İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2026 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketçe cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin sahip olduğu ... gemileri ile Tür…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/276 KARAR NO : 2026/323 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/11/2022 NUMARASI : 2021/58 Esas - 2022/661 Karar DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 23/02/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2026 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketçe cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin sahip olduğu ... gemileri ile Türkiye’den ihracat ve transit geçiş yapan araçların, ağır ve hacimli yüklerin, yine müvekkili şirket tarafından işletilen gümrüklü liman sahalarından Akdeniz Limanlarına (İtalya ve Fransa) deniz yoluyla taşınması faaliyetinde bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya da bu kapsamda hizmetler verildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini, verilen hizmetler nedeniyle müvekkilinin davalıdan 4.691,90-Euro alacağının bulunduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin uluslararası nakliye işi yaptığını, davalının müvekkiline ait ...plakalı dorselerin taşınması işini üstlendiğini, ancak davacı şirketin taşımacılık faaliyetini yerine getirirken, müvekkili şirkete ait araçlara hasar verdiğini, hasarın oluşmasından hemen sonra davacıya mail ile bilgi verildiğini, oluşan hasarlar için ekspertiz raporu tanzim edildiğini ve yine mail ile zararın giderilmesinin talep edildiğini, akabinde hasar tutarı için davacıya 12.08.2020 tarihli elektronik faturanın gönderildiğini, ancak faturanın davacıya tebliğ edilmesinden yaklaşık 1 ay sonra davacı tarafından müvekkili şirkete iade faturası gönderildiğini, bu faturanın müvekkili tarafından kabul edilmeyerek kayıtlara alınmadığını, yasal süresinde faturaya itiraz etmeyen davacıya, Bakırköy 40. Noterliği’nin 16.09.2020 tarihli ihtarname keşide edildiğini, ancak hasar bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin oluşan hasar bedeli nedeniyle davacıdan 23.600-TL alacağının bulunduğunu ve bu bedelin davacının alacağından takas edilmesini talep ettiklerini belirterek, müvekkilinin 23.600-TL alacağının davacı alacağından mahsup edilerek bu tutar açısından davanın reddine, aracın çalıştırılamadığı dönemlere ilişkin de müvekkilinin zararlarının bulunması ve reklamasyona maruz kalması sebebiyle kalan alacağa ilişkin davanın da reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın tarafları arasında davacının taşıyan, davalının da taşıtan sıfatını haiz olduğu, deniz yolu ile taşıma (navlun) sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu , bu taşıma nedeniyle 4.691,90-Euro bedelli hizmetin verildiği davaya konu edilen 4.691,90-Euronun navlun bedeli olup davacının davalıdan 4.691,90-Euro alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, uyuşmazlığın davalının takas define ilişkin olduğu, Pendik Gümrük Müdürlüğü tarafından ...plakalı dorselerin 03/07/2019 tarihinde liman sahasına giriş yaptıklarının belirtildiği, davalının sunduğu fotoğraflarda ... plakalı dorsenin tavanında, tavan arka sağ ve sol köşelerinde, yan duvar perçinlerinde ve boynuz lambasında hasar olduğu, ... plakalı dorsenin ise sadece yan duvar perçinlerinde basit bir hasar olduğunun bilirkişilerce belirtildiği, takasa konu edilen alacak, dava konusu taşımada taşınan dorselerin zarar görmesinden kaynaklı onarım bedeline ilişkin olup, TTK 1188 maddesi gereğince eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç teslimden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği ve bu sürenin taşıyanın eşyayı teslimi tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, hasarlı olduğu belirtilen dorselerin davacı tarafça davalıya 04/07/2019 tarihinde teslim edildiği sabit olup, buna göre takas definin hak düşürücü süre içerisinde davacıya iletilmediği yahut davaya konu edilmediği, takasa konu onarım bedeline ilişkin ilk olarak 12/08/2020 tarihinde davacıya elektronik fatura gönderildiği, davacı tarafça takibe başlanan 13/01/2021 tarihinde da TTK 1188 maddesi uyarınca hasara ilişkin onarım bedeli bakımından talebin hak düşümüne uğradığı, kaldı ki icra müdürlüğüne sunulan borca itiraz dilekçesi ile de takasın ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptaline, takibin 4.691,90-Euro alacak bakımından devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz işletilmesine, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; her ne kadar TTK 1188 maddesi gereğince eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç teslimden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşecek ise de, TTK'nın 1189. maddesinde, tazminat isteminin muhatabının, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğuracak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçtiği itirazından yararlanamayacağının