T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/231 KARAR NO : 2026/307 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/783 DAVA TARİHİ: 23/10/2025 ARA KARAR TARİHİ 04/12/2025 DAVA: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 25/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/231 KARAR NO : 2026/307 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/783 DAVA TARİHİ: 23/10/2025 ARA KARAR TARİHİ 04/12/2025 DAVA: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 25/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 14.03.2025 tarihinde karşılıklı imzalanan Müşavirlik Hizmet Sözleşmesi ile davalı şirketçe, müvekkilinin inşa edeceği "İstanbul İli, ... Mahallesi. ... Ada 1,2,3,5,9,10,11,12 parsel" sayılı arazi üzerindeki taşınmaz bakımından inşaat ruhsatı alınması ve fiili olarak inşaat faaliyetlerinin başlaması aşamasına değin yürütülecek idari süreçlerde dahil olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına gerekli başvuruların yapılması, takip edilmesi ve başvuru hususlarının değerlendirilmesi hususlarında hukuki ve idari danışmanlık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin taahhüt edildiğini, imzalanan sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından 5 adet çek düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalı şirketçe 30.05.2025 tarihli ... seri numaralı ve 30.09.2025 tarihli ... seri numaralı çeklerin tahsil edildiğini, müvekkilinin inşa edeceği projede arsa malikleriyle anlaşılamaması üzerine iptal edildiğini, ortada inşa edilecek bir taşınmaz kalmadığından taraflar arasındaki müşavirlik sözleşmesinin de konusuz kaldığını ve geçersizliğinin ortaya çıkması nedeniyle sözleşme kapsamında ödenmiş bedelin ve teslim edilen çeklerin iadesi zarureti doğduğunu 20.08.2025 tarihli ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını belirterek teminatsız olarak aksi halde dava konusu çeklerin miktarının fazla olduğu göz önüne alınarak uygulanabilecek en düşük oran ile öncelikle dava konusu çekler bakımından çeklerin ibrazı veyahut bankadan talep edilmesi halinde ödeme yasağı konulması şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, üç adet çek bakımından davalıya karşı borçlu olunmadığının tespitini ve çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2025 tarihli ara kararı ile, çeklerin avans çeki olarak verildiği, sözleşme kapsamının belirsizliği, ihtarname, ihtarnamede davalı tarafça yerine getirilmiş iş ve işlem olmadığının ihtarı, ihtarın tebliğ edilmiş olması, ihtara cevap verilmemiş olması dikkate alındığında dava konusu ... seri numaralı çekler yönünden ödeme yasağı konulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin çek bedellerinin %20'si teminat karşılığı kabulü gerektiği gerekçesiyle İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile kıymetli evrakların (...seri numaralı çekler) bedelinin takdiren %20'si (6.000.000,00-TL %20'si = 1.200.000,00-TL) oranında teminat yatırılması halinde çeklerin bedelinin ödemeden men'ine, bu konuda muhatap bankaya müzekkere yazılmasına, müzekkerede çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmişse ibraz edenin kimlik ve adres bilgilerinin bildirilmesi, çek hesabının kime ait olduğunun bildirilmesi ve varsa çekin arkalı önlü onaylı bir örneğinin gönderilmesinin, çekin meblağı ve diğer bilgiler birbirini tutuyorsa ödeme yasağı konulmasının istenilmesine, talep halinde davacı tarafa elden takip yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin 11.11.2025 tarihli ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde; ihtiyati tedbire dair yapılan gerekçe ve tedbir konusunun niteliği hatalı değerlendirilmiş olup takdiren belirlenen teminat son derece cüzi olduğundan tedbirin kaldırılmasını ve teminatın artırılmasını talep ettiklerini, ihtara cevap verilmediği kesin olarak kabul edilerek tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu bağlamda menfi tespit davasının tabiatı gereği alacağın varlığı için tahkikat yapılması gerekirken yalnızca davacı beyanı üzerine tedbir kararı verilmesinin adil yargılanma hakkının ve muhtelif anayasal hakların açıkça ihlali niteliğinde olduğunu, somut