T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1859 - 2025/1124 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2024/1859 KARAR NO : 2025/1124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03.07.2023 ESAS-KARAR NUMARASI : 2023/449…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1859 - 2025/1124 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2024/1859 KARAR NO : 2025/1124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03.07.2023 ESAS-KARAR NUMARASI : 2023/449 E., 2023/411 K. DAVA : Menfi Tespit (İİK 89/3) KARAR TARİHİ : 04.12.2025 YAZIM TARİHİ : 04.12.2025 Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle; davalılardan ... tarafından diğer davalılar aleyhine Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4454 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, takip borçluları müvekkilinden alacaklı olmadığı halde kötü niyetli ve haksız olarak müvekkili şirket aleyhine 89/1, 2 ve 3. haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkili yetkilisinin yurt dışından gelmiş olması nedeniyle mevzuatı bilmediğinden faydalanıldığını ve haciz ihbarnamelerinin kesinleştiğini, bu nedenle 89/3 haciz ihbarının da kesinleşmesi üzerine müvekkilinin banka hesaplarına bloke konulduğunu ve müvekkilinin ticaret yapamaz hale geldiğini, müvekkilinin takip borçlularından ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi haricindekilerle ticari bir ilişkisi olmadığını, belirtilen şirkete de borçlu olmadığını iddia ederek dosyaya girecek paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini dava etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı ... tarafından başlatılan icra takibinde, borçluya borçlu olduğu gerekçesi ile çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediğinden bahisle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. İİK'nın 89/3 maddesinde yer alan düzenlemede uyuşmazlık için hangi mahkemenin görevli olduğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/04/2016 tarih ve 3568 esas, 6425 karar ve 17/12/2015 tarih ve 7065 esas, 17162 karar sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu durumda İİK'nın 89/3 maddesine dayalı olarak açılan işbu menfi tespit davasında Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, görev hususu dava şartı olup mahkemece davanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardan olup, HMK'nın 114/(1) -c ve 115/(2) maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin davayı İİK m.89/3’e dayalı özel menfi tespit davası olarak nitelendirip görevsizlik kararı vermesinin usule aykırı olduğu, zira müvekkiline gönderilen haciz ihbarnamelerinin UETS üzerinden tebliğ edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin adresi aktif olarak kullanmaması nedeniyle süresinde itiraz edemediği ve ihbarnamelerin kesinleşmesiyle müvekkili borçlu konumuna getirilmesine rağmen davanın 89/3 kapsamında açılmadığı, bu nedenle görevsizlik gerekçesinin maddi olgulara uygun düşmediği, üçüncü kişinin kötü niyetli alacaklı ile borçlunun birlikte gerçekleştirdiği haksız fiil sonucu borçlu konumuna getirildiği, ödeme yapması beklenmeksizin İİK 72.maddeye dayalı genel menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı ...’ın takip borçlularıyla birlikte dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkilinin borçlu olmadığı halde sırf borçlu konumuna düşmesini sağlamak amacıyla haciz ihbarnamelerinin kesinleşmesini sağladığı, müvekkilin borçlularla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı ve davalı tarafından başlatılan takibin de kambiyo senedine dayalı olması nedeniyle genel menfi tespit davasında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, İİK m.89/3 uyarınca menfi tespit taleplidir. Davacı tarafça davanın İİK 72 madde gereğince menfi tespit davası olduğu savunulmuşsa da; İİK 89. maddede haciz ihbarnamelerinin gönderilme usulü, haciz ihbarnamelerine karşı üçüncü şahsın itiraz şekli ve süreleri, itiraz etmeyen veya itiraz süresini kaçıran üçüncü şahsın başvurabileceği hukuki yollar ayrıntılarıyla düzenlenmiştir. Bu durumda İİK'nın 89. maddesi uyarınca borç zimmetinde sayılan üçüncü şahsın, aralarında maddi hukuk anlamında hukuki ilişki bulunmayan alacaklıya karşı açtığı davada İİK'nın 72. maddesine dayanmasının mümkün olmadığı açıktır. "Her ne kadar davacı davasını dava dilekçesinde İİK’nun 72. maddesine dayandırmış ise de, davanın hukuki nitelendirmesi hâkime aittir. İİK’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türü olup, somut olayda davacı takip borçlusu olmadığından, belirtilen kanun hükmünün uygulanması mümkün değildir. Takip kapsamında davacı tarafça yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığından, davaya istirdat davası olarak da devam edilemez (Yargıtay 4. HD. 04.02.2019 T., 2016/15307 E., 2019/409 K.) Açıklanan nedenlerle dava İİK 72 madde gereğince açılmış menfi tespit davası olarak nitelendirilemez. Dava İİK 89/3 madde gereğince menfi tespit taleplidir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü fıkrası "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu açıkça belirtilmemişse de İİK 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki gibi açık bir düzenleme bulunmadığından, 89/3 maddede belirtilen mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 19.HD, 12.04.2016, 3568 E., 6425 K.;17.12.2015, 7065 E., 17162 K.) Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın düşümü ile kalan 345,55 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1-c gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 04.12.2025 Başkan Üye Üye Katip