Hukuk Genel Kurulu 2007/1-44 E., 2007/31 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/1-44 E., 2007/31 K. - GAYRİMENKULUN AKDİ - RESMİ SENETLERİN DÜZENLENMESİ- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 213 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ] - 2644 S. TAPU KANUNU [ Madde 26 ] "" Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.12.2005 gün ve 2004/675 E- 672 K. sayılı kara…
Hukuk Genel Kurulu 2007/1-44 E., 2007/31 K. **Hukuk Genel Kurulu 2007/1-44 E., 2007/31 K.** **- GAYRİMENKULUN AKDİ - RESMİ SENETLERİN DÜZENLENMESİ**- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 213 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ] - 2644 S. TAPU KANUNU [ Madde 26 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.12.2005 gün ve 2004/675 E- 672 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 20.04.2006 gün ve 2006/2837-4501 sayılı ilamı ile; (...Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakanın 8507 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlarını ölümünden kısa bir süre önce 6.6.2003 tarihli akitle davalı oğluna satış yoluyla temlik ettiği görülmektedir. Davacılar, anılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüşler, aynı amaç doğrultusunda başka kişilere de taşınmaz temlik ettiğini, bunların dava konusu olduğunu belirtmişlerdir. Ancak mahkemece sözkonusu temlikler üzerinde yeterince durulmamıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirascılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekirki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşınmaktadır.