Hukuk Genel Kurulu 2013/10-237 E. , 2013/1702 K. "" MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2012 HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kurum işleminin iptali ile kesilen ölüm aylığının devamı istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin babası nedeniyle yetim aylığı aldığını, ancak davalı kurumu…
**Hukuk Genel Kurulu 2013/10-237 E. , 2013/1702 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2012 HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kurum işleminin iptali ile kesilen ölüm aylığının devamı istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin babası nedeniyle yetim aylığı aldığını, ancak davalı kurumun eski eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığını kestiğini, müvekkilinin boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını, eski eşinin müşterek çocuklarını görmek için müvekkilinin evine geldiğini, kurum işleminin usulsüz olduğunu belirterek, kurum işleminin iptali ile haksız olarak kesilen maaşın kesilme tarihinden (22.10.2008) itibaren müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) vekili cevap dilekçesinde özetle, vefat eden babasından dolayı kızı olan davacıya boşanması nedeniyle yetim aylığı bağlandığını, kontrol memurlarının raporu ile davacının boşandığı kocası ile birlikte yaşadığının tespiti üzerine 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca yetim aylığının kesildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yerel Mahkemece, 13.12.2011, 23.12.2011, 28.12.2011 tarihli yazılarda davacının boşandığı eşiyle aynı evde yaşarken taşındığının bildirildiği, davalı tanığı, H.. Ü..'ün yargılama sırasındaki ifadesinde kaçamaklı olarak kontrol memuruna verdiği ifadesini teyit ettiği, davacının eşinden anlaşmalı boşandığı, davacının boşanma davasında nafaka ve tazminat istemediği bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle ilk hükümde direnilmiştir. Direnme hükmü, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, davacının almakta olduğu ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun’un 56/son maddesi hükmü uyarınca kesilmesine ilişkin Kurum işleminin yasaya uygun olmadığı hususunun ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. 5510 sayılı Kanunun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56. maddesinde: “(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/36 md.) Ölen sigortalının hak sahiplerinden; a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirdiği,