11. Hukuk Dairesi 2012/842 E. , 2013/17500 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/04/2011 tarih ve 2009/241-2011/202 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/10/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan asıl ... ile vekili Av. ... ile davalı vekili avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işleri
**11. Hukuk Dairesi 2012/842 E. , 2013/17500 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/04/2011 tarih ve 2009/241-2011/202 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/10/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan asıl ... ile vekili Av. ... ile davalı vekili avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin bankadan konut kredisi kullandığını, yine bankadaki çek hesabı nedeniyle davalı tarafından hayat sigortaları tanzim edildiğini, murisin kalp yetmezliği sonucu vefat ettiğini, davalının poliçe başlangıcında hastalığın gizlendiğini belirterek ödemede bulunmadığını, formdaki imzanın murise ait olmadığını ileri sürerek, 88.838 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, murisin başvuru formunda hastalıklarını gizlediğini, bu nedenle 6762 Sayılı TTK'nun 1290. maddesi uyarınca cayma haklarını kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile riziko sebebi arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının cayma hakkını kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak; dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile riziko arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla riziko sebebi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin riziko öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko sebebi olan kalp yetmezliği arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve kötüniyetle gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'na verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.