T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2315 - 2026/204 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2315 KARAR NO : 2026/204 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2022 NUMARASI : 2020/87 E. - 2022/74 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Dairemizce verilen 24/01/2025 tarih ve 2022/1402 Esas 2025/113 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2315 - 2026/204 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2315 KARAR NO : 2026/204 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2022 NUMARASI : 2020/87 E. - 2022/74 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Dairemizce verilen 24/01/2025 tarih ve 2022/1402 Esas 2025/113 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/10/2025 tarih ve 2025/1614 Esas, 2025/6310 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2014 yılından beri “...” adıyla yöresel lezzetler ve bu lezzetlerin bir araya gelerek fuar düzenlenmesi hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, “...” markasını 2014 yılında 2014/05581 tescil no ile 41. ve 35. Sınıflarda tescil ettirdiğini, davalının, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin sektörde yıllardır emek harcayarak tanınmış hale getirdiği “...” sloganlı markasından haksız olarak faydalanmak için müvekkili markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olan 2017/53421 nolu “...? ... ...+Şekil” ibareli marka başvurusunda bulunarak tescil ettirdiğini, iş bu marka başvuruna karşı taraflarınca Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1040 Esas Sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığını, davalı adına 2017/53421 Tescil no ile tescilli marka mevcut iken, dava konusu 2018/91594 numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, tüm bu başvuruların davalının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin iş bu markayı 2014 yılından beri kullanmak suretiyle marka üzerinde geçmişe dayalı kullanımından kaynaklı üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin tescilli markaları ile, itiraza konu marka başvurusunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve seri marka izlenimi yaratacağını, yapılan fiillerin haksız rekabete neden olduğunu, davalının, müvekkili ile aynı sektörde ve faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ilgili sektörde ve faaliyet gösterdiği bölgede tanınmış marka olduğunu, “...” ile “...” ibaresinin iltibasa sebebiyet vereceğini, taraf markalarında geçen “...” VE “...” ibarelerinin aynı anlamlara geldiğini, dava konusu markanın müvekkili markası olduğu veya şubesi ya da seri markası olduğu yanılgısına düşebileceğini, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2019-M-10687 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasının kendine özgü olduğunu, iltibas yaratmadığını, müvekkili tarafından tescil talebinde bulunulan marka ile davacının mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın tescil ettirdiği markanın “... ...” olduğunu “...” ibaresinin ise slogan ibare olduğunu, "...", sloganının günlük hayatta sürekli kullanılan bir soru cümlesi olduğunu, davacı markasının esas unsurunun ... olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tarafların hitap etmiş oldukları kesimlerin birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusu kapsamında da yer aldığı görülen 35.01-04 alt grupları ile 03, 05, 08, 11, 13, 14, 15, 16, 18, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34. Sınıflardaki malların satışına ilişkin 35/05 alt grubunda ve 41. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamının, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında da yer aldığı, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer hizmetleri kapsadıkları, “...?” kelimesinin slogan niteliğinde kullanılan bir ibare olup kavramsal niteliği itibarıyla marka olarak algılanmasının mümkün olmayan bir yardımcı unsur olarak yer aldığı, markadaki esaslı unsurun “... ...” ibaresi olduğu, davacının markasının incelenmesinde de; “...” ibaresinin bir etkinlik adı olarak kullanıldığı, “...” kelimesinin de slogan niteliğinde kullanıldığı, markadaki esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu, başvuru konusu marka ile davalı marka arasında herhangi bir karıştırılma ihtimalinin doğmayacağı taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusunun "kötüniyetli" olarak yapıldığını, davalı karşı tarafın esas amacının kötüniyetli olarak “...” ibaresini tescil ettirmek olduğunu, davalı karşı tarafın marka yedekleme yoluyla ve ısrarla "..." ibarelerini tescil ettirmeye çalıştığını ve bu durumun kötüniyetin varlığı için tek başına yeterli olduğu ortada iken, bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamış olmasının eksik inceleme mahsulü olduğunu, davalı taraf başvuruları ve tescilli markaları incelendiğinde "... ..." ibaresinin okunmayacak derecede küçük ve sadece "tescil engelini ortadan kaldırma kastıyla" yazılmış olduğunu, müvekkilinin "..." sloganını ön plana çıkartarak kullanmakta olduğu ve bu sloganın müvekkilinin markası ile özdeşlemiş olduğunu, davalı adına, müvekkilinin markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olan 2017/53421 tescil no ile tescilli “...” marka başvurusuna karşı Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1040 Esas Sayılı dosyası ile açılan hükümsüzlük davasında 13.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ve 28.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporu ile dava konusu ile birebir aynı markanın müvekkilin tescilli markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizce, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı,“...?” kelimesinin slogan niteliğinde kullanıldığı, marka olarak algılanmasının mümkün olmayacağı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki istinaf itirazlarının esas yönünden reddinin gerektiği, davacı tarafça, diğer iddiaların yanında, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususlarda İlk Derece Mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, davacı vekilince de İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmeyen kötüniyetin istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü, davacı markası ile dava konusu marka arasında iltibas bulunmadığı gibi bunun dışında, davalı markasının tescilinin kötüniyetli olduğuna dair başkaca bir hususun iddia ve ispat edilemediği, sırf marka başvurusunda bulunmanın kötüniyeti göstermeyeceği, davacının kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 16/10/2025 TARİH VE 2025/1614 ESAS, 2025/6310 SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da, taraf markaları arasında görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı markasında yer alan "..." ibaresi ile davalı şirketin marka başvurusunda bulunan "..." ibaresi arasında iltibas ihtimali olduğu, "..." yerine "..." kelimesinin getirilmesinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği, nitekim dava dilekçesinde değinilen Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1040 E. sayılı dosyasında da davalının 2017/53421 tescil nolu markasının davacı markası ile benzer olduğu belirlenmiş olup, iş bu kararın 21.05.2025 tarih, E. 2024/5441, K. 2025/3525 sayılı ilam ile onandığı, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince davalının kötüniyetli olmadığı belirtilmişse de, davalı tarafından "..." ibaresi "..." şeklinde değiştirilerek yeniden marka başvurusu yapılmasının da kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan deliller ile uyulan bozma ilamına göre, taraf markaları arasında görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasında yer alan "..." ibaresi ile davalı şirketin marka başvurusunda bulunan "..." ibaresi arasında iltibas ihtimali olduğu, "..." yerine "..." kelimesinin getirilmesinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1040 E. sayılı dosyasında da davalının 2017/53421 tescil nolu markasının davacı markası ile benzer olduğu belirlenmiş olup, iş bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.05.2025 tarih, E. 2024/5441, K. 2025/3525 sayılı ilamı ile onandığı, diğer yandan, davalı tarafından "..." ibaresi "..." şeklinde değiştirilerek yeniden marka başvurusu yapılmasının da kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne dair aşağıda gösterilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2019-M-10687 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 677,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 175,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 480,50-TL tebligat ve posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 6.159,90-TL yargılama giderine, 54,40-TL peşin harç ve 54,40-TL başvurma harcı eklenerek hesaplanan toplam 6.268,70-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalılar uhdesinde bırakılmasına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirmesine rağmen vekilin duruşmaya katılmaması nedeniyle duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, Dair, duruşmaya katılan davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 28/01/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.