7. Hukuk Dairesi 2022/4309 E. , 2022/7178 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.11.2014 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, eski hale iade, ecrimisil ve tazminat talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulü…
**7. Hukuk Dairesi 2022/4309 E. , 2022/7178 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.11.2014 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, eski hale iade, ecrimisil ve tazminat talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, el atmanın önlenmesi, eski hale getirme, ecrimisil ve tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin Bursa ili, ... ilçesi, 456 ada (yeni 643 ada) 116 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmaza davalının mermer taş bloklar yerleştirmek suretiyle haksız müdahale ettiğini, her bir mermer bloğun ağırlığının yaklaşık 25 ton olduğunu, taşınmazda tarım yapamama ihtimalinin oluştuğunu belirterek, dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin men'ine, taşınmazın eski hale getirilmesine, 05.06.2014 günlü tespit tarihinden itibaren tecavüzün sona erme tarihine kadar belirlenecek olan ecrimisil bedelinin (aylık 1.500,00 TL olmak üzere şimdilik 9.000,00 TL) ve tazminatın (şimdilik 1.000,00 TL) davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 14.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi (bozmadan sonra) ile ecrimisil istemini 72.326,96 TL'ye, tazminat istemini ise 9.075,51 TL'ye ıslah etmiştir. Davalı vekili, ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davalının dava konusu taşınmaza komşu parselde kiracı olduğunu, taşınmazların sınırlarını ayıran belirgin hiç bir emare bulunmadığını, kiracı sıfatıyla kullanılan yan parseldeki taşınmazın daha önce kömür depolama alanı olarak kullanıldığını, taşınmaz tarım toprağı vasfını yitirmiş ise davalının kusurunun bulunmadığını, haksız kullanıldığı iddia edilen kısmın dava konusu taşınmazın ne kadar kısmına isabet ettiği, ecrimisilin dava tarihine kadar istenebileceğini, dava tarihinden sonraki tarihe karşılık gelen talebin ayrı bir dava konusu olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.06.2020 gün ve 2018/5313 Esas, 2020/2850 Karar sayılı ilamında davacı vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, usul ve yasaya aykırı hesaplandığı gerekçesiyle ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalının fen bilirkişisi ... Güyen'in 09.03.2015 tarihli raporunda ''A'' harfi ile göstermiş olduğu 19.318,10 metrekarelik kısma müdahalesinin menine, eski hale getirilmesine dair verilen karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 22.02.2021 tarihli heyet bilirkişi raporu uyarınca davacının ecrimisil talebinin kabulü ile 05.06.2014-11.11.2014 tarihleri arasındaki aylara ilişkin tespit edilen 72.326,96 TL ecrimisil bedelinin ve 9.079,51 TL eski hale getirme masrafının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 2. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne, 320. maddesinin 4. fıkrasında; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmüne yer verilmiştir. İddia ve savunma ..., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hukuki dinlenilme ... başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat ..."nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme ...” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme ... tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen ... yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme ..., ... yargılanma ... içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın ... meramını anlatma ... ya da iddia ve savunma ... da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme ..., bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme ..., bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme ..., yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma ... da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma ... tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma ..., tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesinde; "ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadarda ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." şeklinden düzenleme bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesine 22.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanunun 18. maddesi ile eklenen fıkra ile bozmadan sonra da ıslah yapılabilmesinin önü açılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; 1- Davalı vekili 15.12.2021 günlü dilekçesi ile 16.12.2021 tarihinde yapılacak celse için başka adliyede bulunan mahkemelerdeki aynı tarihli duruşmalarını somutlaştırarak mazeretli kabul edilmesini ve yeni duruşma gün ve saatinin UYAP ortamından öğrenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin başka yerdeki mahkeme ile eldeki davanın duruşmasına aynı anda katılması mümkün olmadığından mazeret isteminin reddine karar verilmesi davalı asilin hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturmaktadır. Mazeret isteminin kabulü ile yeni duruşma gününün belirlenmesi gerekirken davalı vekilinin yokluğunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesine göre karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. Davacı vekili tarafından 14.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi dosyaya ibraz edilmiş, bu dilekçe davalı tarafa tebliğ edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.