belirtildiğini, dorselerin limana giriş tarihi 03/07/2019 olup, hasar tespit edilir edilmez 29/07/2019 tarihinde mail ile karşı tarafa bildirildiğini ve akabinde 31/07/2019 tarihinde ekspertiz raporu alındığını, sonraki süreçte ise davacının müvekkilini zararı tazmin edeceği bahanesi ile oyalamaya başladığını, müvekkilinin davacı tarafça oyalandığını anlayınca davacıya fatura düzenlediğini, müvekkilinin davacının eylemleri nedeni ile maddi zarara uğradığı gibi, iş yaptığı müşterilerine karşı da itibar kaybı yaşadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taşıma hizmet bedeli alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafça davalıya deniz yoluyla taşıma hizmeti verildiği sabit olup, davalının hizmetin verilmediği veya bedelinin ödendiği hususunda herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Ancak davalı tarafça; taşıma sırasında davacının müvekkiline ait ...plakalı dorselerde hasar oluşmasına sebebiyet verdiği iddia edilerek, hasar bedeli olarak 23.600-TL alacak yönünden takas defi ileri sürülmüş, ayrıca hasar nedeniyle aracın çalıştırılamadığı dönemlere ilişkin olarak maruz kaldıkları reklamasyon nedeniyle borcun bulunmadığı savunulmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafça düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediği de dikkate alındığında, davacının davalıdan 4.691,90-Euro alacaklı olduğunun kabulünün gerektiği, Pendik Gümrük Müdürlüğü tarafından ...plakalı dorselerin 03.07.2019 tarihinde liman sahasına giriş yaptıklarının bildirildiği dikkate alındığında, dorselerin davacının deniz taşıması sırasında hasar gördüğünün kabulünün mahkemenin takdirinde olduğu, davalının sunduğu fotoğraflarda ... plakalı dorsenin tavanında, tavan arka sağ ve sol köşelerinde, yan duvar perçinlerinde ve boynuz lambasında hasar olduğunun, ... plakalı dorsenin ise sadece yan duvar perçinlerinde basit bir hasar olduğunun görüldüğü, davacının dorselerinde meydana gelen hasar tutarının toplam 7.800-Euro olduğu, dorselerin birisi bakımından 4 iş günü olarak belirlenen onarım süresince toplam 300-Euro kazanç kaybı oluşacağı, buna göre davalının toplam zarar miktarının 8.100-Euro olduğu, dorselerin varma limanında teslim sırasında hasarlı olduğunun anlaşıldığı, TTK'nın 1178. maddesi gereğince oluşan zarardan davacı taşıyıcının sorumlu olduğu bildirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca; "iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir."Takas için, alacağın muaccel olması şarttır. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, talep ve dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Bunun istisnası zamanaşımına uğramış borçlarda görülür. TBK'nın 139/3 maddesine göre zamanaşımına uğrayan alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla mümkündür. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Karşılıklı alacaklar çekişmeli ise takasa bağlı hukuki sonuçlar, çekişmeli alacağa ilişkin mahkeme kararına göre belirlenir. Mahkeme alacağın varlığını kabul ederse takas geçerli olur, aksi takdirde takas hiç bir sonuç doğurmaz. Takas borcu sona erdiren sebeplerden biri olup, takas ile her iki borç da az olanı oranında sona erer.Somut olayda davalı tarafça hasara uğradığı ileri sürülen dorselerin limana giriş tarihi 03.07.2019 ve davalıya teslim tarihi 04.07.2019 olarak belirlenmiş olup, davalı tarafça hasar ihbarı ise TTK'nın 1185/1 maddesinde düzenlenen süreden çok sonra 29.07.2019 tarihinde yapılmıştır. Bu durumda hasarın taşıma sırasında meydana geldiğini ispat yükü davalı üzerinde olup, somut olayda bu husus kanıtlanamamıştır. Diğer yandan TTK'nın 1188/1 maddesi kapsamında gereğince, hasar kaynaklı her türlü tazminat istem hakkı bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, davalının dorse hasarından kaynaklanan takas defi de bu süre içerisinde ileri sürülmemiştir.TTK'nın 1189. maddesinde, tazminat isteminin muhatabının, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğuracak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamayacağı hüküm altına alınmış olup, davalı vekilince de davacının müvekkilini oyalayarak sürenin kaçırılmasına neden olduğu ileri sürülmüşse de, bu husus da kanıtlanamamıştır.Taraflar arasındaki yazışmalardan da bu sonuca varılamamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalının takas defiine konu ettiği alacakları için süresinde yargı yoluna başvurmadığı ,icra takibine itirazında da bildirmediği anlaşılmakla mahkemece davalının takas defi dikkate alınmaksızın davalıya verildiği sabit hizmet bedeline dayalı alacağın tahsiline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş,istinaf nedeni yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.724,28-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 681,25-TL harcın mahsubu ile kalan 2.043,03-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 36-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2026