olayda davacının haklı olduğunu asla kabul manasına gelmemekle müddeabihin elde edilmesini zorlaştıracak yahut imkansız hale getirecek bir husus söz konusu olmadığından tedbir talebinin reddi gerektiğini savunarak ihtiyati tedbirin kaldırılması aksi kanaate ise teminatın arttırılmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince 13.11.2025 tarihli ara karar ile "Davalı vekilinin, ihtiyati tedbir kararına itirazının duruşmalı değerlendirilmesine" dair karar verilmiş, 04.12.2025 tarihli duruşmada taraf vekillerinin dinlenmesinden sonra "Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine" verilen karara yönelik gerekçeli ara kararda:"Dosya kapsamında mübrez müşavirlik sözleşmesinin 4.2. maddesi incelendiğinde; 1.600.000 TL tutarlı 30.05.2025 tarihli çekin "avans olarak", kalan 8.000.000 TL'nin ise dört eşit taksit halinde 30.09.2025, 31.10.2025, 30.11.2025 ve 31.12.2025 tarihli çeklerle ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Her ne kadar sözleşmede bu ödemeler "taksit" olarak adlandırılmış ise de, sözleşmenin bütünü incelendiğinde bu taksitlerin hangi iş kalemlerine veya hangi hizmet aşamalarına karşılık geldiğinin belirlenmediği, sözleşmede bir hakediş sistemi öngörülmediği, işin hangi kısımlarının hangi tarihlerde tamamlanacağının düzenlenmediği anlaşılmıştır.Bu durumda sözleşmedeki "taksit" ibaresi, salt ödeme vadesinin belirlenmesine ilişkin olup, bu ödemelerin ifa edilmiş bir edimin karşılığı olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Henüz ifa edilmemiş ve ifa takvimi dahi belirlenmemiş bir hizmet karşılığında ileri keşide tarihli olarak verilen çekler, mahiyeti itibarıyla avans niteliğindedir. Zira sözleşmenin 4.1. maddesinde müşavirin yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında ödeme yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, bu yükümlülüklerin hangi aşamada ve ne zaman yerine getirileceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla ileri keşide tarihli çeklerin de henüz ifa edilmemiş bir edim karşılığında peşinen verilmiş olması ihtimali nedeniyle avans niteliğinde olduğunu hususunda yaklaşık ispat bulunmaktadır.Bu nedenle çeklerin niteliğine ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Yaklaşık İspat Şartının Sağlanmadığına İlişkin İtiraz Yönünden: Davalı vekilleri, davacı tarafın davalı şirketin sözleşme konusu edimlerini ifa etmediğine dair yaklaşık ispat şartını sağlayacak herhangi bir belge sunmadığını, salt beyan üzerine tedbir kararı verildiğini ileri sürmüştür.İhtiyati tedbir yargılamasında aranan ispat ölçüsü "yaklaşık ispat" olup, tam ispat aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafından dosyaya sunulan müşavirlik sözleşmesi, 20.08.2025 tarihli ihtarname ve bu ihtarnamenin 21.08.2025 tarihinde davalıya tebliğ edildiğine dair belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ihtarnamede davalı tarafça yerine getirilmiş bir iş ve işlem bulunmadığının ihtar edildiği, bu ihtara davalı tarafça herhangi bir cevap verilmediği, sözleşme kapsamının belirsizliği ve projenin iptal edildiği iddiaları nazara alındığında, davacının yaklaşık ispat yükünü yerine getirdiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle yaklaşık ispat şartının sağlanmadığına ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. İhtarnameye Cevap Verilmemesinin Tedbir Gerekçesi Yapılmasına İlişkin İtiraz Yönünden: Davalı vekilleri, hukuk mevzuatında sükutun inkar olarak yorumlandığını, ihtara cevap verilmemesinin aleyhe bir sonuç doğuracak şekilde değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür.İhtiyati tedbir kararında ihtara cevap verilmemiş olması tek başına tedbir gerekçesi olarak kabul edilmemiş, aksine çeklerin avans niteliği, sözleşme kapsamının belirsizliği, ihtarnamede davalı tarafça yerine getirilmiş iş ve işlem olmadığının ihtarı ve ihtarın tebliğ edilmiş olması hususları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Davalı tarafın, ihtarnamede ileri sürülen iddialara karşı somut bir cevap vermemiş olması, yaklaşık ispat değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir husus olup, bu durum tek başına sükutun ikrar sayılması anlamına gelmemektedir. Bu nedenle bu yöndeki itiraz da yerinde görülmemiştir. