenmediğinden huzurdaki davayı ikame etmek durumunda kaldıklarını, borçlularla dava öncesi dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerininde anlaşmaya varılamadığını beyan ederek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin 29 Mayıs 2007 tarihli Hisse Devri Sözleşmesinden kaynaklanan ve 25.12.2014 tarihli “.......” isimli sözleşme ile ikrar edilen 20.000.000-(yirmimilyon) Amerikan doları alacağının akdi faiziyle birlikte asıl borçlu ve kefil davalılar tarafından müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davalıların 5718 sayılı MÖHUK m.48 uyarınca teminat göstermek zorunda olduklarını, Davacılardan ... ....... ("..."), ...........'nda kurulmuş ve adresi de ........'nda olan bir yabancı tüzel kişidir. Keza diğer davacı ......... ("...") de ...'da kurulmuş ve adresi de ...'da bulunan bir yabancı tüzel kişidir. Her iki davacı da ayrı ayrı olmak üzere teminat yükümlülüğüne tabi olduklarını, en az dava sonunda hükmedilecek harçların tamamı ve karşı vekalet ücreti meblağının tamamı olmak üzere teminata hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığını her bir davacının ayrı ayrı olmak üzere nispi haç yatırması gerektiğini, davacıların huzurdaki davada 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesi başlıklı bir sözleşme uyarınca alacaklı olduklarını iddia ettiğini, ancak davacılar tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin 6. Maddesinde "...taraflar ayrıca, Uluslararası Ticaret Odası'nın (ICC) kuralları ve düzenlemeleri ile Türk maddi hukuku uyarınca...'nin Cenevre şehrinde tahkime başvurma hakkına da sahiptir." denildiğini, . 6100 sayılı HMK m. 413 uyarınca; "Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder," denildiğini,. Sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca tahkim itirazında bulunduklarını , huzurdaki davada görevli ve yetkili olmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca huzurdaki davanın derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, Dava konusu iddia olunan alacak için ... şirketi tarafından müvekkile karşı İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/286 E. Sayılı dosyası ile Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nin 10.07.2009 tarih ve 81040 sayılı yabancı hakem kararının tenfizi davası açıldığını, Huzurdaki davanın davacısı olan ... tarafından da İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/430 E. Sayılı dosyası ile aynı hakem kararının tenfizi davası açtığını, ... tarafından açılan dava, ... tarafından açılan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/286 E. Sayılı dosyası ile birleştirildiğini,. Birleştirme sonrasında ... tarafından birleşen dosya takip edilmemiş, takipsizlik sebebiyle dosya işlemden kaldırıldığını, ... tarafından açılan dava ise takip edilmiş olup, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2024 tarih ve 2019/286 E., 2024/609 K. Sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini. İşbu karar hukuka aykırı tanzim edilmiş ve tarafımızca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla birlikte, huzurdaki davanın konusu ile halihazırda kabulüne karar verilmiş davanın konusu birebir aynı olduğunu, İlgili kararda, huzurdaki davada da alacağa dayanak olmak üzere ileri sürülen 25.12.2014 tarihli Borç Geri Ödeme Sözleşmesi'ne atıf yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiğini, 25.12.2014 tarihli sözleşme bakımından da ne davacıların ne de ...'ın herhangi bir alacağı bulunduğunu kabul etmemekle birlikte, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2024 tarih ve 2019/286 E., 2024/609 K. Sayılı ilamının istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmesi ve ayrıca huzurdaki davanın da kabul edilmiş olması halinde, müvekkilinden aynı alacağın iki kez tahsil edilmeye çalışıldığını, mahkemece derdestlik hususunda aksi kanaatte olunması halinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43 Hukuk Dairesi 2025/34 esas sayılı dosya ya müzekkere yazılarak huzurdaki davanın açıldığının bildirilmesi gerektiğini, istinaf kararı ile kaldırıldıktan sonra davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise bile her halükarda İstanbul 9 ATM nin 2019/286 Esas sayılı dosyasının huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, Esasa ilişkin itirazlarında ise alacağın dayandığı iddia edilen borç geri ödeme sözleşmesi zaman aşımına uğradığını arabuluculuk tutanağının iptali gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise başvuru tarihinin ancak 30/12/2024 tarihli olarak kabul edilmesi gerektiğini, Davacı ... Tarafından Alacağın Temlik Alındığı İddia Olunan Temlik Sözleşmesi De Zamanaşımına uğradığını, Müvekkili ...'ın 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesine kefil olmadığını, sözleşmede mevcut olduğu iddia edilen el yazısının müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ... tarafından verilmiş geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığını, ayrıca 25/12/2014 tarihli sözleşmenin temlik edilemeyeceğini, iddia olunan her iki temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu, alacağın temlik edildiğinin ... yetkilisinin alacağın ifa edilmiş ve herhangi bir şikayetinin bulunmadığına dair yeminli beyanının mevcut olduğunu, hiçbir şekilde alacağı kabul anlamına gelmemekle beraber alacağın kime ait olduğun çekişmeli olduğunu, çekişmeli alacak sebebiyle ifa talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın öncelikle usulden ve esastan reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/05/2025 tarih ve 2025/17 Esas - 2025/406 Karar sayılı kararında; "...Dava dilekçesinde 20.000.000-(yirmimilyon) USD talepe dilmesine rağmen harç 500.000,00 TL üzerinden yatırılmıştır. 13/01/2025 tarihli tensip zaptı 10 numaralı ara karar ile dava dilekçesinde alacak talebine konu toplam alacak üzerinden harcın yatırılması gerektiğinden bahisle 20.000.000,00 USD X 35,4346 TL = 708.692.000,00 TL dava değeri üzerinden hesaplanan 12.102.687,63 TL harç bedelinden peşin yatırılan 9000 +8.538,75 =17.538,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.085.148,88 TL eksik "peşin harcın" tamamlanması için davacı tarafa tensip zaptının tebliğden tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Yine bu sürede eksik harç tamamlanmaz ise davaya devam olunmayacağı ve müteakip işlemlerin yapılmayacağı, 6100 sayılı HMK md. 150 ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. madde hükümleri de dikkate alınarak dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceğin ara kararın tebliği ile ihtar edilmiştir. Tensip zaptı davacılar vekiline 19/01/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından 2 haftalık kesin süre içinde eksik harcı ikmal edilmediğinden 11/02/2025 tarihli ara karar ile dosyanın işlemden kaldırılmıştır. Davacı 6100 sayılı HMK Md. 150 uyarınca işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde dosyayı yenilenmediğinden 6100 sayılı HMK.'nın 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Dosyanın işlemden kaldırılma tarihinden itibaren 3 ay içinde yenilenmediği anlaşıldığından HMK 150/5 uyarınca davanın 13/05/2025 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerin mahkemeye erişim haklarının orantısız bir biçimde engellendiğini, müvekkil şirketlerin dava konusunun değerine göre ödenmesi gereken peşin harcın çok yüksek olması nedeniyle bu harcı karşılayamadığını, bunun üzerine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkillerden mahkemece talep edilen bakiye harç miktarının 12.085.148,88 TL olduğunu, söz konusu meblağın Türkiye'de faaliyette olan ortalama bir şirketin yıllık cirosundan çok daha fazla olduğunu, kaldı ki bu meblağın yurt dışında faaliyet gösteren müvekkil şirketlerin bile karşılamakta zorlanacağı kadar yüksek olduğunu, öte yandan müvekkil ...tarafından 2008 yılında 20.000.000 ABD dolarının davalılara peşin ödendiğini, bu ödeme karşılığında devredilmesi gereken hisseler hiçbir zaman devredilmediği için yıllardır zarar ettiğini, bu kadar büyük zarara uğramış bir şirketin alacağını tahsil edebilmesi için talep edilen harç miktarının çok yüksek olduğunu, olayın tüm unsurları birlikte değerlendirildiğinde ve demokratik bir toplumda mahkemeye erişim hakkının sahip olduğu üstün konum göz önünde bulundurulduğunda, ilk derece mahkemesinin devletin harç toplama menfaati ile müvekkillerin mahkeme yoluyla hakkını arama menfaati arasında uygun bir denge kuramadığının açık olduğunu, Müvekkillerin alacağı Tahkim mahkemesi kararına dayandığından maktu harca tabi olduğunu, dosya kapsamında daha önce sunulan Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 10 Temmuz 2009 tarihli ve 81040 Kararının verilmesinden sonra, bu kararın yerine getirilmesi için müvekkiller ve davalılar arasında 25.12.2014 tarihi “Debt Repayment Agreement” (Borç Geri Ödeme Sözleşmesi) isimli sözleşme imzalandığını, dolayısıyla uyuşmazlığın tahkim kararının uygunluğu ve bu kararın gereklerinin yerine getirilmesine ilişkin sözleşmenin davalılarca ihlal edildiğinin tespitinden ibaret olduğunu, Harçlar Kanunu'nun Mahkeme Harçları başlıklı bölümünün Karar ve İlam Harcı başlıklı a bendinde tahkim yargılamasında bu bent hükümlerine göre harç alınmayacağının açıkça düzenlendiğini, yerleşik yargı uygulamalarına göre bu hükmün yabancı hakem kararlarını da kapsamakta olduğunu, müvekkil şirketlerin alacağının da Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 10 Temmuz 2009 tarihli ve 81040 Kararına dayandığını, dava konusu kefalet sözleşmesinin bu tahkim kararının gereklerinin yerine getirilmesine ilişkin olduğunu, bu durumda huzurdaki davada nispi harç ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davanın maktu harca tabi olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 25.12.2014 tarihli “...........” isimli sözleşme ile ikrar edildiği belirtilen 20.000.000-USD alacağının tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. arar verilmiştir.Somut dava, Londra Uluslararası Tahkim kararının tenfizine ilişkin olmadığından maktu harca tabi olmadığı, davacı taraf, Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesinin ....... Temmuz 2009 tarihli ve 81040 Kararının yerine getirilmesi için taraflar arasında .........12.2014 tarihli “Debt Repayment Agreement” (Borç Geri Ödeme Sözleşmesi) isimli sözleşme imzalandığını ileri sürüp ......12.2014 tarihli '' Borç Geri Ödeme Sözleşmesi'' başlıklı sözleşme uyarınca 20.000.000-USD alacağın tahsilini talep ettiklerinden nispi harca tabidir.Harçlar Kanununun 32. maddesinde "Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmiyen harcları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." hükümleri düzenlenmiştir. 30 maddede ise noksan harcın tamamlanmaması halinde HMK 150. maddeye göre işlem yapılacağı belirtilmiştir.Mahkemece bu doğrultuda 13/01/2025 tarihli tensip zaptının 10 numaralı ara kararı ile, dava değeri üzerinden harç eksikliğinin tamamlanması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, tensip zaptı 19/01/2025 tarihinde davacılar vekiline tebliğ edilmiş, mahkemece verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediğinden mahkemenin 11/02/2025 tarihli ara kararı ile Harçlar Kanunun 30. ve HMK 150.m. uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. İşlemden kaldırma tarihinden itibaren 3 aylık sürede de eksikliğin giderilmediği anlaşıldığından, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansı varsa avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.