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İtiraz Yönünden: Davalı vekilleri, menfi tespit davasının tabiatı gereği tahkikat yapılması gerekirken savunma süresi beklenmeksizin tedbir kararı verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.HMK m.390/2 hükmü uyarınca "Talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir." Somut olayda çeklerin vadelerinin yaklaşmış olması ve ibraz halinde ödenmesi tehlikesinin bulunması karşısında, ihtiyati tedbir kararının karşı taraf dinlenmeden verilmesi usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Teminat Oranının Yetersizliğine İlişkin İtiraz Yönünden: Davalı vekilleri, %20 teminat oranının son derece cüzi olduğunu ve artırılması gerektiğini ileri sürmüştür.HMK m.392 uyarınca ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Somut olayda belirlenen %20 teminat oranı, dava konusu çek bedellerinin toplamı olan 6.000.000 TL üzerinden 1.200.000 TL'ye tekabül etmekte olup, bu miktar olası zararları karşılamaya elverişli görülmüştür. Davacının sözleşmenin konusuz kaldığı ve davalının edimlerini ifa etmediği yönündeki iddiaları, dosyaya sunulan belgeler ve yaklaşık ispat ölçüsü birlikte değerlendirildiğinde, mevcut teminat oranının makul ve yeterli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle teminat oranının artırılmasına ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. HMK m.389 Şartlarının Oluşmadığına İlişkin İtiraz Yönünden: Davalı vekilleri, davalı şirketin 1994 yılından beri faal olan bir belediye iştiraki olduğunu, iflas veya tasfiye sürecinde bulunmadığını, bu nedenle davacının müddeabihini tehlikeye sokacak bir durum olmadığını ileri sürmüştür.Çeklerin vadelerinin yaklaşmış olması karşısında, ibraz halinde ödeme yapılması ve davacının borçlu olmadığı bir borcu ödemek durumunda kalması tehlikesi mevcuttur. Davalı şirketin mali yapısının güçlü olduğu iddiası, çeklerin tahsili halinde davacının uğrayacağı zararı bertaraf etmemektedir. HMK m.389'da aranan "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde" şartı, çeklerin niteliği ve vade tarihlerinin yakınlığı gözetildiğinde somut olayda gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu nedenle HMK m.389 şartlarının oluşmadığına ilişkin itiraz da yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle Mahkememizin 04/12/2025 tarihli mürafa duruşmasında ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir." belirtilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbire itiraz dilekçesindeki açıklamalar tekrar edilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, hizmet alım sözleşmesi nedeniyle verilen kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, istinaf incelemesine konu karar ise dava konusu çeklerin ödenmesinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbire vaki itirazın reddi istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir."Diğer yandan tedbir kararının verilebilmesi için 6100 Sayılı HMK'nın 390. maddesi uyarınca "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi)Dava dilekçesi ekinde sunulan 14.03.2025 tarihli davacı ve davalı şirkete atfen atıfı imzaların yer aldığı "Müşavirlik Hizmet Sözleşmesi" başlıklı anlaşmanın maddeleri incelendiğinde:" Madde 1-Sözleşmenin Tarafları 1.1 Bu sözleşme bir tarafta ... ... LİMİTED ŞİRKETİ (bundan sonra İŞVEREN olarak anılacaktır) ile diğer tarafta ... ANONİM ŞİRKETİ (bundan sonra ... ... olarak anılacaktır) arasında aşağıda yazılı şartlar dahilinde akdedilmiştir....Madde 3 - Sözleşmenin Konusu3.1 İşbu sözleşme ..., İŞVEREN 'in İstanbul İli, ... Mahallesi ... Ada 1,2,3,5,9,10,11,12 Parsel sayılı arazi üzerinde inşa edeceği taşınmaz yapının inşaat ruhsatı alınması ve fiili olarak inşaat faaliyetlerinin başlaması aşamasına değin yürütülecek idari süreçlerde dahil olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına gerekli başvuruların yapılması, takip edilmesi ve başvuru sonuçlarının değerlendirilmesi hususlarında hukuki ve idari danışmanlık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesini düzenler. Madde 4 - Ödeme Miktarı ve Zamanı 4.1 İŞVEREN, ...'in işbu sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında toplam 8.000.000,00 (sekizmilyon) TL + (KDV) ödeme yapacaktır. 4.2 İŞVEREN, işbu sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedelinin avans olarak 1.600.000,00 (birmilyonaltıyüzbin) TL (KDV dahil) tutarını 30.05.2025 tarihli çek ve kalan 8.000.000,00 (sekizmilyon) TL (KDV dahil) bedeli ise 4(dört) eşit taksit olarak aşağıda belirtilen tarihlerde 2.000.000,00 (ikimilyon) TL (KDV Dahil) şeklinde ödeyecektir. İşbu ödemeler ... 'in ... A.Ş-TR... İBAN numaralı hesabına ödenecektir. 1.Taksit 2.000.000,00 (ikimilyon) TL (KDV Dahil) 30.09.2025 tarihli çek 2.Taksit 2.000.000,00 (ikimilyon) TL(KDV Dahil) 31.10.2025 tarihli çek 3.Taksit 2.000.000,00 (ikimilyon) TL (KDV Dahil) 30.11.2025 tarihli çek 4.Taksit 2.000.000,00 (ikimilyon) TL (KDV Dahil) 31.12.2025 tarihli çek Madde 5 - Sözleşmenin Feshi 5.1 İşbu sözleşme 1(bir) yıl süreli olup sözleşme süresi sonunda sözleşme kendiliğinden sona erecektir. 5.2 ..., işbu sözleşmeyi İŞVEREN'e yazılı olarak bildirmek kaydıyla her zaman feshedebilir. İşbu sözleşmenin ... tarafından feshedilmesi halinde varsa İŞVEREN'in ödemiş bedeller fesih tarihten itibaren 30(otuz) gün içerisinde İŞVEREN'e iade edilecektir. İŞVEREN; sözleşmenin feshi nedeniyle ...'den tazminat, faiz ve her ne nam ve ad altında olursa olsun ödemiş olduğu bedelden daha fazla bedel talep etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder. 5.3 İnşaat faaliyetlerinin herhangi bir nedenle başlayamaması halinde İŞVEREN işbu sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin işbu madde nedeniyle feshedilmesi halinde işbu sözleşmede belirtilen toplam bedelin 10'u ...'e cezai bedel olarak ödenecektir. İşbu sözleşmenin bu nedenle feshedilmesi halinde İŞVEREN'in varsa yapmış olduğu ödemeler ilgili cezai bedel düşüldükten sonra gerçekleştirilecektir. Fesih tarihi itibariyle İŞVEREN'in ödediği bedel işbu sözleşmede kararlaştırılan ve ...'e ödenmesi gereken bedelden daha düşükse ... İŞVEREN'e ödeme yapmakla yükümlü değildir. İŞVEREN, fesih tarihinden itibaren 30(otuz) gün içerisinde eksik kalan cezai bedeli ...'in bu sözleşmede belirtilen hesabına yatıracaktır." şeklindedir.Dava dilekçesi ekinde sunulan 21.08.2025 tarihli davacı şirketçe davalı şirkete gönderilen "14.03.2025 tarihli Müşavirlik Hizmet Sözleşmesinin feshi ve ödenen bedel ile çeklerin iadesi hk." konulu ihtarnameye ilişkin kep sistemi üzerinden gönderilen evrakta:"...Yukarıda açıkladığımız sebeplerle, taraflar arasındaki 14.03.2025 tarihli Müşavirlik Hizmet Sözleşmesinin, sözleşmenin konusuz kalması ve ifasının imkansızlaşması sebebiyle müvekkilce feshedildiğini bildirir; müvekkil tarafından ödenen 1.600.000 TL bedelin aşağıda belirtilen hesaba 7 gün içerisinde iadesini; tarafınıza teslim edilmiş bulunan toplam 8 milyon TL bedelli 4 ayrı çekin 7 gün içerisinde müvekkil şirkete teslimini; aksi halde yasal yollara başvurulacağını ve mahkeme harç ve masrafları ile vekalet ücretlerinin tarafınıza yükleneceğini ihtar ve talep ederiz" bildirildiği ve 21.08.2025 teslim edildiği ve okunduğu kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu hizmet alım sözleşmesi kapsamında verdiğin dört ayrı çekten bir adedinin davalı tarafça tahsil edildiği davalıya gönderilen ihtarname ile szöleşmenin fesettiği bildirilerek diğer üç adet çek yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin iş bu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam bir ispat seviyesi aranmadığı, yaklaşık ispat ölçüsünün yakalanmasının yeterli olduğu, davacılar vekilinin dava dilekçesine eklediği deliller ve iddiaları talep edilen tedbir için bu aşamada yaklaşık ispat koşulunu gerçekleştirmiş olup tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız zararların doğma ihtimali gözetildiğinde mahkemece İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, teminat tutarının İİK'nın 72/4. maddesindeki tazminat oranından daha düşük tutarda da belirlenmediği ve somut olay koşullarında orantılı ve ölçülü olduğu kanaatine varılmıştır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/02/2026